Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Devrimleri Anlamak (1)

Nuri Bilgin

2011 yılı başlarında dünya, Güney Akdeniz Bölgesi´ni ve Orta Doğu´yu saran ve «devrimi” çağrıştıran bir başkaldırı dalgasıyla karşılaştı. Yıllar boyu suyun kendi mecrasında sessizce aktığı günler geride kalmış ve dünya tarihi, toplumları derinden etkileyen olayların birbiri ardı sıra cereyan ettiği yeni bir döneme girmiş görünüyor. Oysa XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren uzun bir süre insanlığın düşünce ufkunu aydınlatan devrim fikri, XX. yüzyıl sonlarında serbest piyasa ekonomisinin genelleşmesi ve tarihin sonunun ilan edilmesiyle, tarihin tozlu raflarına kaldırılmış görünüyordu. Ancak içinde bulunduğumuz günlerde, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde baş gösteren olaylar, devrimler üzerinde yeniden düşünme gereğini ortaya koyuyor.

«Devrimsi” başkaldırı hareketlerini anlamaya yönelik tüm çabalar, tarihsel hafızayı yoklamak zorunda. Olayları betimlemenin ötesine geçerek, tarihin akışında bir çizgi ya da anlam aramaya çalışan pek çok tarihçinin (Vico, Herder, Moraze, vb) hissettiği bu kaygı, geniş bir zaman dilimini ele almayı zorunlu kılıyor; zira olayların anlaşılabilirliği, uzun bir dönemin dikkate alınmasıyla artıyor (Grappin, 1968). Bu zorunluluk, bir zamanlar bir yerlerde olan bitenin arka planına, cereyan ediş sürecine ve sonuçlarına bakarak bugün henüz tamamen şekillenmemiş, entelektüel olarak formatlanmamış olayları anlamaya çalışmayı ifade ediyor. Şimdicilikten farklı bir perspektife oturan bu yaklaşım, «doğuş halinde olanı” (in statut nascendi) anlamak bakımından vazgeçilmez bir nitelikte. Önce Tunus, ardından Mısır’da yerleşik iktidarların yıkılması ve Libya, Yemen, Ürdün, Cezayir, Bahreyn, Suriye gibi ülkelerde halk hareketlerinin ortaya çıkması, yeni bir devrimler çağının habercisi mi? Hobsbawm’ın 1789-1848 yılları arası dönem için kullandığı «Devrim Çağı” kavramını kullanmak için yeterli sebep ya da veri olmasa da, 2011 yılı Saint Just’ün Paris’teki «ölümsüzler mezarlığı” Pantheon’a konmasını önerdiği[1] XVIII. yüzyılın sonlarını akla getiriyor. 1789 Fransız Devrimi bu dönemin üzerinde en çok durulan kilometre taşı olsa da tek değil. Aynı yıllarda Güney Felemenk topraklarında yaşanan Brabant ve Liege Devrimleri gibi «kısa soluklu” başka devrimler de var. Devrimlerin geçmişte ve günümüzdeki farklı tezahürlerini anlamak ve devrimi kavramlaştırmak bakımından önemli bulduğum Brabant ve Liege devrimleri, analizimizin odak noktasını oluşturacaktır[2]. Zira bunlar birbirinden farklı özellikler göstermekle birlikte «devrim” olarak nitelenen çeşitli olayların iki farklı prototipi gibi görünüyor.

XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Avusturya hâkimiyetindeki Güney Felemenk Ancien Régime’in geleneksel toplum yapısının özelliklerini taşımakta ve sosyal piramidin zirvesinde yer alan aristokrasi, ruhban sınıfı ve loncalar iktidarı ellerinde tutmaktadır. Habsburg hükümdarları, imparatorluğa dâhil olan ülkelerde temkinli ve sağduyulu bir politika izlemektedir.

1780’de kraliçe Marie Therese’in yerine tahta geçen ve aydın despotizminin önemli figürlerinden Prusya kralı II. Frederic’in hayranı olan II. Joseph, bu çizgiden radikal bir sapma gösterir (Manhes, 2005: 50). 200 yıldan beri hiçbir Habsburg kralının ziyaret etmediği Belçika’yı dolaşır kimliğini gizleyerek. Halkın taleplerine uymak yerine bir dava-adamı gibi kafasına koyduğunu yapmaya (self-opiniated) koyulur. (Arblaster, 2006: 168). Hollandalıları Flander’den çekilmeye zorlar, Fransa sınırındaki tahkimatı yıktırır ve «Josephisme” olarak anılacak tepeden inme bir modernleşme politikası izler. Habsburg hükümdarı, Tuna monarşisinin çeşitli ülkelerini modern üniter bir devlette kaynaştırma peşindedir. Felemenk Eyaletlerinin geleneklerine aykırı olsa da, kendisinin kral olarak irade beyanının reformları empoze etmeye yeterli bir meşruiyet zemini sağladığı inancındadır (Wills, 2005: 111).

Aydınlanma anlayışından beslenen imparatorun nazarında Avusturya Felemenk’i karışık idari bir yapıya, hantal ve güvenilmez bir yargı sistemine, her şeye karışan bir Kilise hiyerarşisine sahiptir; modern kültür ve bilime karşı ilgisizdir. Scheldt nehrinin kapanması ve Barrier Treaty nedeniyle dış siyasette nötralize olan ülkenin ekonomik durumu da iyi değildir. Yeni idare bilimi kameralizmin[3] «Halkın refah ve iyi-hali bir devletin gücünü oluşturur” şeklindeki görüşünü benimseyen II: Joseph’e göre Avusturya Felemenk’i de diğer Habsburg ülkeleri gibi bütünün refah ve güvenliğine katkıda bulunmalıdır; bunun içinse Brüksel’de merkeziyetçi güçlü bir iktidar tesis edilmelidir (Rogier-Van Sas, 2006: 288).

Otokratik modern bir imparator olan II. Joseph radikal bir reform siyaseti çerçevesinde öncelikle Katolik Kilisesi’nin yetki alanını daraltarak dinî kurumları vesayet altına alan bir dizi reforma girişir. Hoşgörü fermanıyla Protestanların hukukî durumunu iyileştirir (1781). Nüfus hizmetleri ruhbanın elinden alınır ve medenî nikâh kabul edilir (1784). Dinî ayin alaylarına ve ziyaretlere sınırlama getirilir, kilise bahçelerine definler hijyenik gerekçelerle yasaklanır, Piskoposluk seminerleri ve manastır okullarında ilâhiyat eğitimi verilmesi yasaklanır; yeni bir bir ruhban sınıfı oluşturmak amacıyla Leuven’de ayrı bir eğitim kurumu (séminaire général) kurulur (1786). Ardından radikal bir idare ve adalet reformuna girişilir (1787). Kökenlerini V. Karl (Charles Quint) devrinde bulan Kollateral Kurullar kaldırılarak Genel Hükümet Kurulu tesis edilir. Ülke dukalık, kontluk ve derebeyliklerin yerini alan dokuz idarî bölgeye ayrılır, vilâyet meclislerinin merkezî hükümet nezdindeki delegasyonları sınırlandırılır. Ayrı usul ve yetkilerle işleyen mahkemelerin yerine bütünleşik ve hiyerarşik bir yargı sistemi oluşturulur (Roegiers/Van Sas, 2006: 290-291).

II. Joseph’in üstten dayatılan reformlarına karşı çeşitli yönlerden tepkiler belirir. Ancien Regime taraftarlarında zaten gizil (latent) bir direnç vardır. Öncelikle Brabant ve Hainaut Prenslikleri yasaların zorla kabul ettirilmesine karşı çıkar. Soylu, ruhban ve meslek erbabını kapsayan muhafazakâr kesimler Brükselli avukat Henri Van der Noot öncülüğünde örgütlenirler; «Devletçi” denilen bu grup eyaletlerin imtiyazlarının ve geleneksel kurumların korunmasını talep ederler. Bu tepkilerin arka fonunda, özellikle 1787’den sonra pahalılıktan dolayı geçim zorluğu çeken köylü ve işçilerin sefaletinden kaynaklanan bir sosyal gerilim vardır. Yükselen yeni burjuvaziye mensup iş adamlarının desteklediği Vonck ile Verlooy adlı iki avukat etrafında birleşen liberal muhalif gruplar, gizli bir örgüt kurup halk egemenliği talebiyle silahlı mücadeleyi başlatırlar. Önceleri ideolojisi belirsiz olan bu grup giderek ilerici, hatta demokrat olur ve temsilciler meclisi vasıtasıyla gerçekleştirilecek reformlar ister (Bitsch, 2004: 57). II. Joseph’in Brabant Dukalığı’nın imtiyazlarını ortadan kaldırması ve vilâyet meclisini askıya alması (Haziran 1789) aralarında derin ayrılıklar bulunan muhafazakâr ve liberal grupların birleşmesine yol açar.

Bu sırada Paris’te Temmuz. 1789’da Bastille’in zaptıyla başlayan Fransız Devrimi, Liege Eyaletini etkiler. Liege Avusturya Felemenk’inden bağımsız bir prenslik durumundadır. 1784’te yönetime gelen pisko-pos prens Cesar Constantin-François de Hoensbroeck döneminde Liege halkı, Fransa’daki gelişmelerin etkisiyle reform taleplerini dile getirmektedir. Liege’de Fransadaki cumhuriyetçi görüşleri benimsemiş bazı yazarların yayınladıkları deklarasyonlar nedeniyle canlı bir entelektüel yaşam vardır. Örneğin bunlar arasında ateşli, tumturaklı bir dil kullanarak günün tutkularını besleyen Bassenge 1787’de Abbe P’ye Mektuplar’ı yayınlamış ve büyük bir sükse yapmıştır. Bassenge söz konusu mektuplarında « ... Biz tanrıya mı, insanlara mı itaat edeceğiz. Bizim rızamız olmadan yapılan yasaları tanıyacak mıyız? Liegeliler, siz özgür bir halksınız. Bir halk, ancak onu oluşturan tüm bireylerin veya onlar tarafından tayin edilmiş ve yetkilendirilmiş temsilcilerin rızasıyla kendisi için yaptığı yasalara uyduğu takdirde özgürdür; öyle ki egemenlik, yani yasama erki tüm ulusta olduğu ölçüde özgürdür” (De Gerlache, 1859: 409) demektedir. Bu ortamda muhalif hareket halk arasında kısa zamanda tüm sınıflara yayılır. Liege büyük bir borç yükü altındadır ve bu borcun bir kısmı 14. ve 15. Louis’ye karşı savaşında Cermen İmparatorluğu´nu desteklemekten kaynaklanmıştır. Bunları ödemeye çalışırken diğer ihtiyaçlara kaynak ayıramayan Devlet yeni bir vergi tesis eder. Küçük de olsa bu yeni vergi, büyük tepki yaratır. 1789 yılı zor bir yıldır. Fakirler bezgin bir haldedir ve bunun sorumluluğu da hükümete çıkarılır. 14 Temmuz günü Fransa’da olaylar patladığında, Liege’de de devrim çoktan beri mayalanma halindedir. Ağustos ortasında Piskopos Prensin ve devletin haklarını savunan Avukat Piret’ye karşı büyük bir nefret rüzgârı estirilir. Onu temsil eden korkuluklar ve kuklalar yapılıp yakılır. 17 Ağustos´ta yurtsever devrimci hareket daha da kabarmıştır ve pek çok yerde halk topluluklarının gösterisi vardır. 18 Ağustos günü toplanan halk Piskopos Prensin kaldığı Seraing Şatosunu kuşatır ve Hoensbroeck, korku içinde halkın taleplerine boyun eğer. Diğer iki cumhuriyetçi yazar Henkart ve Reynier tarafından yayınlanan Journal Patriotique’te bu gün, bir halk zaferi olarak nitelenir (De Gerlache, 1859; 410-411). İktidarı ele geçiren liberaller, vergi ödemeye bağlı seçim sistemini (censitaire) getirerek kısmen de olsa halk egemenliğini sağlarlar; soylular ve ruhban sınıfının bazı imtiyazlarına son verirler.

Bu olaylar Brabantlıları yüreklendirir. Van der Noot imzasıyla yayınlanan Brabant Halkı Manifestosu’nun (24 Ekim 1789) ardından Vonckistler (yurtsever gönüllüler) harekete geçerek Avusturyalıları Lüksemburg’a çekilmeye zorlar. Osmanlı İmparatorluğu’yla savaş hâlindeki Avusturya’nın müdahale edememesi üzerine Güney Felemenk’te vilâyetler, birbiri ardı sıra bağımsızlıklarını ilan ederler. Brüksel’de toplanan Genel Meclis (États généraux) Birleşik Belçika Devletleri’nin kuruluşunu ilân eder (11 Ocak 1790) (Roegiers/Van Sas, 2006: 291-294).

Yeni devlet çok geçmeden sorunlarla karşılaşır. Devrimden kısa bir zaman sonra konumlarını pekiştiren muhafazakârlar «beyaz terör” estirir; Vonckistleri (liberal demokrat gruplar) sindirerek iktidarı tekellerine alırlar (Bitsch, 2004: 58 -59). Üstelik yeni devlet uluslararası desteği de bulamaz. II. Joseph’in yerine geçen II. Leopold’un Güney Felemenk’te Habsburg hâkimiyetinin tekrar kurulması için Büyük Britanya, Prusya ve Felemenk Birleşik Eyaletlerinin yer aldığı üçlü ittifakla anlaşmasıyla Avusturya birlikleri Güney Felemenk’i işgal eder (Aralık 1790). Hemen ardından Piskopos Prensin iktidara dönüşünü sağlayarak Liège Devrimini sonlandırırlar (Roegiers/Van Sas, 2006: 295). Modernist reformlardan vazgeçen II. Leopold, yumuşak bir tutum izler. Ancak daha sonraki aylarda devrimci Fransa ile yeni koalisyon güçleri arasında çatışmalar başlar. Önce 1792’de Jemappes Muharebesini kazanan Fransız birlikleri Luxembourg ve Limbourg dışındaki Belçika topraklarını işgal eder, hemen ardından 1793’te Neerwinden Savaşı galibi Avusturyalılar yeniden duruma el koyar, nihayet 1794’te Fleurus Muharebesi sonrasında tekrar Fransızlar gelir; 1795’te ülkeyi ilhak ederler; böylece Güney Felemenk’te 1814’e kadar sürecek Fransız hâkimiyet dönemi başlar (Rapport, 2002: 82).

KAYNAKLAR:

ABBE DE MABLY (1758): Droits et Devoirs du Citoyen, (Paris & Lausanne: François La Combe)

ARBLASTER, P. (2006), A History of the Low Countries (Hampshire: Palgrave Macmillan).

BİLGİN, F. K. (2012), Belçika’da ulusal kimlikler ve federalizmin gelişimi, AÜ SBF Dergisi, (basılacak)

BITSCH, M-Th. (2004), Histoire de la Belgique. De l’Antiquité à nos jours (Bruxelles: Éditions Complexes).

DE GERLACHE, E.-C. (1859), L´histoire de Liège depuis César jusqu´à la fin du XVIIIe siècle, Bruxelles : H. Goamere, 1859, II. baskı

DUMOULIN M., DUJARDIN V., GERARD E. ve WUNGAERT, M. Van den (2005): Preface, in E. Witte, E. Gubin, J. P. Nandrin ve G. Deneckere, Nouvelle Histoire de Belgique, vol 1: 1830-1905, (Bruxelles: Éditions Complexe): 7-16

FURET, F. ve OZOUF, M. (1992), Dictionnaire Critique de la Revolution Française. Idees, (Paris: Flammarion)

GRAPPIN, P. (1968), La logique de l’histoire, Annales, 23: 4, juillet-aout, s. 869-879

RAPPORT, M. (2002), «Belgium under French occupation between collaboration and resistance, July 1794 to October 1795”, in French History, 16/1: 53-82

ROEGIERS, J. / VAN SAS, N. C. F. (2006), «Revolution in the North and South, 1780-1830”, BLOM, J. C. H. / LAMBERTS, Emiel (eds.), History of the Low Countries (New York: Berghahn Books): 275-316.

TURNER, R.H. ve KILLIAN, L. M. (1972), Collective Behaviour, (N.J.: Prentice Hall, Englewood Cliff)

WILS, L. (2005), Histoire des Nations Belges. Belgique, Wallonie, Flandre: quinze siècles de passé commun, (Bruxelles: Éditions Labor).

WITTE, E. (2005), La Construction de la Belgique (1828-1847), WITTE, Els / GUBIN, Éliane / NANDRIN, Jean-Pierre / DENECKERE, Gita (2005), Nouvelle Histoire de Belgique. Volume 1: 1830-1905, tome I (Bruxelles: Éditions Complexe).



[1] Hobsbawm’ın (1996) kitabının ilk sayfasında epitaf olarak kullandığı Saint-Just’un sözü : «Le 18.eme siecle doit etre mis au Pantheon” (18. yüzyıl Pantheon’a konmalıdır)

[2] Güney Felemenk’in tarihine ilişkin bu analizde Fehmi K. Bilgin’in Belçika´ tarihine ilişkin çalışmalarından yararlanılmıştır.

[3] Dönemin ünlü Alman kamu yönetimi doktrini ‘Cameralism



06/12/2011



Yazarın diğer yazıları

Sahte Karşıtlık: Demokrasi ya da Cumhuriyet? (01/11/2012)
Devrimleri Anlamak (2) (01/01/2012)
Seçim Sonuçları: Başarılı-Başarısız İlanının Bir Temeli Var Mı? (12/09/2011)
Seçim Sonuçları: Başarılı-Başarısız İlanının Bir Temeli Var Mı? (1) (01/08/2011)
Kamusal Alanın Düzenlenmesinde Hangi Cumhuriyetçi İlke (01/07/2011)
Etnikleştirme versus Demokrasi (01/01/2011)
Sahte Karşıtlık: Demokrasi ya da Cumhuriyet? (03/10/2010)