Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Keşke Bu Kadar AKP’ci Olmasaydım! Diyormudur Acaba

Suat Çağlayan

O konuşma günah çıkarmaktan başka bir şey değil

Genelkurmay Başkanlığı görevini Hulusi Akar’a devrederken yaptığı konuşma, bir günah çıkarmadan başka bir şey değildi.

Necdet Özel’in hangi koşullarda Genelkurmay Başkanı olduğunu biliyoruz. O genelkurmay başkanı olduğunda, haksız suçlamalarla ayaklar altına alınan emekli/muvazzaf komutanların kendisinden neler beklediğini de unutmak mümkün değil.

Ve elbette ona bağlanan umutların, geliş şekline(!) uygun olarak nasıl yok olup gittiğini de...

Müyesser Yıldız’ın, Odatv’deki son yazısının konusu Jandarma Kurmay Albay Mustafa Öncel’in Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’e yazdığı mektuptu. 21 Eylül 2012’de yazılan bu mektup, en saygılı biçimde Sayın Özel’in Genelkurmay Başkanlığını özetliyor ve şöyle diyordu;

«Bizi yalnız bırakmasaydınız, bu sözde yargıçlar bize bu işkenceleri yapamazlardı!”

Yani komutanını, komutası altında olanlara sahip çıkmamakla, biraz abartılı bir yorumla, kendilerini acımasız ellere teslim etmekle suçluyordu.

Daha ne olsun? Bundan daha ağır bir suçlama olabilir mi? Ya da bir başka şekilde soralım; Albay Öncel haksız mı?

NASIL GENELKURMAY BAŞKANI OLDU?

Onun genelkurmay başkanı oluş biçimini çoğu yurtseverin içine sindirdiğini sanmıyorum.

Birlikte görev yaptığı komuta kademesi toptan istifa ederken, kendisi - büyük bir ikbal peşinde olmalı- yerinde kalmış ve işkencecileri teşvik etmekte olan hükümete rahat bir soluk aldırmıştı.

Bir komuta kademesi düşünün; Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ile Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri komutanları; «250 muvazzaf ve emekli komutan büyük bir hukuksuzlukla karşı karşıya ve biz onların haklarını koruyamıyoruz” diyerek istifa ediyorlar...

İçlerinde sadece Jandarma Genel Komutanı olan Necdet Özel, «Ben istifa etmeyeceğim!” diyor ve en yüksek makama yelken açıyor.

O sırada çıkan kimi söylentilere göre, güya onun kalmasını isteyenler, istifa eden komutanlarmış. Güya ona, «Bari sen kal!” demişler.

Bu iddiaya o zaman herkes gülmüştü. Zaten kısa zamanda da gerçeğin böyle olmadığı anlaşılmıştı.

«SAKIN PROTESTO ETMEYİN!”

Bakınız bir de ne yaptı Sayın Özel; Genelkurmay Başkanı olur olmaz Balyoz ve Ergenekon gibi saçma iddialarla içeri tıkılan askerlere ‘talimat niteliğinde’ haberler göndererek; «Sadece sorulara kısa cevaplar verin, protesto anlamına gelebilecek davranışlardan sakının. Ben arkanızdayım, bu işi halledeceğim” dedi.

Hukuk cinayeti kurbanı olan ve gelecek hakkında hiçbir umut ışığı görmeden ‘içerde’ bekleyen komutanlardan bazıları, Özel’in bu talimatını ciddiye almadıysa da, Albay Öncel gibi çok sayıdaki asker, komutanlarına güvendi. Seslerini çıkarmadan ve hiç kimseyi suçlamadan, sadece sorulan sorulara kısa yanıtlar vererek Orgeneral Özel tarafından kurtarılmayı beklediler...

Elbette aldatılmış, susturulmuş oldular...

KONUŞAN KOMUTANLARI CEZALANDIRDI

Genelkurmay Başkanı Özel’in en başarılı (!) uygulamalarından biri de, emekli komutanlara askeri tesislere (orduevleri vs.) girişi yasaklamasıydı.

Bu komutanların suçları; uğradıkları hukuk cinayetini kınamak, kendilerine sahip çıkılmadığı için Genelkurmay Başkanı’nı eleştirmekti.

Meğer büyük bir suç işlemişler, böyle yaparak silahlı kuvvetlerde ast-üst ilişkisini zedelemişler...

Kendisi, aralarında kendisine bir zamanlar komuta edenlerin de bulunduğu askerler işkenceye tabi tutulurken susmuş ve bu suskunluğu ile ast-üst ilişkisini zedelememiş de...

Onurlarıyla oynananlar; «Bize neden sahip çıkmıyorsun?” diye yakındıklarında ast-üst ilişkisine zarar vermişler!...

İşte böyle bir suçlamayla; Oramiral Nusret Güner, Tümgeneral Osman Özbek ve Tümgeneral Naci Beştepe başta olmak üzere 28 emekli komutana askeri tesislere giriş yasağı uyguladı Sayın Özel...

BAHÇELİ; «HARBİYE’DE VATAN KONUSU İŞLENİRKEN OKULDAN MI KAÇTIN?”

Sayın Özel hükümetin, ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren politikalarına sesini çıkartmadı. Başta Suriye olmak üzere, ülkeyi bataklığa sürükleyen dış politikanın "emre amade" bir uygulayıcısı oldu.

Kimse çıkıp da, «Ne yapabilirdi ki?” diye sormamalı...

Bunu soranlar, önceki genelkurmay başkanlarından Torumtay’ın onurlu istifasını anımsasınlar yeter...

AKP Hükümeti’nin ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren politikalarına Sayın Özel’in ses çıkarmaması üzerine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ona şöyle seslenmişti;

«Harbiye’de vatan konusu işlenirken, dersi mi kırdın, okuldan mı kaçtın?”

Çözüm konusunda hiç mi olumlu bir şey yapmadı, diye soranlar olabilir. Haksızlık etmeyelim, bir kez ürkek bir demeç verdi.

2014’ün 30 Ağustos’unda; «Çözüm sürecinin içinde yokuz. Kırmızı çizgilerimiz aşılırsa gereğini yaparız!” dediyse de, bu efelenmesinin hangi baskıyla olduğunu kimse anlamadı. Yaygın kanat, kendisinin tutumundan rahatsız olan askerlerin gazını almak için bunları söylediği yönündeydi.

HUZURSUZ ASKER SOLUĞU REVİRDE ALIR!

2015 Mayısında, anlaşıldığı kadarıyla sağlık sorununun çok da önemli olmadığı bir anda hastaneye yattı. Olumlu tarafından bakanlar, onun bu hareketini, «İşte bak, Paşa Suriye konusunda hükümetle ters düştü!” diye yorumladılar.

Askeriyede uygulanan bir yoldur; Komutanıyla ters düşen askerler soluğu revirde alırlar. Ya bir hafta rapor alarak, ya da kendilerini hastaneye sevk ettirerek protesto gösterisinde bulunurlar.

Özel’in o sırada hastaneye yattığını gören askeri doktor arkadaşlarımdan biri şöyle bir espri yaptı:

«Paşa herhalde sağlık nedeniyle ayrılmak istiyor. En uygun gerekçesi kilo olabilir elbette. Ama psikolojik durumu da ayrılması için yeterli.”

EMEKLİ ASKER OLARAK ORDUEVİNE GİTTİĞİNDE...

Komutanlar vardır, emekli olduklarında sevgi dolu sözlerle anılır, gittikleri yerde el üstünde tutulurlar...

Komutanlar vardır, kimi zaman askeriyenin kütüğünden bile silinir adları. Emekliliklerinde sadece dar çevrelerine tutsak olur, orduevlerine bile gitmeye korkarlar. Gören yüzünü çevirir, geçer...

Elbette, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan aldığı üstün hizmet madalyası ile Sayın Özel’in önü hep açık olacak ve bazı kesimler tarafından her zaman el üstünde tutulacaktır...

Ancak, emekli bir asker olarak orduevine gittiğinde, kendisi tarafından orduevine sokulmayan Nusret Güner kadar sevgi görecek midir?

İşte asıl ölçüt bu!



01/09/2015



Yazarın diğer yazıları

Ecevit'e Dil Uzatmanın Hafifliği (01/11/2017)
İYİ Parti'nin kuruluşuna neden katıldım (01/11/2017)
Neden Meral Akşener Hareketi (01/10/2017)
Popülizm Yapanlar Hastaları Vuruyor! (01/09/2017)
İbretlik Bir Öykü (01/08/2017)
Biraz da Futbol (01/07/2017)
Zeytinlikler (01/06/2017)
Referandum Sonrası Bir Analiz (01/05/2017)
Fethullah’ın Kadim Dostları Şimdi Düşman mı? (01/04/2017)
Burhan Özfatura’ya Kulak Verelim! (01/03/2017)
Charlie Chaplin’in “Büyük Diktatör” Filmi ve Bizdeki Versiyonu (01/02/2017)
Paşam, Keşke İşgal Edilen 16 Adadan Birine Çıkabilseydiniz! (01/02/2017)
Diktatörlerin Ruh Sağlığı (01/01/2017)
Yılmaz Büyükerşen’e De Bu Yapılırsa! (01/12/2016)
Gıda Emperyalizmine Karşı Bir Savaşçı: Osman Nuri Koçtürk (01/11/2016)
Durum Ciddi; Sokaklar Kadınlara Zindan Edilecek (01/10/2016)
At İzinin İt İzine Karıştığı Bir Ülkede… (01/09/2016)
Bir Darbe Analizi (01/08/2016)
APTAL PUMA SENDROMU/ PUMA KADIN (30/06/2016)
Herkes MHP'deki umut veren muhalefeti konuşuyor… Peki ya CHP! (01/06/2016)
SANATA TÜKÜRENLERİN YÖNETTİĞİ BİR ÜLKE (01/05/2016)
DOKTORLARIN KRİTİK SEÇİMİ NİSAN’DA (01/04/2016)
 ÖFKE NEREYE GÖTÜRÜR? (01/03/2016)
HP ve TSK Güven Vermek Zorundadır! (01/02/2016)
Biri Nobel’ini Atatürk’e Sunuyor, Diğeri İse… (01/01/2016)
Kurultay Her Zaman Sürpriz Yapabilir! (01/12/2015)
Bu Siyasetçiler Hemen Ayrılmalı ...
Hitler Örneği Akıldan Çıkarılmamalı...
(01/11/2015)
Potamya Kalıntıları İş Başında… (01/10/2015)
PKK ile Tahtarevalli Oyunu (01/08/2015)
Koalisyon Denince Akla Önce Saygı Gelmelidir! (01/07/2015)
Seçimlerle İlgili Bir Analiz (01/06/2015)
Ermeni Soykırımı Yalanı Karşısında (Yeni) CHP’yi Yönetenler Neden Tavırsız? (01/05/2015)
“Kozmik” Bilgileri Taşırmanın Günahı Kimlerde? (01/04/2015)
CHP’li Belediyenin Farklı Bir “Gemicik” Öyküsü (01/03/2015)
Gözyaşı Fışkırır, Yağ Yerine Zeytin İçinden (01/02/2015)
CHP’de Tavan, Tabanı Ürkütüyor (01/01/2015)
Emine Ülker Tarhan’ın İstifasının Anlamı (01/12/2014)
CHP Umut Olmalı! (01/11/2014)
CHP’de Umutsuzluk (01/10/2014)
CHP Bu Duruma Nasıl Düşürüldü? (01/09/2014)
Bu “Yaş” ta, Gözyaşı mı? (02/08/2014)
Zeytinliklere ve Zeytinciye Yazık Olacak (01/07/2014)
SOMA’da, 19 Yaşında Ölmenin Sakıncası Yok! (01/06/2014)
Sanatın ve Sanatçının Ölüm Fermanı:TÜSAK (01/05/2014)
Despot, Çöküntüyle Keskinleşir (01/04/2014)
Sadece Hırsızlık mı,Kleptomani mi? (05/03/2014)
Gerçek Kütüphaneci Olabilmek Zor İştir! (01/03/2014)
Grip Aşısı Sömürüsü (01/02/2014)
“Terörizme Destek Veren Ülke” Olmaya Doğru… (01/01/2014)
Zeytinyağı’na Suriye Darbesi (01/01/2014)
Gavat Açılımı (01/12/2013)
AKP ve Çocuk Felci! (01/12/2013)
“Onur ve Arkadaşlık” İstifaları (01/11/2013)
CHP’nin Mazlum/Mağdur Sıkıntısı (01/10/2013)
Şizofren Dış Politika (01/09/2013)
Emine Ülker Tarhan ve Gezi Gençliği (01/08/2013)
Görsel Bir Şölendir Ayvalık (12/07/2013)
Mustafa Kemal Rahat Uyuyabilir: (01/07/2013)
PKK’nın Çekilmesi İyi Analiz Edilmeli… (01/06/2013)
Müze/Kilise Ayasofya’yı (Trabzon) Camiye Çevirmenin Dayanılmaz Yanlışlığı (01/05/2013)
Suriye´deki Dinci Teröristlerin “Muta Nikahlı” Tecavüzleri (01/04/2013)
Tayyip Erdoğan Korkmasın! ABD Ondan İyisini Bulamaz! (01/03/2013)
Büyükerşen’e Bile Bu Yapılırsa (01/02/2013)
E.Ü. İçine Güzel Sanatlar Fakültesi ve Beklentiler (01/02/2013)
Yargıya Güvenin Olmadığı Yerde Osman Özgüven Neden Kalsın Ki? (01/01/2013)
Bir Meslek Örgütü Kendi Ülkesine Karşı Olabilir mi? (01/12/2012)
Cumhuriyet Ne Kadar Tehlikede (01/11/2012)
Türkiye´yi Bölme Görevi (01/10/2012)
Öldürdüler Almina’yı (03/09/2012)
İçerde: Din Sömürüsü ve Kin... Dışarda: Emir Kulu... (01/08/2012)
Kürtaj Yasağı En Çok Yoksul Kadını Vuracak (01/07/2012)
Artık ‘İçimiz’ değil ‘dışımız’ Yansın Belki Uyanırız! (01/06/2012)
Semah’ın Gücü... İzmir’in Kırılganlığı… (01/05/2012)
Afganistan’daki Helikopter Kazası (01/04/2012)
ABD Kafkasya’yı da Karıştırır mı? (01/03/2012)
Sıkıyönetim Mahkemeleri Daha mı İyiydi? (01/02/2012)
Rauf Denktaş´ın Arkasından Sahte Gözyaşları... (17/01/2012)
Cumhuriyet mi, Yoksa Demokrasi mi? (01/01/2012)
İzmir Belediye Baskını ya da Arturo Ui´nin Önlenebilir Yükselişi (01/12/2011)
Pkk’yı Siyasi Yollarla Yok Edemezsin! (01/11/2011)
İki Farklı ‘KALE’, İki Farklı Duyarlılık (01/10/2011)
Terör Örgütünün İki Kolu: PKK ve PKK Holdingi (01/09/2011)
“İnsan Hakları” Bu Ülkelerin Ağzına Yakışmıyor (01/08/2011)
Hukuk Mu Dedin? Hadi Canım Sen De! (01/07/2011)
Üç ‘F’ (Fado, Fatıma, Futbol) ve AKP (01/06/2011)
Onların Demokrasisi Bizi ‘Götürür’ Abi! (01/05/2011)
“Kırk Katır Mı, Kırk Satır Mı?” (01/04/2011)
Ecevit’i Ergenekon İçin Kullanmaya Çalışmasınlar! (01/03/2011)
Tükürün Bu ‘Ucube’ Heykellere! (01/02/2011)
Kılıçdaroğlu Artık Çok Rahat (01/01/2011)
Füze Kalkanı ve Türkiye (03/12/2010)
Rektör Olma Hayali Var, Mantık Yok... (01/11/2010)
Hanefi Avcı´nın Kitabı (01/10/2010)
“Bir Buçuk Cumhuriyetçiler” ve Referandum (01/09/2010)
Yaşasın! Tanzanya ile Vize Kalktı (01/08/2010)
Sevgili Hamas´a Sitemimizdir... (01/07/2010)
Güçlenen CHP Siyaseti Altüst Ediyor (01/06/2010)
Mayıs: Hüzünle Mutluluğun Kol Kola Gezdiği Ay (02/05/2010)
İki İsim, İki Öykü (01/04/2010)
Bakan Yanında ‘Ezik’ Vali (01/03/2010)
Özgürlük mü Dediniz(!) (01/02/2010)