Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Kokulu domateslerimi geri istiyorum

Aylin Gençoğlu

Ağaçkakan Aylık Dergi, Nisan 1993, Sayı: 8


Pestisidler; bitki hastalıkları, zararlı böcekler ve yabancı otlar gibi tarımsal ürünlerin azalmasına sebep olabilecek etmenlere karşı kullanılan kimyasal bileşiklerin hepsine birden verilen genel isimdir.

İkinci dünya savaşının ardından, pestisidler endüstriyel tarımın vazgeçilmez parçası haline geldiler. Kimyasal madde üreticileri artan dünya nüfusuna karşın gıda maddelerinin arttırmak ve ürünü korumak amacıyla 35.000 değişik formülle piyasaya girerken, bu pestisidler kimyasal özellikleri nedeni ile gıdalarda kalıntı, toprakta ise birikme ve ekolojik problemler yaratmaktadır. 80’li yılların sonuna doğru insanın çevresini saran kimyasal karmaşa içinde 2 milyondan fazla farklı kimyasal bileşik olduğu düşünülürse, bunların hem insan bünyesinde hem de doğa üzerinde ne tür komplike etkiler oluşturabileceği sorusuna yanıt vermek oldukça güçtür. Günümüzde toksik kimyasal bileşikler piyasaya çıkarılırken etkileri belirli ve az sayıda organizma türleri üzerinde araştırılmaktadır. Belki de en büyük risklerden biri de burada yatmaktadır. Çünkü yeryüzünde her biri çeşitli ekolojik görev üstlenmiş sayısız canlı türünün bu bileşiklere tepkilerinin ne olacağına dair somut bir bilgi çoğunlukla bulunamamaktadır. Her yeni bileşik insan sağlığı ve eko sistem için yeni bir risk faktörü oluştururken , gerek atmosfer akımları yoluyla , gerek erozyonla bu kimyasal bileşiklerin hedef seçilen bölgelerin çok dışına ve kontrol edilemez şekilde taşınması da soruna global nitelik kazandırmaktadır.

S.O.S Akdeniz Bürosunun 1993 programında “Pestisid Kampanyası” yeniden gündeme geldi. Uluslararası Pestisid Organizasyonu PAN tarafından tüm Akdeniz ülkelerine yapılan kampanya çağrısının kapsamında, organikfosforluların tüm Akdeniz’de kullanımını engellemek yer alıyor. İçlerinde Türkiye’nin de bulunduğu 18 Akdeniz ülkesi 1991 yılında Kahire’de organikfosforluların kullanımına son vermek amacıyla Barcelona Antlaşmasına imza atmışlar. Ancak söz konusu ülkeler halen bu pestisid grubunu tarım alanlarında kullanmaya devam ediyor.

Söz konusu antlaşma imzalanmadan önce , çeşitli ülke temsilcilerinden oluşan bir komite Greenpeace’in hazırladığı Organik fosforlular raporunu değerlendirmiş. 1990-91 yılları arasında Fas, Tunus, Mısır ve Yunanlı uzmanlarla birlikte gerçekleştirilen bu araştırma , organikfosforluların pestisid zehirlenmelerinin ana nedenini oluşturduğunu , toprakta biriktiğini, deniz eko-sistemine zarar verdiğini , yiyecek zincirimize doğrudan katıldığını , hatta anne sütünde bile bulanabildiğini kanıtlarken, Mısır’da pamuk tarlalarında gerçekleştirilen bir başka çalışmada toprak ve havada organikfosfor kalıntılarına yüksek oranda rastlanmış. Aynı rapor, Fas’ta 1983-85 yılları arasında 112 akut zehirlenmenin %66’sının bu pestisid grubundan kaynaklandığını, Tunus’ta 1976-1986 tarihleri arasında 444 ölüme sebebiyet verdiğini, Yunanistan’da akut zehirlenmelerin esas nedenini oluşturduğunu da ortaya koyuyor.

Mexico City’de sebze satan marketlerde yapılan bir araştırmada sebzelerde en çok organikfosforlular grubundan parathion ve metil parathiona rastlanmış. Söz konusu pestisidler (parathion ve metil parathion) 1958’de Hindistan’da 360 zehirlenme, 102 ölüm , 1967-68 yıllarında Kolombiya’da 600 zehirlenme ve 88 ölüm, 1986’da Sierra Leone’de 49 zehirlenme ve 14 ölüme neden olmuş. Parathion’un kullanımı Türkiye’de yasaklanırken metil parathion halen 16 değişik firma tarafından ülkemizde üretilip piyasaya sürülüyor. Bu veriler üzerine hemen aklıma geliveren , bir doktor arkadaşımın anlattığı tütün zamanı acil servise sapır sapır dökülen tütün işçilerinin öyküleri.

Greenpeace tarafından hazırlanan organikfosforlular raporunun diğer ilginç yanı ise bu pestisid grubunun bir çok Avrupa Topluluğu ülkesinde kullanımı yasak olduğu halde bu ülkeler tarafından üretilip Akdeniz ülkelerine satıldığının saptanması. Zaten Barcelona Antlaşması sırasında organikfosforluların 2005 yılına kadar kullanımı, ithalat, ihracatının tamamen yasaklanması görüşülürken itiraz eden ülkelerin yalnızca Avrupa Topluluğu üyeleri olduğu görülüyor. Organikfosforlu ticaretinin ana finans kaynaklarını oluşturan bu ülkelerin dayatması üzerine Barcelona Antlaşmasına ithalat-ihracat konusunda bir esneklik kazandırıldı. İnsan sağlığına doğrudan bir etkisinin olmadığının ispatı halinde bu pestisid grubunun ithalat ve ihracatı gerçekleştirilebilecek. Bu esneklik tabii ki Barcelona Antlaşmasını yoruma bağlı kılmıştır.

Organikfosforluların kullanımına 2005 yılına kadar sona erdirebilmek için, Akdeniz ülkeleri alternatif tarım sistemleri konusunda çalışmalarına şimdiden başlamak zorundadır. Pestisidlere bağlı tarım sistemleri sürdürülürken aniden organikfosforlu kullanımı yasaklamak tabii ki pratik bir çözüm değildir. Pestisid kullanımı sona erdirme çalışmalarında en büyük risklerden biri endüstriyel-kimyasal tarıma devam etmektir. Yapılması gereken alternatif tarım sistemleri incelenerek , pestisidlerin kullanımına son verecek eko-tarım politikalarını şimdiden belirlemek ve gerekli planları uygulamaya koymaktır. Tüm bunları pratiğe dökebilmek ve devletin bu konuda etkin olamaya zorlanabilmesi için Akdeniz ülkelerini kapsayan bu uluslararası pestisid kampanya çağrısı zamanında atılmış bir adım. Bu kampanyada etkin bir rol oynamak için S.O.S Akdeniz Bürosu meslek odaları ile gerçekleştirdiği toplantılarla, Tabipler, Ziraat Mühendisleri, Eczacılar ve Kimya Mühendisleri Odaları ile birlikte bir çalışma grubu oluşturdu. Kampanyanın stratejisi bu çalışma grubu tarafından saptanmaya çalışılırken, konunun uzmanları pestisidler konusunda kafamıza takılan her türlü soruyu yanıtlıyorlar. Benimse en çok kafama takılan şu kokulu domatesler!

Sahi şu yediğimiz domateslerin tadını tanımlayabilecek var mı ? Tatlarından vazgeçtim artık şekilleri bile normal görüntüsünden çok uzak. Şimdilerde çocuklarımız yamuk, yumuk, kocaman, kırmızı ve nötr bir tada sahip sebzelerin “domates” olduğunu öğrenerek ve vücutlarına pestisidler, hormonlar ve radyasyon yükleyerek büyüyorlar.

Sizi bilmem ama ben çocukluğumun kokulu domateslerini geri istiyorum.



01/12/2017