Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

ERKEK DOĞRAMA CEMİYETİ VE ANDY WARHOL

İpek Candan


«Erkeklerin varlığını sürdürmesi için üreme bile geçerli bir sebep değildir. Erkek biyolojik bir kazadır: Y (erkek) geni, eksik bir X (dişi) genidir, yani eksik bir kromozom grubuna sahiptir. Başka bir deyişle, erkek eksik bir dişidir, yürüyen bir kürtajdır, daha gen aşamasında vazgeçilen bir başarısızlıktır. Erkek olmak yetersiz olmaktır, duygusal olarak eksik olmaktır; erkek olma durumu eksiklik hastalığıdır ve erkekler duygusal açıdan özürlü yaratıklardır.”
Bu satırların yazarı olan Valerie Solanas’ı kimileri 1967 tarihli eseri SCUM* Manifesto (Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu) ile tanır. Yayınlandığı günden beri yankı uyandırmaya ve rahatsız etmeye devam eden SCUM Manifesto, bazı feministler tarafından feminist teorinin temel taşlarından biri olarak nitelendirilir. Bazıları ise kitabı fazla radikal bulur ve feminist akıma zarar vereceği endişesiyle ona ‘feminist’ etiketinin yapıştırılamayacağına inandıklarını her fırsatta dile getirir. İkinci gruba dahil olanların bir kısmı, SCUM Manifesto’nun ciddiye bile alınmaması gereken, deli saçması bir yapıt olduğunu öne sürer. Bu görüşe karşı çıkanlar ise kitabı Freud’un kadınlar hakkındaki görüşlerinin bir parodisi olarak yorumlar.
Diğer yandan, kimileri için Solanas’ın yapıtları ya da yazar kimliği en ufak bir önem taşımaz. SCUM Manifesto’nun adını bile duymamış olan pek çok insan, onu ‘Andy Warhol’u vuran kadın’ olarak bilir ve ona ‘deli’ gözüyle bakar. Sıradışı bir yaşam süren Solanas’ı kendini kalemi yerine kurşunlarla ifade etmeye nelerin ittiğini ise çok az kişi merak eder.
Valerie Jean Solanas, 9 Nisan 1936’da ABD’nin New Jersey Eyaleti’ndeki Ventnor kentinde dünyaya geldi. Çocukluğu boyunca babasının cinsel tacizine uğrayan Solanas, başı okulda beladan kurtulmadığı için annesi tarafından dedesinin yanına gönderildi. Kendisini sürekli döven alkolik dedesiyle yaşamaya ancak iki yıl dayanabilen Solanas, evden kaçıp sokaklarda yaşamaya başladığında yalnızca 15 yaşındaydı. O yıl evli bir adamdan çocuk sahibi oldu ve bebeğini evlatlık vermek zorunda kaldı. 1960’lı yıllarda New York’a taşınan Solanas, geçimini dilenerek ve fahişelikle sağlamaya başladı. Bu sırada genç bir fahişenin yaşamını anlatan bir oyun yazdı. Solanas, 1967 yılında ünlü sanatçı Andy Warhol ile tanıştı ve ondan yazdığı oyunun yapımcılığını üstlenmesini istedi. Senaryoyu beğenen Warhol, oyunu okumayı kabul etti. Ancak daha sonra oyunun metnini kaybetti. Eserinin kaybolmasına çok sinirlenen Solanas, Warhol’dan metnin bedelini ödemesini istedi. Warhol ise onu ‘I, A Man’ adlı filminde rol alması için 25 dolar vererek sakinleştirdi.
Bu sırada, Solanas’ın 1950’lerin sonlarında yazmaya başladığı ve 1967’de kendi imkanlarıyla bastığı SCUM Manifesto’nun yayıncı Maurice Girodias’ın sahibi olduğu yayınevi tarafından basılması gündeme geldi. Eserin haklarını 500 dolar karşılığında Girodias’a satan Solanas, yaratıcılığının kontrolünü ele geçirdiğine inandığı yayıncıya içerlemeye başladı. Girodias ile oyununun metnini kaybeden Warhol’un kendisine karşı bir komplo kurduklarına ve yapıtlarını çalmak istediklerine inanan Solanas, kendisine bir silah satın alarak 3 Haziran
1968 sabahı Girodias’ın yaşadığı otele gitti. Yayıncının dışarıda olduğunu öğrenince ise Andy Warhol’un stüdyosuna gitmeye karar verdi. Saatlerce stüdyonun önünde sanatçının gelmesini bekleyen Solanas, geldiği zaman Warhol ile birlikte içeri girdi. Daha sonra da ona üç el ateş etti. Akciğeri, dalağı, midesi ve karaciğerinden vurulan Warhol’un kalbi durdu ve ancak beş saatlik bir ameliyat sonrası hayata dönebildi. İç organları büyük zarar gören Warhol, yaşamı boyunca korse giymek zorunda kaldı.
Solanas, birkaç saat sonra polise giderek teslim oldu. Çıkarıldığı davada Warhol’u vurduğu için değil, öldüremediği için pişman olduğunu belirtti. Hislerini «Atış talimi yapmalıydım” sözleriyle dile getiren Solanas, akli dengesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle akıl hastanesine gönderildi. Bir yıl sonra ise taburcu edilerek iki yıllık hapis cezasını çekmeye başladı. Hayatının geri kalanı boyunca pek çok akıl hastanesine girip çıkan Solanas, 25 Nisan 1988’de 52 yaşındayken San Francisco kentindeki bir otelde zatürreeden yaşamını yitirdi. Yazmakta olduğu romanın da aralarında bulunduğu tüm eşyaları, ölümünden sonra annesi tarafından yakıldı. Warhol’un metnini kaybettiği ve neredeyse ölümüne neden olan oyun ise, Solanas’ın öldüğü otelin birkaç sokak ötesindeki bir tiyatroda 2000 yılında ilk kez seyirci karşısına çıktı.
Valerie Solanas hayatının son yıllarında verdiği röportajlarda ‘Erkekleri Doğrama Cemiyeti’nin gerçekte var olmadığının ve yalnızca edebi bir nitelik taşıdığının altını çizdi. Kendini feminist olarak görmeyen Solanas’ın SCUM Manifesto’yu ne amaçla yazdığını, kadınlara erkekleri yok etme çağrısında bulunurken ciddi olup olmadığını ya da akli dengesinin ne durumda olduğunu maalesef bilemiyoruz. Ancak ne Solanas’ın ‘deli’ olma ihtimali, ne Warhol’u öldürmeye kalkışması, ne de düşüncelerinin bazılarını rahatsız ediyor olması onu ciddiye almamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Aksine, Solanas’ın ana akım feminizme ‘erkek düşmanı’ etiketi yapıştırılmasına neden olacağı korkusunu bir kenara bırakmamız ve Solanas’ı feminist tarihin karanlık köşelerine itmekten vazgeçmemiz gerekiyor.
* ’Society for Cutting Up Men’ ifadesinin kısaltması olan SCUM, aynı zamanda İngilizce’de ‘pislik’ anlamına gelir.
Referanslar
Kaufman, A., Ortenberg N., Rosset B., 2004. The Outlaw Bible of American Literature. New York: Thunder’s Mouth Press.
Solanas, V., 2011. Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu. 2’nci baskı. İstanbul: Sel Yayıncılık.


«Erkeklerin varlığını sürdürmesi için üreme bile geçerli bir sebep değildir. Erkek biyolojik bir kazadır: Y (erkek) geni, eksik bir X (dişi) genidir, yani eksik bir kromozom grubuna sahiptir. Başka bir deyişle, erkek eksik bir dişidir, yürüyen bir kürtajdır, daha gen aşamasında vazgeçilen bir başarısızlıktır. Erkek olmak yetersiz olmaktır, duygusal olarak eksik olmaktır; erkek olma durumu eksiklik hastalığıdır ve erkekler duygusal açıdan özürlü yaratıklardır.”




Bu satırların yazarı olan Valerie Solanas’ı kimileri 1967 tarihli eseri SCUM* Manifesto (Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu) ile tanır. Yayınlandığı günden beri yankı uyandırmaya ve rahatsız etmeye devam eden SCUM Manifesto, bazı feministler tarafından feminist teorinin temel taşlarından biri olarak nitelendirilir. Bazıları ise kitabı fazla radikal bulur ve feminist akıma zarar vereceği endişesiyle ona ‘feminist’ etiketinin yapıştırılamayacağına inandıklarını her fırsatta dile getirir. İkinci gruba dahil olanların bir kısmı, SCUM Manifesto’nun ciddiye bile alınmaması gereken, deli saçması bir yapıt olduğunu öne sürer. Bu görüşe karşı çıkanlar ise kitabı Freud’un kadınlar hakkındaki görüşlerinin bir parodisi olarak yorumlar.




Diğer yandan, kimileri için Solanas’ın yapıtları ya da yazar kimliği en ufak bir önem taşımaz. SCUM Manifesto’nun adını bile duymamış olan pek çok insan, onu ‘Andy Warhol’u vuran kadın’ olarak bilir ve ona ‘deli’ gözüyle bakar. Sıradışı bir yaşam süren Solanas’ı kendini kalemi yerine kurşunlarla ifade etmeye nelerin ittiğini ise çok az kişi merak eder.




Valerie Jean Solanas, 9 Nisan 1936’da ABD’nin New Jersey Eyaleti’ndeki Ventnor kentinde dünyaya geldi. Çocukluğu boyunca babasının cinsel tacizine uğrayan Solanas, başı okulda beladan kurtulmadığı için annesi tarafından dedesinin yanına gönderildi. Kendisini sürekli döven alkolik dedesiyle yaşamaya ancak iki yıl dayanabilen Solanas, evden kaçıp sokaklarda yaşamaya başladığında yalnızca 15 yaşındaydı. O yıl evli bir adamdan çocuk sahibi oldu ve bebeğini evlatlık vermek zorunda kaldı. 1960’lı yıllarda New York’a taşınan Solanas, geçimini dilenerek ve fahişelikle sağlamaya başladı. Bu sırada genç bir fahişenin yaşamını anlatan bir oyun yazdı. Solanas, 1967 yılında ünlü sanatçı Andy Warhol ile tanıştı ve ondan yazdığı oyunun yapımcılığını üstlenmesini istedi. Senaryoyu beğenen Warhol, oyunu okumayı kabul etti. Ancak daha sonra oyunun metnini kaybetti. Eserinin kaybolmasına çok sinirlenen Solanas, Warhol’dan metnin bedelini ödemesini istedi. Warhol ise onu ‘I, A Man’ adlı filminde rol alması için 25 dolar vererek sakinleştirdi.




Bu sırada, Solanas’ın 1950’lerin sonlarında yazmaya başladığı ve 1967’de kendi imkanlarıyla bastığı SCUM Manifesto’nun yayıncı Maurice Girodias’ın sahibi olduğu yayınevi tarafından basılması gündeme geldi. Eserin haklarını 500 dolar karşılığında Girodias’a satan Solanas, yaratıcılığının kontrolünü ele geçirdiğine inandığı yayıncıya içerlemeye başladı. Girodias ile oyununun metnini kaybeden Warhol’un kendisine karşı bir komplo kurduklarına ve yapıtlarını çalmak istediklerine inanan Solanas, kendisine bir silah satın alarak 3 Haziran


1968 sabahı Girodias’ın yaşadığı otele gitti. Yayıncının dışarıda olduğunu öğrenince ise Andy Warhol’un stüdyosuna gitmeye karar verdi. Saatlerce stüdyonun önünde sanatçının gelmesini bekleyen Solanas, geldiği zaman Warhol ile birlikte içeri girdi. Daha sonra da ona üç el ateş etti. Akciğeri, dalağı, midesi ve karaciğerinden vurulan Warhol’un kalbi durdu ve ancak beş saatlik bir ameliyat sonrası hayata dönebildi. İç organları büyük zarar gören Warhol, yaşamı boyunca korse giymek zorunda kaldı.




Solanas, birkaç saat sonra polise giderek teslim oldu. Çıkarıldığı davada Warhol’u vurduğu için değil, öldüremediği için pişman olduğunu belirtti. Hislerini «Atış talimi yapmalıydım” sözleriyle dile getiren Solanas, akli dengesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle akıl hastanesine gönderildi. Bir yıl sonra ise taburcu edilerek iki yıllık hapis cezasını çekmeye başladı. Hayatının geri kalanı boyunca pek çok akıl hastanesine girip çıkan Solanas, 25 Nisan 1988’de 52 yaşındayken San Francisco kentindeki bir otelde zatürreeden yaşamını yitirdi. Yazmakta olduğu romanın da aralarında bulunduğu tüm eşyaları, ölümünden sonra annesi tarafından yakıldı. Warhol’un metnini kaybettiği ve neredeyse ölümüne neden olan oyun ise, Solanas’ın öldüğü otelin birkaç sokak ötesindeki bir tiyatroda 2000 yılında ilk kez seyirci karşısına çıktı.




Valerie Solanas hayatının son yıllarında verdiği röportajlarda ‘Erkekleri Doğrama Cemiyeti’nin gerçekte var olmadığının ve yalnızca edebi bir nitelik taşıdığının altını çizdi. Kendini feminist olarak görmeyen Solanas’ın SCUM Manifesto’yu ne amaçla yazdığını, kadınlara erkekleri yok etme çağrısında bulunurken ciddi olup olmadığını ya da akli dengesinin ne durumda olduğunu maalesef bilemiyoruz. Ancak ne Solanas’ın ‘deli’ olma ihtimali, ne Warhol’u öldürmeye kalkışması, ne de düşüncelerinin bazılarını rahatsız ediyor olması onu ciddiye almamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Aksine, Solanas’ın ana akım feminizme ‘erkek düşmanı’ etiketi yapıştırılmasına neden olacağı korkusunu bir kenara bırakmamız ve Solanas’ı feminist tarihin karanlık köşelerine itmekten vazgeçmemiz gerekiyor.




* ’Society for Cutting Up Men’ ifadesinin kısaltması olan SCUM, aynı zamanda İngilizce’de ‘pislik’ anlamına gelir.




Referanslar




Kaufman, A., Ortenberg N., Rosset B., 2004. The Outlaw Bible of American Literature. New York: Thunder’s Mouth Press.


Solanas, V., 2011. Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu. 2’nci baskı. İstanbul: Sel Yayıncılık.





15/12/2011



Yazarın diğer yazıları

Kürtaj Karşıtlığı ve Tecavüz Kültürü (01/06/2012)
Rawls’un Adalet Teorisi ve Feminizm (01/05/2012)
Çirkin Ördekten Kuğuya Seçim Feminizmi (01/04/2012)
İngiliz Basınında Türkiye 4 (20/03/2012)
İngiliz Basınında Türkiye 3 (14/03/2012)
İngiliz Basınında Türkiye 2 (07/03/2012)
İngiliz Basınında Türkiye (01/03/2012)
Feminizm ve “Seçim” (01/03/2012)
Haber Medyası ve Güç İlişkisi (01/02/2012)
İngiliz Basınında Türkiye (01/02/2012)
İngiliz Basınında Türkiye 3 (18/01/2012)
İngiliz Basınında Türkiye 2 (11/01/2012)
Sporda Rekabet ve Cinsiyet İkilemi (01/01/2012)
İngiliz Basınında Türkiye 1 (01/01/2012)
Feminizmin Modası Neden Geçti? (01/11/2011)