Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Dil ve Felsefe

Muhsin Durlu

Bu çalışmamızda, son yazınımızda önerdiğimiz çözümü, köken, anlam ve yorum bilimi açısından işlemeyi sürdüreceğiz. Özenci olmaya; yorum biliminin tanımındaki çerçevenin sınırlarının olmadığına ilişkin örnekler önereceğiz.

Anımsanacağı gibi son çalışmamızda NT ve ND damgalarının kökeni önerilmiş; ek olarak yine “K” kökeninden yola çıkıp yorum bilim önerisi olarak “oku” sözcüğü açıklanmaya çalışılmıştı. Oku sözcüğünün güneşe bakıp onu anlamak olabileceği dile getirilmişti.(1)

*Bakınız, http://www.dagarcikturkiye.com/dil-felsefesine-giris-yd-2588.html

*Ek olarak, okumak için bir yazıya baktığımızda, yukarıda verilen açıklamaları doğrulayacak biçimde, olan- bitenler (dil tanımını düşününüz!) bilimsel olarak; sözcüğün izdüşümü şeklinde açıklanabilmektedir! Dil olan-bitenin izdüşümü olarak tanımlanmıştı. Bu sözcüğün içinde gizlenmiş olan bitenleri fizik açısından düşünüp tanımlamaya çalışalım! Güneşin ışınları ya da “ışık okları” okumak istediğimiz nesnenin üzerine düşer; cisimden yansıyan ışık ta gözümüze ulaşır ve nesneyi görürüz! Görmek aslında yansıyanların beynimizce örülürcesine birleştirilmesidir bildiğiniz gibi! Okumak sözcüğünde görülenin anlaşılması; güneşe yönlendirilmesi anlamı da vardır kanımca! Oku + MANG, > oku + MAK! Görüldüğü gibi dil ya da sözcük yaşamın eşleniğidir. Daha da ileri giderek yorumlamak istenirse, “okumak”sözcüğünde; “EG EKİNG İS BOL OLU” (*) da olduğu gibi bilinçli eylemlerimizde, dil ve yaşam eş zamanlıdır; birliktedir. Yazılı örnekleri bulunamasa bile sözlü dil vardır görüşüme göre.

* http://www.dagarcikturkiye.com/muhsin-durlu-gudul-turk-kaya-yazitlari-ve-gizemleri-yd- 2360.html

Şimdi anılan çalışmada yer almayan “oku” sözcüğünün kökenini irdeleyelim mi? Ne yazık ki bu konu bilinçsizce atlanmış sanıyorum!

Oku Sözcüğünün Kökeni

Etimoloji Türkçe com’ dan alınan bilgiler

Okumak kelime kökeni

< < ETÜ (eski Türkçe) OKI ( sözcüğünden gelmektedir.)

Tarihte En Eski Kaynak

“MUKADDİMETÜ’L EDEP” (1300 yılından önce)

Önemli not: Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı ilk yazılı kaynaktır. Kullanımı daha öncesinde yazılı ve sözlü olarak günlük hayatta yaygın olabilir.

Görüldüğü üzere “OKU” sözcüğünde tekçe ikinci ses değişmiş; sözcük “OKI” biçimine dönüşmüş! Ekran alıntısındaki “1300 yılından önce” ilginç değil mi? Orhun yazıtlarında ya da başka yazıtlarda hiç “OKI” denilmemiş mi? BİTİDİM (yazdım) denilmiş ama “OKI” denilmemiş mi? Neyse; burada oyalanmayalım; önemsiz bir ayrıntı. Asıl amacımız “OKI” dan başka yerlere ilişmek!

( yine de bakınız, http://www.dagarcikturkiye.com/tunyokuk-sozcugu-icin-cozumleme- anlambilim-yorumbilim-onerisi-yd-2429.html, anıt 716 yılında dikilmiş!)

Şimdi küçük bir sav önereceğim; hece konusunda! Önce bakalım TDK Güncel Türkçe sözlükte hece ne imiş?

TDK Güncel Türkçe Sözlükte Hece

Arapça “HİCA”

1-İsim, dil bilgisi Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği; seslem: Okumak sözünde üç hece vardır.

2-İsim, edebiyat Hece ölçüsü: “Oyunlar aruz ve hece olmak üzere iki kesime ayrılmıştı” Bilindiği gibi seslem (hece) tek bir ünlüden de oluşabilen ve bir çırpıda seslendirdiğimiz sözcüklerin anlamlı bölümüdür. Konuyu ayrıntıya boğmadan savımızı önerelim!

Seslemin Kurgulanması İçin Yeni Sav, “OK” (→)

Anımsanacağı üzere başta http://www.dagarcikturkiye.com/muhsin-durlu-gudul-turk-kaya- yazitlari-ve-gizemleri-yd-2360.html” çalışmamda olmak üzere ve diğerlerinde “K” , “O” , “U” damgasının ve diğerlerinin (NG, NY, NT, ND, Ç, Ş, S, G, B) kökenlerine ilişkin

açıklamalar önerilmişti.

Özet olarak savımızı açıklamaya çalışalım.

- Görselin alt kısmı okta olduğu gibi yuvarlaktır; “O” ünlüsünü ve diğer ünlüleri yerleştiriyoruz bu noktaya. Seslemin dil tanımımızda yer alan devinim ya da enerji (eş anlam önerisi, “ERİNGE”) ünlü seslerce karşılığını bulmaktadır.

- K bölümü görselde olduğu gibi yönü, burada KUN (eş)!); yeri, zamanı, biçimi, özneyi, önceliği, sonralığı bütün olasılıklarıyla sessiz harfler tarafından karşılığını (değerini) bulmaktadır. Tıpkı denklemlerdeki gibi! Dil yaşamın kendisidir; yaşamı da “iz düşümü” derecesinde eksiksiz yansıtır.

Alt ve üst birlikte seslemi ve anlamı oluşturur! “OK” şeklinde (↑) olduğunda seslem belirtilen yönde anlamlar vermektedir. Ters yönde; (↓) düşündüğümüzde de sessiz harflerle ilgili anlamları; yer, zaman, öncelik ve diğer olası anlamların tamamını vermektedir!

Örnek: -Kİ ya da – Gİ görüşüme göre, benzerlik anlamlı “gibi” sözcüğünün ilk seslemi olarak karşımıza çıkmaktadır! İkincisi de Bİ; bu da B’yi ( ya da M) özne olarak değerlendirdiğimizde, birlikte benzerlik anlamına ulaşılmaktadır. Özetle damgaların kökenini unutmadan; onları yaşamda ya da gerçekte olduğu gibi bütün boyutlarıyla; devinim ediyor gibi kavramaya çalışmalıyız. Kanımca anlamlar böyle oluşuyor.

-(↑) İM: Anlamı bulunan, anlam yüklenilen her şey, gösterge, iz, simge, belirti. Eşanlamlısı işaret (soru tümcelerinin sonuna soru im’ i (?) konur.)

-(↓) Mİ: Soru im’ i ya da seslemi; kimi (gibi) sözcüğünde benzerlik eki –mi ya da ek Bİ! Seslemlerin kurgusu konusunda, geçmiş çalışmalarda ön bilgi niteliğinde küçük örnekler verilmişti. Üç sesli tek bir örnek daha vermekle yetinilecek bu nedenle.

Mit Sözcüğünün Ve İzlerinin Anlam, Köken, Yorum Önerisi-M: Ben, men. Bu sözcükte toplum! Bu damganın olduğu iki kısa yazıt dizgesi işlenmişti.

(bakınız, http://www.dagarcikturkiye.com/tuva-ozerk-cumhuriyetindeki-sulyek-karayuz- yazitini-anlamak-yd-2387.html)

-İ: İlgi anlamı veren, düşünmeyi ve aklı içeren ünlü (kanımca)

-T: Temsil etmek; anlamı taşımak, taban izimiz, tabanımız...

Bu sözcüğü soldan sağa düşündüğümüzde; ya da öncüllerimizden günümüze geldikçe anlamların yitirildiğini; T ile anlamın uzaklaştığını; azaldığını ve sözcüğün “söylence” olarak algılandığını görüyoruz.

Tersine; eğer günümüzdeki anlamı dil yardımıyla doğru çözebilirsek öncüllerimizin çağındaki düşünceye ulaşmış; onu anlamış oluruz. Görüşüme göre bu olanaklıdır. Söylencelerin ardındaki gerçek bilgi ve düşünceye ulaşılabilir!

Yeniden OKU ya da OKI sözcüğüne dönüyoruz. Bu sözcüğün Arap dilindeki karşılığı IKRA olarak bilinmektedir!

Şimdi yorum biliminin ( HERMENEUTİK ) bayılırcasına sevdiğim özelliğine; her şeyin birbirleriyle ilişkili olduğu tanımı ve çerçevesinin bu nedenle sınırsız olmasına; son olarak özenci olmanın özgürlüğüne dayanarak görsel 3’ ten “IKRA” ya sıçrayacağız! Uzatmadan “OK” yerine; Mısırdaki yaşatan Güneşi; “RA” seslemini yerleştirelim mi? Uzaktaki güneşe bakmak olarak yorumladığımız “UK” yerine de “IK” seslemini yerleştirelim. IK seslemi ayrıca, Türkçe “Işık” sözcüğümüzün “IK” bölümü! Özetle oku (OKI) ve IKRA sözcükleri aynı mantıkla kurgulanmış; ama Türkçedeki sesler değişmiş görünüyor. Ne dersiniz? Işık?

↓K KUN (eş)

↓I Çizgi ve yön belirtmektedir,

↓Ş Isıdan sonraki enerji aşaması,

↓I Çizgi ve yön belirtmektedir, yön gözümüze doğrudur!

Burada da durmayalım mı? RA Güneşse o zaman Tarık ne? T bildiğiniz gibi ad anlamı da veren ve anlam taşıyan sessizdi. Damga olmadan önceki “TAMGA” evresi. Devinim anlamlı olanı! (↑) AR yaşayan > RA yaşatan! Mısır Tanrısı “RA”! –IK seslemi de ışıkla ilgiliyse Tarık ta güneş olmalı! Tarık sözcüğü yol anlamını nasıl alır ki acaba? Kuşkulu olabilir mi bu durum?

Ayrıca Ak sözcüğünü güneşle ilgili olarak Akdeniz; yani güneşi bol deniz olarak yorumlasak. Güneşin rengi ayrıca aktır değil mi? Ek olarak Tarık Bin Ziyad ( ziya = ışık!) adlı Arap komutan var. Cebelitarık adı da ilginç!

Değiştirilmiş (mecaz) anlamı olabilir mi! Arapçanın Akad dili (Türkçe), Aramice, İbranice kökenli melez dil olduğu düşünüldüğünde neden olamasın ki?Son kez sıçrayalım mı? Kuran’daki Tarık suresine? (2)

1-Göğe, Tarık’a, sabahyıldızına yemin olsun

2-Tarık’ın ne olduğunu bildin mi?

3-O, karanlığı delen çok parlak bir yıldızdır.

4-Üzerinde bir koruyucu, bir gözetleyici olmayan hiç kimse yoktur.

5-Onun için insan, neden yaratıldığını bir düşünsün!

6-O, atılan bir sudan yaratılmıştır.

7-O, bel ile göğüs arasından çıkar.

Surede 10 ayet daha var. İlgilenenler o bölümleri de okuyup araştırabilirler. Konumuzla ilgili olan bölüm bu yedi ayettir. Bu sure için değişik anlamlar bulunabilir araştırılırsa. Çalışmanın amacı Tarık sözcüğünü dil bilimi, anlam ve yorum bilimi açısından incelemektir. İlk üç ayet bir yıldızı; ya da Güneş’ i anlatmaktadır. 4 ve 5 yaratıcı ve yaratılmakla ilgili; yıldızla doğrudan ilgi görülmemektedir. 6’ da öyle. Ama atılan suyu belki gökten inen yağmur ya da tatlı suyla ilişkilendirebiliriz. Yaşamın suda başladığı; suyun yaşam için zorunluluk olduğu bilinmektedir.

Asıl 7. ayet çarpıcı önemdedir kanımca; bu suredeki Tarık sözcüğünün Güneş olduğuna ilişkin yorumlanabilir. Ayette “O, bel ile göğüs arasından çıkar!” denilmektedir. Bu sözlerin gerçek anlamı ne olabilir?

Şöyle ki: Eğer özellikle düz bir alanda; hatta su kenarında gece karanlığında bekleyip Güneşin doğmasını gözlemlerseniz; yerkürenin yüzeyinin bükümlü olmasından (çemberdir) dolayı ufka doğru baktığınızda ancak Güneş ayette belirtildiği şekilde bel ve göğüs düzeyine yükseldiğinde tamamıyla görülebilir! Benzetme yapılırsa “doğar” ya da “çıkar”. Bütünüyle görünür olur! Düşüncem ya da önerim özetle bu şekilde!

“U” ünlüsünün karşılığı olan damgamızın (Türk) ve buradan aşırılmış görünen Latin (!) harfi U’nun kökeninin, gözümüzle ilgili olduğu; uzaklara bakıldığında alın çıkıntımız nedeniyle başımızın üstündeki, dikey konumdaki boyutu ya da oylumu (hacim) göremediğimiz için bu bölümün açık olduğu; alt bölümlerdeki eğimin de görüntünün keskinliğinin azalmasıyla ilintili olduğu aktarılmaya çalışılmıştı. Bu iki damganın kökeni için önerilen düşünüşün aşamaları ve ilgili görsel alttadır.

-Sağındaki daha daralmış “U” şeklinde görüp algıladığımız görüngü! Gökler! İlginç biçimde kaya yazıtı çözüm önerimizde “ULI” sözcüğünün anlamı gökle ilişkilendirilmişti; kökenin göklerle ilişkili olabileceği dile getirilmişti görüş olarak! “ULI” için, (bakınız, http://www.dagarcikturkiye.com/gurbelcin-gurval-jin-uul-yaziti-cozumu-yd-2549.html) -Atalarımızın bu mavi görüngüyü tanımlamak isterken düşündüğü ara aşama; üç nokta ile görmüş olmalılar. Kayaya düzgün çember ya da “U” düzenli eğik çizgilerin kazınması günümüzde bile neredeyse olanaksızdır değil mi? Ayrıca bir boyut eksik olmasına karşın yine de damganın anlamı görülebilmektedir! Yaşamda da üç boyut yani oylum algılarız ama iki boyutla; alan boyutuyla aktarırız yazı ve resimle!

-Sonra sağdaki Göktürk damgası “U” ! Üç nokta düz çizgilerle birleştirilmiş! Burada, damganın biçimini değerlendirirken; (neden ?); uzaklığa bağlı olarak algıladığımız “perspektif” kavramının etkisini de düşünebiliriz.

-Latin (!) harfi “U”. ( Türk !). (*)

“Yine ilk iki görsel arasında genişten dara değişim; dönüşüm var! Tıpkı Türkçe de ünlülerin genişten dara değiştiği; geniş ünlüden sonra dar ünlünün gelmesinde olduğu gibi. Neden ya da köken bu!” Çevremizi böyle algılıyoruz değil mi?”

Görülebileceği gibi uzağı anlatmak için şeklin sağına yön bildirircesine dik çizgi eklenmiş. Tek ayrım ya da ek bu! Ve ne yazık ki onu Latin (!) diye biliyoruz artık!

(*) Bu damganın ve karşılığı “U” ünlüsünün kökeni Etrüsk, Fenike, Arami, Soğdak ya da başka kaynaktan olamaz. Öncüllerimiz; atalarımız Türklerin akıllarının ürünüdür kuşkuya yer olmayacak biçimde.

İlk kaya yazıtı örneği şimdilik bu! Bakınız, http://www.dagarcikturkiye.com/sulyek- karayuzyaziti-e39-1-dizgesinin-cozumlenmesi-onerisi-yd-2417.html. İlgili görsel mavi elips içine alınmıştır.

Sarı düzensiz çizgiyle çevrili alandaki iki devenin güreştiği (!) görselin altında, sağdan sola, sarı çevrili alanda APIŞ, ilk kırmızılı alanda PÜ, ikincisinde ER seslerini kazımış atalarımız. Apış Püer! Deve güreşi değil develerin apışması! Develer başlarını birbirlerinin apış aralarınasokarak yenmeye çalışırlar birbirlerini. Ve yazıttaki damgalardan uzakta “>” var; (b) U var!

Anlamamıza yardımcı olmak için eklemiş olmalılar!

Hala anlaşılamadı mı acaba? Umarım ki yeterince açıklığa kavuşmuştur artık. “Dilimiz Türkçe de tıpkı bizim gibi, öncüllerimiz Türk atalarımızın yaptığı gibi güneşi izliyor! Güneş Dil Kuramı gerçektir! Türkler göğün- güneşin çocukları; gökteki güneşin çocuklarıdır. Gün; Kün (eş) Türk sözcüğünün yönüdür; tümlecidir! Türkçe de Güneşin dilidir!”

Çalışmamız bu küçük bir düzeltme ve ek açıklamadan sonra sonlanıyor. Türklükle; sevgiyle, aydınlıkla kalın. O ya da Gün (eş) ısıtsın; aydınlatsın hepimizi!

Not: Yukarıdaki yazının telif hakkı T.C. 5836 Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre yazarına aittir. Tümüyle iktibas edilemez ve kısmen atıfta bulunup, kaynakça belirtilmeden alıntı yapılamaz.

Bursa, Mart 2019

(1) http://www.dagarcikturkiye.com/dil-felsefesine-giris-yd-2588.html

(2) Yazır, Elmalılı Hamdi, Kuran’ ı Kerim ve meali, Burhan Yayın Dağıtım, Çınar Matbaacılık, basım yılı bilinmiyor, 2012 olabilir, sayfa 592)



01/03/2019



Yazarın diğer yazıları

Dil ve Felsefe 2 (01/05/2019)
Dil Felsefesine Giriş (01/12/2018)
Gürbelcin (Gurval Jin Uul) Yazıtı Çözümü (01/11/2018)
Gök Girsin Kızıl Çıksın (01/10/2018)
Çeşitleme (01/09/2018)
Dicle Ve Niagara Sözcüklerinin Kökenbilim Önerisi (01/08/2018)
Tunyokuk(!) Sözcüğü İcin Çözümleme, Anlambilim, Yorumbilim Önerisi (01/07/2018)
Sülyek Karayüz Yazıtı E39, 1 Dizgesinin Çözümlenmesi Önerisi (01/06/2018)
Tuva Özerk Cumhuriyetindeki Sülyek Karayüz Yazıtını Anlamak (01/05/2018)