Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

“Hadi Canım Sen de”

Harun Raşit Uysal
«Hadi canım sen de” Türkiye’nin ikinci cumhurbaşkanı merhum İsmet İnönü’nün tarihe geçen meşhur lafı bu. Rahmetli İnönü gerçekleri yansıtmayan bir şey duydu mu, onu tekzip etmek için bunu söylerdi.
Yaşasaydı bu günlerde ünlü sözünü sık sık dile getirecekti. Türkiye’deki fırtınalı siyaset bir yana, medyada özellikle de sosyal medyada yazılan, çizilenlere gülüp, belki bu sözünü bir banda alıp, oradan söyleyecekti. Muhtemelen çenesi tutulacaktı çünkü.
Örneğin; gerçek gıdaya ulaşmanın giderek zorlaştığı günümüzde tüketiciler, doğal olarak gıdanın güvenilirliğini ve besleyici değerini sorgulama konusunda daha hassas davranırken...
Bundan yaklaşık 2 ay önce ABD’de Stanford Üniversitesi’nin «Organik Ürünün Besin Değeri, Gelenekselden Farklı Değil” araştırması gündeme bomba gibi düşmüştü.
Buna ancak «Hadi canım sen de” denirdi.
Nitekim öyle de dendi. Çünkü araştırma, makro besin elementlerini (protein, yağ, şeker vs) karşılaştırırken, insan sağlığı ve beslenmesi açısından önemli olan vitamin, kanser ve kalp krizi riskini azaltan omega 3 yağ asidi, karın tipi şişmanlığı, kadınlarda meme kanseri olma riskini azaltan konjuge linoleik asit (CLA) değerlerinin durumundan bahsetmiyor, ya da satır arasında organik sütün omega 3 açısından daha zengin olduğunu belirtiyordu.
Bunların henüz tartışması bitmeden, bu kez de...
İngiliz bilim insanları küresel ısınmanın 16 yıl önce durduğunu ileri sürdü.
İngiltere´nin ulusal meteoroloji servisi Met Office´in kara ve deniz üzerindeki 3 bin ayrı noktada ölçüm yaparak hazırladığı raporda; 1996 yılından 2012 yılının ağustos ayına kadar küresel sıcaklık değerlerinde kayda değer bir artış gözlenmediği belirtildi.
Sıcaklıkların dünya genelinde arttığı 1980 ve 1996 yılları arasındaki dönem göz önünde bulundurulduğunda, raporda incelenen süre küresel ısınmada ´duraklama dönemi´ olarak değerlendirildi.
Pekala, buna da «Hadi canım sen de” denmez mi?
Bal gibi de denir. Madem öyle, dünyada 17 yıldır neden iklim konferansları toplanıyor? Her toplantıda atmosfere daha çok sera gazı salan gelişmiş ülkelerin bunu azaltmaları neden isteniyor? Bu toplantılar uzmanlar çeşitli ülkeleri görsün diye yapılmıyor herhalde!
Neden «Kyoto Protokolü” diye atmosfere salınan sera gazlarını azaltmaya yönelik anlaşma bulunuyor. Protokolün sona erecek olması nedeniyle neden yeni bir protokol hazırlama gereği duyuluyor? Herhalde spor olsun diye değil.
Neden kuraklıkta da, yağışlarda da, sıcaklıklarda da aşırılıklar yaşanıyor?
Bunları geçiniz efendim. Benim üzüldüğüm konu, bilim insanlarının bu tür saçmalıklara alet olması.
Bilim insanı, onuru parayla satılmayacak kadar değerlidir çünkü.


«Hadi canım sen de” Türkiye’nin ikinci cumhurbaşkanı merhum İsmet İnönü’nün tarihe geçen meşhur lafı bu. Rahmetli İnönü gerçekleri yansıtmayan bir şey duydu mu, onu tekzip etmek için bunu söylerdi.


Yaşasaydı bu günlerde ünlü sözünü sık sık dile getirecekti. Türkiye’deki fırtınalı siyaset bir yana, medyada özellikle de sosyal medyada yazılan, çizilenlere gülüp, belki bu sözünü bir banda alıp, oradan söyleyecekti. Muhtemelen çenesi tutulacaktı çünkü.


Örneğin; gerçek gıdaya ulaşmanın giderek zorlaştığı günümüzde tüketiciler, doğal olarak gıdanın güvenilirliğini ve besleyici değerini sorgulama konusunda daha hassas davranırken...


Bundan yaklaşık 2 ay önce ABD’de Stanford Üniversitesi’nin «Organik Ürünün Besin Değeri, Gelenekselden Farklı Değil” araştırması gündeme bomba gibi düşmüştü.


Buna ancak «Hadi canım sen de” denirdi.


Nitekim öyle de dendi. Çünkü araştırma, makro besin elementlerini (protein, yağ, şeker vs) karşılaştırırken, insan sağlığı ve beslenmesi açısından önemli olan vitamin, kanser ve kalp krizi riskini azaltan omega 3 yağ asidi, karın tipi şişmanlığı, kadınlarda meme kanseri olma riskini azaltan konjuge linoleik asit (CLA) değerlerinin durumundan bahsetmiyor, ya da satır arasında organik sütün omega 3 açısından daha zengin olduğunu belirtiyordu.


Bunların henüz tartışması bitmeden, bu kez de...


İngiliz bilim insanları küresel ısınmanın 16 yıl önce durduğunu ileri sürdü.


İngiltere´nin ulusal meteoroloji servisi Met Office´in kara ve deniz üzerindeki 3 bin ayrı noktada ölçüm yaparak hazırladığı raporda; 1996 yılından 2012 yılının ağustos ayına kadar küresel sıcaklık değerlerinde kayda değer bir artış gözlenmediği belirtildi.


Sıcaklıkların dünya genelinde arttığı 1980 ve 1996 yılları arasındaki dönem göz önünde bulundurulduğunda, raporda incelenen süre küresel ısınmada ´duraklama dönemi´ olarak değerlendirildi.


Pekala, buna da «Hadi canım sen de” denmez mi?


Bal gibi de denir. Madem öyle, dünyada 17 yıldır neden iklim konferansları toplanıyor? Her toplantıda atmosfere daha çok sera gazı salan gelişmiş ülkelerin bunu azaltmaları neden isteniyor? Bu toplantılar uzmanlar çeşitli ülkeleri görsün diye yapılmıyor herhalde!


Neden «Kyoto Protokolü” diye atmosfere salınan sera gazlarını azaltmaya yönelik anlaşma bulunuyor. Protokolün sona erecek olması nedeniyle neden yeni bir protokol hazırlama gereği duyuluyor? Herhalde spor olsun diye değil.


Neden kuraklıkta da, yağışlarda da, sıcaklıklarda da aşırılıklar yaşanıyor?


Bunları geçiniz efendim. Benim üzüldüğüm konu, bilim insanlarının bu tür saçmalıklara alet olması.


Bilim insanı, onuru parayla satılmayacak kadar değerlidir çünkü.




01/11/2012



Yazarın diğer yazıları

Tire Süt Sempozyumu´nun Sonuçları (01/01/2013)
Arap Etkisi Genişliyor ve Değişiyor (01/12/2012)
Gıda Gününde Açlık ve Türkiye Tarımı (01/10/2012)
Avro Krizi: Ülkeler Bölünmeyle Karşı Karşıya mı? (01/09/2012)
Küresel Felaketler Durmak Bilmiyor (01/08/2012)
Avro Mavro Mauro (01/07/2012)
Türkiye ve AB’de Pozitif Gündem (01/06/2012)
Gıdada Tehlike (01/05/2012)
Nükleerde Sona Doğru (01/04/2012)
Akkuyu’da Son Durum (07/03/2012)
İklim Konferansları Dünyayı Oyalıyor (16/01/2012)
İnsanları beslemek giderek zorlaşacak (01/01/2012)
Soframızdaki düşman GDO (01/12/2011)
Savaşların Yeni Nedeni Gıda Krizi Olacak (01/11/2011)
Okul Kantinleri (01/10/2011)
Tarımda Bereketli Bir Yıl (01/09/2011)
Kapımızdaki Tehlike (01/08/2011)
12 Haziran; Eldeki Kuş, Daldakinden İyidir (01/07/2011)
CHP’nin Doğu ve Güneydoğu Raporu (01/05/2011)
Dünya nükleer enerjiden vazgeçiyor, ya Türkiye? (01/04/2011)
Tarıma Kırmızı Kart (01/03/2011)
Üçüncü Dünyada Açlık Devrimleri (01/02/2011)