Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Nâzım Hikmet ve Kadınlar

Zeynep Oral

Nâzım Hikmet Vakfı, Şişli’deki Nâzım Hikmet Kültür Sanat Merkezi’nde “Nâzım’ı tanımak ve anlamak” söyleşileri düzenliyor. Önümüzdeki hafta (4 Mart’ta) sıra bende. “Nâzım Hikmet ve Kadınlar” başlıklı bir söyleşi için hazırlanırken, Türk edebiyatının en güzel aşk şiirlerini yazmış olan şairin düz yazılarını yeniden okuma gereğini duydum.
Okurken, okurken... Konuyla ilgili ve hem birbiriyle, hem kendi içinde çelişkili 3 yazısına rastladım.
İşte Nâzım Hikmet’in Akşam gazetesinde Orhan Selim imzasıyla yazdığı “Feministlik” başlıklı yazı: (10.4.1935)

Feministlik
“Anlamadığım nesnelerden birisi de feministliktir. Beni ters anlamayın, kadın ve erkek arasında ne ekonomi, ne ahlak, ne politika bakımından ayrılık gözetilmemesini isteyen bir adamım, bu üç bakımdan kadınla erkek arasında ayrılık tanımam, gel gelelim, feministlikten, süfrajetlikten anlamıyorum bir türlü.
Bunların ağırbaşlı, verimli bir iş olduklarını sanmıyorum. Bana: ‘Kabalık ediyorsun, pot kırıyorsun’ diyeceksiniz, ‘Yakında İstanbul’da uluslararası bir kadınlar kongresi toplanacak, bu kongreye gelen konuklar arasında feministler, eski süfrajetler de var’ diye çıkışacaksınız.
Ben de, size diyeceğim ki: ‘Düşündüğümü söylemek mi daha iyi olur, yoksa ikiyüzlülük gösterip pohpohlamam mı?’
Siz: ‘Kim senin düşünceni sordu, ne düşündüğünü söyleyip kabalık et, ne de düşünmediğini söyleyip ikiyüzlülük, sus, ağzını açma, yeter!’ diyeceksiniz.
Niye susayım? Sus, sus, sus, olduktan sonra ne diye yazı yazıyorum burada. Üstüne üstlük bir de düşünceler adlı başlık almışım...
Siz, yine diyeceksiniz ki: ‘Feministliğe çatmak kolayına geldi de onun için veriştirmeye başlayacaksın.’
Bakın, bu sözünüzde doğruya yakın bir düşünce var. Doğru söze can kurban olduktan sonra, ben elbette bugün yazmak istediğim yazıyı kurban edebilirim. Susuyorum işte...” (Adam Yayınları, Yazılar 3, sayfa 76) Buyurun buradan yakın: Hem feministlikten anlamıyor, hem yargılıyor... Hem ekonomi, ahlak, politika bakımından ayırmam diyor hem küçümsüyor...

Kadınlık için
Tan gazetesinden başlık: “Kadınlık İçin” (13.10.1935) Bunda insaflı ve ileri görüşlü. Durumu “kurtarmaya” çalışıyor.
“Kadının iş hayatına girişi önüne geçilmez bir zarurettir. Bu zaruret sosyetenin akışında ileri bir harekettir. İşte çalışan kadın çifte bir istismara tabidir. Birinci, bildiğimiz istismar. İkincisi, işten evine döndüğü vakit mutfak ve çamaşır teknesi başında istismar.
Bir erkek çalışıcıya göre, kadın işleyicinin bu ikiz istismarını körüklemek isteyenler vardır.
Kadını işten eve çekmek tarihin akışına zıt gitmek demektir. Bu çekiş bir kısa zaman için başarılabilse bile, eninde sonunda tarihin akışı yine yolunda yürür.
Kadın işleyici ile erkek işleyici arasında bir fark yoktur. Fakat bir iş ailesinin bu iki kolunu birbiri karşısına birer rakip gibi çıkarmak isteyenler var.
Kadınlık için ileri geri söz söyleyenler, şu üstünkörü yazdığım fikirleri hatırlasalar iyi olur.” (Aynı eser, s. 283)

Karanlığı aydınlığa çeviren kadın sesi
Akşam gazetesinden başlık: “Kadın Sesi” (14.2.1935) Romantik şair konuşuyor:
“Ben karanlıkta türkü söyleyen bir kadın sesi dinledim. Ne dağlara çıkan gür bir sesti bu, ne her notaları ölçülü, pürüzsüz bir akış. Bu karanlıklarda vakit vakit ateş böcekleri gibi kıvılcımlanan, vakit vakit yalazalı bir yıldız gibi ışıldayıp geçen bir pırıltıydı.
Güzel ses, düzgün ses, gür ses başkadır, içli ses başka. Benim karanlıkta dinlediğim türküyü okuyan ses, ne büyük bir profesörün elinde yontulmuş, ne bir konservatuvardan diploma almıştı. O küçük bir sesti, içli bir ses!..
Küçücük, içli, ışıklı bir sesçiğin karanlığı yeneceğini sanır mısınız?.. Dışınızdaki ve içinizdeki karanlığın minimini bir ses parçacığıyla apaydın açılıvereceğini düşündüğünüz oldu mu?..
Bunu sanmıyorsanız, bunu düşünmedinizse, karanlıkta ışık, sevgi ve inançla dolu bir kadın sesi dinleyiniz...” (Aynı eser. s. 34)
Hepinize iyi pazarlar.



01/03/2019



Yazarın diğer yazıları

Göbeklitepe’de İlk Konser (01/05/2019)
Hayatı Şiire Taşımak (01/04/2019)
Güneş Karabuda: Yeryüzü Tanığı (01/10/2018)
Salzburg Festivali: Yaşamın Toplu Anlatımı... (01/09/2018)
Derin Devlet - Derin Aile (01/08/2018)
Ben ki Fenerbahçeli Değilim... (01/07/2018)
Kadını Yok Saymanın Rezilliği (01/06/2018)
Deniz Demek Özgürlük Demektir... (01/05/2018)
Mücadeleye devam: Bir gün mutlaka... (01/04/2018)
Günler Yürümeye Başlayınca... (01/03/2018)
‘The Post’ filmini görmeyen kalmasın! (01/02/2018)
Güz bitti, ‘Güz Şarkıları’ devam ediyor.. (01/01/2018)
Füreya: Sanatla yaşamın bütünlüğü... (01/12/2017)
Biz ona Cumhuriyet diyoruz (01/11/2017)
Bu ülkeden Azra Erhat geçti (01/10/2017)
Birlik... Beraberlik... (01/09/2017)
Karsu: Bir içim su (01/07/2017)
Önümüzde nice 19 Mayıs’lar var! (01/06/2017)
Geleceği değiştirmek elimizde! (01/05/2017)
Kadınlar susmayın! (01/04/2017)
Sanat, edebiyat neye yarar? (01/03/2017)
Otorite ne derse... Öyle mi? (01/02/2017)
Hapisteki yazarlara yılbaşı armağanı... (01/01/2017)
Güneş topladık, daha güzel günler için... (01/12/2016)
‘Biz insan mıyız’ diye sormak (01/11/2016)
Dünyaya Türkiye’yi anlatmanın dayanılmaz ağırlığı... (01/10/2016)
Atatürk Sesleniyor (01/09/2016)
Vatan yorgunu (01/08/2016)
Aydınlık ve karanlık (30/06/2016)
Aydınlık ekenlere şükranla... (01/06/2016)
Ülkemin sis çanları (01/05/2016)
Umut insanları (01/04/2016)
“Türklerin en Kürt’ü; Kürtlerin en Türk’ü” gideli... (01/03/2016)
Bir rüya... Ya da: Bunun adı faşizmdir (01/02/2016)
Yıldız Savaşları değil, ülkemdeki savaş... (01/01/2016)
BU OYUNU BOZACAĞIZ (01/11/2015)
Özgürlük Hapsedilemez (01/10/2015)
Vampirler, Kan Emiciler İşbaşında... (01/09/2015)
Lafı bırakın, önlem alın! (01/08/2015)