Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Düşün Toplantıları ve Murathan Mungan

Alev Balcı

Dokuz Eylül Üniversitesi Düşün Toplantıları 2010 - 2011 Döneminde de her ay önemli isimleri İzmirlilerle buluşturmaya devam ediyor.
15 Şubat’ta şair ve yazar Murathan Mungan’ı konuk eden bu ayın düşün toplantısının moderatörlüğünü Prof. Dr. Serkan Özakbaş üstlendi. «Edebiyat ve Kültürel Bellek” konulu bir konuşma yapan Mungan kültürel belleğimizin toplumca ne kadar zayıf olduğunu vurgulamak üzere kültür tarihimize eleştirel bir bakış attı.
Yazarın İzmir’le tanışması Halit Ziya Uşaklıgil’in ve diğer edebiyatçıların eserleri aracılığıyla olmuş. Kendi kitabı Kadından Kentler’in turnesi ilk öykü İzmir’de geçtiğinden İzmir’de başlamış. Altyazı dergisinin 100. sayısında «Bana Annemi Anlat” öyküsü de İzmir’de geçiyor ve Küçük Konak sinemalarını anlatıyor. Yazar bu sinemalara ait hiç fotoğrafın olmadığına işaret ederek kayıt tutmayı, hafızayı sevmeyen bir toplum olduğumuzu vurguluyor. «Oysaki edebiyatın belleği kent tarihine yardım eder,” diyen Murathan Mungan Paranın Cinleri adlı romanında Mardin’i tanıtmıştır.
Yazılı kültür aşamasını yakalamadan mültimedya aşamasına geçen Türkiye’de toplumsal bellek ne demek bunu sorguluyor Mungan. Bununla okuma yazmayı değil, harfleri tanıdığı halde kelimeleri tanımayanlardan söz ediyor. «Hafızası çok kötü olan ve her şeyi unutan bizimki gibi bir toplumda ‘Türkiye’de her şey olursunuz, bi tek rezil olmazsınız,” diyor. Toplumsal aktarımın bir parçası olan hatıra yazarlığının Tanzimat dönemiyle başladığını, bundan öncesinde bizim tarihimizi hep kahramanlık hikâyeleri ve destanlar zannettiğimizi söylüyor ve şöyle devam ediyor: «Eski diplomatların batılı eşleri, casuslar günceler tutmuşlar ve bu eserler bile bizim toplumumuza ışık tutuyor. 1960’lı yıllarda yapılan plaklarda tarih bulunmuyor. Bizde zaman kıymetli değil; kır kahvelerinde kolayca «zaman öldürebiliyor” insanlar. Tarih ve zaman karşısında kayıtsız ve umarsız bir milletiz. 12 Mart ve 12 Eylül sonrası TRT’nin yönetimine geçen paşalar tasarruf niyetine tüm eski kayıtların üzerine yeni kayıtlar çekmişlerdir. Aynı zihniyet sadece TRT’yi değil, Türkiye’yi yönetiyor. Türk Tarih kurumuna herkesin erişimi yok. Zihinsel muhafazakarlık var bizde. 50 yıl aynı Türk filmlerini izledik. 25 yıldır İbo Şov var. M. Ali Erbil yıllardır aynı tarz programlar sunuyor. Türk milleti sıkılmıyor. «Gelen gideni aratır,” deyimi bizde var. «Eski köye yeni adet getirme” sözü yine bizde. 30 yıl Demirel’i seçtik. Üşendiği için boşanmayan çiftlere denk geliyoruz. TRT’deki tasarruf zihniyeti her yerde var.”
Bir sonraki yayımlanacak kitabı Harita Metod Defteri içinde «Beni büyüten Kelimeler” başlıklı bir bölüm var. Anne babasından sık duyduğu sözcükler üzerine yazıyor: tenezzül, cibilliyet, adab, izan, cüret. Murathan Mungan’a göre, sözcüklerin ortadan kalkması değil, o değerin ortadan kalkması kötü olan: «Artık herkes her şeye tenezzül ediyor. Adab, cibilliyet kalmadı, günlük hayat değişiyor. Herkesin her şey yaptığı, her konuda bilgi sahibi olduğu, her kanalda dolaştığı bir zamanda cüretten konuşmanın kıymeti var mı? Herkes artık 15 dakika şöhret olabiliyor.”
Mungan günümüzde iki tür din olduğunu (para ve televizyon), artık kıblesi televizyon olmuş bir topluma dönüştüğümüzü anlatıyor. «Ayrıca bu toplumda para kazanmanın mubah yolları var,” diyor. Kendisine göre bu kadar ilkesizliğin, duruş kaybının olduğu bir toplumda kayıplar dolu. «Sadece bilgiyi değil, hayat içinde çok fazla şeyi unutuyoruz. Bellek deyince işin içine yüzleşme giriyor. Yüzleşmeyi beceremeyen bir toplumda ise kol kırılır yen içinde kalır.”
Mungan’a göre edebiyat, hayattan memnuniyetsiz kişilerin uğraşıdır. Edebiyatçıların kaygısı bunlara işaret etmek değil, bunların onarımına kafa yormaktır: «Bizim edebiyatımız siyasetin yedeğinde okunmuş bir edebiyattı uzun yıllar, özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında. Bir dönem köy edebiyatı egemen oldu; bu reaksiyonel bir akımdı. O zamanlar her şey İstanbul’da geçerdi. Şimdi edebiyat Aşkı Memnu’yu, Yaprak Dökümü’nü bir genelev ucuzluğunda yaşıyor. Bir teşhir toplumu olduk. Türkiye mahremden ifşaya gidiyor. Bu kadar kapalı bir toplumken artık sabah programlarında anlatmaya hicap duyulacak şeyler söyleniyor.”
Yazara göre Sinema ise edebiyattan çok daha vahim durumda: «Sinemamız ve tiyatromuz Türkiye’nin tarihini kaydetmede yetersiz kalıyor. Bugün sinema tarihi olarak bakarsak gravyer peyniri gibi boşluklarla dolu olduğunu görürüz. Yani bellek aktarımında tam bir sinema boşluğu söz konusu. Tiyatronun durumu daha da fena. Son 30 yıldır Türkiye’de kıyametler koptu. Son 20 yıldır iç savaş var. Hani nerede oyunu? ‘Kendi Şekspirini kendin yap’ furyası oluştu. Doğu toplumları nakış toplumları, batılı toplumlar ise ‘atlama-sıçrama’. Baskılarla kilime bir örnek daha ekletir. Birileri izin verdiği kadar özgürüz. O sıçramanın altında bir sıçrama var. Ama genelde orada bırakılanlar, temizlenenler var.”
Kültür soyaçekimi, kültürel genetik kodlarını inceleyen yazılar yazan Murathan Mungan, «Bize sadece Osmanlı imparatorluğu değil, doğu Roma imparatorluğu bırakılmış, Hititler bırakılmış. Neden bu kadar usu yanılmış bir millet olduk? Zihinsel parçalanmış durumdayız. Ç ile başlayan sözcüklerin %95’i Farsça, tüm j’li sözcükler Fransızcadan, Van’la bitenler Ermenice (Van, Tatvan, Silvan). Bunlar bizim zenginliğimiz,” diyor. Murathan Mungan’ın kültürel belleğimizi nasıl yitirmiş bir toplum haline geldiğimizi edebiyattan ve diğer sanat dallarından çarpıcı bir şekilde vurguladığı bu söyleşi izleyenlerin sorularını cevaplamasıyla son buluyor.
Üçüncü yılını dolduran Düşün Toplantıları her ayın üçüncü Salı günü saat 18.00’de Sabancı Kültür Sarayı Hasan Tahsin Salonu’nda gerçekleşiyor. Bugüne kadar birçok sanatçı, bilim insanı, yazar ve düşünürü konuk eden bu toplantıların Mart ayı konuğu Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu olacak. Toplumla iç içe olmak ilkesiyle yola çıkan "Düşün Toplantıları" kapsamında yapılan tüm söyleşiler halka açık ve ücretsizdir. 2010-2011 dönemi Düşün Toplantıları programı 19 Nisan’da Prof. Dr. Şerif Mardin ve 17 Mayıs’ta da yönetmen Derviş Zaim ile devam edecek.



01/03/2011



Yazarın diğer yazıları

Ortadoğu Basınında Türkiye (01/02/2012)
Ortadoğu Basınında Türkiye 2 (15/01/2012)
Ortadoğu Basınında Türkiye (01/01/2012)
Ortadoğu Basınında Türkiye (01/12/2011)
Bir insanı sansürlemek: Ahmet Taner Kışlalı (21/10/2011)
Amerika notları 2: Yiyenler ve yemeyi reddedenler (01/09/2011)
Amerika notları (01/08/2011)
Uğur Mumcu´yu Anmak (24/01/2011)
Viyana bu kuşatmadan kurtulamadı! (01/01/2011)