Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Firki ve Sınai Mülkiyet Hakları Açısından İzmir’in Değerlendirilmesi

A. Ebru Okan / Sinan Çınar
1-PATENT
Kökeni 15. yüzyıla kadar inen Patentlerin, Sanayi Devriminden günümüze öneminin büyük ölçüde arttığı gözlemlenmektedir. Patentler, konusu daha çok bir icat ya da buluşla sınırlı tutulan devletçe onaylanmış resmi belgelerdir. Sahibine, ürünü üzerinde belli bir süre tasarruf hakkı tanımaktadır. Ve bir tür kişisel mülk sayılmaktadır. Başkalarına satılabilir, ipotek edilebilir, ya da miras olarak bırakılabilmektedir. Patent sahibi, icat ya da buluşunun, başkalarınca imalini, ticari amaçla kullanımını ya da satışını engelleyebilir. Patentler genellikle 15- 20 yıllık, -ürüne göre-istisnai olarak da 4-7 yıllık süreler için verilmektedir.



Patent başvuru sıralamasında İzmir’de gerçekleşen patent başvuru sayısı son 5 yılda Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşmektedir. Grafik 1’de son beş yıl içerisinde her bir yıl için ayrı olmak üzere iller bazında patent başvuruları incelenmiş olup, başvuru sayısı her yıl için 10’un altında kalan iller grafiğe eklenmemiştir. Başvuru sayısı 10’un altında kalan iller göz ardı edilmeksizin toplam başvuru sayılarını incelediğimizde ülkemizde 2010 yılı için ülke genelinde toplam başvuru 579 iken İzmir’de bu rakam 34, 2011 yılında Türkiye genelinde 776 iken İzmir’de 31, 2012 yılında Türkiye’de 934 iken İzmir’de 42, 2013 yılında Türkiye çapında 1148 iken İzmir’de 59, 2014 yılına gelindiğinde ise bu sayı Türkiye’de 1149 iken İzmir’de 52 olarak gerçekleşmiştir. Grafikten de anlaşıldığı üzere ülkemizin en büyük metropolleri olan İstanbul ve Ankara illeri İzmir’i büyük oranda geride bırakmış olup, bunun yanında üçüncü büyük metropol olan İzmir, Bursa’nın dahi gerisinde kalmaktadır.

2- ENDÜSTRİYEL TASARIM
Ürünün kendisi, malzemelerin dokusu örnek olarak çizgileri, rengi, konturları, şekli, yüzeyi ve buna benzer özelliklerinin tamamı estetik görünmektedir. Ürün üretildiği zaman göze çekici gelmektedir. Bu tarz endüstriyel tasarımlar; tekstil, mücevherat ve buna benzer sektörlerde gözlemlenmektedir. Endüstriyel tasarım korunma hakkını alan kişinin ürün üzerinde 15 yıldan 25 yıla kadar ürünün taklidi ya da telifine dair korunma hakkı bulunmaktadır.



Grafik 2’de son beş yıl içerisinde her bir yıl için ayrı olmak üzere iller bazında endüstriyel tasarım başvuruları incelenmiş olup, başvuru sayısı her yıl için 20’nin altında kalan iller grafiğe eklenmemiştir. Başvuru sayısı 20’nin altında kalan iller göz ardı edilmeksizin toplam başvuru sayılarını incelediğimizde ülkemizde 2010 yılı için ülke genelinde toplam başvuru; 6567 iken bu rakam İzmir’de 400, 2011 yılında Türkiye genelinde 7525 iken, İzmir’de 416, 2012 yılında Türkiye genelinde 7864 iken, İzmir’de 495, 2013 yılında Türkiye’de 8216 iken, İzmir’de 516, 2014 yılında ise, Türkiye çapında bu rakam 8395 iken, İzmir’de 531 endüstriyel tasarım başvurusu yapılmış olup, patent başvurularında olduğu gibi İzmir endüstriyel tasarım başvurularında da Bursa’nın gerisinde kalmaktadır.

3- TİCARİ MARKA
Bir ismin kullanım hakkına ilişkin bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Sözcükler, harfler, sayılar ya da semboller aracılığıyla, belli bir kaynaktan gelen mal ya da hizmetlerin ayırt edilebilmesini sağlamaktadır. Başlıca işlevleri, bir ürünün kökeni konusunda tüketiciye bilgi vererek, ürünün kimliğini korumaktadır. Ulusal sembolleri, politikaları ya da duyarlılıkları aşağılaması veya halen kullanılan ticari markalarda karışıklık yaratması durumunda uygulanmayabilmektedir. Tescilli bir ticari markanın belli bir süre kullanılmaması, bazı ülkelerde iptaline gerekçe olabilmektedir.



Grafik 3’de son beş yıl içerisinde her bir yıl için ayrı olmak üzere iller bazında ticari marka başvuruları incelenmiş olup, başvuru sayısı her yıl için 300’ün altında kalan iller grafiğe eklenmemiştir. Başvuru sayısı 300’ün altında kalan iller göz ardı edilmeksizin toplam başvuru sayılarını incelediğimizde ülkemizde 2010 yılı için ülke genelinde toplam başvuru; 73.142 iken İzmir’de 4.339, 2011 yılında Türkiye genelinde 103.747 iken, İzmir’de 6.088, 2012 yılında Türkiye genelinde 97.311 iken, İzmir’de 5.868, 2013 yılında Türkiye’de 93.305 iken, İzmir’de 5.541, 2014 yılında ise, Türkiye çapında bu rakam 97.142 iken, İzmir’de 5.938 ticari marka başvurusu yapılmış olup, ticari marka başvurularında İzmir ilk 3 sırada yerini almaktadır.

4- FAYDALI MODEL
Faydalı Model, dünya üzerinde sanayiye dair yeni olan buluşların sahiplerine korunma hakkı tanımaktadır. Bu korunma çerçevesinde buluşa dair, buluşun üretilmesi ve bunun yanında pazarlama hakkının verilmektedir. Faydalı model belgesi kişiye patent belgesi alan kişiye göre daha fazla kolaylıklar sağlamaktadır. Bu kolaylıklar ise; faydalı model belgesinin daha ucuz olması ve daha kolay alınabilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Faydalı model belgesinin alınmasında sağlanan bu kolaylıklar, üreticinin teşvik edilmesi amacını taşımaktadır. Faydalı model belgesine sahip olan kişi 10 yıl boyunca tecavüz fiillerine karşı, korunma imtiyazı elde eder. Bir buluşun Faydalı Model verilerek korunabilmesi için gerekli kıstaslar:1- Yenilik; Başvuru yapılmadan önce başkaları tarafından yazılı, sözlü ya da uygulanarak açıklanmamış olmak anlamında mutlak yeniliktir.2- Sanayiye uygulanabilirlik; Buluşun tümüyle kuramsal olmak yerine pratiğe uygulanabilir özellik taşıması demektir. Patent ile Faydalı Model arasındaki farklara değinecek olursak;

1-Faydalı Modelde, tekniğin bilinen durumunun aşılması kriteri aranmaz,
2- Koruma süreleri farklıdır,
3- Araştırma ve inceleme işlemlerinin olmaması nedeniyle patent verilmesine oranla faydalı model belgesinin verilmesi, hem zaman hem de masraf açısından daha elverişlidir.



Grafik 4’de son beş yıl içerisinde her bir yıl için ayrı olmak üzere iller bazında faydalı model başvuruları incelenmiş olup, başvuru sayısı her yıl için 10’un altında kalan iller grafiğe eklenmemiştir. Başvuru sayısı 10’un altında kalan iller göz ardı edilmeksizin toplam başvuru sayılarını incelediğimizde ülkemizde 2010 yılı için ülke genelinde toplam başvuru; 2.994 iken İzmir’de 238, 2011 yılında Türkiye genelinde 3.175 iken, İzmir’de 235, 2012 yılında Türkiye genelinde 3.725 iken, İzmir’de 317, 2013 yılında Türkiye’de 3.454 iken, İzmir’de 252, 2014 yılında ise, Türkiye çapında bu rakam 3.474 iken, İzmir’de 300 ticari marka başvurusu yapılmış olup, ticari marka başvurularında İzmir ilk 3 sırada yerini almaktadır.

Tüm bu verileri değerlendirecek olduğumuzda yukarıda da bahsedildiği üzere İzmir ülkemizin üç büyük metropol şehrinden biri olmasına rağmen Patent ve Endüstriyel Tasarım başvurularında Bursa’nın gerisinde kalmaktadır. Ülkemizin büyüme motoru olan üç büyük şehir içerisinde yer alan İzmir ili yaratıcılıkta geri kalmış, rekabet avantajı sağlayamamaktadır. Entelektüel fikri mülkiyet haklarına konu olan sektörlere dair NACE sınıflandırmasına göre İzmir’de yer alan başvuruları en yüksek olan sektörler; eczacılık tıbbi kimyasalların ve botanik ürünlerinin imalatı, ana kimyasal madde imalatı, ortopedik araç imalatı, ev aletleri imalatı, plastik kauçuk ürün imalatı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu alt sektörlerin birçoğunun üretimi Atatürk Organize Sanayi Bölgesinde yer alan fabrikalarda devam etmektedir. İzmir’de bu sektörler dışında genel olarak katma değeri düşük ürünlere dair patentler mevcuttur. Türkiye’de İzmir de olduğu gibi genel anlamda düşük ve orta-düşük teknolojiye sahip ürünler üzerinde üretim yapılmaktadır. İzmir’de, Türkiye’nin bir nevi prototipi özelliği göstermektedir.

İzmir’de ve Türkiye’de gerek istihdam yaratılması gerekse ülkenin ekonomisine katkı sağlaması açısından entelektüel fikri mülkiyet haklarının geliştirilmesi gereklidir. Bu çerçevede öncelikle stratejik sektörler belirlenerek katma değeri yüksek ürünlere öncelik sağlanmalı, Türkiye ve İzmir şartlarına en uygun ürünlerin üretimini ve bu alanda patent ve benzeri sayısını artırmak amaçlı kilit sektörlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bu kilit sektörlere belirlenen alanlarda teşvik ve destek sağlanmalıdır. Bu teşvik ve destekler devlet kurumları tarafından finanse edilmelidir. Bu belirlenen alanlara yönelik yeni buluşların ortaya çıkarılabilmesi açısından belirli dönemlerde devlet tarafından yarışmalar organize edilmeli, böylece kişiler ödüllü yarışmalar çerçevesinde yaratıcı ürünler ortaya koymaya teşvik edilmelidir. Araştırma Geliştirme çalışmalarına her yıl bütçeden yeteri kadar kaynak ayrılmalıdır. Patent ve Faydalı Model belgeleri sınai bir ürüne dair yenilik ortaya çıkarıldığını gösterdiğinden dolayı devlet bu kişilere belirli imtiyazlar sağlayarak; yatırım yeri tahsisinde bulunabilir. Ayrıca devlet gerek özel sektör gerekse ülke içi vatandaşlarına yönelik ürüne dair vergi muafiyetleri sağlamalıdır. Bu vergi muafiyeti işveren açısından vergi indirimleri ya da sigorta primi işveren hissesi üzerinden sağlanırken, vatandaşlara dair ise ürün üzerinde olan Katma Değer Vergisine ilişkin olabilir. Ticari markalar açısından ise bu teşvikler reklam, pazarlama, tanıtım ya da marka tescillemeye ilişkin harcamalar üzerinden sağlanabilir. Telif haklarının artırılmasına yönelik öneri vermemiz gerekirse, yazarlara, sinema yapımcılarına, müzisyenlere yönelik kültürel mirasımızı dünyaya tanıtabilmeleri için onlara ilham verecek ortamlar devlet tarafından sağlanmalıdır. Kamu- Üniversite- Sanayi iş birliğinin sağlanması açısından devlet tarafından çalışmalar artırılmalıdır. Böylece inovatif fikirlerin önü açılmış olmakla birlikte üniversite gençlerine istihdam sağlamak amaçlı çalışmaların artışı sağlatılabilecektir.

Eşit, Adaletli, Özgür ve Bağımsız bir Türkiye dileklerimizle…

01/02/2016



Yazarın diğer yazıları

sad (01/11/2018)
Orta Gelir Tuzağında Türkiye (01/08/2016)
DÜNYA BANKASI GRUBU VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ (01/06/2016)
Kapitalist Ekonomilerin Gelişmekte olan Ekonomilere Neo-liberal Politika Dayatmaları (01/05/2016)
Veriler Üzerinden Türkiye’de Sanayi (01/04/2016)
İzmir İktisat Kongreleri ve Sanayi (01/03/2016)
Gelir Eşitsizliği (01/01/2016)
Türkiye’nin Büyüme Performansı (01/12/2015)
Dış Ticaret Açığının Azalması Büyümenin Göstergesi midir? (01/11/2015)