Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Kamu Personeli Seçme Sınavı mı?

Ömer Lütfi Değirmenci

Resmi Gazete’nin 3 Mayıs 2002 tarihli nüshasında yayınlanan, «Kamu Görevlerine ilk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik”, daha önce kamu kurum ve kuruluşlarına personel seçimi ve ataması ile ilgili yönetmelikleri yürürlükten kaldırmış, Devlet Memurluğu Sınavı (DMS) ve Kamu Memurluğu Sınavı (KMS) birleştirilerek, Kamu Personeli Seçeme Sınavı (KPSS) adı altında bir sınavın yapılmasını gerekli kılmıştır. KPSS, kamu kurumlarında görev alacak personeli belirlemek amacıyla yapılan bir dizi sınavın genel adıdır ve yılda bir kez yapılmaktadır.
KPSS, lisans mezunları ile ortaöğretim/önlisans mezunları için ayrı ayrı yapılmaktadır. Bu yıl lisans mezunları için sınav 10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılmıştır. Ortaöğretim/önlisans mezunları için sınavlar ise 26 Eylül 2010 günü yapılacak. Bu sene KPSS-Lisans’a 800 binden fazla kişi girmiştir. 1999’da yapılan DMS sınavına ise, 392.535 kişi girmişti. Aradan geçen 11 senede, sınava girenlerin sayısı % 50’den fazla artmış olmasına karşın, bir kadroya yerleştirilenlerin sayısı ne yazık ki, aynı oranda artmamış tam tersine yerinde saymıştır. Örneğin KPSS’de en çok yapılan KPSS-Öğretmenlik sınavına başvuruların ve yerleştirilenlerin sayıları aşağıdaki çizelgede verilmiştir. Görüldüğü üzere, son beş yılda öğretmen olabilmek için sınava giren adaylardan, her yıl ancak % 4-14’ü kadrolu öğretmen olarak atanmışlardır.
KPSS-Öğretmenlik Sınavı İstatistikleri

Yıl Başvuru Kadrolu Sözleşmeli Toplam
2006 202.710 29.222 16.792 46.014
2007 205.433 19.029 28.898 47.927
2008 237.520 19.986 19.856 39.842
2009 244.000 11.035 17.209 28.244
2010 279.000 26.934 10.915 37.849

KPSS’nin Önemi


Kamu, ihtiyaç duyduğu her türden personeli KPSS sonuçlarına göre istihdam ettiğinden, bu sınav devlet kurumlarında çalışmak isteyenler için kaçınılmaz olmaktadır. Sınava girenlerden yıllara göre, ancak % 5-15’nin kadroya atanabildiği bir ortamda, sınavdan çok yüksek puan almak zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle, artık bir KPSS sektörü oluşmuş durumdadır. KPSS’ye yönelik kurs ve dershaneler açılmıştır. Kazanamayan adaylar ertesi yıl şanslarını yeniden denemekte ve hem zamanlarını hem de paralarını bu uğurda harcamaktadırlar. KPSS öylesine hayatımıza girmiştir ki, yıllardır sınavlarda başarı göstermelerine rağmen atanamayan adaylar arasında, canına kıyanları sıkça duyar hale geldik.
En büyük dram öğretmen adayları arasında yaşanmaktadır. Bugün 300 bin civarında öğretmen adayımız atama beklemektedir. Bu gençlerimiz zor günlerini birlikte aşabilmek için dayanışma içerisine girmiş, kısa adı AYOP olan «Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu”nu kurmuşlardır. Sık sık bir araya gelen platform üyeleri yaşadıkları zorlukları, dramları ve atanma isteklerini iktidara duyurmaya çalışmakla birlikte, çoğu kez yetkililerden hak etmedikleri muamelelere maruz kalmaktadırlar. İçlerinde 7-8 yıldır atama bekleyenleri tanıyorum. Kamu çalışan sayısını giderek azaltan politikalar ve işsizlik oranının % 20-25’ler düzeyine ulaştığı böylesi bir ortamda, KPSS’nin kendisi kadar sınavda başarılı olabilmek de çok önemlidir.


KPSS ve ÖSYM


Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, kamuyla alakalı olarak her yıl 40 civarında genel sınav düzenlemektedir. Bu sınavlardan bazıları; LGS, LYS, SBS (kaldırıldı), TUS, ALES, ÜDS ve KPSS’dir. Başarılı olanların bir devlet kadrosuna atanacak olması bakımından KPSS, diğerlerinden farklı bir öneme sahiptir. İşsizliğin böylesine yüksek olduğu bir ortamda, bu sınavın önemi daha da artmaktadır. Bu açıdan bakıldığında ÖSYM’ye büyük sorumluluk düşmektedir. ÖSYM açısından bu sorumlulukları şu şekilde sıralayabiliriz:
1) Soruların düzeyi ve dağılımı,
2) Soruların doğruluğu,
3) Soruların gizliliği,
4) Sınavın güvenliği.
Soruların düzeyi bakımından yıldan yıla tutarsızlıklar yaşandığı gibi, birçok sınavda yanlış düzenlenmiş sorulara rastlanmış ve bu sorular iptal edilmiştir. Bu bakımdan ÖSYM sabıkalıdır. Böylesine önemli bir sınavda, hataya yer olmasa gerekir. Fakat bundan daha önemlisi, soruların gizliliği ve sınavın güvenliği konusudur. Hatırlanacağı üzere, 1999 ÖSS sınavından önce, soru kitapçığının çalınmasından dolayı sınav iptal edilmiş ve sorular yeniden hazırlanmıştı. Bundan başka, 2009 yılında Iğdır’da, KPSS sorularını 60 kişilik öğretmen grubuna çözdürerek, cevapları 8 bin TL karşılığında telekonferans yöntemiyle adaylara ulaştıran bir çete yakalanmıştı.
Görüldüğü gibi ÖSYM, soruların gizliliği ve sınavın güvenliği açısından da sabıkalıdır. Kazanmanın bu kadar önemli olduğu bir sınavı paraya tahvil etmek isteyecek, art niyetli kişi ve grupların çıkması kaçınılmazdır. Bu nedenle, soruların hazırlanmasından sınavın bitimine kadar, her aşamada büyük bir dikkat ve özen gösterilmesi zorunludur.
Son bulgulara göre, 2010 KPSS lisans soruları, baskıya gönderildikten sonraki 2 saat 22 dakika içinde, e-posta yolu ile sızdırılmıştır. Çok sayıda karı-koca ile aynı evi paylaşan pek çok kişinin eğitim bilimleri testinde tam puan alması ile sınavda toplu kopya yapılmış olduğu iddia edilmişti. Geçmiş yıllarda eğitim bilimleri testinde ancak birkaç kişinin tam puanı yakalayabilmiş olması ve bu yılki sınavda tam puan alanların, geçmiş yıllarda vasat puanlar almış olmaları, kopya iddiasını güçlendiren kanıtlar olarak sunulmuştur.
ÖSYM başkanı Sayın Prof. Dr. Ünal Yarımağan, bu açıdan belki de hayatının en talihsiz dönemini yaşamaktadır. Olaylar henüz yeni patlak vermişken yaptığı açıklama ile kopya olmadığını, 3000’in üzerinde sınav kâğıdı ve kitapçığını bizzat incelediğini ve her şeyin normal olduğunu ifade etmesi, gerçekten de acele ve kendisi açısından talihsiz bir beyan olmuştur. Savcılık ve emniyetçe yapılan inceleme ve soruşturmalar sonucunda, sınav sorularının baskıya girmeden önce e-posta yolu ile servis edildiği ortaya çıkmıştır.


Ne Yapılmalı?


2010 KPSS ile ilgili ne yapılması gerektiği konusunda görüşümü dile getirmeden önce, sınavın genel yapısı ile ilgili olarak bir konuya değinmek isterim. Sınav ne yazık ki, alan bilgisini ölçmekten oldukça uzaktır. Genel yetenek ve genel kültür adı altında, adayların alanları dışında sorulan sorular, seçme amacına uygun olmayan bir sıralama sonucu doğurmaktadır. Bu bakımdan özellikle KPSS öğretmenlik sınavının gözden geçirilmeye ihtiyacı vardır.
Son yapılan sınava gelince; ortaya çıkan bilgi ve belgeler ışığında soruların sızdırıldığı kesin görülmektedir. Bu aşamada kaç kişiye sızdırılmış olduğu önemini yitirmektedir. Kopya eyleminin münferit bir olay olduğuna bizleri ve sınava giren adayları inandırmak mümkün değildir. Üstelik bunun gerçekten de münferit olarak kaldığına emin olabilmek de olanaksızdır. Diğer taraftan, hakkıyla başarılı olarak atanma şansı yakalamış insanları da görmezden gelemeyiz. Bu açıdan bakıldığında herkesi memnun edecek bir karara verebilmek gerçekten de çok zordur. Bununla birlikte, önümüzdeki yılları da dikkate almak ve bu sınavları düzenleyen ÖSYM’nin güvenilirliğini yeniden sağlamak kaçınılmazdır. Bu açıdan, arttırılmış güvenlik önlemleri ile sınavın yenilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Aksi durumda bu güvensizlik yıllarca sürecek ve barış ortamı bozulacaktır. İç disiplinimiz açısından da sınavın yenilenmesi kaçınılmazdır.
Sınav sorularının 3227 kişiye sızdırıldığının YÖK başkanı tarafından açıklandığı bir ortamda, kopya eylemine karıştığı düşünülen yalnızca belli sayıda kişinin sınavlarının iptal edilmesi, kafalardaki şüpheleri asla gidermeyecek ve ÖSYM’nin güvensizliği kurumca yapılan diğer sınavlar içinde kalıcı hale gelecektir.



08/09/2010



Yazarın diğer yazıları

4+4+4 Yasası (06/04/2012)
Nasıl Bir Üniversite? (01/08/2010)