Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Dersin(m)i Almış da Ediyor Ezber

Dersini almış da ediyor ezber[1]

Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler aman

Bu dert beni iflah etmez del´eyler

Benim dert çekmeye dermanım mı var aman.

Dersim mi Tunceli mi, katliam mı isyan bastırma mı, Zaza mı Türk mü, feodalite mi kapitalizm mi, tebaa mı yurttaş mı, cemaat mi inanan mı, eski mi yeni mi, padişah mı Atatürk mü gibi birçok karşıtlıklar temelinde kurulan tezlerle birlikte tartışıldı. Dersim tartışmaları.

İfadeleriniz ve kullandığınız kavramlar toplumun bir kez daha birbirini anlamadan birbirine kapılarını kapatmasını sağladı. Yara kaşındı; ama yara, yaraya tımar vurularak, hiçbir sağaltıcı bilgi ve anlayış hayatın içine katılmayarak açık bırakıldı.

Dersim eyaleti Cumhuriyet Devrimi yapıldığı dönemde, devrimin hedeflediği gerçekliği anlayabilecek insan potansiyeline sahipti; çünkü Osmanlı döneminde, özellikle Yavuz Sultan Selim dönemi sonrasındaki uygulamalarla, içine kapalı bir yapı oluşmuştu. Aslında gerçekten katliamlarla dolu bu dönemde yöre halkı yaşaması zor bir coğrafî bölge olan yerde yaşamaya zorunlu kalmıştır. Kendisini koruması da, kendi içinde kapalı bir sistem oluşturması ile mümkün olmuştur. Bu kapalı sistem zorunlu olarak organik bağları olan Alevilerle de bağlarını koparmıştır. Bunun iki çıktısı olmuştu: Birincisi, Osmanlı´nın manipüle ettiği bazı Alevi gruplarının asimilasyonu sonucunda oluşan değişim ve dönüşüm, onlarda hiç görülmemiş ve bu anlamıyla onlar daha otantik kalmışlardır. İkincisi ise Alevi grupları içinde yetişen Edip Harabî, Emrah gibi Batınîlerin dönüştürücü bilgilerinden diğer Alevi gruplara göre daha uzak kalmışlardır. Bunlardan birincisi otantik Aleviliği görmek için bir kaynağa dönüşmesini sağlamış, diğeri ise değişen dünyaya değişen formunu vermek konusunda Dersimlileri zor durumda bırakmıştır.

Yaşanan bu zorunlu kapalı yapı Cumhuriyet ile beraber değişmiş veya değişmek zorunda kalmıştır. Burada avantaj ve dezavantajları olan bu konunun devrime avantaj sağlayan unsurlarını maalesef gündeme getirmek mümkün olamamıştır. Sonuçta öyle bir yara açılmıştır ki bu yara fitneye ve kavgaya sebebiyet veren bir yaraya dönüşmüştür. Ne Dersimliler bu olayı doğru bir biçimde aktarabilmiş, ne de Dersimli olmayan unsurlar bu konuyu doğru anlama araçları geliştirebilmiştir.

Bir kişi aç ise önce yemek verir, sonra onu barındırır, sonra da onu anlamaya çalışırsın. Adamın karnını doyurmadan, üstünü girdirmeden onun dertlerini dillendirirsen bu dillendirme samimi değildir. Hele ki bu beslemek ve barındırmak senin görevinken, kendi karnın tok, kendi sırtın pek hâldeyken, aç ve açıkta olanın derdinden kendince dem vurmak başka hedefler için gizleme yapmak veya kısa bir ifadeyle riyakâr davranmaktır.

Dersimlilerin kendini ifade etmesini engelleyen zihniyet, bizzat Sivas’ta insanları yakan zihniyettir. Dersimlinin kendini ifade ederken Dersimli olduğunu söyleyememesinin sebebi, masanın üstünde zorla namaz kıldıran zihniyetin uygulamalarının hâkim olmasıdır. Dersimlinin yaşama uyum sağlayacak bütün araçlarını manipüle etmeye çalışmak, bölgeye hâkim olmaya çalışan zihniyetin uygulamalarında görünmektedir. Örnek olarak, cemaatçi dershanecilikle Tunceli’de devşirme Alevi yetiştirmek uygulaması ve birahane yasakları ile gündeme gelen Kürtçü siyasî hareketin ahlakçı uygulamaları gösterilebilir.

Dersimli bugün dünden daha fazla abluka altındadır; çünkü Dersimli kendisini gerçekten seven ve kendisini anlamaya çalışanlardan süratle uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır. Emperyalizm, kimlik politikaları çerçevesinde bir taşla birkaç kuş vurabileceği noktayı doğru tespit etmiştir. Artık Dersimlilerin bu fitne karşısında ne yapacağı onların bileceği bir iştir.

Kanaatim odur ki Dersimliler Cumhuriyet Devrimi´nin gerisinde kalmış olan bir zihniyete teslim olmayacaktır; çünkü onlar, hep daha ilerisini gören ve insanlık idealleri için yaşayan şahsiyetlerdir. Biliyorum ki Dersimliler, her türlü güç şartlara rağmen 12 Eylül anayasasına hayır diyen insanlardır ve onlar bunun benzeri bir fitne çıktığında ona «kayıtsız kalarak” onu boğacaktır.

Cumhuriyet aydınlarının da anlamakta sıkıntı çektiği bu tutum Dersimlinin samimi bir şekilde mazlumun yanında olması refleksidir. Zaman geçse de Dersimli, bu coğrafyanın en temiz vicdanlarından biri, ezilenin hâlini anlayan olacaktır. Bu sebepten dolayı, Osmanlıya karşı isyancı ve direnişçi, Cumhuriyet içinde ise ilerici ve devrimci olmuştur. Dersimli avantajlı olan otantik inancı ve insana dair gerçekçi yaklaşımları ile bu ablukayı da dağıtacaktır.

Dersini başkalarından alıp, bir yandan o halkın acılarının sorumlusu olan ve bu sorumluluğu tarihsel olarak da taşıyan zihniyetin, ezberden yaptığı açıklamalar samimi değildir. «Dersini alıp da ediyor ezber” türküsündeki gibi başkalarının ezberlettiği gibi değil, kendi gönlünden sahici söyleyerek yara sarılır. Bu ise Dersimlilerin kültürel-inançsal olarak haklarını yaşamasına uygun bir ortam sağlamakla olur. Dersimin güzelliğini ve mazlumluğunu anlamak için onu süslemeye veya onu yerli yersiz gündeme getirmeye ihtiyaç yoktur; yani «Sürmeli gözleri sürmeyi neyler”. Emin olun ki insana dair ve insanlık idealine ilişkin hedefler Dersimlileri, sürekli iyi olana motive etmiştir ve onların iyi olanı arama çabası süreklidir, onlar bundan vazgeçmezler ve türkünün de dediği gibi «Bu dert beni iflah etmez deli eyler!” derler. Fakat bilinmelidir ki acının yoğunlaştığı hâl ve durumlar, tarihsel olarak yaşanan haksızlıklar sadece bir konuşmanın parçası olarak dile getirilmekle maalesef çözülmez. Dersimlinin sadece acı anlatıp şikâyet ederek derde derman arama gibi bir tutumu günümüze kadar görülmemiştir, onlar «Benim dert çekmeye dermanım mı var?” der. Çünkü Hakk’ın yanında olmanın bedeli her zaman ağır olmuştur. Dersimli de bugüne kadar diğer Aleviler gibi sadece Kerbela için yas tutmuştur. Çünkü Aleviler için Kerbela, yaşanan bütün zulümlerin bir örneği ve zulmün odaklandığı ana örnek olaydır.

Ey yara kaşıyan, derman aramayan dert saçan, aç bırakan açlıkla terbiye eden, giydirmeyip bizleri şıklığa özendiren, yok etmek istediğin çocuğun saçını şefkatli ifadelerle okşayan, ey inancı saltanat kurmak için kullanıp, kendisine kul edip yandaş yetiştiren ve ülkeyi her türlü alt ayrımlara kadar bölen zihniyet! Size ezberletilenler bizim (Anadolu’nun) güzelliğimizi tarif edemez ve sizin dert dillendirmenizle bize derman gelmez.



[1] Dersim ve çevresinde de söylenen halk türküsü. İlk derleme yapılan yer; Yozgat, derleyen: Nida Tüfekçi.



01/01/2012



Yazarın diğer yazıları

Uyu(ştur)ma veya Öz(ün)gürleşme(si): Dinin İki Yüzü (2) (01/05/2012)
Uyu(ştur)ma veya Öz(ün)gürleşme(si): Dinin İki Yüzü (1) (01/04/2012)
VAN (ONE) MİNUTE (01/02/2012)
Alevilerin Devle(r/t)le İmtihanı (01/12/2011)
Anadolu’da Bilgelik ve Buyurganlık (01/11/2011)
Baktığın Şeye Benzersin (01/10/2011)