Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Günler Yürümeye Başlayınca...

Zeynep Oral

Bu köşenin okurları bilir... Benim yazar Eduardo Galeano’ya özel bir zaafım var... Yıllar, çok yıllar önce Uruguay’a gidip onunla röportaj yapmışlığım da var... Bu dünyadan ayrılalı üç yıl olsa da kitapları benimle yaşamayı sürdürüyor. “Yeryüzünün vicdanı” diye nitelediğim yazarın kitapları ilaç görevini görür.
Dünyada sıkıntıda ve acıda, aptallıkta ya da aldatılmışlıklarda, sevinçte ve kederde, baskıda ve çaresizlikte; düş kurmakta ya da umutlarda yalnız olmadığımızı bana hissettirir.
Televizyonlarda herkesin savaş uzmanı kesildiği şu günlerde; politik tartışmalardan bunaldığımda ya da “genç kayınvalidenin şehvet uyandıracağı ve erkeğe haram olduğunu” açıklayan ilahiyatçılardan midem bulandığında sarılıyorum onun kitaplarına...
“Ve Günler Yürümeye Başladı” adlı kitabı (SEL Yayıncılık. Türkçesi Süleyman Doğru) bir almanak şeklindedir. Yılın her günü için dünya coğrafyasından farklı bir öykü anlatır bu yeryüzü bilgesi. Güne başlarken o günün tarihindeki öyküyü okumak insana yepyeni ufuklar açabilir... Günler geçerken insanın geçiciliğini de anımsatır. Daha doğrusu nelerin geçici olduğunu, nelerin geçici olmadığını...

Hayır
Bugün 11 Şubat... İşte Eduardo Galeono’nun kitabından 11 Şubat’ta yer alan öykü: Başlığı “Hayır”
“1962 yılı doğarken iki gitar, bir bas ve bateriden oluşan tanınmamış bir müzik grubu Londra’da ilk deneme plaklarının kaydını yaptılar.
Delikanlılar Liverpool’a dönüp beklemeye başladılar.
Saatleri, günleri sayıyorlardı.
Artık kemirecek tırnaklarının kalmadığı bugün gibi bir günde yanıt geldi. Decca Recording Company lafı evirip çevirmeden onlara şöyle dedi:
Müziğinizden hoşlanmadık.
Ve hükmü verdi:
Gitar grupları artık ortadan kalkmakta.
Beatles mensupları bu yanıt üzerine intihar etmediler.”
11 Şubat öyküsü bu kadar... Aradan kaç yıl geçerse geçsin, “All you need is love” ve “Imagine” ve daha nicelerini söylemeye, dinlemeye devam edeceğiz... (“Imagine”, Beatles değil, John Lennon şarkısı olsa da anmadan geçemedim...)

Bir tiyatro dersi
Tiyatroya baskılar, OHAL bahanesiyle her gün artmakta. 30 yıldır oynanan “Artiz Mektebi” oyunu için Eskişehir Valiliği izin şartı isteyince Müjdat Gezen, 12 Eylül koşullarına döndüğümüzü belirtmiş. Haklıdır...
Manisa Akhisar ilçesinde ise İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü “savaş ve şiddet karşıtı olduğu için” İzmir’deki Toprak Sahne Tiyatrosu’nun çocuk oyununu yasaklıyor (Dünkü Cumhuriyet’te Abidin Yağmur’un haberi)...
İşte Eduardo Galeano’dan, aynı kitaptan “Bir Tiyatro Dersi” öyküsü. Yorumsuz paylaşıyorum.
“1938 yılında, Washington’da faaliyet gösteren Amerikan Karşıtı Etkinlikler Komitesi, Hallie Flanagan’ı sorguladı.
Bu kadın halk tiyatrolarını yönetiyordu.
Temsilciler Meclisi’nden Alabamalı Joe Starnes sorgulama işini üstlendi. Hallie tarafından yazılmış bir makaleyle ilgili olarak ona şu soruları yöneltti.
- Marlowe diye birinden bahsediyorsunuz. Bu Marlowe komünist mi?
- Burada söz konusu olan Christopher Marlowe’dan bir alıntı.
- Kesin bir kanıya varmamız için, bize onun kim olduğunu söyleyin
- O, Shakespeare öncesi en büyük İngiliz tiyatro yazarıydı.
- Evet, Yunan tiyatrosunda bile şimdi kimilerinin komünist diye adlandırdığı türden insanlara rastlıyoruz...
- Kesinlikle.
- Yanılmıyorsam, Bay Euripides bile sınıf bilincini öğretme suçunu işlemişti, değil mi?
- Zannedersem bütün Yunan tiyatro yazarları bununla suçlandılar.
- Netice itibarıyla bunun ne zaman başladığını söyleyemeyiz, diye içini çekti temsilci Starnes.”



01/03/2018



Yazarın diğer yazıları

Salzburg Festivali: Yaşamın Toplu Anlatımı... (01/09/2018)
Derin Devlet - Derin Aile (01/08/2018)
Ben ki Fenerbahçeli Değilim... (01/07/2018)
Kadını Yok Saymanın Rezilliği (01/06/2018)
Deniz Demek Özgürlük Demektir... (01/05/2018)
Mücadeleye devam: Bir gün mutlaka... (01/04/2018)
‘The Post’ filmini görmeyen kalmasın! (01/02/2018)
Güz bitti, ‘Güz Şarkıları’ devam ediyor.. (01/01/2018)
Füreya: Sanatla yaşamın bütünlüğü... (01/12/2017)
Biz ona Cumhuriyet diyoruz (01/11/2017)
Bu ülkeden Azra Erhat geçti (01/10/2017)
Birlik... Beraberlik... (01/09/2017)
Karsu: Bir içim su (01/07/2017)
Önümüzde nice 19 Mayıs’lar var! (01/06/2017)
Geleceği değiştirmek elimizde! (01/05/2017)
Kadınlar susmayın! (01/04/2017)
Sanat, edebiyat neye yarar? (01/03/2017)
Otorite ne derse... Öyle mi? (01/02/2017)
Hapisteki yazarlara yılbaşı armağanı... (01/01/2017)
Güneş topladık, daha güzel günler için... (01/12/2016)
‘Biz insan mıyız’ diye sormak (01/11/2016)
Dünyaya Türkiye’yi anlatmanın dayanılmaz ağırlığı... (01/10/2016)
Atatürk Sesleniyor (01/09/2016)
Vatan yorgunu (01/08/2016)
Aydınlık ve karanlık (30/06/2016)
Aydınlık ekenlere şükranla... (01/06/2016)
Ülkemin sis çanları (01/05/2016)
Umut insanları (01/04/2016)
“Türklerin en Kürt’ü; Kürtlerin en Türk’ü” gideli... (01/03/2016)
Bir rüya... Ya da: Bunun adı faşizmdir (01/02/2016)
Yıldız Savaşları değil, ülkemdeki savaş... (01/01/2016)
BU OYUNU BOZACAĞIZ (01/11/2015)
Özgürlük Hapsedilemez (01/10/2015)
Vampirler, Kan Emiciler İşbaşında... (01/09/2015)
Lafı bırakın, önlem alın! (01/08/2015)