Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Engin Amca’nın (Tonguç) Ardından

Güzel Yücel Gier

Engin Amca çok sevdiğim kitabı Umut Yolu’nun önsözünde “neden anı yazılır?” demişti. Ben de şimdi kendime “neden insan sevdiğini anlatır?” diye soruyorum.

Engin Tonguç ismini hep duymuştum. Ama ilk defa onu Köy Enstitülerini anlatan fotoğraf sergisinden hatırlıyorum. Sergisini İzmir Tabipler odasında açmıştı. Zannediyorum 25 sene önceydi. Öyle sistemli bir şekilde hazırlanmış bir sergiydi ki hiçbir şey rastgele değildi. Bilim adamı olarak nasıl Köy Enstitüleri aktarılır ilk o zaman o sadeliği içinde anlatırken hatırlıyorum. Abartısız ama verilebilecek mesajın ve yapılan işin ne kadar etkili olduğunu karşısındaki insana geçirebilen bir dili vardı. Uzun boylu, sakin tane tane konuşan bir o kadar detayları seven, ince muzip Türkçesi ile kendine özgü mizah anlaşıyla güldüren Engin Tonguç. Bu tutarlı insanın çalkantılı günü gününe uymayan en ufak bir ilerlemede ayağa kalkan bir yönetim anlayışının olduğu bir ülkeden geldiğine inanmak gerçekten kolay değildi. Engin Tonguç cumhuriyetin en önemli reformuna, Köy Enstitülerinin kuruluşuna şahitlik etmiş bunu hayatı boyunca en duru ve doğru şekilde aktarmış bir kişi. Aynı zamanda doktor olan Engin Tonguç hep ıskalanan meslek hekimliğini meslek yaşamı boyunca savunmuş ve uygulanması için çalışmış. Engin Tonguç Ankara Tıp Fakültesini bitirdikten sonra Hamburg Tıp Fakültesinde İç Hastalıkları Uzmanı olur. SSK hastane hekimliği, SSK Genel Müdür Yardımcılığı yapar. Ayrıca iş hekimliğinin geliştirilmesi Meslek Hastalıkları Hastaneleri kurulması içinde uğraş vermiş bir hekim. Onu sayfalara sığdırmak zor. Ama zor olsa da onu tanımanın onurunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Akrabalığımız yok. Ama bundan belki de daha önemlisi dedemin, Engin Tonguç’un babası ile başlayan, babamla, Can Yücel, ile bugüne süregelen bağı. Cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan eğitimdeki reformların oluşturulmasında ve hayata geçirilmesindeki birliktelik. Dedem Hasan Ali Yücel ve Engin Tonguç’un babası İsmail Hakkı Tonguç ile başlayıp çocuklarına ve torunlarınla süren bir yolculuk. En son anımsadığım Engin Tonguç ve Can Yücel’in Karşıyaka’da Köy Enstitülerini anlatan panelleri idi. Daha sonra Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneğinin kurulması sürecinde ben de kendi payıma Engin Tonguç’u daha yakından tanıma fırsatını buldum. Dernek sayesinde Köy Enstitüleri kuruluşunun hangi temellere oturduğu, hangi ilkeler esasında çalıştığı eğitim ile toplumu nasıl dönüştürdüğünü, tartışarak öğrendik. Engin Amca bu tartışmalarda yer alırken köy enstitülerini tarihi süreçte nasıl yer aldığını belgeleriyle açıklayarak şimdi İsmail Hakkı Tonguç Belgeliği Vakfının temellerini atıyordu.

Eğitim alanında çalışan ve meslek lisesi çıkışlı biri olarak da Köy Enstitüleri ile yolum bir şekilde mesleki anlamda da çakıştı. Bu arada Denizcilik Meslek Lisesi’nin ilk mezunu olarak hep gurur duymuşumdur. Köy Enstitülerinin kurucuları İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Âli Yücel hayatları boyunca yaptıklarını, düşündüklerini, kağıda aktarmışlardır. Bu gelenek hem yetiştirdikleri öğrencilerde hem de kendi çocuklarında devam etmiştir. Özellikle Engin Tonguç bu eğitim projesinin Cumhuriyetin en önemli hayata geçmiş bu projesini hem yazarak hem de anlatarak ömrü boyunca bizlere aktarmayı bir görev bilmiştir. Eğitim memleketimizde kangren olmuş bir halde. Devamlı söylendiği gibi Enstitüler kırklı yıllardaki bütünsellik içinde ve doğru tahliller sonucu Türkiye koşullarına uygun altyapısı ve programıyla devam etseydi bir sürü konu gibi eğitimde çözülebilecekti. Eğitimde sağlıkta tarımda daha bir sürü konuda kanunların yasal düzenlenmelerin hızla değiştiği gündemin apar topar başka konulara kaydığı bir ülkede yaşıyoruz. Engin Amca bu kaygan zeminli memlekette bir ağaç gibi düşünce erozyonunu engellemeye çalışırdı. Geçmişteki deneyimlerini sakin sakin anlatmaya çalışan bir insanı tanıdığım için kendimi şanslı sayıyorum. İsmail Hakkı Belgeliğini kurduğunda tüm Köy Enstitüleri ile ilgili belgeleri, fotoğrafları basılı basılmamış belgeleri burada toplamaya aklına koymuştu.

Yazıyı kaleme aldığımda denizde bir yandan çalışma yapıyoruz. Ege’de açıkta fırtına patlamış vaziyette. Ben İzmir Körfez’de nispeten sakin olan denizde sallanarak yazmaya çalışıyorum. Engin Amca hep işimle ilgili sorular sorardı. Denizde yapılan araştırmaları ve araştırmaları merak ederdi. Körfez’in ortasından Engin Amcama buradan kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum. Rüzgâr iyi ki seni tanımışım diye kulağıma fısıldıyor.



01/02/2018



Yazarın diğer yazıları

Melahat ve Zehra Öğretmen (01/11/2016)
ÖZBEKLİ KADINLAR (01/06/2016)
Çöğür (01/04/2016)
Ertuğrul Firkateyni (01/03/2016)
Ayvalık’ta Hasat Zamanı (01/01/2016)
Halet (Çambel) Hanıma Giderken… (01/11/2015)
Denizimi Tanıyorum ve Koruyorum Projesi (01/10/2015)
Gülbahçe Körfezi ve Deniz Çayırları (01/09/2015)
Akdeniz’in Doğal, Kültürel-Tarihsel Mirası (01/07/2015)
İzmir Körfezi’ni Coğrafi Bilgi Sistemi İle Tanımak (01/03/2015)
Gediz Tuz Tavalarından Endülüs’te Raks’a (01/02/2015)
Palamut Avı (01/11/2014)
İzmir Körfezi’nin Yunusları (01/10/2014)
Koca Piri Reis Gemisi ile Sefer (01/06/2014)
Deve Güreşleri ve Burhaniye (01/04/2014)
Ben de Koşmaktayım O Devin Ardından (01/02/2014)
Knidos-Datça Feneri ve Fenercisi (01/01/2014)
Akdeniz’in Ortasında Malta Adası (01/12/2013)
Doğa Müzeleri (05/11/2013)
Bozburun ve Kadın Balıkçılar (01/10/2013)
Korsika Adası ve Akdeniz (01/09/2013)
Sulak Alanlar ve İzmir (01/08/2013)
Girit Adası (01/07/2013)