Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

İnsan Üstü Erkeklerin Dünyasındaki Kadınlar

Gizay Kaya

Örümcek Adam, Demir Adam, Süper Adam, Yarasa Adam ve diğerleri… Kahramanlar dünyasına baktığımızda da kadınların, her türlü alanda olduğu gibi, kendine yer bulamadığını ya da görünmez denilebilecek kadar az yer bulduğunu görüyoruz. Şöyle bir düşündüğümüzde kaç kadın süper kahraman aklımıza geliyor? Benim Kedi Kadın ve Wonder Women dışında aklıma dişe dokunur bir kahraman gelmiyor. Belki çizgi roman dünyasında vardır fakat popüler kültür tarafından filmi yapılmaya değer bulunmuyor. Öne çıkarılmıyor. Bu dünyada da kadınlar başkahramanımızın sekteri, sevgili olmaktan ileri gidemiyor. Kurtaran değil de kurtarılmaya muhtaç olan görüntüler çiziliyor.

Bu ayki yazıma konu olarak süper kahramanlar dünyasını tercih etmeme sebepse kadın görünürlüğü açısından son derece başarılı ve güçlü bulduğum başka bir kahraman filmi: Kara Panter.

“1966 yılında Fantastic Four #52’de okuyucuyla tanışan Black Panther, Amerika’nın ana akım çizgi romanlarında boy gösteren ilk siyahi süper kahramandır. Onu 1969’da Falcon, 1972’deyse Luke Cage takip edecektir. Marvel’ın ezeli rakibi DC Comics’in ilk Afro-Amerikan karakterleri ise 1969’da Tyroc, 1972’de Green Lantern (John Stewart) ve 1977’de Black Lightning olacaktır.”

İlk siyahi kahraman olmasının dışında içinde barındırdığı karakterler de çok değerli çizilmiş. Okoye ve Nakia karakterleri orgu generali ve yardımcısı… Yani koskoca ülkenin generali bir kadın! Şaşırtıcı ama gerçek! Hem de General Okoye karakteri film içindeki kabile prenslerinden biriyle sevgili fakat genel de çizilen sevdiği adam için her türlü fedakârlığı yapan yapması gereken kadın imajı yerine ideallerinden şaşmayan sevdiği adam hata yapsa dahi kendi doğrularını değiştirmeyip onun karşısında duran son derece güçlü bir karakter olarak yaratılmış. Nakia karakteriyle birlikte bir arabayı devirdikleri sahne ise birçok filmdeki bir çok benzeri sahnenin üstüne çıkan bir başarı da çekilmiş ve seyirciye yansıtılmış.

Filmin bir diğer güçlü kadın karakteri ise Shuri. Filmimizin başkahramanının kardeşi yani bir prenses olan Shuri bildiğimiz prenseslerden değil. Bir teknoloji dâhisi ve ülkenin en değerli bilim insanı olarak dikkat çekiyor. İleri teknolojiyi üreten bir araştırmacı olarak çizilen karakter klasik prenses veya kardeş tanımından uzak tam tersine kas gücüyle yarışan kahramanlar dünyasında kadın zekasıyla en üstün teknolojileri geliştirerek öne çıkıyor.

“Sade bir kas gücünden öte, dünyanın en büyük dehalarından biri (Tony Stark, Reed Richards, Hank Pym ve Victor Von Doom ile birlikte.) ve pek çok bilim disiplininde de son derece başarılı. En dikkat çekeni ise İngiltere’nin köklü eğitim kurumu olan Oxford Üniversitesi’nden almış olduğu fizik doktorası. Bilgi birikimi onu bir taktik deha, fizikçi ve mühendis haline getiriyor. icat ettikleri arasında bir gezegeni tümden yok edebilecek kapasitede boyutlararası bombalar bile var!” Çizgi romanın geneline baktığımızda yine sadece kas gücünden ziyade bilimin her alanda yüceltiliyor olması takdir alıyor.

“T’Challa’nın, amcası S’yan’a Black Panther için meydan okumasının ardından, yılar sonra bu görev, üvey kız kardeşi Shuri’ye de düşmüştü.

Namor bir savaşta, T’Challa’yı komaya sokunca Storm, kraliyet ve Panther titri için Shuri’yi aday göstermişti. Shuri de bunun üzerine çabucak geçiş seremonilerinin tamamladı ve kalp-şekilli ottan yedi. Ancak Black Panther güçleri, kardeşinin hanedanına duyduğu kıskançlıktan ötürü layık bulunmaması yüzünden ondan geri alındı. her ne kadar reddedilmiş olsa da yine de kostümünü yaptı, ve Black Panther olarak Wakanda’nın düşmanı Morlun’u yendi ve ağabeyinin yeniden iyileşmesine yardımcı oldu. Bu özverili hareketiyle gerekli liyakatı sağlayınca da, ağabeyinden ünvanı geri alıp tekrar kraliçe olmuştur.”

Filmde henüz görmesek ve belki hiç görmeyecek olsak da çizgi romanda bir kadın Kara Panter’in olduğu gerçeği de yine kadın görünürlüğü açısından son derece değerli.

Birçok eserde “Biz olanı yazdık, yaptık, çektik” gibi bahanelere sığınıp hala yanlış söylem üretmeye devam edilirken her türlü sınırın ihlal edildiği, yeniden yazıldığı çizgi roman bilim-kurgu dünyasından bu bahanelerde komikleşiyor. Doğru söylemlerin kullanılması daha çok kadın kahraman yaratılması ve yeni nesle ilham olması gerekliliği açığa çıkıyor. O halde Virginia Woolf’un davetini tekrarlamak isterim. Kadınlar yazın! Daha çok yazın, çizin, oynayın, yönetin. Kadın dünyasını anlatın ve değiştirmek için adım atın!

Not: Çizgi romanlarla ilgili alıntılanmış olan bölümler www.kahramangiller.com ve www.çizgievreni.com sitelerinden alınmıştır.



01/08/2018




Önceki yazılar

Baba Koltuğu (01/07/2018)
Kadınlar Savaşı (01/03/2018)
Mother! (01/02/2018)
Ufak Tefek Cinayetler (01/12/2017)
Öfkeyle Bak Geleceğe (01/11/2017)
Hedwig ve Asabi Bir Orkestra (01/09/2017)
O Muazzam Fotoğraf (01/08/2017)
Ahlaksızlık in Vicdan out! (01/07/2017)