Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Gökçek'in Ayrılışı

Ömer Faruk Eminağaoğlu
* Gökçek'in ayrılış yönteminin gösterdiği gerçek: "Erdoğan, Cumhurbaşkanı değil, Türkiye Emiri" Melik Gökçek, "emir, demiri keser" diyerek görevi bıraktı.

* Görevi bırakmasının nedeni olarak Erdoğan'ı gösterdi. Buradaki emir kavramı, aynı zamanda bir yönetici kimliği mi... Yaşananlara bakınca, Arap dünyasından sonra, Türkiye de mi bir "*emirlik*" oldu demeden edemiyor insan...

* Gökçek, *bu açıklamasıyla, hizmete devam edebileceğini, metal yorgunu olmadığını, aksine* demir gibi olduğunu ifade etti.*

* Kendisi demir gibi olsa da, karşılaştığı emire karşı koyamayacağını yaptığı açıklamasında belirtti.

* Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre, yerel yönetimler merkezden veya partiden değil, yerelden yönetilmektedir. Bu durum yerel yönetimler için en önemli bir güvencedir. Söz konusu yerel yöneticiler, bu bağlamda belediye başkanları seçimle göreve gelmektedirler. Seçimle göreve gelen bir belediye başkanının da, bir soruşturma durumu söz konusu değil ise, seçimle görevden ayrılması esastır.

Gökçek hakkında, üstelik onca başvuru veya iddia da bulunmasına rağmen, Bakanlık tarafından soruşturmaya dayalı bir görevden alma işlemi gerçekleşmemiştir.
Eğer işaret edilen belediye başkanları ve bu bağlamda Gökçek görevden ayrılmaz ise, bu yolun kullanılacağı da daha önce Erdoğan ve çevresince açıklanmıştır.
Burada kamu gücü, görevden ayrılmayı sağlamaya yönelik olarak bir tehdit unsuru veya bir sopa gibi kullanılmakta, öte yandan varsa soruşturmalık dosyalar ise saklanmaktadır. Böylece bu dosyaların hem partiye bulaşması önlenmekte, hem de kendi kadroları da kollanmaktadır.

* Sonuçta Gökçek, yaptığı açıklama ile de açıkça görüldüğü üzere, Anayasaya aykırı bir biçimde, Anayasanın dışına çıkılarak görevden ayrılmıştır.*

* Bunu; hem partisi, hem partisinin İçişleri Bakanı ve Genelbaşkanı sağlamış, öte yandan anayasaya aykırı bu sonuca ise anayasal güvenceleri bile olmasına rağmen kendisi de karşı koymamış, kendisi de dahil adı geçenlerin hepsi bu aykırı sonucu beraber yaratmıştır.*

* Kendisi ve de görevden ayrılmasını sağlayanlar sanki çiftlik yönetir gibi hareket etmekte, bir rahatsızlık duymamakta, bir hukuk devleti olsa, böyle bir görev bırakma durumunda, hem bırakan hem bıraktıranlardan hesap sorulacağını bilmelerine rağmen, bir hukuk devleti ortada kalmadığı, artık iktidardan hesap sorabilir bir yargı ve anayasal sistem de kalmadığı için, ellerini kollarını istedikleri gibi sallayarak hareket etmektedirler.*

AKP iktidarıyla, 2010 ve 2017 Anayasa değişiklikleriyle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yazılı güvencelerin, anayasadaki hükümlerin ve Cumhuriyetin niteliklerinin kağıt üzerinde kaldığı bir kez daha görülmüştür.

* Türkiye Cumhuriyeti, her geçen gün, anayasalı bir devlet olmaktan, anayasası ve anayasadaki güvenceleri hiç bir anlam ifade etmeyen, bir Emir'in iki dudağı arasında çıkan emirlerle yönetilen devlet durumuna sürüklenmektedir.

* Bugün, Anayasanın güvenceleri yaşanamadığı, Cumhurbaşkanı da bir Emir konumuna geldiği için*,  bir hukuk devletinde, artık yaşanan hukuk değil, Emir'in iki dudağı arasından çıkan yani gücün hukuku olmuş, böyle olunca da artık ""Emir, demiri keser" olmuştur.
Emir, belediye başkanını, yerel yönetimi kesip atmıştır. Başkent belediye başkanı işte bu yolla görevi bırakmıştır. Gökçek'in belediye başkanlığını yürütme yöntemindeki aykırılıklar başkadır. Onların üzerine ayrıca ve elbette gidilmelidir. Ancak bu yaşananla da Başkentten, Cumhuriyet, hukuk, anayasa sökülüp atılmıştır.

Demokraside, adli/soruşturma süreci işletilmeden bir belediye başkanını görevden almak, yerinden yönetim ilkesine, hukuka aykırıdır. Yapılacak olan onu bir dahaki seçimde aday göstermemek veya o kişinin bir dahaki seçimde aday olmaması iken, emir demiri kesmiştir.

* Bugün ortaya çıkan sonuç, görevden ayrılan Gökçek'te ve görevden ayrılmasını sağlayanlarda bir demokrasi anlayışı bulunmadığını, gelenin geldiği yöntemle de gittiğini, hepsinin yaptığının sadece ve sadece, kendileri için iktidar ve anayasal olanakları kullanmak olduğunu göstermektedir.

* AKP, zaten demokratik ve laik Cumhuriyete aykırı bir siyasi parti olduğu saptanmış bir partidir.

* Bu aykırı eylemlerini artıran partinin şimdi yaptığı da, bu aykırı eylemlerine bir yenisini eklemekten başkası değildir...*

* Yapılanı ve bu sürecin içinde olanların eylemlerini Cumhuriyetin nitelikleri ile hukuk devleti ile bağdaştırmak olanaksızdır.*

*Cumhuriyet yaşatılacak ve bir hukuk devletinde kuşkusuz bunların hesabı sorulacaktır.*

01/11/2017



Yazarın diğer yazıları

Kuzey Irak Referandumu ve AKP Hükümetinin Tutumu (01/10/2017)
Hangi yargı ile adalet… (01/09/2017)
Cihat, müftülerle nikah ve gidilen yol… (01/08/2017)
Türkiye nereye gidiyor (01/07/2017)
Erdoğan ve 12 Eylülden Beslenen Siyaseti (01/06/2017)