Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Kobani’nin Anlamı

Ece Konmaz

Kaynak: http://www.the-american-interest.com/articles/2014/10/18/the-meaning-of-kobani/

Yazar: Henri J. Barkey

Makalenin Özgün Başlığı: The Meaning of Kobani

Çeviren: Ece Konmaz - Boğaziçi Çeviri Merkezi

Suriye’nin Kürt şehri Kobani geçtiğimiz birkaç haftadır İslam Devleti (İD) tarafından acımasız bir kuşatma altında. Şaşırtıcı bir şekilde şehri savunanlar imkânsız şeylere katlanarak buna direndiler. Düşse de dayansa da Irak Kürtleri için 1988’de Halepçe ne anlama geliyorsa, Suriye ve Türkiye Kürtleri için Kobani öyle olacak gibi görünüyor: milliyet ve kimlik konularında tanımlayıcı bir an.

Halepçe, şuanda Bölgesel Kürt Yönetim (BKY) denilen Kuzey Irak’ın Kürt özerk bölgesini şekillendirmeye ve ilerletmeye yardımcı oldu. Irak Kürtlerine karşı soykırımcı El-Enfal kampanyasının ortalarında yani 1988’de Saddam Hüseyin İran sınırına yakın bir kasabadaki uyumakta olan çoğu sivil 5000 kişiyi öldüren bir kimyasal silah kullandı. O zaman göze çarpmamış olsa da Halepçe, insanlığı karşı işlenen tipik bir suç gibi Kürtlere karşı geniş bir toplu imha kampanyasının dünya çapında sembolü haline geldi.

Kürtler için bu dünyanın öylece durduğu ve sessizce izlediği başka bir zamanı işaret etti; onlarınki kötü bir durum, sonunda büyük stratejik amaçları olan bir fedakârlıktı. Saddam Hüseyin tabii ki batının desteğinden hoşlandı çünkü İran’ın ve daha sonraları büyüyen bir tehdidin arasında kilitli kalmıştı.

Bugüne hızlıca gelecek olursak Birleşik Devletler uçakları Kobani yakınlarına konumlanan İD’ye sistematik bir bombalama kampanyası başlatana kadar şehir kendi kendini savunmaya bırakılmıştı. Türkiye’nin Suriye Kürtlerine destek vermesinden endişe eden ve gerilen Obama yönetimi başlarda tereddüt etti lakin daha sonra şehrin dış savunucularına harekete geçen kuşatmacı İD güçlerini bombaladıklarını kabul etti.

Kobani bölgede iki farklı etki yarattı. İlki ve daha önemlisi Kürt milliyetinin kurulmasında ve birleşmesinde önemli bir işaret olacak olması. Kobani’yi savunanların istismarları cesurca savaşan Kürt efsanesiyle birleşiyor. Velhasıl Irak Kürt güçleri (Irak ordusundan bahsetmiyoruz) sadece birkaç ay önce kararlı İD saldırıları önünde diz çöktü. Şehir daha çok dayandıkça şöhretsel etkisi daha büyük olacak. (daha şimdiden efsane düzeyine ulaşmış olsa da)

Direnişi efsanevi bir karaktere bürüyen bir özel durum daha var: kadınların mücadeledeki rolü. Kadınları baştan ayağa kapayan, onları köleleştiren İslam Devleti ile erkeklerin yanında savaşan ve ölen birçok kadın üyesi olan PYD’yi yan yana getirmek çarpıcıdır. Sosyal ve yazılı/görsel medya ortalığı bu kadınların kahramanlık hikâyeleriyle doldurup taşırdı. Kobani ’de savaşmak, özellikle bir kadın olarak savaşmak, Kürt literatürüne ve hayal dünyasına girdi.

Kobani’deki direniş tüm dünyada, özellikle Türkiye’de (hükümetin kendi Kürt isyancı hareketi PKK ile barış süreci adındaki Kürtleri cesaretlendiren girişimlerine rağmen) Kürtleri seferber etti. Türkiye bir ikilemle karşı karşıya: PKK’nın, bizzat kendi kurumu olmasa da, müttefiği PYD’nin olası bir zaferi BKY’den sonra sınırlarında Kürtlerin başka bir özerk bölge kurmasına ve PKK’nın pazarlık kozunu arttırmasına sebep olacak. Bu Ankara’nın gözünde stratejik bir felaket olabilir çünkü bu Türkiye Kürtlerinin de aynı talepte bulunmasına sebep olacaktır. Sadece Türkiye’de 36 kişi Kobani’ye bağlı gösterilerde hayatını kaybetti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun tatlı sözlerinin aksine Türkiye, ülke orta vadede sınırı delip geçen mültecilerle dolacak olsa da PYD’nin Kobani’de kaybettiğini görmek istiyor. Türkiye için bu şeytanla anlaşmayı seçen bir tercihti. Kaybettiler. Dahası Türkiye imkânsız olsa da İD kadar Esad’ı da hedef alan Washington’la pazarlık teşebbüsleriyle, en önemlisi Obama hükümetine yabancılaştı. Bu olay zinciri Washington’ın, PYD’yi bir düşman ve terörist grup olarak gören Ankara’nın tercihlerini ve işbirliğini (en azından bombalama saldırılarını yönetmek için) reddetmesine sebep oldu.

CENTCOM komutanı Lloyd Austin Suriye’deki Kürtlere «topraklarında kalmak için çalışan cesur insanlar” lafını ekleyerek büyük methiyeler dizdi: «Kürtler daha önceden kaybedilmiş topraklarını geri almayı başardı.” Türkiye’nin karşı çıkışlarına rağmen Amerika’nın Suriye’deki Kürtleri desteklemesi, liderlerin kendilerini Türkiye müttefiki olarak nitelendirdiği Irak Kürdistan’ında büyük yankı uyandırdı. Ankara çoktan bir zarar hesabı yapmaya başladı: Bir Başbakan Yardımcısı ikiyüzlü bir şekilde Birleşik Devletler’i PYD’ye Kobani’de yardım etmeye ikna edenin Türkiye olduğunu iddia etti.

Düşse de dirense de Kobani, Iraklı kardeşleri için Halepçe neyse, Suriye ve Türkiye Kürtleri için ağlama yeri olan önemli bir rol üstlendi. Dahası Kobani meselesi uluslararası toplulukların dikkatini yine Kürt sorununa çekti.



01/11/2014



Yazarın diğer yazıları

Arap Kamuoyu ABD’nin IŞİD’e Yönelik Çabalarını Dikkate Almıyor (01/10/2014)
Amerika’nın “Uyuşturucu İle Mücadele”si Ferguson’u Nasıl Savaş Alanına Çevirdi? (01/09/2014)