Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

´Mahrem´ Islık Çalınca

Nihat Genç

Barışlar’ın Mahrem kitabı gösterdi ki medya basın ölmüş dünyada savaşı artık ‘kitaplar’ veriyor.

Türk siyasetinin son onbeş-yirmi yılının en gözde, haklarında en çok haber yapılmış siyasileri ve gazetecilerinin rezilliklerinin bini bin para..

Bu kadar kepazelik görülmüş duyulmuş şey değil.. İnsan bu ülkede yaşadığından insan olduğundan utanıyor.. Ki kitap kapış kapış satış listesinin en başında..

Demet Akalın ya da bir sıradan şarkıcının tivitini dahi manşetlerine dayalı döşeli çeken medyamız için Mahrem kitabında ortalığa dökülen binlerce ‘haber’ hiç önemli değil, an itibariyle bir ıslık çalınmış gibi sessizlikle geçiştiriyorlar.

Türkiye’yi siyasi ekonomik kurum parti kişilik olarak kasıp kavurmuş bu kadar siyasi ve gazetecinin ABD elçiliklerinde gizli görüşmeleri ve ABD’nin bu simaları nasıl hikaye edip sıfatlandırıp not ettiği haber’in daniskası değil mi?

Aydın Doğan’ı Sabah’ı hadi geçtim Ahmet Hakan’ı hadi geçtim Radikal’in özgürlük lolipoplarını, yahu bir insan evladı çıkmaz mı, bu ‘harikalar diyarından’ tek bir haber neden yapılmaz!

Şimdi onlara ‘hayrola yine bir ıslık sesi mi geldi?’ bu ortak sessizliğiniz nedir deyiversek, haşa biz kimseden emir talimat almadık almayız derler, beyan esastır(!) doğrudur, ama Türkiye Siyasi Tarihi’nin bu arasan bulunmaz ‘skandal’ sahnelerini niçin görmezden gelindiğinin ciddi çok esaslı ve kurumsal bir sebebi olmalı!

Mahrem kitabı karşısında bu ‘ölüm sessizliğinin’ bir anlamı olmalı..

Üstelik Mahrem çıkalı iki haftasını doldurdu ve kitapta adı geçen onlarca siyasetçi ve gazeteciden henüz bir açıklama bir karşı dava bir ben öyle söylemedim böyleydi şöyleydi gibi bir açıklama dahi gelmedi..

Oysa basınımızda Mahrem kitabıyla bir ‘cıngar’ın kopması bir ‘vaveyla’nın manşet manşet yayılmasını beklemek açıklık ve dürüstlük ve ahlak ve özgür basından yana herkesin hakkıydı..

Ölüm gibi suskunluk başlayınca KİTAP’lar konuşur..

Bu ülkede bir yazar olarak ben de yaşadım, bu suskunluğu tanırım, ölüm susunca edebiyat konuşur, edebiyata koştum..

Teselli edilemez insanların arkadaşı oldum.

Kardeşlerim! Bu rezilliği bin para insanlar bu medyanın on yıllar boyunca ‘kahramanı’ olmuştu..

Bu üçkağıtçı kukla insanlar medyamızın on yıllar boyunca evliya ve azizleriydi..

Malumunuz evliya ve azizlerin cesetlerinin çürüdüğüne dini inancı olanlar ve bin yıl süren ortaçağlar boyunca insanlar inanmadı..

Bu yüzden evliyaları sandukalara azizleri kilise mahzenlerine ilaçlanarak özenle kokmasınlar çürümesinler diye dualarla defnettiler..

Evliyalaştırılmış ve azizleştirilmiş insanların ‘çürümezliğine inanmak’ bu ülkede hala yaşayan dini ve sosyal bir gelenektir..

Ancak bu çürümüş geleneği sürdürenlerin batıl inançlara meyilli yoksul halkımızın değil Hürriyet Sabah ve nicesi gibi güya okumuş güya özgür güya ahlak’tan uygarlıktan her gün kelam etmekten yorulmayan medyamızın olduğuna, işte siz de tanıklık ediyorsunuz..

Medyamızda bu ‘kurumsal sessizliğin’ nasıl oluştuğunu genç kardeşlerimize arada bir hatırlatmak görevimizdir, Sabah’ına Hürriyet’ine serpilmiş onlarca ‘liberal sima’tanıyorsunuz, Murat Belgesinden Orhan Pamuk’una Elif Şafak’ına Ali Bayramoğlu’na.. sayfa yetmez nicesi..

On yıllar öncede medyamız banka soygunlarına türlü üçkağıtlara bulaşmış rezilliğin bini yine bin paraydı. Ama aralarında gizli görünmez bir andlaşma imzaladılar, bu andlaşmaya göre, medya bu isimleri baş tacı edecek şöhret edecek maaşlayacak ama onlar da bunun karşılığı patronlarının ya da patronlarının siyasi akraba ve yakınlarının üç kağıtlarını rezilliklerini görmezden gelecekler..

Sonra ne oldu? Bu rezillikleri kaleme alanları içeri attılar ve kendileri yine ekranlarda göbek gerdan döktüler..

Ve kişiliksiz esersiz onlarca insan bu medyada şöhret üstüne şöhret sahibi olmakla kalmadı zengin oldu itibar gördü ödüller aldı her akşam ekranlara ulu kahramanlar gibi kutsanıp çıkartıldı..

DAHA NE GENÇ KALEMLER ÇIKIP GELECEK

Peki bu şöhret edilmiş yazarlar, hırsızlıkları üç kağıtları kumpasları işbirlikçileri konuşamadıktan sonra başka ne yazıp söyleyebilir?

Etnik konuşurlar mezhep konuşurlar etnik mezhepten özgürlük lolipop’u yapar onbinlerce gence yalatırlar... ABD’nin Irak ve Suriye savaşındaki imha silahlarını konuşamazlar.. ABD ve AB dayatmalarını bir görev edinirler... vesayet derler Balyoz derler Ergenekon derler, ama Hrant’ı gerçekte kim öldürdü söyleyemezler.. cemaatin devletin hukuk ve emniyet ve askeri kurumlarını ele geçirmesine önayak olurlar... etnik milliyetçilik’i özgürlük diye satarlar.. milli ortak değerlere cumhuriyet’e bayramlara hakaret alay etmeği marifet hatta kahraman yazarlık bilirler..

Ama hiçbiri kuyruklarının kördüğüm olduğu yedi cihanı tutmuş bu ‘rezilliği’, bütün dünyanın ağzına doladığı bu kepaze siyasetçileri GÖRMEZ GÖREMEZ...

Görmeye kalkışırlarsa köşelerinden olurlar, ekranlara çıkartılmaz, kovulurlar ve onlar da ‘sessizliğe’ gömülürler..

Bu ‘sessizliğe gömülmenin’ derin acısı nevrozu psikozu onlara bu dünyada herşey yaptırır! Köşesinden görünürlüğünden edilmek modern dünyanın cehennem azabıdır cezaların cezası belaların belasıdır buna karşı koyacak kul yoktur..

Tarih boyu azizler evliyalar hep kilise galerilerine ve kutsal törenlerle ziyaret edilen mahzenlerde sergilendi dualarla türbelere defnedildi, tarih boyu yoksul halkın cesedleri ise bilinmez görülmez sahipsiz kimsesiz izbe yerlere atıldı sürüldü..

Ve unutmayın, batıda cesed makyajı yapan cesed bakıcıları vardı, ölünün yüzünü dahi memnuniyet ifadesiyle düzeltir ve ölünün ellerini mutlu şekilde göğsünde birleşir ve kokular sürer ve çiçeklerle süsler...

Çürümüş cesedleri ‘süsleyen’ cesed bakıcıları medyamızda en çok ödül alan en çok satan en çok okunan en çok manşete çekilen Gazetecileri!

Katillerin etnik manyakların teröristlerin hırsız siyasetçilerin yüzlerine ‘özgürlük’ ‘kahraman’ maskeleriyle makyajlayıp özgürlük dualarıyla önünüze koyarlar..

Ve işte sonunda içinde yüzüp üstünde yükseldikleri pislik denizlerini hiç görmeyen güya liberal tayfa gördünüz işte başımıza tarihçi bile kesildiler..

Etnik milliyetçilikten ‘hak’ ‘özgürlük’ devşirenler onlar, bir hesapçı Yahudi tüccar gibi tarihçilik yapan onlar..

Tarihe akıl veren onlar..

Kimden nasıl hangi tören ritüelleri içinde nasıl diz çökeceğiz dizimizin kıvrılma ölçüsü o an suratımızdaki ifadenin ne olacağına kadar ayrıntılarıyla bize öğretenler onlar..

Cumhuriyet’in öldürülmesine karar verip yıllarca ekranlarda cenaze törenleri düzenlediler...

Yurttaşlığı tabutlara koydular, dincisi mezhepçisiyle salavatlar getirdiler..

Apo’yu özgürlük kahramanı yapıp meydanlara saldılar...

Ve o kadar rahattılar ki yüzlerini karanlıkta bırakan papazlar gibi kapşonlu siyah elbiselerini dahi fora edip ekranlarda aleni işgal askerleri düşman askerleri gibi konuştular..

Kardeşlerim, hesapçı tarihçiliğe soyunanların en rahat konuştuğu an ortada hiçbir kanıt’ın kalmadığı an’dır..

Şimdi sessiz bir kenarda ABD kriptolarında deşifre edilip kepazeleştirilen kendi siyasi kahramanlarının cesetlerinin çürümesini engellemek için bugünlük ‘susuyorlar’..

Mahrem kitabı manşetlerden düşsün birkaç aya kalmaz bu çürümüş cesetlerin makyajına bakımına yeniden soyunurlar..

Unutmayın mezarında çürüyen cesetlerle bu sözümona tarihçi bozmalarının arasında gizli bir dehliz vardır..

Canlı bir evin musluğu atık su kanalı gibi, bu sözümona tarihçi geçinenlerle cesetler arasında bir gizli kanal var, ellerinde su deterjan temizlik bezleri, bekliyorlar...

Çürüyen cesetleri unutmamızı bekliyorlar..

Cesetleri tanıyan bilen gazetecilerin ortalıktan kaybolmasını bekliyorlar..

Toplum hafızasında o rezil siyasilerin yedikleri haltların yavaş yavaş kaybolmasını bekliyorlar..

Gerçek ahlaklı dürüst eyvallahsız yazarlar ortalıktan kaldırıldıktan sonra.. Kendi aralarında kendi keyiflerince tarihi musalla taşına yine koyarlar.. Önünüze yine bir katafalk getirilir.. Ermeni Soykırımı.. Etnik milliyetçilik gibi..

Ve otuz yıl bas bas kendilerinin kurguladıkları katafalkın önünde ‘yıkılsın Cumhuriyet’ diye bağırdıkları gibi..

Ama asla umudunuzu kesmeyin ne Cumhuriyet’i yıkmaya güçleri yetecek ne yurttaşlığı ne insanlık ne ahlak değerlerini.

Yaşadım ve gördüm ki Barış Terkoğlu Barış Pehlivan gibi çürümüşlüklerini cesurca yüzlerine haykıran bu toprakların derinliklerinden daha ne genç kalemler çıkıp gelecek..

Eski yıllarda ölüm döşeğindeki hastaların son sözüne kadar saygı duyulurdu..

Günümüze kadar ölüye hastaya saygıda çok şey değişti, şimdi bir insan hasta olmasın, sanki aklını rüştünü kaybetmiş gibi sözünü ciddiye alan kimse kalmadı..

Ölüm döşeğindeyiz gibi sözümüzle ulusal bütünlüğümüzle dalgasını geçen yüzlerce yazar, baş köşelerinde tutula tutula ekranlara çıkartıla çıkartıla bu ülkeyi kurumlarıyla ve ahlakıyla önce sakat bıraktılar şimdi de bu hasta akıl sağlığına güvenilmez aşamasında üstelik Cumhuriyet gazetesinde dahi yazıp çiziyorlar..

Onlarca yıl o gazetelerde bu rezil siyasilere ve patronlara susmaları sessiz kalmalarının karşılığı görevleri buydu: Cumhuriyet’in katafalkını hazırlamak..

Peki sonuç?

Mahrem kitabı ABD gizli belgeleri.. Malumunuz ABD gizli belgelerinde sızma sızdırılma bir büyük gaz basıncı gizli kıta Atlantis gibi patlayıverdi..

Ve kahraman siyasi ve kahraman gazetecilerin gizli görüşmelerini parçalanmış kefenleri havaya savuran çürümüş cesetlerin gazıyla hortlak gibi ortaya çıktılar..

Hortlayan siyasiler hortlayan gazeteciler, bu iletişim görüntü çağında, bu kadar hortlak aramızda geziniyor, baş köşelerde yazmaya çizmeye en baş partilerde siyasetlerine devam ediyor!

Ve şimdi soruyorum ey sevgili ülkem, hortlakları haber yapmaktan kim korkar?

El cevap: hortlaklara kahraman aziz evliya gazeteciler olarak tapınan etraflarında hala tavaf edip baş köşelerinde yazdıran bu hortlakların her sözüne iman eden medyamız yapamaz.. Çünkü çarpılır köşesinden olur kovulur..

Yoksa medyamız gizli bir din mi icad etti, yeni CHP yeni Cumhuriyet Yeni Türkiye’den sonra Yeni bir din yeni bir vahiy mi indi!

İncil Matta 7: Onlar hortlak değil artık şöhretli insanlar ve Tanrı şöhretli insanları ebediyen tuba ağaçları altında cennetinde ağırlayacak..

İncil Matta 8: Bunlara casus hırsız işbirlikçi diyenler kafirdir faşisttir, yeni kutsal koalisyonlarla bunlar yeniden Silivri’ye tıkıla...

İncil Matta 8:

‘Hortlaklarımıza yeniden pek görkemli mermerden mezar taşları yapılsın..

‘Mermer kapakların ağızları ziftle kapatıla bir daha çürümüş cesedler patlayıp ortalığa saçılmasın.

İncil Matta 9:

‘Bugünün şöhretli kullarım! Sizi bugün şöhretli yapan dünkü şöhretli azizlerinizi unutmayın! Kutsayın!’

(Aziz Radikal Aziz Hürriyet Aziz Sabah): Ameeeen!



01/05/2015



Yazarın diğer yazıları

İYİ Parti'deki milliyetçileri büyük bir iç kavga bekliyor (01/11/2017)
Bu ne Kerkük sevdası (01/10/2017)
Tüm Amerika dua etmeye başlasın (01/09/2017)
Dünya batıyor bir yenisi de ufukta görülmüyor (01/07/2017)
Üçüncü gladyo hareketi tetikte (01/06/2017)
Sizler Tayyip'ten ben Allah'tan korkuyorum (01/05/2017)
Türkmen Kadınları (01/04/2017)
Anadolu hümanizmi (01/03/2017)
Topçular her topa girilmeyeceğini iyi bilir (01/02/2017)
Suriye Savaşı Bizim İçin Bitti (01/01/2017)
Bu Kahkaha Yeni CHP'nin İflasının Kahkahası (01/11/2016)
Müslümanların çoğu Allah’tan çok ‘cemaatlerine’ inanıyor (01/10/2016)
“FETÖ FETÖ” Demekten Kurtulun Artık (01/09/2016)
Cemaat Darbesi Kimleri “Sahne Dışına” İtti (01/08/2016)
Akıl hastalarının iç savaş provaları (30/06/2016)
*"BIYIK BIRAKIN” DİYEN SARAY “KUYRUK DA BIRAKIN” DERSE...* (01/06/2016)
Cemaat şaibesi Meral Akşener’in yakasını hiç bırakmayacak (01/05/2016)
Piston düştü Ankaralılar’ı Kızılay’da bombanın patladığı yere davet ediyorum, bir bayrak, bir karanfil, bir-iki dakikalık saygı duruşu. (01/04/2016)
Tayyip Erdoğan başkanlığı aslında neden istiyor ? (01/03/2016)
Türkiye'nin en büyük muhalefet partisi Kamer genç öldü (01/02/2016)
Epikür’ün haz bahçesi: Filistin (01/01/2016)
Türk ordusuna kayyum ne zaman atanacak (01/12/2015)
Ankara katliamında kaybettiğim anarşist arkadaşım (01/11/2015)
Kaç Çeşit Barış Vardır Barış Kaça Ayrılır Barış ve Çeşitleri (01/10/2015)
Kitap Özetleyerek Seks Yapan Sahte Tarihçiler (01/09/2015)
Dünyanın En Pahalı Alkışları (01/08/2015)
Cenaze mi Bayram mı (01/07/2015)
Dünyanın En Güzel Arapları (01/06/2015)
En Moda Günlerdeyiz (01/04/2015)
Kumpas Üstüne Kumpas (01/03/2015)
İslamcı İlim Adamları Oyunu Ne Zaman Keşfedecek (01/02/2015)
Bir Zamanlar Giresun (01/01/2015)
Tanrı Kral (01/12/2014)
Harampare (01/11/2014)
Hacı Muratlar’ın Ölümü (01/10/2014)
Bu Yazıyı Kendime Yazdım (01/09/2014)
MHP’nin İntiharı (01/08/2014)
Sağolasın Çölaşan (01/07/2014)
Yalelli (01/06/2014)
Ey Siz Her Dönemin Vizyon Sahipleri… (03/05/2014)
İshak Efendi Bu Ne Cehalet (01/04/2014)
Bildiri (01/03/2014)
Hoş Geldin Bedevi (01/02/2014)
Erdoğan Osmanlı’yı Neden Kuramadı (01/01/2014)