Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Charlie Hebdo’nun Ardından Batı, Hatalarını İtiraf Etmeli

İrem Oral

Kaynak: http://rt.com/op-edge/220987-charlie-hebdo-west-muslims/

Yazar: John Wight

Makalenin Özgün Başlığı: West should own up to its mistakes amid Charlie Hebdo aftermath

Çeviren: İrem Oral - Boğaziçi Çeviri Merkezi

Paris’teki Charlie Hebdo kıyımı bütün dünyada büyük tepkilere yol açan soğukkanlı bir katliamdı. Fakat bu, bizi, son yıllarda Libya, Irak ve Suriye’de yaşanan vahşeti körükleyen sonra da bu vahşet kendi arka bahçesinde patlak verince en yüksek haykırışları koparan Batı’nın ikiyüzlülüğü karşısında kör etmemeli.

Ne zaman öğrenecekler? Aşırılığın başka aşırılıklar doğuracağı insanlık tarihi boyunca sürekli bir tehdit olagelmiş basit ve deneyimle sabit bir gerçektir. Bu aşırılık döngüsünü kırmak, söz konusu faaliyetin İslamiyet adına ya da Batı’nın demokrasi maskesi altında gerçekleştirilmiş olmasına bakılmaksızın, ona karşı çıkmakla mümkündür.

Müslüman karşıtı Batı ideologlarının ve Batı hegemonyasının liberal destekçilerinin toplu öfkelerini Paris’teki vahşi saldırı üzerinden dışa vururken bahsetmeyi kolayca unuttukları şey, aşırı uç İslami faaliyetlerin kurbanlarının büyük çoğunluğunun yine Müslümanlar olduğudur. Bahsetmeyi «unuttukları” bir diğer şey de, son üç yıldır katliamların neredeyse günlük hayatın bir parçası haline geldiği Suriye ve Libya’daki Batı’nın sponsorluğunda gerçekleşen vahşetin yanı sıra Batı aşırıcılığının da kurbanlarının büyük çoğunluğunun Müslümanlar olduğu gerçeğidir. Batılı hükümetlerin, son on yılda daha da hızlanmış olan bitmek bilmeyen savaş, işgal ve askeri müdahaleler dizisi halindeki kıyım ve kargaşadan dolayı özür dilemeleri gerekmez mi?

Fransız Hükümeti Libya’nın şu an içinde boğulmakta olduğu şiddet ve aşırılık uçurumuna sürüklenmesinde meşakkatli bir rol oynamış, aynı şekilde, ülkelerini bir mezarlığa çevirmeye niyetli binlerce radikalin istilasına karşı çaresizce direnen Suriye halkının devam eden ıstırabında da anahtar bir etken olmuştur.

İngiliz Hükümeti de, demokrasinin ve medeniyetin geçerliliğini talep ederek yürüttüğü aynı hain politikalardan ötürü suçludur. Onların demokrasi diye adlandırdıkları şey uzun zamandır organize bir ikiyüzlülük olarak sergilenmektedir. Malcolm X’in dediği gibi: Kongo’da neler olduğunu anlamadan Missisippi’de olanları anlayamazsınız.

Batı köktendinciliği ile İslam köktendinciliği arasında kırılması mümkün olmayan döngüsel bir bağ vardır. Paris’te meydana gelenler ifade özgürlüğüne bir saldırı olarak görülüyor. Ama ifade özgürlüğü de «öteki” olarak farz edilenlere yönelik ideolojik bir saldırıda anahtar bir silah olarak kullanılabilir.

Şuna şüphe yok ki Paris’teki bu korkunç saldırı karşısında sorumlular mutlaka cezalandırılmalı ve en kısa sürede adalete teslim edilmelidirler. Doğrusu, sadece vicdanları cerrahi olarak alınmış olanlar, yerde yatan ve teröristlerden biri tarafından vahşice katledilmeden önce hayatı için yalvaran yaralı polis memurunun görüntüsü karşısında etkilenmeden durabilir.

Ama bir an önce bu düşüncesiz katilleri yakalama ihtiyacının ötesinde, Batı ve Batılı hükümetler tarafında Ortadoğu’ya karşı yürütülen söz konusu politikanın, yaşanan barbarlık patlamasıyla da birlikte, ne kadar felaket getiren bir politika olduğunun kabul edilmesi gerekir.

Kaçınılmaz olarak, ilerleyen haftalarda ve aylarda Fransa’daki Müslüman toplum ve genel olarak göçmenler çeşitli saldırılara uğrayacaklar. İslam ve göçmen karşıtı odağıyla Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağ Ulusal Cephe’nin yükselmesi için var olan destek kuvvetlenerek artacak.

İşin aslı, sadece Fransa’da değil bütün Batı Avrupa’da aşırı sağ cephe yükselişte görünüyor. Charlie Hebdo katliamından önce Almanya’daki en son İslam karşıtı kitle gösterileri zaten endişe verici bir eğilimi yansıtıyordu ve şimdi bu eğilim, çok daha kötü bir hal alarak, dikkatleri İslamofobi’nin büyümesi ve yayılması için gerekli koşulları yaratan Batılı hükümetlerin suçlarından başka yöne çekiyor.

Serbest bırakılan bu histeri krizi sırasında, şunu unutmamak gerekir ki terörizm pasaport taşımaz. Terörizm herhangi bir milliyetin ya da dinin koruyucusu değildir. Yurdunuzda ona direnmenin en iyi ve en etkili yolu, yurtdışında terörizmi desteklemekten vazgeçmektir.



01/02/2015



Yazarın diğer yazıları

Avrupa’nın Sola Dönüşü: Bugün Yunanistan, Yarın İspanya? (01/03/2015)