Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu

Hande Orhon Özdağ

2 Haziran 2016 

Al Ahram Weekly-Mısır 

Sayed Abdel Meguid 

Türkiye savunmada 

Ufukta yeni bir haritanın çerçevesi belli olmaya başladı. Bu harita, istikrarlı bir şekilde, tek bir etnik grubun hâkim olduğu ve uzun süredir korkutucu bir şiddete ve vahşete sahne olan bir üçgen çerçevesinde şekilleniyor.  

Söz
konusu alan, kuzey Suriye, Irak ve güneydoğu Anadolu boyunca uzanıyor.
Öyle gözüküyor ki bu alan şimdilerde ölümcül çatışmalara sürükleniyor.
Bir yanda
n, bu trajedinin merkezinde Türkler bulunuyor. Türkler, topraklarının önemli bir kısmının parçalanma yolunda olduğuna ve bunun da en azından teoride, müttefiklerinin burunlarının dibinde gerçekleştiğine ikna olmuş durumda.  

Bu
çerçevede Batı’nın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın
Suriyeli mülteci krizi konusundaki şantajının intikamı peşinde
olabileceği
görülüyor.  Batı, AB’ye kabul anlaşması kartını oynuyor. Çünkü böyle bir kabul için AB’nin 28 üyesinin resmi onayı gerekiyor.  

Gerçi yakın zamanda Hollanda Dış İşleri Bakanı, AB’de Türkiye’ye bir yer olmadığını söyledi ve İngiltere Başbakanı David Cameron da esprili bir dille, üyelik müzakereleri devam etse de, Türkiye’nin 3000 yıldan önce AB’ye üye olmayacağını söyledi.  

Türkiye’nin ise kendisini,
mülteci anlaşması çerçevesinde Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı
tehditlere örtülü şekilde değinen ve Türkiye’nin tüm bu sorunlardan
dolayı suçlanamayacağını söyleyen
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un kısa sözlerine bağlayarak bu küçük düşürücü ifadeleri yutmaktan başka çaresi yok.  

 
AB, gelecek hafta Türkiye’ye işleri düzeltmek için bir heyeti göndermeye niyetli. Ancak, bu süreçte, terör karşıtı yasalarını değiştirmeden, Şengen bölgesine vizesiz giriş verilmeyeceği Ankara’ya, hatırlatılacak. Erdoğan yönetimi altındaki Türkiye’nin gidişatı göz önünde bulundurulursa, bu imkânsızı istemek oluyor.  

 

Batı aynı zamanda, Kürt konusu ve Türkiye’nin zorlu Kürt meselesi hakkında da söyleniyor. Bu günlerde, bu mesele hakkındaki hassas duyguların incitilmesi, Erdoğan’ın panikten ve öfkeden kudurması için yeterli.  

 

Elbette, Avrupa’da yaşayan Kürtler’in
AKP hükümetine karşı, “Erdoğan’ın Türkiye’nin güney doğusundaki
insanlara karşı sürdürdüğü vahşi savaşın” durdurulmasını talep eden
kitlesel gösterilerle sahneye çıkması tesadüf değil. 
 

 

Göstericiler, 
tasfiye edilmek üzere dokunulmazlıkları kaldırılan onlarca HDP
milletvekiline destek sloganları atıyor ve ellerinde fotoğraflı
pankartlar tutuyorlar. Söylemeye gerek bile yok, Türkiye’deki bu son
adaletsizlik, AB yetkilileri tarafından sert dille kınanıyor ve Kürt
milletvekilleri Strasburg’daki
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdıklarında AB’nin mümkün olan bütün desteği vermesi bekleniyor. 

 

Bunu takip eden en sersemletici darbe ise, Suriye’deki ABD askerlerinin, YPG armaları ile fotoğraflanmaları oldu.  Ankara, YPG’nin PKK’nın Suriye kanadı olduğunu düşünüyor.  

 

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Ankara’daki
ABD büyükelçiliğindeki görevlileri, bu davranışa karşı Türkiye’nin
tepkisini bildirmek için çağırdı.  Washington, meseleyi yatıştırmayı
denedi ama en önemlisi, Ankara’daki hükümete bir mesaj iletildi. Bu
mesajın bir kısmı, Washington’daki, resmi ABD sözcüsü tarafından
verildi. Ankara’nın, Suriye’de terörist olarak etiketlediği insanlar ABD tarafından terörist olarak görülmüyordu. Sözcü, aslında IŞİD ile mücadelede “güvenilir” bir ortak olmak konusunda YPG’nin kendisini ispatladığını söyledi. Bu, Erdoğan’ın ve yeni atadığı
başbakanı Binali Yıldırım’ın öfkesini alevlendirdi. Erdoğan, PKK’yı ve
sınırın ötesindeki Suriye Kürtleri ’ne atıfta bulunarak ona destek
verenleri ezmeye ant içti. 
 

 

Erdoğan,
güneydoğunun merkezi olan ve Kürt nüfusun çoğunlukla olduğu
Diyarbakır’da konuşuyordu. Bir hayalet kente dönmüş gibi gözüken

şehirde kamu projelerini başlatmak için oradaydı. Güvenlik güçleri,
kayda değer bir miktarda kalabalığın toplanmasına yer açarken,
kontrollerini sıkılaştırdı.
Bu kalabalığın bir kısmını, muhtemelen Erdoğan’a sadık olan muhtarlar özenle seçip, otobüsle taşımıştı. Buna rağmen, gayet basit bir nedenle kalabalık görece küçük gözüküyordu. Bölgenin gerçek yerlilerinin,  AKP ile hiçbir işleri yoktu.  

 

Bu
durumda, Erdoğan’ın terörizm ve diğer konulardaki çifte standartları
nedeniyle Batı’ya duyduğu öfkeden aslan payını ABD aldı. Türkiye’deki
mevcut siyasal iklimden ötürü, Türk kamuoyunun bazı kesimlerinin
Erdoğan’ın çizgisini takip etmesi ve Batı koridorlarında bir komplonun
hazırlandığından şüphe duyma
şaşırtıcı değildir.  

 

Bunun kanıtları, etrafta dolaşmakta olan söylentilerde bulunabilir. Örneğin, ABD, Rakka’yı IŞİD’in elinden kurtardıktan sonra YPG’ ye mi verecek? Başka bir ifadeyle, geçen haziranda kurtarılan Kobani’deki gibi tekrar eden bir senaryo görüyorlar. Ama daha geniş bir alanda, daha geniş bir ölçekte ve özellikle de coğrafi ve etnik olarak birbirine yakın olan yerlerde.  

 

Kayhan-İran 

21 Haziran 2016 

Türkiye ve Siyonist rejim ilişkileri normalleştiriyor 

Türkiye ve Siyonist rejim, ilişkilerdeki 6 yıllık soğukluğu sonlandırmak ve ikili ilişkilerin normalleştirilmek için bir anlaşma imzalanacağını duyurdu.  

Salı günü Türkiye’nin Hürriyet Daily gazetesi, konu ile ilgili sürdürülen müzakerelerin son görüşmesinin yapılacağı 26 Haziran’da, iki tarafın, duyuruyu yapacaklarını belirtti.  

Tel Aviv’in, Siyonist ablukası altındaki Gazze’ye gitmekte olan bir yardım gemisinde 9 Türk’ün öldürülmesi konusunda özür dilemeyi reddetmesi üzerine, Eylül 2010’da, Türkiye, İsrail’le olan askeri ilişkilerini askıya almış ve
İsrail temsilcisini Ankara’dan göndermişti. Baskın sırasında yaralanan
bir Türk’ün, olaydan sonra hayatını kaybetmesiyle kayıpların sayısı 10
olmuştu. 
 

Ankara, ilişkilerin normalleşmesi için İsrail’in özür dilemesini, kurbanlar için tazminat ödenmesini ve Tel Aviv’in Gazze Şeridi üzerindeki ablukasını kaldırmasını şart koşmuştu.  

İsrail, ilk iki talebi karşılamış ve Gazellilerin içinde bulundukları kötü durumun hafifletilmesini amaçlayan hamleler yapacağını ileri sürmüştü. 

 
Türkiye ve İsrail, Suriye’deki çatışma konusunda tamamen aynı görüşte ve Başkan Beşar
Esad’ı devirmeye ihtiyaçları var.  Türkiye, Suriye’deki hükümete karşı
savaşan militanları desteklediği yönündeki suçlamalara seyirci kalıyor
ve diğer şeylerin yanı
sıra bu militanların Türkiye topraklarından Arap ülkesine güvenli geçiş yapmalarına izin veriyor.   
İsrail ise, Suriye sınırının yakınına Suriye güçleriyle çatışmada yaralanan militanların tedavi edilmesi için hastaneler kurdu.  

Tel Aviv ve Ankara, ilişkilerin onarılması için İsviçre’de
müzakereler yapıyor. Beklenen duyuru, Türkiye Dışişleri Bakanlığından
Feridun Sinirlioğlu ve İsrail’in Türkiye ile ilişkilerden sorumlu
personeli Joseph
Ciechanover
arasındaki görüşmelerden sonra yapılacak. Ardından, iki diplomat bir
anlaşma imzalamak üzere temmuzda yeniden bir araya gelecek ve
büyükelçiler makamlarına dönecek
, ilişkiler onarılacak




Önceki yazılar

Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/10/2017)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/09/2017)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/08/2017)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/07/2017)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/06/2017)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/04/2017)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/03/2017)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/02/2017)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/01/2017)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/12/2016)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/11/2016)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/10/2016)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/09/2016)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/08/2016)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/05/2016)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (31/03/2016)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (29/02/2016)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (31/01/2016)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (01/11/2015)
Dünya Basınından Türkiye / Ortadoğu (21/10/2015)