Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Eksen Kayması ve ´Kamu Diplomasisi´ üzerine...

Bahadır Selim Dilek

2002 yılından buyana iktidarda olan AKP hükümetinin dış politikada attığı her adım önemli tartışma konusu...
Son dönemde gündemin ön sıralarına taşınan "Türkiye´nin dış politikasında eksen kayması mı yaşanıyor?" sorusuna verilen yanıtlar da bu tartışmaların sıcaklığını arttırmış durumda.
Hükümet üyeleri, bu soruya muhatap olduklarında, tipik İslami bir retorikle refleks gösterip, sözkonusu tartışmayı açanları hedef alırken; 2002 yılından bugüne ortaya çıkmış tablo -herhangi bir soru işaretine neden olmayacak kadar- Türk dış politikasında eksenin kaymış olduğunu gösteriyor.
Bu bağlamda, gelişmeleri iki açıdan değerlendirmek olası.
Birinicisi AKP hükümetinin dış politika kurgusunun niteliği, ikincisi ise özellikle Batılı devletlerin AKP´ye yönelik yaklaşımı...
Öncelikle AKP hükümetinin dış politikayı, iç politikada bir enstrüman olarak kullandığı saptamasını yapmak gerekiyor.
Dış politikadaki her adım, iç politikada ´oy´a ya da ´desteğe´ tahvil ediliyor. Hatta, iç politikada prim yapmak, İslamcı/muhafazakar kesimin desteğini daim kılmak için -Türkiye´nin ulusal çıkarlarına aykırı olsa bile- rasyonellikten uzak farklı dış politika kurguları yapılıyor. Mavi Marmara krizi, bu yaklaşımın en dikkat çekici örneğini oluşturmakta.
AKP hükümeti bir yandan bu manivelayı, içeride oy/destek hesabı güderek kullanırken diğer yandan da ülke içinde "kendi gizli gündemine engel oluşturacak yapıları" ortadan kaldırmak ya da etkisizleştirmek için devreye sokmakta. Bu noktada en önemli örnek ise AB...
Türkiye-AB ilişkilerinde bir arpa payı yol alınmış olsa da, AKP kendi gündemi önünde önemli bir engel gördüğü ordu, yargı ve muhalif basını AB manivelası ile etkisizleştirdi.
Batı ise retorikte Batı karşıtı olsa da pratikte küresel sermaye baronlarının gerek ekonomik gerek siyasal çıkarlarını koruyup kolladığı sürece AKP hükümetine desteğini sürdürmekte...
Ez cümle, Batı da Batı´nın Türkiye´deki işbirlikçileri de aynı tiyatronun farklı rollerini üstlenmiş durumda.
Vekaleti Hariciye, bu tiyatroyu izleyenlerin oyunu içselleştirmeleri için yeni bir yaklaşım üzerinde duruyor:
Kamu diplomasisi...
Her ne kadar Batı´daki genel kullanımıyla, resmi kurum ve kuruluşlar dışındaki, sivil toplum örgütleri, sanat ve spor gibi unsurlarla -ağırlıklı olarak halkla ilişkileri ve tanıtımı kapsayan- ülkelerin ulusal çıkarlarını koruyup kollamada destekleyici bir diplomasi türü olarak ele alınsa da; kamu diplomasisi Türkiye´de AKP hükümetinin atmakta olduğu adımları kamuoyu nezninde meşrulaştırma çabası olarak öne çıkmakta.
İlk bakışta kamu diplomasisinin, Türkiye´nin ulusal çıkarlarını savunmaktan çok AKP´nin reklamını yapmak kullanılmak istendiği hemen göze çarpıyor.
Şeffaflık, toplumla yakın ilişki kurulması, büyükelçilerin Mardin´in, Erzurum´un sokaklarında dolaşması, "Monşerlerin halka indiği" imajının yaratılması; AKP´nin uzun erimli politikalarının sadece bir aşamasını oluşturuyor.
Türk toplumunun; ülke Mustafa Kemal Atatürk´ün çizdiği rotadan çıkarılıken, Batı´dan ve Batı değerlerinden uzaklaştırılırken, Ortadoğululaştırılırken, toplumun bu süreci kolayca benimsemesinin sağlanması amaçlanıyor.
Türk toplumu hızla bu tuzağa çekiliyor!



01/02/2011



Yazarın diğer yazıları

Arap Baharı, İhvan, El Kaide ve Türkiye Üzerine (01/06/2011)
Erdoğanın Irak Ziyaretinin Düşündürdükleri Ne Demişti Ne Yaptı? (01/05/2011)
Devrim Görünümlü Darbe ve ABD´nin Tercihleri: Mısır´ı Doğru Okumak (01/03/2011)