Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Filistin Meselesi Suriyeli İsyancıların Umrunda Değil

Şahin Yaldız
Filistin Meselesi Suriyeli İsyancıların Umrunda Değil

Kaynak: rt.com
Yazar: Nadezhda Kevorkova
Makalenin Özgün Başlığı: There is no Palestinian issue for Syrian rebels
Çeviren: Şahin Yaldız-Boğaziçi Çeviri Merkezi
Filistin meselesi dünyadaki tüm Müslümanları 65 yıldır birleştiriyor. Fakat Suriye´deki isyan son zamanlarda Filistin meselesini unutturmuş gibi duruyor. İsyancılar Filistinlileri mülteci kamplarından çıkarıp öldürmeye ya da çatışmalarda kalkan olarak kullanmaya başladılar. Suriye´deki muhalefet ´baskıcı Esad rejimi´ diye çığlıklar atarken, basın garip bir şekilde Filistinlilerin uğradığı muameleye sessiz kalıyor.
Suriye´deki en büyük Filistinli mülteci kampı Şam yakınlarındaki Yarmouk. Kamp bir yılı aşkın bir süre önce Suriyeli isyancılar tarafından talan edildi. Filistinlileri öldürme görevi İsrail askerlerinden Suriyeli isyancılara geçmiş durumda. Müslümanları öldürürken ´İslam´ sloganları atıyorlar. Medya bu durumla ilgili en ufak bir haber bile yapmıyor. Peki Filistinlilerin hayatı nasıl? Suriye´den nasıl etkileniyorlar?
´Ne Avrupa, ne Birleşmiş Milletler; kimse bize yardım etmiyor.´
Beyrut Burj el-Barajneh mülteci kampındaki Halk Komitesi Başkanı Abu-Badr Filistin partilerinin temsilcileriyle bir toplantı düzenledi. Temsilciler Suriye´deki kamplarla sürekli temas halinde. Filistin mülteci kampları ve Filistinliler saldırıya uğradıktan bir yıl sonra, bu partilerin başları Suriye´deki iç savaşın planlı bir çatışma olduğunu amacın da Filistin´in yaşadığı sorunların arka plana atılması olduğunu söylediler.
İç savaştan önce Suriye´de 760.000, Lübnan´da da 550.000 Filistinli mülteci yaşıyor-du. Filistinliler Suriye´de temel vatandaşlık haklarına sahipken Lübnan´da hiç bir hakka sahip değillerdi. Örneğin çalışmalarına izin verilmiyordu. Abu-Badr ´´Suriye´deki kampımızda 1000´den fazla Filistinli aile var. ´Ne Avrupa, ne Birleşmiş Milletler; kimse bize yardım etmiyor.´ Fakat Kızıl Haç iki kez geldi. Mülteciler kendi başlarına ev ayarlamaya çalışıyorlar.´´ Kampta yaşayan Filistinliler için ev kiralamak oldukça zor. Lübnan´da da kiraları ödemek, iş bulmak oldukça zor. Abu-Badr Suriye´den kaçan 120,000 kadar Filistinli mültecinin Trablus´un güneyinde yaşadığını söylüyor. Yani her on mülteciden biri Filistinli. Türkiye ve Ürdün Filistinli mültecileri kabul etmiyor.
Kafar iki çocuk annesi genç bir kadın. Suriye´nin Yarmouk kampında ailesiyle birlikte yaşıyordu fakat şimdi Lübnan´daki Burj el-Baraneh´te yaşam mücadelesi veriyor. 2012´nin sonunda isyancılar kampı ele geçirip Şam´a yaptıkları saldırılar için üs haline getirince Lübnan´a kaçmıştı.
Yarmouk Suriye´deki en büyük Filistinli mülteci kamplarından biri. Savaştan önce Suriye´deki toplam Filistinli mülteci sayısının dörtte biri yani 150.000 kişi burada yaşıyordu. Kamp Şam şehir sınırlarına çok yakın ve Suriyelilerin yaşadığı mahallelerden görülebiliyor. Mülteci kampları ülke yasalarının uygulanmadığı yerlerden. Polis ya da asker alana giremiyor, mülteciler vatandaşlık hakkı kazanamıyor, oy kullanamıyor, orduya katılamıyorlar. Kamplar Filistin parti temsilcileri tarafından yönetiliyor. Diğer tüm ülkelerin aksine Suriye mültecilerin kamp dışına çıkabilmesine izin veriyor. Lakud isimli Suriyeli aile Yarmouk´a gelmişti. Filistinliler isyancıları desteklemiyorlardı, hala da desteklemiyorlar. Kampın bazı bölümleri hala muhalifler tarafından kontrol ediliyor.
Muhaliflerin kullandığı ‘insan-kalkan’
Kafar: ´´Silahlı militanlar kampa girince herkes donup kalmıştı. İçerideler. Her zamanki gibi havaya ateş açıyor, bağırıyorlardı. İnternet sitelerinde bizim kamptan ayrılmamız gerektiğini söyleyen yazılar paylaşmışlardı. Biz de ayrıldık.´´
Aralık 2012´de, bazıları geri dönmeye çalıştı. Hatta bir kaç aile muhaliflerin kontrolünde kampın daha iyi bir yer olacağını düşünüp kalmaya karar verdiler. Kafar kamptaki tüm evlerin soyulduğunu, elektrik kablolarına kadar her şeylerinin alındığını söyledi. Militanların dışarıya eyleme giden Filistinlileri kurşuna dizdiklerini de anlattı. Militanlar kampa kimseyi almıyordu. Kamptan bir kere dışarı çıkan tekrar içeri giremiyordu. ´´Eğer militanlar gitseydi geri dönecektik. Bazen kamptakilerle görüşüyoruz. Bize yaşadıkları baskıyı anlatıyorlar. Kafesin içindeki aç hayvanlar gibi hissediyorlarmış. Kaçış yok. Saldırıya uğramamak için biz Filistinlileri canlı kalkan olarak kullanıyorlar. Böylelikle kamp bombalanmıyor.´´ diyor Kafar.
Kafar bize çocuğunu bulmaya gidip kampta esir düşen bir kadından bahsediyor.
´´Militanlar sizin girmenize izin vermiyor. Oldu da kampa girebildiniz mi? Çıkamıyor-sunuz. Kontrol noktaları kurmuşlar. İnsanları aç bırakıyorlar. Akrabalarına yemek ge-tirmek için kampa girmeye çalışan kadınları dövüyorlar.´´ diye anlatıyor. İnsan içinde bir kadına vurmak Müslümanlar arasında son derece ayıptır fakat Kafar, isyancıların kendilerine has(!) bir Müslümanlık anlayışı olduğunu söylüyor. ´´Biz savaştan kork-muyoruz fakat bunlar insanlara yemek bile vermiyor. el-Nusra militanları uzun sakallı-lar ve yabancı gibi duruyorlar. Büyük ihtimalle aralarında Suriyeliler de var fakat kamptaki akrabalarım aralarında bir Suriyeli bile görmüş değil.´´
Beş kişiye bir battaniye
Suriye´den Lübnan´a geçen Filistinliler çok daha zor durumda. ´´Sürekli olarak aşağı-lanıyoruz. Hakarete uğruyoruz.´´ diyor Kafar. Bize iki odalı bir mutfaklı daracık dairesini gösteriyor. Yağmur yağdığında tavan akıtıyormuş. ´´Buranın kirası 300 dolar. Eğer pazar gününe kadar bu parayı bulamazsam Suriye´ye dönmek zorunda kalacağız.´´ Kira dışında 70 dolar da su parası ödüyorlar. Kayınpederi öldürüldü. Kayınvalidesi Suriye´ye döndü,akrabalarıyla yaşıyor. Kafar ´´Suriye´ye gideceğim ve Filistin´e dönme imkanı oluşana kadar orada kalacağım. Burada yaşamak utanç verici.´´ diyor. Kocası her işi yapıyor. Hamallıktan, ameleliğe kadar...
Kendilerini soğuktan koruyacak hiç bir kıyafetleri yok. Bütün eşyaları Yarmouk´ta çalınmış. Aile herhangi bir örgüte bağlı değil fakat Hamas, Halkçı Cephe ve kimi yardım kuruluşlardan yardım alabilmişler. Bunlara da yardım demek doğru değil. Sadaka diyebiliriz. ´´Beş kişi için bir battaniye verdiler. Fakat biz canlıyız. Yaşıyoruz.´´ diyor Kafar ince, siyah sentetik battaniyeyi göstererek. Battaniyenin kefen bezi gibi göründüğünü söylüyor. Ailenin yemek alacak parası da yok. Bazen komşular yemek getiriyor. Böylelikle yarı aç yarı tok idare ediyorlar.
Suriye´de Filistinlilere daha iyi davranılıyor
‘’Temel ihtiyaçlarımız karşılanıyor fakat yine de kötü hissediyoruz. Suriye´de savaş var evet ama orada insanlar bize saygı duyuyor. Burada ise bizi Suriyeli köpekler di-ye çağırıyorlar. Esad bize insan gibi davranıyordu. Bir şeyimizi eksik etmiyordu. İlk fırsatta çadırlarda yaşamak zorunda kalsak bile Suriye´ye döneceğiz. Esad bize insan olduğumuz hissettiriyordu.´´ diyor Kafar.
Geçen yıl Hamas ve Katar halkından olmak üzere iki defa yardım aldılar. Toplam ola-rak 300 dolar yani günde bir dolardan bile az. Fakat yine de şanslılar çünkü çoğu insan bunu bile bulamıyor. Kamplarda yardıma en muhtaç kişilerin listeleri var. Kafar yardımların dağıtım sürecini bize şöyle anlatıyor:
´´Bir aile Katar´dan 150 dolar alır. Fakat ailelere 150 dolar dağıtıldığında kamptaki tüm aileler bu yardımdan faydalanamaz. Bu yüzden daha da zor duruma düşüyorlar. Yar-dım çeklerinin verildiği yer olan Beyrut yakınlarına kadar taksi tutmak zorundasınız, zaten taksi ücreti verilen çekin yarısına denk geliyor. Verdikleri yemek kartları sadece bir süpermarketten alınabilen belirli ürünler için geçerli. Bu market de oldukça uzakta. Bu yemek kartlarıyla et alamıyorsunuz. Çocukların bir yıl et yemeden yaşa-yabileceğini mi düşünüyor bu adamlar?´´ diye yakınıyor. ´´İnanıyoruz ki Suriye bizi tekrar kucaklayacak. Bize kardeşleri gibi davranan Suriye halkı, bizi tekrar sahiplene-cek. Kardeşlerinden de öte sayacaklar.´´ Kafar Lübnan´ın Filistinli mültecilere sınır kapılarını kapadığını biliyor bu yüzden şu anlık hiç bir yere gidemiyorlar.
´´Suriye bizi kabul etti. Elimizde hiç bir şeyimiz kalmamışken bize baktı. Derdimizi, ihtiyaçlarımızı sordu. Altı battaniye... Yemek... Bize her şeyi verdi. Bizler için çok zor olan bu yaşamda elimizden tuttu.´´ Ailesinin Lübnan´a taşınarak büyük bir hata yaptı-ğını düşünüyor. ´´Hayat güzel olacak dediler ama gel gör ki buraya geldiğimiz için çok ama çok pişmanız.´´ Eşi Lübnan´a kendisinden altı ay önce gelmişti. Sonra ailesini de yanına aldı. Lübnan´da güvende olacaklarını düşünüyordu.
Filistin meselesi Suriyeli isyancıların umurunda değil
´´Biz Filistinliler Suriye´deki kargaşada hiç bir şey yapmadık. Ne sokakta yürüyüşlere katıldık ne de Filistinli arkadaşlarımız isyancılara katıldı.´´ diyor Kafar. Filistinlilerin Suriye hükümetine karşı isyana katıldıkları yönünde söylentiler işiten Kafar bunun çok küçük bir istisna olduğunu düşünüyor. ´´İsyana katılan Filistinliler ya parayla kandırılmıştır ya da uyuşturucu verilmiştir. Sadece açlıktan kırılan en fakirlerimizden gidenler oldu, onlar da 18 ay boyunca açlığa direndi. Muhaliflere katılanların yiyecek bir lokması bile yoktu bu yüzden ailelerini doyurmak ve ilk fırsatta muhaliflerden kaçmak umuduyla isyana katılan olmuştur. Esad´ı desteklediğimizi de açık açık belirtemiyoruz çünkü sürekli olarak ölüm korkusu altındayız. Bu isyancıların gözünde Filistin meselesi bir hiç.´´ diyor Kafar tekrar.
Burj el-Barajneh´te kalan mülteciler her gece el-Nusra militanlarının baskın yapıp kendilerini öldürecekleri korkusuyla yatıyorlar. Geçenlerde başka bir Filistin mülteci kampı Nahr el-Barrid´de el-Nusra militanlarının görüldüğü söylentisi yayıldı. O za-mandan beri, Halk Komitesi gece nöbetine adam koymaya başladı. Kafar ´´Filistinli görevliler her giren çıkanı kontrol ediyor. Geceleri nöbette bekleyip yabancıları kampa yaklaştırmıyorlar. Yoksa Yarmuk´ta olan şey burada da olur.´´ diyerek kaygısını belirtiyor. Suriye ordusu da her kampın girişine güvenlik noktaları kurdu.
´Bir aileyi paramparça ettiler. Amaç: diğerlerini korkutup canlı kalkan yaratmak´
Yarmouk ele geçirilen tek Filistinli mülteci kampı değil. Tüm bu süreçte toplam kaç Filistinlinin öldüğü tahmin edilemiyor. Filistinli Gusun ismindeki bir kadın Şam yakınlarındaki Duma kampından eşi, eşinin kardeşi ve üç çocuğuyla beraber militanlar tarafından kamptan kovuldu.
´´´Kampın karşısında zeytin koruluğu vardı. Uzun süre kampta refah içinde yaşadık ta ki çatışmalar kampa doğru yakınlaşmaya başlayıncaya kadar. Sonrasında isyancılar kampta saklanmaya başladı, evlerimizi sığınak yaparak Suriye ordusuna saldırmaya başladı. Kendimizi iki kuvvetin arasında bulduk. Bir gün sabah daha yeni sökerken kalkıp, zeytin koruluğundan kaçtık.´´ diye hikayesini anlatıyor Gursun. ´´İsyancılar kampımızda acımadan onlarca insanı katlettiler. Eşimin akrabası olan evli bir çifti pa-ramparça ettiler. Boğazlarını kestiler böylelikle Filistinliler kampta kalacak Suriye or-dusu kampımıza operasyon düzenleyemeyecekti. İsyancılar bir yandan bizi kampta tutmaya çalışırken Suriye hükümeti kamptan ayrılmamızı istiyordu.´´
Gusun kampın durumunu görmek için dört ay önce Duma´ya gitti. ´´Evim tamamen talan edilmişti. Çatısı paramparçaydı. ÖSO ve el-Nusra hala kampta saklanıyordu. Beni gören militanlar yanıma gelip kamptan olup olmadığımı sordular. Sonra saldılar fakat gözleri devamlı üzerimdeydi. Sonra manava giderken bir arabanın beni takip ettiğini fark ettim. Çok korkmuştum ve kaçtım. Gördüğüm isyancılar uzun boylu ve beyaz tenliydi. Arapça bilenleri de vardı bilmeyenleri de. Kamptakiler isyancılar ara-sında siyahilerin olduğunu da söylediler fakat ben hiç görmedim. İsyancıların bazıları siyah yelek giyiyorlardı, maske takıyorlardı. Bazılarında kısa pantolon vardı, diğerleri normal giyimliydi. Bu uzun boylu beyaz tenli adamların yabancı olduğu çok belli. Kampta dolanırken bu adamların yüzüne bakmamaya çalışıyoruz. Çünkü bize zarar verebilirler.´´ diye genel durumu anlatıyor Gusun.
´Filistinliler Suriye´den defolun!´
Esad´a karşı girişilen savaşı son derece yakından takip eden dünyadaki ana akım medya mesele Filistinliler olunca sus pus oluyor. 2011 baharında, aynı ana akım medya sokaklarda İsrail bayrakları sallayıp Filistin karşıtı sloganlar atan Suriyeli mu-halifleri de görmezden geldi. Bu görmezliğin tek bir sebebi var o da Filistin meselesi-nin Müslümanlar için hala önemli bir mesele olması ve Filistin halkına karşı yapılan bu yürüyüşlerin muhaliflerin adını kötüye çıkaracağı korkusu. Burj el-Barajneh´teki kadınlar dünyanın Suriye´deki Filistinli mültecilerin yaşadıklarına nasıl bu kadar duyarsız olabildiğine şaşıyor.
´´Sloganları ´Kabağa kabak deriz, armuta armut, Filistinliler Filistin´e, burası Suriye!´ olan insanlar Filistin halkına ve Esad´a karşı savaş açmış durumda. Basın bunu nasıl görmüyor?´´ diye soruyor Gusun.
´´Bu sloganlarla silahlı isyancılar sokaklarda yürüyorlar. Sebep ise Filistin halkının Esad´a sempati duyması. Bir yıl içinde bu baskıyla kimi Filistinliler isyancılara katıldı fakat bu durum isyancıların genel görüşünü değiştirmedi.´´ diye de ekliyor. Lübnanlıların ise neden düşmanca davrandığını anlayamıyorlar. 2006´daki İsrail saldırısında Suriye 1 milyon Lübnanlı ve Filistinli mülteciye kapılarını açmıştı. Bu süreçte tüm Lübnanlılar ev, yemek ve kıyafet bulabilmişlerdi. Gusun da iş bulanlardandı, kocası da bulmuştu. ´´Temizlikçi olarak çalışıyordu. Daha önce hiç yapmamıştım fakat yaşamak için her işi öğrenebilirdim çünkü Birleşmiş Milletler dört ayda bir sadece 30 dolar veriyordu.´´
Suriye karşıtı kampanyanın destekçileri için bir buçuk milyar Müslüman´ın dikkatini Filistin´den Suriye´ye ve Esad´a çekmek çok önemliydi. Görevlerini de başardılar. Filistin meselesi önceden herkesi bir araya getirirdi: Komünisti, ateisti, Sünni´yi , Alevi´yi, Hristiyan´ı- Müslüman´ı, sağcıyı- solcuyu... Fakat Suriye´deki iç savaş bu birlikteliği yok etti. İki yıl içinde Kudüs´ün işgaline kimse ses çıkarmamaya başladı. Gazze´ye hiç bir yardım gemisi gelmedi. Çünkü Mısır´daki darbeyle İsrail engeli çok daha kuvvetlenmiş Batı Sahil´deki Filistinli kıyımı daha da artmaya başlamıştı. Filistinlileri Suriye iç savaşına dahil etme çabaları boşa çıkmış gibi görünüyor. Çünkü Hamas´tan Filistin İslamcı Cihad Örgütü´ne; Halkçı Cephe´den Fetih Örgütü´ne hiç bir Filistinli kuruluş Suriye´de muhalifleri desteklemiyor.
Anahtar Sözcükler: Suriye, Lübnan, Filistin, ÖSO’lu militanlar, mülteci kampları, Esad
Başlık Altı: Suriyeli muhalifler İsrail ile işbirliği içinde Filistin halkına zulmediyor. Basın bu duruma sessiz. Yazılan tek şey Esad’a karşı başlatılan savaş. Sessizliğin asıl amacı ise Müslümanların en büyük sorunu olan Filistin sorununun göz ardı edilip ÖSO ve el-Nusra örgütlerinin yüceltilip İsrail’e rahat hareket imkanı sağlanması. Filistin halkı bu durum karşısında dik duruşunu koruyor.

Kaynak: rt.com


Yazar: Nadezhda Kevorkova


Makalenin Özgün Başlığı: There is no Palestinian issue for Syrian rebels


Çeviren: Şahin Yaldız-Boğaziçi Çeviri Merkezi




Filistin meselesi dünyadaki tüm Müslümanları 65 yıldır birleştiriyor. Fakat Suriye´deki isyan son zamanlarda Filistin meselesini unutturmuş gibi duruyor. İsyancılar Filistinlileri mülteci kamplarından çıkarıp öldürmeye ya da çatışmalarda kalkan olarak kullanmaya başladılar. Suriye´deki muhalefet ´baskıcı Esad rejimi´ diye çığlıklar atarken, basın garip bir şekilde Filistinlilerin uğradığı muameleye sessiz kalıyor.


Suriye´deki en büyük Filistinli mülteci kampı Şam yakınlarındaki Yarmouk. Kamp bir yılı aşkın bir süre önce Suriyeli isyancılar tarafından talan edildi. Filistinlileri öldürme görevi İsrail askerlerinden Suriyeli isyancılara geçmiş durumda. Müslümanları öldürürken ´İslam´ sloganları atıyorlar. Medya bu durumla ilgili en ufak bir haber bile yapmıyor. Peki Filistinlilerin hayatı nasıl? Suriye´den nasıl etkileniyorlar?




´Ne Avrupa, ne Birleşmiş Milletler; kimse bize yardım etmiyor.´


Beyrut Burj el-Barajneh mülteci kampındaki Halk Komitesi Başkanı Abu-Badr Filistin partilerinin temsilcileriyle bir toplantı düzenledi. Temsilciler Suriye´deki kamplarla sürekli temas halinde. Filistin mülteci kampları ve Filistinliler saldırıya uğradıktan bir yıl sonra, bu partilerin başları Suriye´deki iç savaşın planlı bir çatışma olduğunu amacın da Filistin´in yaşadığı sorunların arka plana atılması olduğunu söylediler.


İç savaştan önce Suriye´de 760.000, Lübnan´da da 550.000 Filistinli mülteci yaşıyor-du. Filistinliler Suriye´de temel vatandaşlık haklarına sahipken Lübnan´da hiç bir hakka sahip değillerdi. Örneğin çalışmalarına izin verilmiyordu. Abu-Badr ´´Suriye´deki kampımızda 1000´den fazla Filistinli aile var. ´Ne Avrupa, ne Birleşmiş Milletler; kimse bize yardım etmiyor.´ Fakat Kızıl Haç iki kez geldi. Mülteciler kendi başlarına ev ayarlamaya çalışıyorlar.´´ Kampta yaşayan Filistinliler için ev kiralamak oldukça zor. Lübnan´da da kiraları ödemek, iş bulmak oldukça zor. Abu-Badr Suriye´den kaçan 120,000 kadar Filistinli mültecinin Trablus´un güneyinde yaşadığını söylüyor. Yani her on mülteciden biri Filistinli. Türkiye ve Ürdün Filistinli mültecileri kabul etmiyor.


Kafar iki çocuk annesi genç bir kadın. Suriye´nin Yarmouk kampında ailesiyle birlikte yaşıyordu fakat şimdi Lübnan´daki Burj el-Baraneh´te yaşam mücadelesi veriyor. 2012´nin sonunda isyancılar kampı ele geçirip Şam´a yaptıkları saldırılar için üs haline getirince Lübnan´a kaçmıştı.


Yarmouk Suriye´deki en büyük Filistinli mülteci kamplarından biri. Savaştan önce Suriye´deki toplam Filistinli mülteci sayısının dörtte biri yani 150.000 kişi burada yaşıyordu. Kamp Şam şehir sınırlarına çok yakın ve Suriyelilerin yaşadığı mahallelerden görülebiliyor. Mülteci kampları ülke yasalarının uygulanmadığı yerlerden. Polis ya da asker alana giremiyor, mülteciler vatandaşlık hakkı kazanamıyor, oy kullanamıyor, orduya katılamıyorlar. Kamplar Filistin parti temsilcileri tarafından yönetiliyor. Diğer tüm ülkelerin aksine Suriye mültecilerin kamp dışına çıkabilmesine izin veriyor. Lakud isimli Suriyeli aile Yarmouk´a gelmişti. Filistinliler isyancıları desteklemiyorlardı, hala da desteklemiyorlar. Kampın bazı bölümleri hala muhalifler tarafından kontrol ediliyor.


Muhaliflerin kullandığı ‘insan-kalkan’


Kafar: ´´Silahlı militanlar kampa girince herkes donup kalmıştı. İçerideler. Her zamanki gibi havaya ateş açıyor, bağırıyorlardı. İnternet sitelerinde bizim kamptan ayrılmamız gerektiğini söyleyen yazılar paylaşmışlardı. Biz de ayrıldık.´´


Aralık 2012´de, bazıları geri dönmeye çalıştı. Hatta bir kaç aile muhaliflerin kontrolünde kampın daha iyi bir yer olacağını düşünüp kalmaya karar verdiler. Kafar kamptaki tüm evlerin soyulduğunu, elektrik kablolarına kadar her şeylerinin alındığını söyledi. Militanların dışarıya eyleme giden Filistinlileri kurşuna dizdiklerini de anlattı. Militanlar kampa kimseyi almıyordu. Kamptan bir kere dışarı çıkan tekrar içeri giremiyordu. ´´Eğer militanlar gitseydi geri dönecektik. Bazen kamptakilerle görüşüyoruz. Bize yaşadıkları baskıyı anlatıyorlar. Kafesin içindeki aç hayvanlar gibi hissediyorlarmış. Kaçış yok. Saldırıya uğramamak için biz Filistinlileri canlı kalkan olarak kullanıyorlar. Böylelikle kamp bombalanmıyor.´´ diyor Kafar.




Kafar bize çocuğunu bulmaya gidip kampta esir düşen bir kadından bahsediyor.


´´Militanlar sizin girmenize izin vermiyor. Oldu da kampa girebildiniz mi? Çıkamıyor-sunuz. Kontrol noktaları kurmuşlar. İnsanları aç bırakıyorlar. Akrabalarına yemek ge-tirmek için kampa girmeye çalışan kadınları dövüyorlar.´´ diye anlatıyor. İnsan içinde bir kadına vurmak Müslümanlar arasında son derece ayıptır fakat Kafar, isyancıların kendilerine has(!) bir Müslümanlık anlayışı olduğunu söylüyor. ´´Biz savaştan kork-muyoruz fakat bunlar insanlara yemek bile vermiyor. el-Nusra militanları uzun sakallı-lar ve yabancı gibi duruyorlar. Büyük ihtimalle aralarında Suriyeliler de var fakat kamptaki akrabalarım aralarında bir Suriyeli bile görmüş değil.´´


Beş kişiye bir battaniye


Suriye´den Lübnan´a geçen Filistinliler çok daha zor durumda. ´´Sürekli olarak aşağı-lanıyoruz. Hakarete uğruyoruz.´´ diyor Kafar. Bize iki odalı bir mutfaklı daracık dairesini gösteriyor. Yağmur yağdığında tavan akıtıyormuş. ´´Buranın kirası 300 dolar. Eğer pazar gününe kadar bu parayı bulamazsam Suriye´ye dönmek zorunda kalacağız.´´ Kira dışında 70 dolar da su parası ödüyorlar. Kayınpederi öldürüldü. Kayınvalidesi Suriye´ye döndü,akrabalarıyla yaşıyor. Kafar ´´Suriye´ye gideceğim ve Filistin´e dönme imkanı oluşana kadar orada kalacağım. Burada yaşamak utanç verici.´´ diyor. Kocası her işi yapıyor. Hamallıktan, ameleliğe kadar...


Kendilerini soğuktan koruyacak hiç bir kıyafetleri yok. Bütün eşyaları Yarmouk´ta çalınmış. Aile herhangi bir örgüte bağlı değil fakat Hamas, Halkçı Cephe ve kimi yardım kuruluşlardan yardım alabilmişler. Bunlara da yardım demek doğru değil. Sadaka diyebiliriz. ´´Beş kişi için bir battaniye verdiler. Fakat biz canlıyız. Yaşıyoruz.´´ diyor Kafar ince, siyah sentetik battaniyeyi göstererek. Battaniyenin kefen bezi gibi göründüğünü söylüyor. Ailenin yemek alacak parası da yok. Bazen komşular yemek getiriyor. Böylelikle yarı aç yarı tok idare ediyorlar.


Suriye´de Filistinlilere daha iyi davranılıyor


‘’Temel ihtiyaçlarımız karşılanıyor fakat yine de kötü hissediyoruz. Suriye´de savaş var evet ama orada insanlar bize saygı duyuyor. Burada ise bizi Suriyeli köpekler di-ye çağırıyorlar. Esad bize insan gibi davranıyordu. Bir şeyimizi eksik etmiyordu. İlk fırsatta çadırlarda yaşamak zorunda kalsak bile Suriye´ye döneceğiz. Esad bize insan olduğumuz hissettiriyordu.´´ diyor Kafar.


Geçen yıl Hamas ve Katar halkından olmak üzere iki defa yardım aldılar. Toplam ola-rak 300 dolar yani günde bir dolardan bile az. Fakat yine de şanslılar çünkü çoğu insan bunu bile bulamıyor. Kamplarda yardıma en muhtaç kişilerin listeleri var. Kafar yardımların dağıtım sürecini bize şöyle anlatıyor:


´´Bir aile Katar´dan 150 dolar alır. Fakat ailelere 150 dolar dağıtıldığında kamptaki tüm aileler bu yardımdan faydalanamaz. Bu yüzden daha da zor duruma düşüyorlar. Yar-dım çeklerinin verildiği yer olan Beyrut yakınlarına kadar taksi tutmak zorundasınız, zaten taksi ücreti verilen çekin yarısına denk geliyor. Verdikleri yemek kartları sadece bir süpermarketten alınabilen belirli ürünler için geçerli. Bu market de oldukça uzakta. Bu yemek kartlarıyla et alamıyorsunuz. Çocukların bir yıl et yemeden yaşa-yabileceğini mi düşünüyor bu adamlar?´´ diye yakınıyor. ´´İnanıyoruz ki Suriye bizi tekrar kucaklayacak. Bize kardeşleri gibi davranan Suriye halkı, bizi tekrar sahiplene-cek. Kardeşlerinden de öte sayacaklar.´´ Kafar Lübnan´ın Filistinli mültecilere sınır kapılarını kapadığını biliyor bu yüzden şu anlık hiç bir yere gidemiyorlar.


´´Suriye bizi kabul etti. Elimizde hiç bir şeyimiz kalmamışken bize baktı. Derdimizi, ihtiyaçlarımızı sordu. Altı battaniye... Yemek... Bize her şeyi verdi. Bizler için çok zor olan bu yaşamda elimizden tuttu.´´ Ailesinin Lübnan´a taşınarak büyük bir hata yaptı-ğını düşünüyor. ´´Hayat güzel olacak dediler ama gel gör ki buraya geldiğimiz için çok ama çok pişmanız.´´ Eşi Lübnan´a kendisinden altı ay önce gelmişti. Sonra ailesini de yanına aldı. Lübnan´da güvende olacaklarını düşünüyordu.






Filistin meselesi Suriyeli isyancıların umurunda değil


´´Biz Filistinliler Suriye´deki kargaşada hiç bir şey yapmadık. Ne sokakta yürüyüşlere katıldık ne de Filistinli arkadaşlarımız isyancılara katıldı.´´ diyor Kafar. Filistinlilerin Suriye hükümetine karşı isyana katıldıkları yönünde söylentiler işiten Kafar bunun çok küçük bir istisna olduğunu düşünüyor. ´´İsyana katılan Filistinliler ya parayla kandırılmıştır ya da uyuşturucu verilmiştir. Sadece açlıktan kırılan en fakirlerimizden gidenler oldu, onlar da 18 ay boyunca açlığa direndi. Muhaliflere katılanların yiyecek bir lokması bile yoktu bu yüzden ailelerini doyurmak ve ilk fırsatta muhaliflerden kaçmak umuduyla isyana katılan olmuştur. Esad´ı desteklediğimizi de açık açık belirtemiyoruz çünkü sürekli olarak ölüm korkusu altındayız. Bu isyancıların gözünde Filistin meselesi bir hiç.´´ diyor Kafar tekrar.


Burj el-Barajneh´te kalan mülteciler her gece el-Nusra militanlarının baskın yapıp kendilerini öldürecekleri korkusuyla yatıyorlar. Geçenlerde başka bir Filistin mülteci kampı Nahr el-Barrid´de el-Nusra militanlarının görüldüğü söylentisi yayıldı. O za-mandan beri, Halk Komitesi gece nöbetine adam koymaya başladı. Kafar ´´Filistinli görevliler her giren çıkanı kontrol ediyor. Geceleri nöbette bekleyip yabancıları kampa yaklaştırmıyorlar. Yoksa Yarmuk´ta olan şey burada da olur.´´ diyerek kaygısını belirtiyor. Suriye ordusu da her kampın girişine güvenlik noktaları kurdu.


´Bir aileyi paramparça ettiler. Amaç: diğerlerini korkutup canlı kalkan yaratmak´


Yarmouk ele geçirilen tek Filistinli mülteci kampı değil. Tüm bu süreçte toplam kaç Filistinlinin öldüğü tahmin edilemiyor. Filistinli Gusun ismindeki bir kadın Şam yakınlarındaki Duma kampından eşi, eşinin kardeşi ve üç çocuğuyla beraber militanlar tarafından kamptan kovuldu.


´´´Kampın karşısında zeytin koruluğu vardı. Uzun süre kampta refah içinde yaşadık ta ki çatışmalar kampa doğru yakınlaşmaya başlayıncaya kadar. Sonrasında isyancılar kampta saklanmaya başladı, evlerimizi sığınak yaparak Suriye ordusuna saldırmaya başladı. Kendimizi iki kuvvetin arasında bulduk. Bir gün sabah daha yeni sökerken kalkıp, zeytin koruluğundan kaçtık.´´ diye hikayesini anlatıyor Gursun. ´´İsyancılar kampımızda acımadan onlarca insanı katlettiler. Eşimin akrabası olan evli bir çifti pa-ramparça ettiler. Boğazlarını kestiler böylelikle Filistinliler kampta kalacak Suriye or-dusu kampımıza operasyon düzenleyemeyecekti. İsyancılar bir yandan bizi kampta tutmaya çalışırken Suriye hükümeti kamptan ayrılmamızı istiyordu.´´


Gusun kampın durumunu görmek için dört ay önce Duma´ya gitti. ´´Evim tamamen talan edilmişti. Çatısı paramparçaydı. ÖSO ve el-Nusra hala kampta saklanıyordu. Beni gören militanlar yanıma gelip kamptan olup olmadığımı sordular. Sonra saldılar fakat gözleri devamlı üzerimdeydi. Sonra manava giderken bir arabanın beni takip ettiğini fark ettim. Çok korkmuştum ve kaçtım. Gördüğüm isyancılar uzun boylu ve beyaz tenliydi. Arapça bilenleri de vardı bilmeyenleri de. Kamptakiler isyancılar ara-sında siyahilerin olduğunu da söylediler fakat ben hiç görmedim. İsyancıların bazıları siyah yelek giyiyorlardı, maske takıyorlardı. Bazılarında kısa pantolon vardı, diğerleri normal giyimliydi. Bu uzun boylu beyaz tenli adamların yabancı olduğu çok belli. Kampta dolanırken bu adamların yüzüne bakmamaya çalışıyoruz. Çünkü bize zarar verebilirler.´´ diye genel durumu anlatıyor Gusun.


´Filistinliler Suriye´den defolun!´


Esad´a karşı girişilen savaşı son derece yakından takip eden dünyadaki ana akım medya mesele Filistinliler olunca sus pus oluyor. 2011 baharında, aynı ana akım medya sokaklarda İsrail bayrakları sallayıp Filistin karşıtı sloganlar atan Suriyeli mu-halifleri de görmezden geldi. Bu görmezliğin tek bir sebebi var o da Filistin meselesi-nin Müslümanlar için hala önemli bir mesele olması ve Filistin halkına karşı yapılan bu yürüyüşlerin muhaliflerin adını kötüye çıkaracağı korkusu. Burj el-Barajneh´teki kadınlar dünyanın Suriye´deki Filistinli mültecilerin yaşadıklarına nasıl bu kadar duyarsız olabildiğine şaşıyor.


´´Sloganları ´Kabağa kabak deriz, armuta armut, Filistinliler Filistin´e, burası Suriye!´ olan insanlar Filistin halkına ve Esad´a karşı savaş açmış durumda. Basın bunu nasıl görmüyor?´´ diye soruyor Gusun.


´´Bu sloganlarla silahlı isyancılar sokaklarda yürüyorlar. Sebep ise Filistin halkının Esad´a sempati duyması. Bir yıl içinde bu baskıyla kimi Filistinliler isyancılara katıldı fakat bu durum isyancıların genel görüşünü değiştirmedi.´´ diye de ekliyor. Lübnanlıların ise neden düşmanca davrandığını anlayamıyorlar. 2006´daki İsrail saldırısında Suriye 1 milyon Lübnanlı ve Filistinli mülteciye kapılarını açmıştı. Bu süreçte tüm Lübnanlılar ev, yemek ve kıyafet bulabilmişlerdi. Gusun da iş bulanlardandı, kocası da bulmuştu. ´´Temizlikçi olarak çalışıyordu. Daha önce hiç yapmamıştım fakat yaşamak için her işi öğrenebilirdim çünkü Birleşmiş Milletler dört ayda bir sadece 30 dolar veriyordu.´´


Suriye karşıtı kampanyanın destekçileri için bir buçuk milyar Müslüman´ın dikkatini Filistin´den Suriye´ye ve Esad´a çekmek çok önemliydi. Görevlerini de başardılar. Filistin meselesi önceden herkesi bir araya getirirdi: Komünisti, ateisti, Sünni´yi , Alevi´yi, Hristiyan´ı- Müslüman´ı, sağcıyı- solcuyu... Fakat Suriye´deki iç savaş bu birlikteliği yok etti. İki yıl içinde Kudüs´ün işgaline kimse ses çıkarmamaya başladı. Gazze´ye hiç bir yardım gemisi gelmedi. Çünkü Mısır´daki darbeyle İsrail engeli çok daha kuvvetlenmiş Batı Sahil´deki Filistinli kıyımı daha da artmaya başlamıştı. Filistinlileri Suriye iç savaşına dahil etme çabaları boşa çıkmış gibi görünüyor. Çünkü Hamas´tan Filistin İslamcı Cihad Örgütü´ne; Halkçı Cephe´den Fetih Örgütü´ne hiç bir Filistinli kuruluş Suriye´de muhalifleri desteklemiyor.



01/12/2013



Yazarın diğer yazıları

Çin’in finansal gücü biçimleniyor (01/09/2013)
Mısır’ın Türk Modeli Takıntısı (01/08/2013)