Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Gıda Fiyatlarında Spekülasyon Kimin İşine Yarıyor-2

Mustafa Kaymakçı


«Gıda Fiyatlarında Spekülasyon Kimin İşine Yarıyor?-1” adlı yazımda, sırasıyla şu konulara değinmiştim; «Kapitalist ülkelerde gıda piyasası çok az sayıda gıda tekellerinin denetimindedir. Türkiye’de de gıda sanayisi ve dev Alış Veriş Merkezleri (AVM)’ler, şirket birleşmeleri ve satın almalarla birlikte yabancılaşıyor ve tekelleşiyor. AVM’lerin ürünlerin kalitesi, fiyatları, dağıtımı ve ödeme koşulları ile raf alanı gibi konularda belirleyici olması ise hem üreticinin, hem de tüketicinin aşırı sömürülmesine ortaya çıkartıyor.” Bu yazımda «Gıda fiyatlarında yükselişinin çiftçilerin işine yarıyor mu?” konusu ile «Gıda şirketleri tarımsal yapıyı nasıl dönüştürmek istiyor?” konusu tartışmaya açılacaktır.
Gıda Fiyatlarında Yükseliş Küçük Çiftçilerin İşine Yarıyor mu?
Dünyada, kent emekçilerinin yanında küçük çiftçilerde de açlık yaygınlaşıyor. Gıda fiyatlarında yükseliş çiftçilerin işine yaramıyor. Dünyada, 500 milyon çiftçi açlık çekiyor.Fakirleşen çiftçilerde intiharlar artıyor. Örneğin, son 15-20 yıl içinde onbinlerce Hintli çiftçi intihar etmiştir. İngiltere’de en yüksek intihar çiftçilerde gözlemleniyor..Türkiye’de de intihar eden çiftçilerinin sayısı giderek yükseliyor.Çiftçilikten kaçma başlamıştır. Genç nüfus çiftçilik yapmak istemiyor. Ortalama çiftçi yaşı, ABD’de 58, Japonya’da 60 olmuştur. Türkiye’de genç nüfus, çiftçilikten uzak kalmaktadır. Egemen kapitalist sistem nedeniyle;
• Dünyada her yıl 40 milyon hektar tarım toprağı kayboluyor.
• Gıda şirketlerinin egemenliğindeki piyasalar, büyük ölçekli üretim yapan tarım işletmelerinden yana işliyor, bu durum ise kırsal gelişmeye, yoksullukla mücadeleye katkı yapan ve ekosistemi korumaya yardımcı olan küçük çiftçilerin zararına oluyor.
•Üçüncü Dünya Ülkeleri´nde işbirlikçi hükümetler ve onları denetleyen yabancı yatırımcılar, küçük çiftçilerin topraklarına zorla el koyuyorlar. Zorla el koyma, Afrika’da yaygın.
Küçük Çiftlik Yok mu Edilmek İsteniyor?
Dünyada iki tarım sistemi var. Bir yanda, aile işgücünün egemen olduğu küçük çiftçilik, bir yanda ise endüstriyel tarıma yönelmiş dev tarım işletmeciliği. Ancak dev tarım işletmeciliği, işsizlik ve açlık yaratıyor. Samir Amin adlı namuslu bir bilimci bunu şöyle açıklıyor;”...Dünya nüfusunun yarısı kırsal kesimde küçük çiftçilikle geçiniyor. Sistem, bunların ürettiği tarımsal üretimi 30 milyon dev tarımsal işletmelerle karşılayarak köylü tarımını tasfiye etmek istiyor. Ancak,elli yıllık bir zaman dilimi içinde (dünyada), yılda yüzde 7’lik sürekli bir büyüme hızı gibi hayalci bir hipotez gerçekleşse bile, bu rezervin (yani kentlere gelen üç milyar insanın) üçte birini bile emmeyi beceremez. Yani kapitalizmin (dev kapitalist işletmeler) doğası gereği, köylü sorununu çözemez ve ortaya koyduğu tek perspektif, gecekondulaşmış bir dünya ve beş milyardan fazla insandır.” Durum, Samir Amin’in olumsuz öngörüsü doğrultusunda şekilleniyor.
Bununla birlikte endüstriyel tarımı denetleyen tarım ve gıda şirketleri, insanlığı doyurmaya ve istihdamı sağlamaya yetmiyor. Onların tek istemleri, karlılığı en yüksek düzeyde sağlamak ve gıda krizi çıkartarak üçüncü dünya ülkeleri insanlarını denetim altına almak. Gıda krizini ise kuraklığa bağlıyorlar. Elbette, kimi dönemler, iklim değişikliğinin körüklediği üretim yetersizliği olabilir. Ancak dünyada yeterli üretim var. İşlerine geldikleri zaman, ellerindeki gıda stoklarını döküyorlar, örneğin sütlerle tarlalarını suluyorlar, fazla tereyağlarını hayvan yemi şeklinde bile kullanıyorlar Temel sorun paylaşım. ABD’nin ünlü Dışişleri Bakanı Kissinger «Petrolu denetlerseniz ülkeleri, gıdayı denetlerseniz insanları denetlerseniz.” dememiş miydi? Bu bağlamda,sistem ellerinde biriken gıda ve tarımsal girdi stoklarını eritmek için Üçüncü Dünya Ülkeleri´nin tarımını da damping uygulamalarıyla çökertiyorlar. Kısaca, üçüncü dünya ülkelerinde de gözlemlenen yoksullaşmayı ve büyük ölçüde dağılmakta olan köylü toplumlarının yaşadığı krizi, endüstriyel tarım yaratıyor. (Ed., M.Kaymakçı, Açlık ve Emperyalizm.İlkim Ozan Yayınları)
Türkiye’de de durum iç açıcı değil. Tarımda çağdaşlaşmanın ve verimliliğin en iyi olduğu Ege Bölgesi’nde bile tarımsal üretim geriliyor, çiftçiler giderek yoksullaşıyor. İşte size birkaç tespit;
•Çiftçilerin büyük bir kesimini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğu icralık durumda.
•Borçlarını zamanında ödeyemeyen çiftçiler sırayla cezaevine girmeye başlamışlar.
•Tarım toprakları dolaylı yollarla yabancılaşıyor, özellikle dev süt sığırcılığı işletmeleri yaygınlaşıyor.
•Köylüler çay parası yerine yumurta veriyorlar.
•Köylüler, hal tüccarlarının ve fabrikaların topraklı kölesi olmuş.
•Köylüler, hastalarını doktora götüremiyorlar.
•Ve iflas eden, para kazanamayan köylüler çiftçiliği bırakıyor, şehirlere kaçıyorlar.
Her iki yazı sonunda temel tespitleri şöyle yapabiliriz;
1- Gıda krizini tarım ve gıda şirketleri çıkartıyor. Onların tek istemleri, karlılığı en yüksek düzeyde sağlamak ve gıda krizi çıkartarak Üçüncü Dünya Ülkeleri insanlarını denetim altına almak.
2-Gıda krizininin nedeni kuraklık değil. Elbette, kimi dönemler, iklim değişikliğinin körüklediği üretim yetersizliği olabilir. Ancak dünyada yeterli üretim var. Temel sorun paylaşım.
3-Kapitalist ülkelerde gıda piyasası çok az sayıda gıda tekellerinin denetiminde. Türkiye’de de gıda sanayisinde şirket birleşmeleri ve satın almalarla birlikte yabancılaşma ve tekelleşme egemen bir durum aldı.
4- Sistem, köylü tarımını tasfiye etmek istiyor. Ancak köylü tarımının tasfiyesi, dünyayı kaosa sürüklüyor. Kapitalizmi savunanlar bunu görmüyor.

«Gıda Fiyatlarında Spekülasyon Kimin İşine Yarıyor?-1” adlı yazımda, sırasıyla şu konulara değinmiştim; «Kapitalist ülkelerde gıda piyasası çok az sayıda gıda tekellerinin denetimindedir. Türkiye’de de gıda sanayisi ve dev Alış Veriş Merkezleri (AVM)’ler, şirket birleşmeleri ve satın almalarla birlikte yabancılaşıyor ve tekelleşiyor. AVM’lerin ürünlerin kalitesi, fiyatları, dağıtımı ve ödeme koşulları ile raf alanı gibi konularda belirleyici olması ise hem üreticinin, hem de tüketicinin aşırı sömürülmesine ortaya çıkartıyor.” Bu yazımda «Gıda fiyatlarında yükselişinin çiftçilerin işine yarıyor mu?” konusu ile «Gıda şirketleri tarımsal yapıyı nasıl dönüştürmek istiyor?” konusu tartışmaya açılacaktır.


Gıda Fiyatlarında Yükseliş Küçük Çiftçilerin İşine Yarıyor mu?


Dünyada, kent emekçilerinin yanında küçük çiftçilerde de açlık yaygınlaşıyor. Gıda fiyatlarında yükseliş çiftçilerin işine yaramıyor. Dünyada, 500 milyon çiftçi açlık çekiyor.Fakirleşen çiftçilerde intiharlar artıyor. Örneğin, son 15-20 yıl içinde onbinlerce Hintli çiftçi intihar etmiştir. İngiltere’de en yüksek intihar çiftçilerde gözlemleniyor..Türkiye’de de intihar eden çiftçilerinin sayısı giderek yükseliyor.Çiftçilikten kaçma başlamıştır. Genç nüfus çiftçilik yapmak istemiyor. Ortalama çiftçi yaşı, ABD’de 58, Japonya’da 60 olmuştur. Türkiye’de genç nüfus, çiftçilikten uzak kalmaktadır. Egemen kapitalist sistem nedeniyle;


-Dünyada her yıl 40 milyon hektar tarım toprağı kayboluyor.
-Gıda şirketlerinin egemenliğindeki piyasalar, büyük ölçekli üretim yapan tarım işletmelerinden yana işliyor, bu durum ise kırsal gelişmeye, yoksullukla mücadeleye katkı yapan ve ekosistemi korumaya yardımcı olan küçük çiftçilerin zararına oluyor.
-Üçüncü Dünya Ülkeleri´nde işbirlikçi hükümetler ve onları denetleyen yabancı yatırımcılar, küçük çiftçilerin topraklarına zorla el koyuyorlar. Zorla el koyma, Afrika’da yaygın.


Küçük Çiftlik Yok mu Edilmek İsteniyor?


Dünyada iki tarım sistemi var. Bir yanda, aile işgücünün egemen olduğu küçük çiftçilik, bir yanda ise endüstriyel tarıma yönelmiş dev tarım işletmeciliği. Ancak dev tarım işletmeciliği, işsizlik ve açlık yaratıyor. Samir Amin adlı namuslu bir bilimci bunu şöyle açıklıyor;”...Dünya nüfusunun yarısı kırsal kesimde küçük çiftçilikle geçiniyor. Sistem, bunların ürettiği tarımsal üretimi 30 milyon dev tarımsal işletmelerle karşılayarak köylü tarımını tasfiye etmek istiyor. Ancak,elli yıllık bir zaman dilimi içinde (dünyada), yılda yüzde 7’lik sürekli bir büyüme hızı gibi hayalci bir hipotez gerçekleşse bile, bu rezervin (yani kentlere gelen üç milyar insanın) üçte birini bile emmeyi beceremez. Yani kapitalizmin (dev kapitalist işletmeler) doğası gereği, köylü sorununu çözemez ve ortaya koyduğu tek perspektif, gecekondulaşmış bir dünya ve beş milyardan fazla insandır.” Durum, Samir Amin’in olumsuz öngörüsü doğrultusunda şekilleniyor.


Bununla birlikte endüstriyel tarımı denetleyen tarım ve gıda şirketleri, insanlığı doyurmaya ve istihdamı sağlamaya yetmiyor. Onların tek istemleri, karlılığı en yüksek düzeyde sağlamak ve gıda krizi çıkartarak üçüncü dünya ülkeleri insanlarını denetim altına almak. Gıda krizini ise kuraklığa bağlıyorlar. Elbette, kimi dönemler, iklim değişikliğinin körüklediği üretim yetersizliği olabilir. Ancak dünyada yeterli üretim var. İşlerine geldikleri zaman, ellerindeki gıda stoklarını döküyorlar, örneğin sütlerle tarlalarını suluyorlar, fazla tereyağlarını hayvan yemi şeklinde bile kullanıyorlar Temel sorun paylaşım. ABD’nin ünlü Dışişleri Bakanı Kissinger «Petrolu denetlerseniz ülkeleri, gıdayı denetlerseniz insanları denetlerseniz.” dememiş miydi? Bu bağlamda,sistem ellerinde biriken gıda ve tarımsal girdi stoklarını eritmek için Üçüncü Dünya Ülkeleri´nin tarımını da damping uygulamalarıyla çökertiyorlar. Kısaca, üçüncü dünya ülkelerinde de gözlemlenen yoksullaşmayı ve büyük ölçüde dağılmakta olan köylü toplumlarının yaşadığı krizi, endüstriyel tarım yaratıyor. (Ed., M.Kaymakçı, Açlık ve Emperyalizm.İlkim Ozan Yayınları)


Türkiye’de de durum iç açıcı değil. Tarımda çağdaşlaşmanın ve verimliliğin en iyi olduğu Ege Bölgesi’nde bile tarımsal üretim geriliyor, çiftçiler giderek yoksullaşıyor. İşte size birkaç tespit;


-Çiftçilerin büyük bir kesimini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğu icralık durumda.
-Borçlarını zamanında ödeyemeyen çiftçiler sırayla cezaevine girmeye başlamışlar.
-Tarım toprakları dolaylı yollarla yabancılaşıyor, özellikle dev süt sığırcılığı işletmeleri yaygınlaşıyor.
-Köylüler çay parası yerine yumurta veriyorlar.
-Köylüler, hal tüccarlarının ve fabrikaların topraklı kölesi olmuş.
-Köylüler, hastalarını doktora götüremiyorlar.
-Ve iflas eden, para kazanamayan köylüler çiftçiliği bırakıyor, şehirlere kaçıyorlar.


Her iki yazı sonunda temel tespitleri şöyle yapabiliriz;


1- Gıda krizini tarım ve gıda şirketleri çıkartıyor. Onların tek istemleri, karlılığı en yüksek düzeyde sağlamak ve gıda krizi çıkartarak Üçüncü Dünya Ülkeleri insanlarını denetim altına almak.
2-Gıda krizininin nedeni kuraklık değil. Elbette, kimi dönemler, iklim değişikliğinin körüklediği üretim yetersizliği olabilir. Ancak dünyada yeterli üretim var. Temel sorun paylaşım.
3-Kapitalist ülkelerde gıda piyasası çok az sayıda gıda tekellerinin denetiminde. Türkiye’de de gıda sanayisinde şirket birleşmeleri ve satın almalarla birlikte yabancılaşma ve tekelleşme egemen bir durum aldı.
4- Sistem, köylü tarımını tasfiye etmek istiyor. Ancak köylü tarımının tasfiyesi, dünyayı kaosa sürüklüyor. Kapitalizmi savunanlar bunu görmüyor.




01/10/2012



Yazarın diğer yazıları

6.FİLO “Yankee Go Home” Mitinglerini Anımsatmak! (01/11/2017)
Tarımda Bağımlılığın Bir Boyutu Olarak Et Krizi (01/10/2017)
İzmir Dağlarında Dayanışmanın Çiçekleri : Kooperatifler ve Bir Vakıf (01/09/2017)
İnsanı Bize Öğretmeye Çalışan Yazar: Cengiz Aytmatov (01/08/2017)
Gıda Sektöründe Sömürüden Çıkış Yolu (01/07/2017)
Şeyh Bedreddin 4/ Şeyh Bedreddin Hareketinin Ekonomi-Politiği (01/07/2017)
Şeyh Bedreddin / 3-Şeyh Bedreddin Hareketinin Edebiyatta Yansımaları (01/06/2017)
Suriye Tarımında Yıkım Bizi İlgilendir mi? (01/05/2017)
Şeyh Bedreddin / 2-Şeyh Bedreddin’in Müridleri : BÖRKLÜCE Mustafa ve Torlak Kemal (01/05/2017)
Şeyh Bedreddin / 1-Kuramı Ve Eylemi Üzerine Belgeler Ve Yorumlar (01/04/2017)
Neden Gıda İthalatçısı Olduk? (01/04/2017)
Yunanistan Ve Rumların Enosis Hayali Bitmez -KIBRIS Nereye? /1 (01/03/2017)
Kapitalizm Tarımda Milyarlarca İnsanı Yoksullaştırıyor Mu?/Tarım Nereye/1 (01/02/2017)
Kıbrıs Nereye? (01/02/2017)
Yerli Tohumun Sonuna mı Geldik? (01/01/2017)
Hasta Siempre, Fidel Castro (01/12/2016)
Attila İlhan´ı Anlama (01/11/2016)
Atatürk İdeolojisi'nden Günümüze Dersler (01/11/2016)
Bilimin Savaş/İstila ve İnsanlık Dışı Kullanılması Üzerine (01/10/2016)
Bataklığı Kurutmak (01/09/2016)
Mankurtlaşma Üzerine (01/08/2016)
AVRUPA BİRLİĞİ; HALKLARIN MI YOKSA ŞİRKETLERİN Mİ ÇIKAR BİRLİĞİ? (30/06/2016)
BU ÜLKENİN GEN KAYNAKLARINA SAHİP ÇIKMAK (01/06/2016)
ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN(!) (01/05/2016)
NE OLACAK BU GIDA FİYATLARI YA DA PİYASA EKONOMİSİ FETİŞİZMİ? (01/04/2016)
TARIMDAKİ SÖMÜRÜDEN ÇIKIŞ YOLLARI (01/03/2016)
Gıda Fiyatları Neden Pahalı? (01/02/2016)
İsmet İnönü’den Siyaset Dersleri Niteliğinde Anılar (01/01/2016)
Atatürk'ün Tarım Politikasından Günümüze Dersler (01/12/2015)
Bir Entellektüel Olarak Mustafa Kemal Atatürk (08/11/2015)
DİLİNDEN UTANANLAR (01/11/2015)
Aziz Sancar Üzerine (13/10/2015)
Gıda Üreten Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Nasıl Desteklenmeli? (01/10/2015)
Gıda Sektöründe Kooperatifler Neden Öne Çıkmalı? (01/09/2015)
Bu Dünyadan Fikret Otyam Geçti (10/08/2015)
Yunanistan Deneyinden Avrupa Birliği’ni Yeniden Görmek (01/08/2015)
Koalisyon Pazarlığında Çiftçi ve Tarım Öneriler (01/07/2015)
Akademik Kapitalizmin Bilimcilere Getirdiği Olumsuzluklar (01/07/2015)
Karaburun 21. Ütopyalar Toplantısı Üzerine (26/06/2015)
Bilime Akademik Kapitalizm’in Getirdiği Olumsuzluklar (01/06/2015)
Akademik Kapitalizm Ne? (01/05/2015)
Küreselleş(tir)me Sürecinde Dünya’da Bilim ve Teknolojide Yaşanan Değişimler (01/04/2015)
Yunan Algısındaki Türk İmgesinin Kökenleri Üzerine Bir Deneme (01/03/2015)
Çiprazdan Akıl Alanlara…! (11/02/2015)
Meralar Şirketlerin mi, Köylülerin mi Olsun? (01/02/2015)
İktisadi Siyaset Bilmeden Teröre Tanı Koymak! (01/02/2015)
Aziz Nesin’in 99. Doğum Yılında Anımsamak (01/01/2015)
Güler Yüzlü Neoliberalizm Çözüm Yolu İmiş? (01/12/2014)
Televole Ekonomistleri Kimin Hizmetinde? (01/11/2014)
“Emperyalizm ve Türkiye” Kitabı Üzerine (03/10/2014)
“Buğday ile Koyun,Gerisi Oyun” Dediğimiz Ülkemizde,Et Fiyatları Neden Yükseliyor? (01/10/2014)
Ti Sesi Nereden Geliyor? (01/10/2014)
Dünyanın En Zengin Ülkesinde 48 Milyon Aç! (01/09/2014)
İstanbul’u Sel Basması ya da Bilim İle Geleceği Planlama/2 (01/08/2014)
İstanbul’u Sel Basması ya da Bilim İle Geleceği Planlama/1 (01/07/2014)
SOMA’da Ölen İşçilerin Çoğu Tarımdan Ayrılmak Zorunda Bırakılan Çiftçilerdir (01/06/2014)
AKP Neden Yüksek Oy Aldı? (01/05/2014)
2014 Yılı,Neden “Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı” İlan Edildi? (01/04/2014)
Pandora’nın Kutusu,Aslında Sistemin Kutusu Mu? (01/03/2014)
Ege’nin Unutulan Türkleri/2 (01/02/2014)
Ege’nin Unutulan Türkleri/1 (01/01/2014)
Pandoranın Kutusu,Aslında Sistemin Kutusu mu? (01/01/2014)
5. İzmir İktisat Kongresi Üzerine (01/12/2013)
Atatürk ve Oryantalizm (09/11/2013)
Atatürk,Bilim ve Felsefe (08/11/2013)
Atatürk ve Üniversite Devrimi (07/11/2013)
Demokrasi Paketi’nden Toprak Sorununa Çözüm Var mı? (01/11/2013)
“Andımız” Yazarı Dr. Reşit Galip’in Anısına (13/10/2013)
Yerel Seçimler Öncesi, 12 Eylül Askeri Darbesi’ni Nasıl Okumalı? (01/10/2013)
Bayraktar ve Dawkins Oryantalizmin İkiz Kardeşleri mi ? (01/09/2013)
AKP Döneminde Sermayenin Dönüşümü (01/08/2013)
Bu Dünyadan Bir Işıklı Geçti (20/07/2013)
Taksim Gezi Parkı ve Vahşi Kapitalizm (01/07/2013)
Stratejik Plan,Şirket Tarımcılığına Yönelik Olarak Hazırlanmış! (01/06/2013)
Costa-Gavras, “Kapital” filminde de düzenin ipliğini pazara çıkarmaya devam ediyor (01/05/2013)
Kürt Sorunu Topraksız Köylüler Sorunudur (2) (01/04/2013)
Kürt Sorunu Topraksız Köylüler Sorunudur (1) (01/03/2013)
İslam´da Bilimsel İlerleme ve Gerilemenin Tarihsel Nedenleri Üzerine Tezler- 2 (01/02/2013)
İslam´da Bilimsel İlerleme ve Gerilemenin Nedenleri Üzerine Tezler (1) (01/01/2013)
Türkiye Üniversiteleri’nin Kırılma Noktaları (01/12/2012)
Atlantik Ötesinden Alınacak Dersler (01/11/2012)
Gıda Fiyatlarında Spekülasyon Kimin İşine Yarıyor? (01/09/2012)
Batı´da Bilimin Gelişimi Üzerine Kimi Tezler (1) (01/08/2012)
Oryantalizmin Kökenleri Üzerine (2) (01/07/2012)
Oryantalizmin Kökenleri Üzerine (1) (01/06/2012)
Bilim Felsefe İlişkisi Üzerine (01/05/2012)
Bilimci ve Politika (01/04/2012)
Avrupa Birliği Çıkmazında Doğru Tanıyı Koyabilmek (01/03/2012)
Yeni TÜBİTAK Başkanı Din Âlimi mi? (01/02/2012)
Bilim ve Teknolojide Osmanlı´dan Kalan Geri Kalmışlık (01/01/2012)
Özelleştirme ve Yabancılaştırma Sürecinde Tarımsal Su (01/12/2011)
Atatürk ve Galiyev (01/11/2011)
Brezilya Topraksız Köylüler Hareketi ve Türkiye (01/10/2011)
Eşitlikçi İftar Sofraları, Kapitalizmin Çöküşüne Mi Bağlı? (01/09/2011)
Umut Etmek ve Direnmek (01/08/2011)
Ti Sesi Nereden Geliyor? (01/07/2011)
Emperyalizmin Kökeni Üzerine Genetik Arayışlar; Emperyal Genler Var Mı? (01/06/2011)
Gıda Egemenliği Açısından Tarım Politikaları ve Kemalizm (01/05/2011)
Türkiye Biliminin Sorunları (01/03/2011)
Dünya’da BT’de Yaşanan Değişimler (01/02/2011)
Dünya Kooperatifçilik Günü’nde Köy-Koop’lar (01/01/2011)
Tarımda Kapitalist Paradigmaya Seçenek ya da Çözümler (03/12/2010)
Türk Mucizesi ve Tarım (04/11/2010)
Gıda Sektöründe Tekelleşme ve Yabancılaşma (01/11/2010)
Attila İlhan´ı Anlama (18/10/2010)
Merhaba (01/10/2010)