Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

IŞİD, Petrol ve Savaş

Işıkgün Akfırat

Kaynak: http://www.dw.de/isis-oil-and-war/a-17760035

Yazar: Kersten Knipp / CMK

Makalenin Özgün Başlığı: ISIS, oil and war

Çeviren: Işıkgün Akfırat - Boğaziçi Çeviri Merkezi

IŞİD militanlarının işgal ettikleri bölgelerden çıkan petrolü satmaları, bölgedeki yakıt gerilimini daha da arttırdı. Bu durum dünya pazarında belirsizlikler yaratmakla birlikte küresel petrol fiyatlarında düşüşe yol açtı.

Önce El-Ömer ve şimdi El-Tanak: radikal İslamcı IŞİD örgütü Suriye’nin büyük petrol sahaların ele geçirme yolunda kayda değer ve hızlı adımlar atıyor. Haziran sonunda bir Irak petrol sahasının ele geçirilmesiyle birlikte, militanlar Suriye-Irak sınırının her iki tarafında da geniş kalkınma bölgelerini kontrol altına aldı. Perşembe günü (3 Temmuz 2014) IŞİD, resmen Irak dışına petrol satmaya başladı.

IŞİD’in petrolü meşru kanallardan satması mümkün olmadığı için, bu satışlar yasadışı gerçekleşti. Haber bültenlerine göre Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, IŞİD’i Suriye’ye, Beşar Esad rejimine petrol satmakla suçladı. Belli ki militanlar kendilerini yaklaşmakta olan çatışmalara hazırlamak için mümkün olan en yüksek kazancı sağlamayı hedefliyorlar.

Kuzey Irak’ın Tuz Kurmato şehrinin valisi, Anadolu Ajansına verdiği demeçte «IŞİD militanları talep eden herkese petrol satıyor” diyordu. «Silah ve mühimmat için paraya ihtiyaçları var.”

Petrol satışları, savaşın sancılarını yaşayan bölgedeki kaosun daha da artmasına yol açabilir. Esad rejimi, bölgeden gelecek petrolle birlikte tanklarının deposunu doldurup isyancılara karşı sürebilecek. Ve IŞİD, petrol satışından kazanacağı parayla Suriye ve Irak’ta girişeceği yeni işgaller için gerekli finansmanı elde etmiş olacak.

IŞİD militanlarının Esad rejimi için yalnızca geçici bir müttefik olabileceği açık olduğundan, böyle bir ittifak Şam rejimi açısından büyük risk. Zira militanlar Esad’ın iktidarda kalıp kalmayacağıyla hiç ilgili değiller. Bütün amaçları, ilan ettikleri ve şimdiden Irak ve Suriye’den geçerek Türkiye sınırına kadar uzanan hilafetin sınırlarını genişletmek. Irak’ta ise hakim oldukları bölgeyi güneye doğru uzandırmayı planlıyorlar.

Petrol pazarındaki etkisi

El-Ömer petrol sahası geçtiğimiz Kasımdan beri cihatçıların elinde. El Nusra cephesi (daha sonra IŞİD’e katıldılar) tarafından ele geçirildiğinde, militanlar günde 10 bin varile yakın petrol çıkarıyorlardı.

Son IŞİD işgalleri bölgedeki şiddet ortamını kızıştırmakla birlikte uluslararası petrol pazarındaki belirsizliği de tetikledi. Uluslararası Enerji Ajansı, Mayıs ayında, Irak’ın geleceğin en önemli petrol ihracatçılarından biri olacağını kaydetmişti. Ajans, 2035 yılına geldiğimizde Irak’ın çıkaracağı yıllık petrol miktarının 9 milyon varile ulaşacağını (mevcut miktar olan 3.3 milyon varilin yaklaşık üç katı) ve petrol ihracatında Suudi Arabistan’ı dahi geçeceğini bildirmişti.

Fakat bu yüksek tahminler IŞİD’in kazandığı zaferle birlikte yerle bir oldu. Militanlar hala petrol satışından elde ettikleri yüksek gelire sevinebiliyorlar, ancak sondaj şirketlerinin IŞİD yönetimi altındaki Irak’a yatırım yapmaları pek olası değil.

Daha bugün, The Wall Street Journal’da yer alan ve siyaset bilimciler Gal Luft ve Robert McFarlane tarafından kaleme alınmış bir makaleye göre, yeni petrol sahalarına yapılan yatırımın yalnızca yüzde 15’ü Orta Doğu’ya yönelik.

«Irak’ın bitmek bilmeyen iç savaş sonucu dibe çöküşüyle ülkeye yapılan yatırımlar daha da düşecek; Iraklıların benzin bulmakta zorluk çekmeleri yakındır” diyorlardı.


İran çıkarının peşinde

Irak’ın güneydeki, dolayısıyla Şii kontrolündeki en geniş petrol sahaları henüz ciddi bir tehditle karşılaşmadı. Yine de IŞİD’in yükselişi uluslararası pazarda yeni belirsizliklere yol açabilir. IŞİD’e karşı verilen savaş ancak İran’ın dahil olmasıyla başarıya ulaşabilir, diyordu İngiliz Think Thank kuruluşu Chatham House’tan ekonomist Paul Stevens.

Aslında, kuzeybatı sınırlarında doğmakta olan radikal Sünni hareketi önlemede İran’ın da güçlü çıkarları var. Stevens devam ediyor: Bununla birlikte İran’ın bağlılık göstermesi için uluslararası toplumdan bazı ödünler beklemesi gerekir. Irak’taki gelişmeler bir anlaşma sağlanmasını neredeyse zorunlu kıldı. Bu aynı zamanda «İran’ın petrol çıkarımını ve üretim tesislerini son derece gerekli yatırımlara açma” yolunu tıkayan yaptırımların kaldırılmasını da getirebilir.

Suudi Arabistan’a biçilen yeni rol

Dengelerin İran lehine değişmesinin Batı’nın mevcut ortaklarından birini ürkütmesi oldukça muhtemel: Suudi Arabistan. Eğer Irak Başbakanı Nuri El Maliki görevini sürdürürse ve -İran sayesinde- IŞİD’i uzakta tutmayı başarırsa, Suudi Arabistan’ın, Sünni Müslümanların lider ülkesinin, kendisini kuzey sınırındaki güçlü Şii varlığına hazırlaması gerekecek. Stevens’a göre, Suudilerin son günlerdeki Amerika-İran uzlaşması hakkında söyleyecekleri pek bir şey yok.

Verilebilecek olası karşılıklardan biri petrol fiyatlarını uluslararası pazardaki alıcılarının çıkarına düşürmek olacaktır ki bu Suudi Arabistanın anında uygulayabileceği bir yaptırım.


«Bu hem İran’a hem de Irak’a zarar verecektir, zira her ikisinin de acilen gelire ihtiyacı var”.



01/08/2014



Yazarın diğer yazıları

“Terörle Mücadele” Terörizmdir: (01/10/2014)
Irkçı Baskının Alet Çantası: Gazze’den Ferguson’a (01/09/2014)
Latin Amerika 1 Mayıs’ı Törenler ve Emek Reformlarıyla Karşılıyor (01/05/2014)
Ukrayna Krizi (01/04/2014)
Chavez’in Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna Hitaben Konuşması (01/03/2014)
Mandela’dan Alıntı Yapmayı Bırakın (01/01/2014)
NATO, Amerikan Hegemonyası için Afrika’ya Truva Atı Sokuyor (01/12/2013)