Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Kamusal Alanın Düzenlenmesinde Hangi Cumhuriyetçi İlke

Nuri Bilgin

Kamusal alanda ayırt edici dinsel aidiyet işaretlerinin taşınmasına ilişkin tartışmalarda gündeme gelen ‘kamusal alanın düzenlenmesiyle ilgili cumhuriyetçi ilke’ göründüğü kadar saydam değildir. Nitekim Laborde (2008) Fransa’daki laiklik tartışmalarının odak noktasında yer alan ‘türban’ olgusunu ‘eleştirel cumhuriyetçilik’ dediği ayrı bir perspektiften değerlendiriyor.

Laborde, kamuoyunu meşgul eden iki olaydan yola çıkar. Nisan 2008’de cereyan eden birinci olay, Lille’de bir mahkemenin, eşin bakire çıkmamasını boşanma nedeni saymasıdır. Haziran 2008’deki ikinci olay ise yüksek mahkemenin, burkalı bir kadının Fransız tabiiyetine geçme talebini ‘Fransız toplumunun temel değerleriyle ve cinslerin eşitliğiyle uyuşmayan radikal dinsel pratikleri benimsediği’ gerekçesiyle reddetmesidir. Kamuoyunda hemen herkes birinci kararı protesto ederken ikincisini alkışlamıştır.

Bu olaylara tepkilerdeki konsensüs 3 büyük ilkeye dayandırılmıştır.

1. Herkes için aynı laik yasa ilkesine göre, cumhuriyetçi yasa herkese uygulanır ve dinsel kuralların üstündedir. Dolayısıyla Lille Mahkemesi’nin şeriat kurallarını uyguladığı, bakir olmamayı, medeni kanunun meşru boşanma nedenleri içine soktuğu; burka olayında kadının dinsel pratiğinin temelindeki radikal İslami doktrin (selafilik) ile cumhuriyetçi yasanın uyuşmazlığı dile getirilmiştir.

2. Başkasının iradesine tabi olmama ilkesi, kişilerin özerkliğinin korunmasıyla ilgilidir. Burka olayında kadının, kocasının isteği üzerine örtündüğü ve temel dinsel ilkelere tümüyle boyun eğdiği ; Lille davasında ise mahkemenin cinsel ahlakın arkaik ve mizojin bir anlayışına göre kirli sayılan kadınların erkeklerce cezalandırılmasına yol açtığı iddia edilmiştir.

3. Toplumun değerlerini özümseme ilkesi, Fransız toplumunun temel kültürel, moral ve politik temellerini tanımlayan cumhuriyetçi dayanışma idealiyle ilgilidir. Burka olayında, egzotik giysi taşımanın, cinsler arası eşitliğe aykırı olduğu, dinin radikal pratiğinin Fransız toplumunun temel değerleriyle uyuşmadığı; Lille davasında yabancı bir hukukun tatbikinin, ilgililerin Fransa’ya entegrasyonu benimsemediğini gösterdiği öne sürülmüştür.

Bu olayları, cumhuriyetçi anlayış çerçevesinde kalarak başka türlü yorumlamak mümkün müdür? Laborde, söz konusu üç ilkeyi ele alarak alternatif bir yorum getirir.

Laik yasanın genelliğini vurgulayan birinci ilkeyi onaylayan yazara göre bu ilke özel yaşamın sınırında durur, bilinçlere karışmaz. Mahkemeye göre evlenme, özel alana ait bir kontrattır ve evlilik de kamusal bir kurum değildir. Bir kontrat, taraflardan birisinin yanlış beyanı nedeniyle bozulabilir.

Başkasına tabi olmamayı vurgulayan ikinci ilkenin de cumhuriyette önemli olduğunu kabul eder yazar. Ancak yorum doğru mu? Bu konuda kamuoyundaki görüşbirliğini, paternalist bulur. Yazarın sorusu şu:”‘Kişiler özgür olmaya zorlanabilir mi?” Her iki olayda da kişileri kocanın dinsel inancının boyunduruğundan kurtarıp özgür olmaya zorlama iddiası var. Ama her iki halde de kadınlar cezalandırılıyor; biri istemediği bir evliliğe razı olmaya, diğeri Fransa dışı kalmaya zorlanıyor. Zorla kadınları özgürleştirmek yerine koşullarını sorgulamak daha iyi değil mi? Ayrıca kim karar verecek kontrat hakkında? Örtünmekten hoşlanmama, Fransız Katolik - laik kültürünün bir yansıması. Başkasına veya bir değere zarar vermeden örtünmek yasaklanabilir mi? Bir olay vuku bulduktan sonra yasak mümkün müdür?

Üçüncü ilke bir ülkenin yerleşik değerlerine uyumla ilgilidir. Bu ilkeyle ilgili olarak bir ülkedeki azınlık gruplarının birlikte yaşaması konusunda ‘makul uzlaşmalar’dan söz ediliyor ve aynı şeyi Fransa’daki Müslümanların da bizzat kendilerinin sağlaması, yani yabancıların Fransız kültürel pratiklerine uyması gerektiği vurgulanıyor. Yazara göre ‘bir cumhuriyet; ortak hukuk ve kamu kurumları vasıtasıyla entegrasyonu istemelidir, kültürel konformizm ve asimilasyon yoluyla değil’. Kamusal alan, kültürel ve politik olarak nötr değildir; bu yüzden bazı azınlık talepleri bir adalet talebi olabilir. Bu uzlaşmalar, eşitliği tesis etmeleri koşuluyla, cumhuriyetçi anlayışla çelişmez, aksine onu derinleştirir.



* Kaynak: C. Laborde (2008): Virginité et burqa : des accommodements déraisonnables ?





01/07/2011



Yazarın diğer yazıları

Sahte Karşıtlık: Demokrasi ya da Cumhuriyet? (01/11/2012)
Devrimleri Anlamak (2) (01/01/2012)
Devrimleri Anlamak (1) (06/12/2011)
Seçim Sonuçları: Başarılı-Başarısız İlanının Bir Temeli Var Mı? (12/09/2011)
Seçim Sonuçları: Başarılı-Başarısız İlanının Bir Temeli Var Mı? (1) (01/08/2011)
Etnikleştirme versus Demokrasi (01/01/2011)
Sahte Karşıtlık: Demokrasi ya da Cumhuriyet? (03/10/2010)