Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

İran, Irak ve Ortadoğu´da Yeni Dengeler

Yücel Bozdağlıoğlu

Geçtiğimiz günlerde Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin İran’a yapmış olduğu ziyaret, Ortadoğu’nun geleceği açısından önemli ipuçları içermekte. Maliki Geçtiğimiz Mart ayında yapılan seçimlerden kıl payı farkla birinci çıkmış ancak bu sonuç hükümeti kurmak için yeterli olmamıştı. Batı basınında, Maliki’nin ziyaretinin arkasında İran’da yaşayan Şii lider Mukteda es Sadr’ın desteğini alma amacı olduğu yönünde yorumlar yayınlanmakta. Bu durum da en çok ülkedeki muhalifleri ve tabiiki Irak’tan çekilme sürecini başlatan Amerika’nın rahatsız etmekte. Peki Maliki-Sadr İttifakı Irak ve bölgedeki dengeleri nasıl etkiler?

İran, Irak ve Kürtler

Şiilerin Maliki’ye verdikleri destek en çok İran’ın işine yarayacaktır. Maliki ve Sadr’ın halihazırda işbirliği içine girmeleri Amerika’yı ürkütmektedir. Irak’ta Amerika’yı dışlayarak İran’ın etkinliğini arttıracak herhangi bir hükümet bölgedeki güç dengesini İran’ın lehine değiştirecektir.

Amerika’yı endişelendiren diğer bir gelişme ise, Amerika’nın çekilmesiyle yalnız kalacak olan Kürt grupların ani tavır değişikliği. Amerika’nın Kürtlere eskisi kadar ihtiyacı kalmaması ve Kürt tezlerini desteklemedeki isteksizliği Kürtlerin, Sadr’ın desteğiyle kurulacak bir hükümeti destekleme olasılığını arttırmakta. Amerika’nın bu durumu önlemek için Kürtler üzerindeki baskıyı arttırdığı bilinmekte. Ancak Maliki de Kürtlere, siyasi destek karşılığında istedikleri her şeyi vermeye hazır. Bu da Amerika’nın Irak’taki konumunu bir hayli zorlaştırmakta.

Irak ve Türkiye

Irak’ta yaşanan bu gelişmeler Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Diğer taraftan, Iraklı siyasiler için de bölge ülkeleri kadar, hatta daha fazla, Türkiye’nin tutumu önemli. Bölgede önemli bir güç olması ve Irak’ta başta PKK sorunu olmak üzere pek çok hayati çıkarının bulunması Türkiye’nin önemini arttırmakta. Iraklı muhalif lider Allavi ve şimdi de Maliki’nin Türkiye’yi ziyaret etmesi, kendilerine destek bulma amacına yönelik. Özellikle Maliki’nin Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı tarafından ağırlanması da konunun Türkiye için ne kadar önemli olduğunu göstermekte. Türkiye’nin tavrı geniş tabanlı bir uzlaşıya dayanan bir hükümet kurulması yönünde. Fakat, bu uzlaşının ne kadar devam edeceği konusunda kimse hemfikir değil. Özellikle Maliki’nin daha önce vermiş olduğu pek çok sözü yerine getirmediği göz önüne alınırsa, Irak’ta istikrarın yakın gelecekte sağlanacağını düşünmek pek gerçekçi görünmüyor.

Bu durum karşısında hem Irak hem de bölge açısından iki önemli sonucun ortaya çıkması beklenebilir. Irak açısından bakıldığında Şiiler, Sünniler ve Kürtler arasında bir çatışmanın çıkması beklenebilir. Amerika’nın desteğinden yoksun Kürtlere karşı, İran’ın desteğini sağlayan Şiilerin uzun dönemde ülkenin doğal kaynakları üzerinde hak iddia etmeleri gündeme gelebilir. Bu durum bölge ülkelerinin ve özellikle de İran’ın çatışmaya doğrudan taraf olması sonucunu doğurabilir.

Bölge açısından bakıldığında ise ortaya şu tablo çıkmakta: Herhangi bir çatışma durumunda Kürtlerin destek isteyebileceği ilk ülke Türkiye olacaktır. Türkiye’nin desteği de başta PKK sorunu olmak üzere bazı şartlara bağlı olacaktır. Fakat bu sefer de Türkiye’nin İran’la karşı karşıya gelmesi kaçınılmazdır. Asıl sorun her iki ülkenin bu riski göze alıp alamayacağı. Her iki ülkenin bu riski göze alması demek bölgenin tam bir istikrarsızlığa sürüklenmesi anlamına gelecektir.

Sonuç

Irak ve bölgede yaşanan son gelişmeler, Irak’ın işgali ile başlayan sürecin Amerika’nın kontrolünden çıkmaya başladığını göstermekte. Amerika’nın önce Irak’ı daha sonra da İran’ı etkisiz hale getirmek amacıyla başlattığı işgal aradan geçen yedi senede İran’ın işine yaramış gibi gözüküyor. Obama hükümetinin kamuoyundan gelen baskılar karşısında Irak’tan çekilmeye başlaması ve İran’ın bölgede ve özellikle Irak’ta etkinliğini artırmasına engel olamaması, aslında ABD’nin planladığından çok farklı bir süreci de başlatmış oldu. Bu durumda Ortadoğu’nun Amerikasız ve büyük olasılıkla Amerika’nın isteği dışında şekilleneceğini söylemek mümkün.



04/11/2010



Yazarın diğer yazıları

Şangay İşbirliği Örgütü mü Avrupa Birliği mi? Türkiye’nin Seçimi Geleceğini de Belirleyecek (01/02/2013)
ODTÜ Olayları ve Üniversiteler (04/01/2013)
Türkiye Neden Bir Mısır Olamaz? (04/12/2012)
Cumhuriyet Kutlamaları (02/11/2012)
Toplum Mühendisliği (01/10/2012)
İntikam Kültürü (04/07/2012)
Fransız Seçimleri ve Türkiye (08/05/2012)
Şimdi Ne Değişti? (01/04/2012)
21. Yüzyılda Türkiye’de Siyaset ve Eğitim (08/03/2012)
Soykırım Yasası, Hrant Dink ve Post-Kemalizm Tartışmaları (01/02/2012)
Fransa ve Ermeni Soykırımı Tasarısı (01/01/2012)
Türkiye´nin Tehlikeli Orta Doğu Politikası (01/12/2011)
Terör ve Bölgesel Güç Dengesi (01/11/2011)
Türkiye’nin Yeni Dış Politika Stratejisi Ve İsrail’le İlişkiler (01/10/2011)
Suriye’ye Müdahale Ve Türkiye’nin Rolü (01/09/2011)
Refah Devleti ve Terörizm (01/08/2011)
12 Haziran Seçimleri ve CHP (01/07/2011)
Demokrasi ve Yerel Yönetimlerin Özerkliği (01/06/2011)
CHP Dönek ve Faşist Bir Parti Mi? (01/05/2011)
STRATEJİK DERİNLİĞİN SONU… (01/04/2011)
Yasemin Devrimi’nin Ardından (01/03/2011)
Yasemin Devriminden Çıkarılacak Dersler (01/02/2011)
Demokratik Özerklik Belgesi Üzerine (01/01/2011)
Din ve Demokrasi: Endonezya Örneği (04/12/2010)
İsrail ve PKK (01/10/2010)
Amerika Irak´tan Çekilirken (01/09/2010)
12 Eylül ve Anayasa Değişikliği (01/08/2010)
Türkiye, İsrail ve ABD (01/07/2010)
Kıbrıs Seçimlerinin Düşündürdükleri (01/06/2010)
Polonya, ABD Hegemonyası Ve Küresel Güç Mücadeleleri (01/06/2010)
Globalleşme, Kimlik Politikaları ve Ermeni Meselesi (01/04/2010)
Türkiye - Ermenistan İlişkileri ve Kıbrıs (01/03/2010)
Türk Dış Politikasında Yeni Yönelimler: Türkiye-İsrail Krizinin Düşündürdükleri (01/02/2010)