Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Déjà Vu

“Bu anı daha önceden yaşamamış mıydım? Ama daha önceden hiç görmediğim bir şey bu”. Diyorsanız siz de en az bir defa déjà vu hissini yaşadınız demektir. Bazen merak, bazen korku yaratan bu hissin nedenini eminim birçok defa düşündünüz.
Herkesin nedenini merak ettiği hissi anlama çabasında bir adım daha öteye giden St Andrews Üniversitesi araştırmacılarından Akira O’Connor ve takımı, deneysel bir yaklaşım ile déjà vu bilinmezini incelediler. O’Conner, beynin yanlış anılar yaratmasının déjà vu’ya yol açtığı düşüncesinin aslında doğru olmadığını öngörüyor. Öngörüsünü desteklemek için gerçekleştirdiği deneyin amacı ise déjà vu hissini yeniden canlandırmak. 21 gönüllü ile gerçekleştirilen çalışmada O’Conner benzer kelimeleri kullanarak bir kelime hissini oluşturmaya çalışıyor. Örneğin yatak, yastık, gece ve rüya kelimelerinden yola çıkarak deneklerin zihninde uyku kelimesini duydukları hissini yaratıyor. Deney sonucunda denekler üzerinde déjà vu hissini yaratmada başarılı olan O’Conner’ın çalışmasından çıkardığı, Uluslararası Hafıza Konferansı’nda açıkladığı, sonuçlar ise gerçekten ilgi çekici. fMRI kullanarak beyin aktivitelerini izledikleri deneklerin, karar vermeye yarayan, ön beyin aktivitelerinin beklenenin aksine yüksek olduğunu tespit ettiler.  Western Ontario Üniversitesi akademisyenlerinden Stefan Köhler’in bulgulara yaptığı yorum “Déjà vu sürecinde beyin içerisinde anlaşmazlıkların çözüldüğü öngörülebilir.”(1) şeklinde.

Sayılarla Déjà Vu
Her déjà vu sırasında, kendimizi biraz daha matrix içerisinde hissettiğimiz anda, akla gelen ilk sorulardan birisi de “Acaba ben özel miyim?” oluyor. Sayılara göz attığımızda sorunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Déjà vu yaşayanların oranının 30-100% civarında olduğu tahmin ediliyor. Tam olarak tahmin edilememesinin iki nedeni var. İlki dünyada herkese déjà vu yaşayıp yaşamadığını soramamamız. İkinci nedeniyse déjà vu kavramının her insan tarafından aynı şekilde algılanmaması.(2) Ne sıklıkla yaşadıkları sorulduğunda ise cevaplar birkaç haftada bir ile birkaç ayda bir şeklinde.
Déjà vu hissinin hangi yaş aralıklarında daha sık yaşandığı sorgulandığındaysa, cevaplar 15-25 yaş aralığını gösteriyor. Araştırmalar 25 yaşından sonra ise beyin aktivitelerine paralel olarak déjà vu’nun da azaldığını işaret ediyor.(2)

Déjà vu Sağlıklı Mıdır?
Sciencificamerican ve newscientist’in yayınlarında déjà vu hissinin yaratılmasında beynin farklı noktalarına işaret edilmesine rağmen, uzlaştıkları bir nokta var. Déjà vu genç ve sorgulayan sağlıklı beyinlerin işidir. Beynin kendi tutarlılığını sorguladığı sürecin yaşanmadığı durumlar ise hala sorulara açık. Déjà vu yaşamayan insanların hafıza tutarlılıklarının çok yüksek olabileceğini belirtiyor O’Conner. Köhler’de “Déjà vu tecrübeleri insanları daha dikkatli yapıyor, çünkü insanlar kendi beyinlerine güvenmiyor olabilirler” diyor ve ekliyor “Ancak bunun için henüz bir kantımız yok”.(1)

Déjà vu
Her déjà vu sırasında, kendimizi biraz daha matrix içerisinde hissettiğimiz anda, akla gelen ilk sorulardan birisi de “Acaba ben özel miyim?” Aslında benim bu soruya cevabım kesinlikle evet. Sorgulamaya açık beynin, geçmiş sorgusuyla birlikte geleceği daha sağlam kurmak isteğinin göstergesi olduğunu düşünüyorum. Déjà vu’nun cesur beyinlerin ürünü olduğu fikrindeyim. Bir test mühendisi olarak O’Conner’ın “hafıza hataları yapmıyorlarsa, déjà vu’nun tetiklenmeyeceği” görüşüne katılmıyorum. Bilimsel metodun temellerinden olan deneme yanılma süzgecinden geçilmediğinde, sonuca ulaşma çabasının déjà vu’nun oluşmasını engelleyeceğini düşünüyorum.
İyi déjà vu’lar dilerim.

Kaynaklar:
1. https://www.newscientist.com/article/2101089-mystery-of-deja-vu-explained-its-how-we-check-our-memories/
2. http://blogs.scientificamerican.com/frontiers-for-young-minds/what-is-d-233-j-224-vu/

01/09/2016



Önceki yazılar

Tekno-İşsizlik Korkusu (01/04/2017)
Yüzen Şehirler (01/02/2017)
Düşünce ile İletişim (01/01/2017)
Bilimin Güvenilirliği (01/10/2016)
Kişisel İlaçlanma (01/08/2016)