Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Kapımızdaki Tehlike

Harun Raşit Uysal

Uzunca bir süredir Yunanistan’daki kriz haberlerini izliyoruz. Ekonominin yanlış yönlendirilmesinin AB’nin yaramaz çocuğunu ne hale getirdiğini gördük. Toplam borç 340 milyar, kişi başına düşen borç ise 31 bin avroya ulaşmış durumda. Alman, İngiliz çalışsın, sen siesta yap, paraları kap. Topun bir gün patlayacağı zaten belliydi. Şimdi AB Yunanistan’ı nasıl kurtaracağını kara kara düşünüyor. Muhtemelen borçlarının önemli bir bölümü silinecek ve ardından da avro bölgesinden çıkarılacak. Yunanistan’dan sonra Portekiz, İspanya, İtalya da sırada. Avrupalılar İtalya ve İspanya’nın bu hafta gerçekleştirecekleri tahvil satışlarına endekslenmiş durumda. Velhasıl dünyayı zor günler bekliyor.

Bu arada dünyanın en büyük ekonomisi sayılan ABD borç limitini ilk beş ayda doldurdu. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, tarihlerinde ilk defa ABD’yi olumsuz olarak izlemeye aldı. Eski başkan Bush döneminde yapılmış olan büyük ölçekli vergi indirimlerinin mali baskısı, büyük maliyetli Afganistan ve Irak savaşı ile küresel ekonomik kriz nedeniyle ABD maliyesini zor günler bekliyor.

Türkiye’de ne olur ?

Türkiye’de ise kriz ile ilgili uyarılar arka arkaya gelmeye başladı. Hükümet çevresinden Ali Babacan ile iktidar partisi AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli bu soruna işaret ettiler bile.

Bakıldığında Türkiye krizden etkilenecekmiş gibi görünüyor. Çünkü iki risk bölgesinin tam merkezinde bulunuyor. Arap coğrafyasında yaşanan siyasal sorunlardan kaynaklanan ekonomik risk ve ticaretinin yüzde ellisini gerçekleştirdiği avro bölgesi.

Bunların yanı sıra Türkiye uzunca zamandır büyümesini iç talebe bağlı olarak gerçekleştiriyor. Cari açık ise büyük bir risk oluşturuyor. Çünkü finansmanını sıcak para ile yapıyor. Büyüme, üretim ekonomisine dayanmadığı için de ara malları bile ithal ediliyor. Hükümetin, alacağı önlemlerle cari açığı bir an önce azaltması gerekiyor.

Bunlar halledilmezse ne olur ? Acaba 1997’deki durumla mı karşılaşırız? Biliyorsunuz Türkiye 1997 Asya Krizi’nden doğrudan olarak değil ama Rusya üzerinden etkilendi. Ve sermayede ciddi kaçışlar yaşandı.

Türkiye yukarıda da belirttiğim gibi, ticaretini önemli oranda şu anda kriz yaşayan AB ve ABD ile yapıyor. Bir tıkanıklığın yaşanması kuvvetle muhtemel. Şayet gerekli önlemler alınmazsa bu defa kriz 2009’daki gibi kolay atlatılamaz ve ülke ekonomisi büyük darbe yer...



01/08/2011



Yazarın diğer yazıları

Tire Süt Sempozyumu´nun Sonuçları (01/01/2013)
Arap Etkisi Genişliyor ve Değişiyor (01/12/2012)
“Hadi Canım Sen de” (01/11/2012)
Gıda Gününde Açlık ve Türkiye Tarımı (01/10/2012)
Avro Krizi: Ülkeler Bölünmeyle Karşı Karşıya mı? (01/09/2012)
Küresel Felaketler Durmak Bilmiyor (01/08/2012)
Avro Mavro Mauro (01/07/2012)
Türkiye ve AB’de Pozitif Gündem (01/06/2012)
Gıdada Tehlike (01/05/2012)
Nükleerde Sona Doğru (01/04/2012)
Akkuyu’da Son Durum (07/03/2012)
İklim Konferansları Dünyayı Oyalıyor (16/01/2012)
İnsanları beslemek giderek zorlaşacak (01/01/2012)
Soframızdaki düşman GDO (01/12/2011)
Savaşların Yeni Nedeni Gıda Krizi Olacak (01/11/2011)
Okul Kantinleri (01/10/2011)
Tarımda Bereketli Bir Yıl (01/09/2011)
12 Haziran; Eldeki Kuş, Daldakinden İyidir (01/07/2011)
CHP’nin Doğu ve Güneydoğu Raporu (01/05/2011)
Dünya nükleer enerjiden vazgeçiyor, ya Türkiye? (01/04/2011)
Tarıma Kırmızı Kart (01/03/2011)
Üçüncü Dünyada Açlık Devrimleri (01/02/2011)