Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

CHP Dönek ve Faşist Bir Parti Mi?

Yücel Bozdağlıoğlu

Ege Bölgesi’nin en önemli gazetesi Yeni Asır’ın köşe yazarlarından Hüseyin Kocabıyık, 21.04.2011 tarihli yazısında Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ı döneklikle suçlayan CHP’lilere hitaben bir yazı kaleme almış. Aslında Sayın Günay’ı savunma amacı taşıyan yazı, sonlara doğru CHP’yi hedef alan ve tamamen hakaret içeren bir niteliğe bürünmüş. Sayın Kültür Bakanı’nın siyasi tercihleri kendisini ilgilendirir, ancak Sayın Bakana yöneltilen suçlamalar, Türk siyasileri arasında pek sık rastlanan bir durum. Eğer Sayın Kocabıyık da son günlerdeki seçim konuşmalarını takip ediyorsa, tüm liderlerin bu konuda birbirlerinden pek aşağı kalmadığını görecektir. Türk siyasetinin bir parçası haline gelmiş bu tür ağız dalaşlarını, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye’nin en köklü partisine saldırma vesilesi olarak kullanmak, tek kelime ile haksızlıktır.

CHP Halkın Gözünde Sevimsiz mi?

Sayın Kocabıyık «CHP’nin halkın gözünde sevimsiz bir parti” olduğunu söylüyor, ancak bu yargısının kaynağı hakkında hiçbir bilgi yok. Kendisi bu konuda bir kamuoyu yoklaması mı yaptırmış yoksa kendi görüşünü sanki halkın görüşü gibi mi yansıtıyor belli değil. Eğer partilerin aldıkları oy oranına göre bu değerlendirmeyi yapıyorsa, iktidar partisinin de aynı mantıkla Türk halkının en az yüzde 60’ı tarafından sevimsiz bulunduğunu bilmesi gerekir. Ya da halkın yüzde 90’ı MHP’yi, yüzde 95’i de diğer bütün partileri sevimsiz bulmakta. Sevimlilik veya sevimsizlik göreceli bir kavramdır ve kişiden kişiye değişir. Böyle indirgemeci bir yaklaşım seçmek oy verme davranışını etkileyen bütün diğer faktörleri göz ardı etmek demektir ve bilimsel olarak hiçbir değeri yoktur. Unutulmaması gereken nokta şudur ki, geçmişte halka sevimli gelen pek çok partinin bugünlerde esamesi bile okunmamaktadır. Halk sadece kendine sevimli görünen partileri değil, halkın ekonomik ve sosyal şartlarını iyileştirecek projelere sahip olan partilere oy verir. CHP’nin bugüne kadar bu projeleri üretmekte yetersiz kaldığı eleştirisini yapmak belki daha mantıklı ve bilimsel bir eleştiri olurdu.

CHP Faşist ve Dönek Mi?

Sayın Kocabıyık ayrıca CHP’yi 1940’lı yıllarda «dibine kadar faşist bir parti” olarak suçlamakta. CHP’nin faşistliğini 1940’lı yıllarla sınırlamasını sebebi de pek anlaşılır değil, ancak sanırım bu dönemde CHP’nin başında İsmet İnönü’nün olmasından kaynaklanıyor. Çünkü CHP’yi eleştirenlerin ilk çıkış noktası, Atatürk’ü eleştirmekten çekindiklerinden olsa gerek, her zaman İsmet İnönü dönemi oluyor. Fakat hiç kimse o dönemde bütün Avrupa’yı kasıp kavuran faşist hareketlerden ve partilerden söz etmiyor. Tek partili dönemde bile demokratik kurumların işler halde olması, çok partili hayata geçiş denemelerinin yapılması ve bütün bu altyapıların korunması sebebiyle, 1950’de sancısız bir geçişin yaşanması CHP muhalifleri tarafından görmezden geliniyor. Dönemin bütün faşist partileri emperyalist hayaller peşinden koşarken, CHP’li ve İsmet İnönü’lü bir Türkiye’nin savaşa girmemek için gösterdiği olağanüstü gayret ve bu politikalar sonucunda bile Batı’nın içinde yer almayı başarması, sanırım azımsanacak bir durum değil. CHP o dönemde faşist bir parti olarak değil, olsa olsa faşizme karşı ülkeyi koruyan bir parti olarak nitelendirilebilir.

CHP’yi daha sonraları ortanın solu ve 1970’lerde sosyalist olarak nitelemek ve bu yüzden de dönek olarak suçlamak, ancak dönemin uluslararası konjonktüründen bihaber olmakla açıklanabilir. 1960’lı ve 1970’li yıllar tüm dünyayı saran ve tam bağımsızlık, kendi kendine yeterlilik gibi kavramların ön plana çıktığı yıllardır. 1950’li yıllarda (ki bu yıllar CHP’nin iktidarda olmadığı yıllardır) izlenen dış politikanın ne kadar yanlış olduğunu ve Amerika’ya bağımlı bir ülke olmanın zararlarını uluslararası ortamda yalnız kalarak gören Türkiye, dış politikasını çeşitlendirmeye ve ekonomik olarak da ithal ikameci bir politikaya yönelmiştir. Kıbrıs konusunda Pakistan ve Arnavutluk dışında kimseden destek görmeyen ve tüm III. Dünya ve Avrupa’dan dışlanan Türkiye kesinlikle CHP politikaları sonucunda ortaya çıkmamıştır. CHP’nin tüm Avrupa ve III. Dünya’da uygulanmaya çalışılan bu politikalara sahip çıkması döneklik değil, ancak yurtseverlikle açıklanabilir. Şimdi Sayın Kocabıyık’ın sosyalist olarak aşağılamaya çalıştığı politikalar Türkiye hariç tüm dünyada tekrar hayata geçirilmeye çalışılıyor. Son küresel krizde ABD’nin aldığı ekonomik tedbirlere baktığımızda, aynı mantıkla ABD’yi de en büyük dönek ilan etmemiz gerekecek, çünkü bu tedbirlerin liberalizmle uzaktan yakından ilgisi yok. Kapitalizmin beşiği Amerika bu tedbirleri alırken, Türkiye’deki tam tersi uygulamaları eleştirmek her vatanseverin görevidir.

Sonuç

Uluslararası ilişkiler bir güç mücadelesidir ve her devlet ilk önce kendi halkının çıkarını düşünmek zorundadır. İktidarda olan partiler ve parti üyeleri de bu amacı gerçekleştirme amacını gütmek zorundadırlar. Bu amacı gerçekleştirirken alınan tedbirler ve uygulanan politikalar klasik ideolojik suçlamalardan bağımsız olmalıdır. CHP 1940’lı yıllarda olağanüstü tedbirler almak zorunda kalmışsa bunu tüm Avrupa’yı yerle bir eden savaşa girmemek için yapmıştır. 1970’li yıllardaki solculuk ve şimdiki ulusalcılık politikaları da ulusal çıkarı koruma amacını gütmektedir. Bunlar ışığında söylenebilecek tek şey CHP’nin dönek değil tam tersine kurulduğu günden beri istikrarlı bir politika izleyen bir parti olduğudur. Yoksa doksan yıla yakın bir zamandır hala ayakta kalamazdı.



01/05/2011



Yazarın diğer yazıları

Şangay İşbirliği Örgütü mü Avrupa Birliği mi? Türkiye’nin Seçimi Geleceğini de Belirleyecek (01/02/2013)
ODTÜ Olayları ve Üniversiteler (04/01/2013)
Türkiye Neden Bir Mısır Olamaz? (04/12/2012)
Cumhuriyet Kutlamaları (02/11/2012)
Toplum Mühendisliği (01/10/2012)
İntikam Kültürü (04/07/2012)
Fransız Seçimleri ve Türkiye (08/05/2012)
Şimdi Ne Değişti? (01/04/2012)
21. Yüzyılda Türkiye’de Siyaset ve Eğitim (08/03/2012)
Soykırım Yasası, Hrant Dink ve Post-Kemalizm Tartışmaları (01/02/2012)
Fransa ve Ermeni Soykırımı Tasarısı (01/01/2012)
Türkiye´nin Tehlikeli Orta Doğu Politikası (01/12/2011)
Terör ve Bölgesel Güç Dengesi (01/11/2011)
Türkiye’nin Yeni Dış Politika Stratejisi Ve İsrail’le İlişkiler (01/10/2011)
Suriye’ye Müdahale Ve Türkiye’nin Rolü (01/09/2011)
Refah Devleti ve Terörizm (01/08/2011)
12 Haziran Seçimleri ve CHP (01/07/2011)
Demokrasi ve Yerel Yönetimlerin Özerkliği (01/06/2011)
STRATEJİK DERİNLİĞİN SONU… (01/04/2011)
Yasemin Devrimi’nin Ardından (01/03/2011)
Yasemin Devriminden Çıkarılacak Dersler (01/02/2011)
Demokratik Özerklik Belgesi Üzerine (01/01/2011)
Din ve Demokrasi: Endonezya Örneği (04/12/2010)
İran, Irak ve Ortadoğu´da Yeni Dengeler (04/11/2010)
İsrail ve PKK (01/10/2010)
Amerika Irak´tan Çekilirken (01/09/2010)
12 Eylül ve Anayasa Değişikliği (01/08/2010)
Türkiye, İsrail ve ABD (01/07/2010)
Kıbrıs Seçimlerinin Düşündürdükleri (01/06/2010)
Polonya, ABD Hegemonyası Ve Küresel Güç Mücadeleleri (01/06/2010)
Globalleşme, Kimlik Politikaları ve Ermeni Meselesi (01/04/2010)
Türkiye - Ermenistan İlişkileri ve Kıbrıs (01/03/2010)
Türk Dış Politikasında Yeni Yönelimler: Türkiye-İsrail Krizinin Düşündürdükleri (01/02/2010)