Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu Odaklı Bir Partinin Kurulmakta Olduğu Yönünde Söylentiler Var

Suat Çağlayan

Seçimlerden sonra, Ahmet Davutoğlu odaklı bir partileşme sürecinin başlayacağı yönünde yaygın beklenti var.

Ekonomik krizin giderek derinleşmekte olduğu ve yıpranmakta olan AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan’ın, toplumu çok derin bir bölünmüşlüğe götürdüğü bu dönemde böyle bir gelişme elbette beklenebilir. Çünkü kendisine oy verenlerden bile tepkiler geldiğine göre, bu rahatsız kesimin yeni bir oluşumda toplanması akla uygun gibi geliyor.

Peki, Ahmet Davutoğlu böyle bir partiyi kurabilir mi?

Buna farklı yanıtlar alınabilir ama asıl soru şu; Davutoğlu böyle bir partiyi kurmaya kalkarsa Abdullah Gül ve Ali Babacan gibi parti içi muhaliflerden destek alabilir mi?

SAYIN ABDULLAH GÜL ÇEKİNGENDİR

Öncelikle Abdullah Gül’ün böyle bir oluşuma nasıl bakacağını bir göz atalım;

Sayın Gül’ün, Sayın Tayyip Erdoğan’ın AKP’nin başından gitmesi için can attığı bir gerçek! Bu nedenle Tayyip beye zarar verebilecek- partileşme dahil - her hareketi büyük bir zevkle destekleyecektir. Ancak Sayın Gül, böyle bir hareketin içine giremeyecek kadar ürkektir, ikirciklidir, naiftir. Elbette girmek ister, ama her şey hazırlandıktan ve seçimlerde kazanma şansı olduğuna ikna olduktan sonra! Yani asla risk almaz, hazırcıdır!

Ahmet Davutoğlu kendisini bu amaçla ziyaret ettiğinde herhalde şunları söylemiştir;

“Siz partiyi kurun ve arkadaşları orada toplayın. Ali Babacan ve ben daha sonra size katılırız. Şimdiden parti içinde bulunursak yıpratmaya başlarlar!”

Sayın Gül, Ahmet Davutoğlu gibi karizması olmayan bir kişinin kuracağı bir partinin AKP’ye oy veren seçmenlerden ilgi görmeyeceğini elbette çok iyi bilir. Böyle bir parti, olsa olsa, Tayyip Erdoğan’dan canı yanmış bazı eski dostları (!) tarafından kucaklanır, o kadar!

Zaten Sayın Gül, her davranışıyla bunu gösteriyor; basit uyarı demeçleri vererek Davutoğlu’na göz kırpmış oluyor.

Madem, yeni bir partinin tutmayacağına inanıyor, Davutoğlu’nu neden yüreklendirsin ki, diye sorulabilir.

Bunun birkaç nedeni olabilir;

İlki, ‘Yıkılmadım, ayaktayım!’ mesajı ile Sayın Erdoğan’a gözdağı vermek…

İkincisi ise, çıkar çatışması yaşadıkları için Sayın Erdoğan tarafından aforoz edilen bir kesimin moralini sağlam tutmak!

Ayrıca, eski cumhurbaşkanı olarak kendisine sunulan son derece lüks yaşam koşullarının -bir ölçüde de olsa- elinden gidebileceği de, sayın Gül’ü ürkütüyor olabilir.

Bir de…

Böyle bir partinin içinde bulunması durumunda, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kendisine yapılabilecek “Fetöcü” suçlamasını da göz ardı etmemek gerekir.

KAMRAN İNAN VE ABDULLAH GÜL

Sayın Gül’ün davranış özellikleri konusunda örnek olabilir diye, geçmiş bir anımdan söz etmek istiyorum.

21. Dönemde, TBMM Dış İlişkiler Komisyonu’nda Sayın Gül ile birlikte çalışıyorduk. Başkanımız rahmetli Kamran İnan’dı ve ben onun Başkanvekili konumundaydım. Bilgisine, zekasına ve yurtseverliğine hayran olduğum İnan ile kimi zaman ikili sohbetlerimiz olurdu. Aslında bu sohbetleri isteyen bendim. Çünkü, kendisi sert karakterli bir insan olmasına karşın bana karşı son derece sevecen davranır, bir öğretmen havasında dış politika anlatırdı. Ve elbette en çok da, yapılan yanlışlardan söz ederdi.

Bir komisyon toplantımızın ardından, o günkü gündemi konuşurken bana şöyle demişti;

“Şu Sayın Gül’ü bir türlü anlamıyorum! Ne zaman görüşünü sorsam bir yorumda bulunmuyor, vereceğim kararlara katılacağını söylüyor! Gerçekten bilgisi mi yok, yoksa biliyor da söylemiyor mu, belli değil!”

Belki sözlü olarak tartışılan konu hakkında bir şey söylemiyordu ama yüzündeki hafif gülümseme ile ortamı yumuşatıyordu. Çünkü bu yüz ifadesi, kendi partisindekilerin kimi zaman sert muhalefetini de söndürmüş oluyordu.

ERDOĞAN’NIN YILDIRIMINI ÇEKEBİLİR Mİ?

Bu özellikteki bir kişinin, Sayın Erdoğan gibi, her gücünü kullanan ve kızdığı insanı yerle bir eden birinin karşısına çıkması beklenebilir mi?

Elbette hayır! Kaldı ki, yeni parti söylentileri çıkar çıkmaz Sayın Erdoğan’ın Abdullah Gül’e bir uyarı mangası gönderdiğini basından öğrendik. Elbette bu ilk uyarı, sadece bir yanaklarından öpme ve ‘bir ihtiyacı olup olmadığını öğrenme,’ mesajıydı. Zaten Abdullah Gül’ü yakından tanıyan Sayın Cumhurbaşkanı, bunun bile yeterli olacağını biliyordu.

PARTİ KURULMASI ZOR AMA

İstanbul ve Ankara’yı da yitiren AKP, ekonomik dar boğaz ve yapılmakta olan yolsuzluklar nedeniyle giderek daha da yıpranacaktır. Kurulacak bir parti, AKP seçmeni için yeni bir kapı oluşturamayacağına göre, bu seçmen kime oy verecektir?

İlk akla gelen, Cumhur İttifakı’nın ortağı olan MHP’dir. MHP’nin, yıpranmakta olan AKP’nin altını oymaya başladığını son yerel seçimlerde gördük. Tek başına seçime girse, elinde hiçbir şey kalmayacak MHP, AKP’nin desteği sayesinde birçok kenti, hem de AKP’nin elinden almıştır. Bu durum Tayyip Erdoğan’ın içine oturmuş olsa da, artık bunu terse çevirecek etkisi de bulunmadığı sanılmaktadır.

Yani AKP içinden MHP’ye kayma giderek hızlanacak ve bu AKP’nin geleceği için en büyük tehlikeyi oluşturacak gibi görünmektedir.

AKP’nin geleceği konusunda CHP’li belediyelerin performansı, sanılanın çok üzerinde etkili olacaktır;

Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi belediyeleri yeni kazanan, İzmir gibi bir kaleyi ise çok daha yüksek bir oyla alan CHP’nin, bu belediyelerde göstereceği halka yakın performans, AKP’de büyük kan kaybına yol açabilecektir. Belediyelerin başarıları, halkın iktidara güvenini daha da azaltacak ve kısa zamanda ülke siyasetinde büyük değişiklikler olabilecektir.

Zaten herkesin dilinde olan bir söz, her şeyi anlatmaktadır;

“İstanbul ve Ankara’yı alan, Türkiye’yi alır!”

Bu gerçekleşir mi, bilinmez ama, İstanbul’a bu kadar asıldıklarını görünce, bu sözlerden en çok Sayın Erdoğan’ın korktuğu anlaşılıyor.



01/05/2019



Yazarın diğer yazıları

İzmir’i Karıştıran Atatürk Skandalı (01/04/2019)
Ege Üniversitesi’nde Neler Oluyor (01/03/2019)
Aday Arayışı Değil, Aday Yıpratılması (01/01/2019)
Yerel Seçimlerde İyi Parti - CHP İşbirliği Şart (01/12/2018)
İYİ Parti’nin Geleceği Ve Meral Akşener (01/08/2018)
Bunu Yapmaya Ömürleri Yetmeyecek! (01/06/2018)
Pazar Günü Türkiye'de Neler Oldu, Farkında mısınız? (01/05/2018)
2019 SEÇİMLERİ; CUMHURİYETİN ÖLÜM-KALIMI (01/04/2018)
Askeri Doktorluğu Yok Edenlere Lanet Olsun (01/03/2018)
Sit Alanlarına Saldırılar Giderek Artıyor (01/02/2018)
Büyük Arazi Vurgunu Başlarken… (01/01/2018)
NATO'da Çalışan Türk Asıllılar Kimin Adamı? (01/12/2017)
Ecevit'e Dil Uzatmanın Hafifliği (01/11/2017)
İYİ Parti'nin kuruluşuna neden katıldım (01/11/2017)
Neden Meral Akşener Hareketi (01/10/2017)
Popülizm Yapanlar Hastaları Vuruyor! (01/09/2017)
İbretlik Bir Öykü (01/08/2017)
Biraz da Futbol (01/07/2017)
Zeytinlikler (01/06/2017)
Referandum Sonrası Bir Analiz (01/05/2017)
Fethullah’ın Kadim Dostları Şimdi Düşman mı? (01/04/2017)
Burhan Özfatura’ya Kulak Verelim! (01/03/2017)
Charlie Chaplin’in “Büyük Diktatör” Filmi ve Bizdeki Versiyonu (01/02/2017)
Paşam, Keşke İşgal Edilen 16 Adadan Birine Çıkabilseydiniz! (01/02/2017)
Diktatörlerin Ruh Sağlığı (01/01/2017)
Yılmaz Büyükerşen’e De Bu Yapılırsa! (01/12/2016)
Gıda Emperyalizmine Karşı Bir Savaşçı: Osman Nuri Koçtürk (01/11/2016)
Durum Ciddi; Sokaklar Kadınlara Zindan Edilecek (01/10/2016)
At İzinin İt İzine Karıştığı Bir Ülkede… (01/09/2016)
Bir Darbe Analizi (01/08/2016)
APTAL PUMA SENDROMU/ PUMA KADIN (30/06/2016)
Herkes MHP'deki umut veren muhalefeti konuşuyor… Peki ya CHP! (01/06/2016)
SANATA TÜKÜRENLERİN YÖNETTİĞİ BİR ÜLKE (01/05/2016)
DOKTORLARIN KRİTİK SEÇİMİ NİSAN’DA (01/04/2016)
 ÖFKE NEREYE GÖTÜRÜR? (01/03/2016)
HP ve TSK Güven Vermek Zorundadır! (01/02/2016)
Biri Nobel’ini Atatürk’e Sunuyor, Diğeri İse… (01/01/2016)
Kurultay Her Zaman Sürpriz Yapabilir! (01/12/2015)
Bu Siyasetçiler Hemen Ayrılmalı ...
Hitler Örneği Akıldan Çıkarılmamalı...
(01/11/2015)
Potamya Kalıntıları İş Başında… (01/10/2015)
Keşke Bu Kadar AKP’ci Olmasaydım! Diyormudur Acaba (01/09/2015)
PKK ile Tahtarevalli Oyunu (01/08/2015)
Koalisyon Denince Akla Önce Saygı Gelmelidir! (01/07/2015)
Seçimlerle İlgili Bir Analiz (01/06/2015)
Ermeni Soykırımı Yalanı Karşısında (Yeni) CHP’yi Yönetenler Neden Tavırsız? (01/05/2015)
“Kozmik” Bilgileri Taşırmanın Günahı Kimlerde? (01/04/2015)
CHP’li Belediyenin Farklı Bir “Gemicik” Öyküsü (01/03/2015)
Gözyaşı Fışkırır, Yağ Yerine Zeytin İçinden (01/02/2015)
CHP’de Tavan, Tabanı Ürkütüyor (01/01/2015)
Emine Ülker Tarhan’ın İstifasının Anlamı (01/12/2014)
CHP Umut Olmalı! (01/11/2014)
CHP’de Umutsuzluk (01/10/2014)
CHP Bu Duruma Nasıl Düşürüldü? (01/09/2014)
Bu “Yaş” ta, Gözyaşı mı? (02/08/2014)
Zeytinliklere ve Zeytinciye Yazık Olacak (01/07/2014)
SOMA’da, 19 Yaşında Ölmenin Sakıncası Yok! (01/06/2014)
Sanatın ve Sanatçının Ölüm Fermanı:TÜSAK (01/05/2014)
Despot, Çöküntüyle Keskinleşir (01/04/2014)
Sadece Hırsızlık mı,Kleptomani mi? (05/03/2014)
Gerçek Kütüphaneci Olabilmek Zor İştir! (01/03/2014)
Grip Aşısı Sömürüsü (01/02/2014)
“Terörizme Destek Veren Ülke” Olmaya Doğru… (01/01/2014)
Zeytinyağı’na Suriye Darbesi (01/01/2014)
Gavat Açılımı (01/12/2013)
AKP ve Çocuk Felci! (01/12/2013)
“Onur ve Arkadaşlık” İstifaları (01/11/2013)
CHP’nin Mazlum/Mağdur Sıkıntısı (01/10/2013)
Şizofren Dış Politika (01/09/2013)
Emine Ülker Tarhan ve Gezi Gençliği (01/08/2013)
Görsel Bir Şölendir Ayvalık (12/07/2013)
Mustafa Kemal Rahat Uyuyabilir: (01/07/2013)
PKK’nın Çekilmesi İyi Analiz Edilmeli… (01/06/2013)
Müze/Kilise Ayasofya’yı (Trabzon) Camiye Çevirmenin Dayanılmaz Yanlışlığı (01/05/2013)
Suriye´deki Dinci Teröristlerin “Muta Nikahlı” Tecavüzleri (01/04/2013)
Tayyip Erdoğan Korkmasın! ABD Ondan İyisini Bulamaz! (01/03/2013)
Büyükerşen’e Bile Bu Yapılırsa (01/02/2013)
E.Ü. İçine Güzel Sanatlar Fakültesi ve Beklentiler (01/02/2013)
Yargıya Güvenin Olmadığı Yerde Osman Özgüven Neden Kalsın Ki? (01/01/2013)
Bir Meslek Örgütü Kendi Ülkesine Karşı Olabilir mi? (01/12/2012)
Cumhuriyet Ne Kadar Tehlikede (01/11/2012)
Türkiye´yi Bölme Görevi (01/10/2012)
Öldürdüler Almina’yı (03/09/2012)
İçerde: Din Sömürüsü ve Kin... Dışarda: Emir Kulu... (01/08/2012)
Kürtaj Yasağı En Çok Yoksul Kadını Vuracak (01/07/2012)
Artık ‘İçimiz’ değil ‘dışımız’ Yansın Belki Uyanırız! (01/06/2012)
Semah’ın Gücü... İzmir’in Kırılganlığı… (01/05/2012)
Afganistan’daki Helikopter Kazası (01/04/2012)
ABD Kafkasya’yı da Karıştırır mı? (01/03/2012)
Sıkıyönetim Mahkemeleri Daha mı İyiydi? (01/02/2012)
Rauf Denktaş´ın Arkasından Sahte Gözyaşları... (17/01/2012)
Cumhuriyet mi, Yoksa Demokrasi mi? (01/01/2012)
İzmir Belediye Baskını ya da Arturo Ui´nin Önlenebilir Yükselişi (01/12/2011)
Pkk’yı Siyasi Yollarla Yok Edemezsin! (01/11/2011)
İki Farklı ‘KALE’, İki Farklı Duyarlılık (01/10/2011)
Terör Örgütünün İki Kolu: PKK ve PKK Holdingi (01/09/2011)
“İnsan Hakları” Bu Ülkelerin Ağzına Yakışmıyor (01/08/2011)
Hukuk Mu Dedin? Hadi Canım Sen De! (01/07/2011)
Üç ‘F’ (Fado, Fatıma, Futbol) ve AKP (01/06/2011)
Onların Demokrasisi Bizi ‘Götürür’ Abi! (01/05/2011)
“Kırk Katır Mı, Kırk Satır Mı?” (01/04/2011)
Ecevit’i Ergenekon İçin Kullanmaya Çalışmasınlar! (01/03/2011)
Tükürün Bu ‘Ucube’ Heykellere! (01/02/2011)
Kılıçdaroğlu Artık Çok Rahat (01/01/2011)
Füze Kalkanı ve Türkiye (03/12/2010)
Rektör Olma Hayali Var, Mantık Yok... (01/11/2010)
Hanefi Avcı´nın Kitabı (01/10/2010)
“Bir Buçuk Cumhuriyetçiler” ve Referandum (01/09/2010)
Yaşasın! Tanzanya ile Vize Kalktı (01/08/2010)
Sevgili Hamas´a Sitemimizdir... (01/07/2010)
Güçlenen CHP Siyaseti Altüst Ediyor (01/06/2010)
Mayıs: Hüzünle Mutluluğun Kol Kola Gezdiği Ay (02/05/2010)
İki İsim, İki Öykü (01/04/2010)
Bakan Yanında ‘Ezik’ Vali (01/03/2010)
Özgürlük mü Dediniz(!) (01/02/2010)