Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

İZBAN Sorunun Nedeni, Belediyelerin Şirketleşmesi

Ahmet Müfit

İzmir’de, Artı Para adı altında kent içi toplu taşımacılığa yapılan zam konusu günlerdir yazılıp çiziliyor. “Yetkililerce” kamuoyuna yansıtılan gerekçe, bir kamu kuruluşu olmayan, kamunun verdiği imtiyazla toplu taşımacılık hizmeti veren İZBAN Şirketinin zarar ediyor olması.

Bu duruma İZBAN A.Ş. tarafından bulunan çözüm, sabit ücretten mesafeye bağlı ücretlendirme sistemine geçilerek, bu zararın telafi edilmesi. Bilindiği gibi İZBAN, TCDD ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 50 ortaklıklarıyla kurulmuş bir şirket. Şirket olduğu (İZBAN A.Ş.) ve bilançoları, gelirleri-giderleri ayrıntılı bir şekilde İzmir Halkıyla paylaşılmadığı için, zarar edildiği gerekçesinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını, ya da olduğu söylenen zararın boyutlarını bilme olanağımız bulunmuyor. Anlayacağınız, zararın nedeni gerçekten de taşımacılık ücretlerin düşüklüğünden mi, yoksa İZBAN A.Ş.’nin yönetim hatalarından mı kaynaklanıyor bilmiyoruz. http://www.izban.com.tr/Sayfalar/Single.aspx?MenuId=8

Bu açıdan bakıldığında, İZBAN A.Ş.’da yaşanan sıkıntının özelleştirilen tüm kamu hizmetlerinde yaşanan sıkıntının benzeri olduğunu söylemek mümkün. Özelleştirme sonucu her nasılsa aniden “hizmet maliyetleri artıyor”, artan bu maliyet, kamu hizmeti olduğu gerçeği görmezden gelinerek doğrudan vatandaşa yansıtılıyor. Sonuç olarak kamu hizmeti, kamu hizmeti olmaktan çıkarılarak, üstelik de tekel niteliği taşıyan ticari bir mala dönüştürülmüş oluyor.

Sorun, İZBAN A.Ş.’nin ticari mantık gereği yaptığı şeyi eleştirenlerin, İZBAN’ın kamu kurumu değil, amacı kar etmek olan ticari bir şirket olduğunun farkında olmamaları ya da farkında değilmiş gibi davranmaları, kamu hizmetlerindeki özelleştirmeleri, adı kamu kuruluşu olan belediyelerdeki ticarileşmeyi, şirketleşmeyi görmemeleri/görmezden gelmeleri.

Belediye Yönetimlerinin bilmediği ya da bilmezden geldiği şey ise ulaşım harcamalarının hane halkı harcamaları içerisindeki payının artık taşınamaz boyuta geldiği gerçeği.

Şöyleki; TÜİK tarafından, 28 Temmuz 2017tarihinde yayınlanan 2016 yılı Hane Halkı Tüketim Harcaması istatistiklerine göre, hane halkı harcamalarının içinde en büyük pay yüzde 25,2 ile Konut/Kira giderlerine ait. İkinci sırada yüzde 19,5 ile Gıda ve Alkolsüz İçecekler, üçüncü sırada ise yüzde 18,2 ile Ulaşım Harcamaları geliyor. Küçük kentler, kasabalar ve köylerdeki ulaşım talebinin göreli azlığı dikkate alındığında, büyükşehirlerde yaşayan aileler açısından ulaşım giderleri yükünün çok daha fazla olduğunu hatta gıda harcamalarının üzerine çıktığını söylemek de mümkün.

Ulaşım harcamalarının durumu, aile bütçesi içerisinde tuttuğu yerin büyüklüğünün yanı sıra, artış hızı açısından da şaşırtıcı. Ulaşım harcamalarının 2003’te, yani AKP’nin ilk iktidar yılında, hane halkı toplam tüketim harcamaları içerisindeki payı yüzde 9,8 iken, geçen 14 yılda neredeyse 2 kat artarak yüzde 18,2’ye yükselmiş.

Yüzde 20’lik en alt gelir dilimindeki vatandaşlarımız için durum çok daha vahim. Yüzde 20’lik dilimde yer alan hane halklarının bütçelerindeki ulaşım harcamaları payı 2003 yılında yüzde 4,2 iken, 2015’de yüzde 8,9’a yükselmiş, yani iki katından daha fazla artmış durumda. 

Bu olağan dışı artışın en önemli nedeni, yazının başında belirttiğim gibi, Özal ile başlayıp, AKP iktidarı ile doruğa ulaşan, kentsel hizmetlerin özelleştirilmesine, yerel yönetimlerin şirketleştirilmesine dayalı yanlış yerel yönetim politikaları.

İzmir örneği, bu yanlış politikaların, muhalefet partilerinin yönetimindeki belediyelerce de benimsenmiş olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla da, nedenini tam olarak ortaya koymaksızın, maliyetlerdeki artış, vb. şekilde gerekçelendirerek bu can yakan uygulamanın İzmir Halkı tarafından kabul görmesini sağlamalarının mümkün olmadığını anlamıyorlar.

Ahmet Müfit

http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=47

http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24576



01/03/2018



Yazarın diğer yazıları

Suriyeli Sığınmacıların Ülkemizde Bulunma Nedenleri Yalnızca İnsani mi? (01/09/2018)
70 Yıldır Alınamayan Ders (01/08/2018)
Ticaret Savaşı mı, Neoliberalizm Öncesine/Normale Dönüş mü? (01/07/2018)
Seçimler Yaklaşırken İmar Affı Tartışmaları Yeniden Hortladı (01/05/2018)
Ticaret Savaşımız (01/04/2018)
CHP’nin Kafa Karışıklığı (01/02/2018)
Güvenli Bir Para İhtiyacı (01/01/2018)
Piyasacıların BES Sevgisi (01/12/2017)
Vatandaşın kesesinden özel sektör borçlarını kamulaştırmak (01/11/2017)
2018 - 2020 Orta Vadeli Programı (01/10/2017)
Çanakkale Adalet Kurultayı (01/09/2017)
Dubai diye bir yer. Yoksa “şey”mi demeliyim? (01/08/2017)
“Tanzimat Batıcılığı” ile “İslamcılık”-“Osmanlıcılık” çizgisinin arasına sıkışmış durumdayız (01/07/2017)
Sermaye Kesiminin 70 Yıllık “Demokrasi” Mücadelesi (01/06/2017)
Borç (01/05/2017)
Gayrimenkul sektöründe işler iyi gitmiyor (01/04/2017)
TL’nin Dolar Karşısındaki Değer Kazanıyor Olması Normal mi? (01/03/2017)
Gerginlikten “hayır” çıkar mı? (01/02/2017)
Yapısal Reformcu Piyasacı Korosuna Merkez Bankası da Katıldı (01/01/2017)
Tehlikeli Bir Oyunun Tam Ortasındayız (01/12/2016)
Merkez Bankası Faiz İndirimine Ara Verdi (01/11/2016)
Mülkiyet Hakkı ve Kapitalizm (01/10/2016)
Bankaların Durumu (01/09/2016)
Küreselleştirilmiş Dünyamızda Krizler (01/08/2016)