Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Çağdaş Laik Eğitime Giden Yol ve Ödenen Bedeller (2)

Hikmet Uluğbay

Yazı dizimiz Antik Çağ Yunan Uygarlığı’nda çağdaş eğitim konusuyla devam etmektedir. Antik Çağ Yunan uygarlığına da kısaca göz atmak çağdaş eğitim konusunu değerlendirmek için yardımcı olacaktır. Antik Çağ Yunan şehir devletleri içinde özellikle Atina’da örgün çağdaş eğitim modelinin ilk örneklerine rastlarız. Atina’da 6 yaşına kadar olan erkek çocuklar evde anne veya bir erkek köle tarafından eğitilirken, 6-14 yaş arasında erkek çocuklar mahalledeki kamu veya özel ilköğretim okullarına gönderilmekteydi. Dikkat edin ilköğretimde eğitim süresi sekiz yıl sürüyormuş. O günün üretim teknolojisi ile papirüse yazılı kitaplar çok pahalı olduğu için öğrenim yüksek sesle okuma ve ezberleme temeline dayandırılmıştı. Zengin olmayan öğrencilerin papirüse ulaşması mümkün olmadığından hafızaya kaydetme yöntemi olan ezberleme bilgiyi saklama ve korumanın en geçerli yolu olmuştur. Yazma için özel tabletler kullanılmıştır. Ancak bunlar papirüs değil, muhtemelen yaş killi topraklardı. Dönemin ilköğretiminde Homer’in şiir üslubu ile yazılmış eserlerinin ve müzik aleti lir’i çalmanın özel bir ağırlığı olmuştur. Sadece erkeklerin öğretmen olduğu eğitim yapılanmasında bu iki konu dışında öğretilecekleri öğretmenler serbestçe belirlemişlerdir.

İlköğretim sonrasında öğrencilerin büyükçe bir bölümü, gymnasium denilen dört yıllık okullara da devam ederlerdi. (Bilindiği üzere, bugün Almanya’daki akademik liseler için de bu isim kullanılmaktadır.) Bazı «gymnasium”lar eğitim kadroları büyük ün kazandığı için, diğer kentlerden bu okullara öğrenci akımı bile olmuştur. Bu dönemdeki eğitimde bedensel gelişme özel bir önem taşırdı. Beden eğitimine ağırlık verilmesinin nedeni de askeri eğitime bir anlamda hazırlıktı. Bu eğitim aşamasına felsefe dahil birçok konularda dahil edilmişti ve bu derslerin bir bölümü sofistler ve diğer şehirlerden gelen gezgin filozoflar tarafından verilebilmekteydi. M.Ö. 420 ye gelindiğinde eğitimin felsefi ve mantık boyutu göze çarpan nitelik kazanmaya başladığı için, kentteki gelenekçiler ile modernler arasında bir fikir çatışması yaşandı, gelenekçiler entelektüel eğitimin Atina’nın kültürünü ve askeri gücünü olumsuz yönde etkileyeceğini ileri sürerken, eğitimde ulaşılan nitelikleri savunan modern görüştekiler bu eğitimle Atina’nın daha da güçleneceğini savundular[10]. İlginç olan, bu tartışmaların yoğunlaştığı dönemin, Socrates’in (M.Ö. 469-399)verdiği eğitimin içeriğinden rahatsız olanların söylenmeye başladıkları dönemin olmasıdır. Socrates, birden fazla nedenle suçlanır, birincisi, sapkın bir mezhebe mensup olduğu, ikincisi gençlerin kafalarını kötü öğretiler yerleştirmeye çalıştığı savı ile onu topluma karşı tehdit olmakla suçlayarak kamu davası açılır[11]. Socrates, savunmasında jüriye, kendisini suçlayanların toplumu, kendisi ve öğretisi hakkında zehirlemeye yıllarca önce başladıklarını şu cümlelerle dile getirmiştir; «Onlar siz daha çocukken bu işe başladılar ve kafalarınızı şöyle söyleyerek gerçek dışı iddialarla doldurdular: ‘Sokrates adında bilge bir adam vardır ki, gökyüzü hakkında bir takım teoriler ileri sürer, yeryüzünün altındaki her şeyi araştırmıştır ve dahası kötüyü iyi gibi gösterme kabiliyetine sahiptir.’ İşte benim korktuklarım, beni bu gibi uydurma masallarla kirletenlerdir; çünkü onları dinleyenler, bu araştırmaları yapanların tanrıların varlığına inanmadıklarını düşünmeye yatkındır.[12]” Socrates’in bu cümlesinde dikkatinizi çekmek istediğim bir cümlecik vardır; «gökyüzü hakkında bir takım teoriler ileri sürer ...” bu söylem tanrı tanımamayla ilişkilendirilir. Yargılanması sonucunda zehir içeceği bir ölüm cezasına çarptırılır. Socrates, belki de, gençlere verdiği eğitim nedeni ile ölüm cezasına çarptırılan ilk bilim adamı ve filozoftur. Socrates’ın ölüm cezasına çarptırılması, Atina’nın izleyen dönemde felsefe ve diğer bilim dallarında gerilemesine de yol açmıştır. Socrates’ın, gençlere verdiği eğitim için ücret almadığı da bilinmelidir[13].

Bu noktada Socrates’ın son sözlerinden bazılarını da size aktarmak isterim; «Ve şimdi Atinalılar! Beni mahkûm edenler için bir öngörüde bulunacağım, ... Beni öldürmekle eleştirilerden kurtulacağınızı ve hayatınızın hesabını vermeyeceğinizi zannettiniz. Fakat sonuç sizin beklediğiniz gibi olmayacak, tam tersi olacak. ... İnsanları öldürerek, yaşadığınızın kötü hayatın kınanmasından kurtulacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu ne mümkün ne de onurlu bir kaçış yoludur. En kolay ve en onurlu yol başkalarını susturmak değil, fakat kendinizi geliştirmektir.[14]” İlerleyen çağlarda da örneklerine rastlayacağımız üzere, gökyüzü için kuram üreten ve açıklama getiren bilim insanları daima sapkınlıkla suçlanmış ve bağnazların ölüm tehdidi altında yaşamışlardır.

Atina’da askeri eğitim gymnasium sonrasında iki yıl süreli olarak verilmiştir. Atina devletinde kız çocukları okula gönderilmese de evlerinde özel eğitime alındıkları da bilinmektedir. Ancak, Antik ve Klasik Çağ Yunan döneminde kadınların sokağa çıkarken başlarını örtmek zorunda oldukları duraksamaya neden olmayacak şekilde bir çok belgede yer almaktadır[15]. Homeros’un İlyada ve Odysseia destanlarında kadınların baş örtmelerine ilişkin örnekler yer aldığı gibi, tanrıça Hera’nın, kocası Zeus’ü ziyarete giderken de saçlarını bir duvakla örttüğü kayıtlıdır[16]. Homeros, yaşadığı dönem (M.Ö. 8 inci yüzyıl) ile Truva savaşı (M.Ö. 13 üncü yüzyıl) arasında yaklaşık beş yüzyıl olduğu için kitaplarında, Truva Savaşının öyküsünü anlatsa bile yaşadığı çağın giyim-kuşam adetlerini yansıtmış olduğunu kabul etmek gerekir.

Dönemin diğer güçlü şehir devletlerinden Sparta’da, çocuklar doğduğunda kamu yetkililerince fiziki denetimden geçirirler ve sağlıklı bulunmayanlar ailelerin alınır ya ölüme terkedilir, ya da köle olarak yetiştirilirlerdi. 6-7 yaşlarına gelen erkek çocuklar askeri eğitime alınırlar ve 18 (veya 20 yaşında[17]) yaşında sınavdan geçirilir ve başarılı olanlar vatandaşlığa kabul edilirlerdi. Bu eğitim sırasında gençlere kültürel veya bilimsel hiçbir bilgi verilmediği belirtilmektedir[18]. Sparta’da kız çocukları da 6-7 yaşlarında evlerinden alınır ve onlara da beden eğitimi, güreş ve savaş sanatları öğretilen özel kurumlarda eğitilirlerdi[19]. Sparta’da kız çocuklarının bu şekilde bir eğitime alınması, sağlıklı ve güçlü bir bedene sahip kadınların daha sağlıklı çocuklar dünyaya getireceğine ilişkin anlayış da önemli rol oynamıştır.

Kız çocuklarına erkek çocuklarla eş değer eğitim vermeyen Antik ve Klasik Çağ Yunan eğitim modeli üzerindeki bu özet bilgilerden sonra şimdi de bu eğitim sisteminin ortaya çıkardığı ve dönemine damgasını vurmuş ve gerek o günkü Yunan uygarlığı ve gerekse günümüz uygarlığını etkilemiş Yunanlı bilim, düşün ve yazın insanlarının kısa bir listesine göz atalım. Aslına bu listeyi çok daha geniş olarak da sunmak olasıydı, ancak görsel olarak sunmadaki güçlükler nedeni ile bu boyutta tutmayı seçtim. Bu isimler Tablo 2 de yer almaktadır.

Tablo 2 de yer alan bazı isimlerle, örneğin Pythagoras, Euclid daha lise yıllarında tanışmıştık. Yine bu isimlerden bazılarının tiyatro eserlerini sahnelerimizde izlemiştik. Ayrıca bu isimlerden bazıları değerli ve saygın Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in ülkemize kazandırdığı dünya klasikler serisinde de yayınlanmıştır.

Bu noktada hemen altını çizmek gerekir ki bu gibi listelere, Antik Çağ Yunan görkemli mimarisinin mimarları, mühendisleri ile ünlü heykellerini yapan sanatçıların isimleri dahil değildir. Bu isimlere ve aynı dönemde yaşamış diğer düşün ve yazın insanlarına, mimarlarına, mühendislerine ve heykeltıraşlarına bakıldığında, insanın aklına doğal olarak şu sual geliyor; «Tanrı yetenekleri kadınlar-erkekler, coğrafyalar, uluslararasında ve zaman dilimleri itibariyle adaletsiz mi dağıtıyor?” Sorunun yanıtı bana göre, hayır, Tanrı ne kadın-erkek, ne coğrafya, ne ırk ve ne de zaman dilimi bakımından ayırımcılık yapmıyor. O, yetenekleri tüm insanlara, coğrafya, ırk ve zaman dilimi ayırımı yapmaksızın eşit ve adil olarak dağıtıyor. O zaman insanın aklına diğer sual geliyor; neden diğer uluslar benzeri sayıda yeteneği yetiştirip insanlığın hizmetine sunamıyor?Bunun yanıtı da bana göre tümüyle eğitim sistemlerinin yeteneklerin filizlenip, gelişmesine izin verip vermediği ile ilgilidir. Aşağıdaki listede Sparta devletinde yetişmiş bir isim yok! Bu benim isimlerini yazmamamdan kaynaklanmıyor. İki şehir devletinin eğitim sistemlerinin doğal sonucudur

Yazı dizimiz Antik Çağ Yunan Uygarlığı’nda çağdaş eğitim konusuyla devam etmektedir. Antik Çağ Yunan uygarlığına da kısaca göz atmak çağdaş eğitim konusunu değerlendirmek için yardımcı olacaktır. Antik Çağ Yunan şehir devletleri içinde özellikle Atina’da örgün çağdaş eğitim modelinin ilk örneklerine rastlarız. Atina’da 6 yaşına kadar olan erkek çocuklar evde anne veya bir erkek köle tarafından eğitilirken, 6-14 yaş arasında erkek çocuklar mahalledeki kamu veya özel ilköğretim okullarına gönderilmekteydi. Dikkat edin ilköğretimde eğitim süresi sekiz yıl sürüyormuş. O günün üretim teknolojisi ile papirüse yazılı kitaplar çok pahalı olduğu için öğrenim yüksek sesle okuma ve ezberleme temeline dayandırılmıştı. Zengin olmayan öğrencilerin papirüse ulaşması mümkün olmadığından hafızaya kaydetme yöntemi olan ezberleme bilgiyi saklama ve korumanın en geçerli yolu olmuştur. Yazma için özel tabletler kullanılmıştır. Ancak bunlar papirüs değil, muhtemelen yaş killi topraklardı. Dönemin ilköğretiminde Homer’in şiir üslubu ile yazılmış eserlerinin ve müzik aleti lir’i çalmanın özel bir ağırlığı olmuştur. Sadece erkeklerin öğretmen olduğu eğitim yapılanmasında bu iki konu dışında öğretilecekleri öğretmenler serbestçe belirlemişlerdir.

İlköğretim sonrasında öğrencilerin büyükçe bir bölümü, gymnasium denilen dört yıllık okullara da devam ederlerdi. (Bilindiği üzere, bugün Almanya’daki akademik liseler için de bu isim kullanılmaktadır.) Bazı «gymnasium”lar eğitim kadroları büyük ün kazandığı için, diğer kentlerden bu okullara öğrenci akımı bile olmuştur. Bu dönemdeki eğitimde bedensel gelişme özel bir önem taşırdı. Beden eğitimine ağırlık verilmesinin nedeni de askeri eğitime bir anlamda hazırlıktı. Bu eğitim aşamasına felsefe dahil birçok konularda dahil edilmişti ve bu derslerin bir bölümü sofistler ve diğer şehirlerden gelen gezgin filozoflar tarafından verilebilmekteydi. M.Ö. 420 ye gelindiğinde eğitimin felsefi ve mantık boyutu göze çarpan nitelik kazanmaya başladığı için, kentteki gelenekçiler ile modernler arasında bir fikir çatışması yaşandı, gelenekçiler entelektüel eğitimin Atina’nın kültürünü ve askeri gücünü olumsuz yönde etkileyeceğini ileri sürerken, eğitimde ulaşılan nitelikleri savunan modern görüştekiler bu eğitimle Atina’nın daha da güçleneceğini savundular[10]. İlginç olan, bu tartışmaların yoğunlaştığı dönemin, Socrates’in (M.Ö. 469-399)verdiği eğitimin içeriğinden rahatsız olanların söylenmeye başladıkları dönemin olmasıdır. Socrates, birden fazla nedenle suçlanır, birincisi, sapkın bir mezhebe mensup olduğu, ikincisi gençlerin kafalarını kötü öğretiler yerleştirmeye çalıştığı savı ile onu topluma karşı tehdit olmakla suçlayarak kamu davası açılır[11]. Socrates, savunmasında jüriye, kendisini suçlayanların toplumu, kendisi ve öğretisi hakkında zehirlemeye yıllarca önce başladıklarını şu cümlelerle dile getirmiştir; «Onlar siz daha çocukken bu işe başladılar ve kafalarınızı şöyle söyleyerek gerçek dışı iddialarla doldurdular: ‘Sokrates adında bilge bir adam vardır ki, gökyüzü hakkında bir takım teoriler ileri sürer, yeryüzünün altındaki her şeyi araştırmıştır ve dahası kötüyü iyi gibi gösterme kabiliyetine sahiptir.’ İşte benim korktuklarım, beni bu gibi uydurma masallarla kirletenlerdir; çünkü onları dinleyenler, bu araştırmaları yapanların tanrıların varlığına inanmadıklarını düşünmeye yatkındır.[12]” Socrates’in bu cümlesinde dikkatinizi çekmek istediğim bir cümlecik vardır; «gökyüzü hakkında bir takım teoriler ileri sürer ...” bu söylem tanrı tanımamayla ilişkilendirilir. Yargılanması sonucunda zehir içeceği bir ölüm cezasına çarptırılır. Socrates, belki de, gençlere verdiği eğitim nedeni ile ölüm cezasına çarptırılan ilk bilim adamı ve filozoftur. Socrates’ın ölüm cezasına çarptırılması, Atina’nın izleyen dönemde felsefe ve diğer bilim dallarında gerilemesine de yol açmıştır. Socrates’ın, gençlere verdiği eğitim için ücret almadığı da bilinmelidir[13].

Bu noktada Socrates’ın son sözlerinden bazılarını da size aktarmak isterim; «Ve şimdi Atinalılar! Beni mahkûm edenler için bir öngörüde bulunacağım, ... Beni öldürmekle eleştirilerden kurtulacağınızı ve hayatınızın hesabını vermeyeceğinizi zannettiniz. Fakat sonuç sizin beklediğiniz gibi olmayacak, tam tersi olacak. ... İnsanları öldürerek, yaşadığınızın kötü hayatın kınanmasından kurtulacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu ne mümkün ne de onurlu bir kaçış yoludur. En kolay ve en onurlu yol başkalarını susturmak değil, fakat kendinizi geliştirmektir.[14]” İlerleyen çağlarda da örneklerine rastlayacağımız üzere, gökyüzü için kuram üreten ve açıklama getiren bilim insanları daima sapkınlıkla suçlanmış ve bağnazların ölüm tehdidi altında yaşamışlardır.

Atina’da askeri eğitim gymnasium sonrasında iki yıl süreli olarak verilmiştir. Atina devletinde kız çocukları okula gönderilmese de evlerinde özel eğitime alındıkları da bilinmektedir. Ancak, Antik ve Klasik Çağ Yunan döneminde kadınların sokağa çıkarken başlarını örtmek zorunda oldukları duraksamaya neden olmayacak şekilde bir çok belgede yer almaktadır[15]. Homeros’un İlyada ve Odysseia destanlarında kadınların baş örtmelerine ilişkin örnekler yer aldığı gibi, tanrıça Hera’nın, kocası Zeus’ü ziyarete giderken de saçlarını bir duvakla örttüğü kayıtlıdır[16]. Homeros, yaşadığı dönem (M.Ö. 8 inci yüzyıl) ile Truva savaşı (M.Ö. 13 üncü yüzyıl) arasında yaklaşık beş yüzyıl olduğu için kitaplarında, Truva Savaşının öyküsünü anlatsa bile yaşadığı çağın giyim-kuşam adetlerini yansıtmış olduğunu kabul etmek gerekir.

Dönemin diğer güçlü şehir devletlerinden Sparta’da, çocuklar doğduğunda kamu yetkililerince fiziki denetimden geçirirler ve sağlıklı bulunmayanlar ailelerin alınır ya ölüme terkedilir, ya da köle olarak yetiştirilirlerdi. 6-7 yaşlarına gelen erkek çocuklar askeri eğitime alınırlar ve 18 (veya 20 yaşında[17]) yaşında sınavdan geçirilir ve başarılı olanlar vatandaşlığa kabul edilirlerdi. Bu eğitim sırasında gençlere kültürel veya bilimsel hiçbir bilgi verilmediği belirtilmektedir[18]. Sparta’da kız çocukları da 6-7 yaşlarında evlerinden alınır ve onlara da beden eğitimi, güreş ve savaş sanatları öğretilen özel kurumlarda eğitilirlerdi[19]. Sparta’da kız çocuklarının bu şekilde bir eğitime alınması, sağlıklı ve güçlü bir bedene sahip kadınların daha sağlıklı çocuklar dünyaya getireceğine ilişkin anlayış da önemli rol oynamıştır.

Kız çocuklarına erkek çocuklarla eş değer eğitim vermeyen Antik ve Klasik Çağ Yunan eğitim modeli üzerindeki bu özet bilgilerden sonra şimdi de bu eğitim sisteminin ortaya çıkardığı ve dönemine damgasını vurmuş ve gerek o günkü Yunan uygarlığı ve gerekse günümüz uygarlığını etkilemiş Yunanlı bilim, düşün ve yazın insanlarının kısa bir listesine göz atalım. Aslına bu listeyi çok daha geniş olarak da sunmak olasıydı, ancak görsel olarak sunmadaki güçlükler nedeni ile bu boyutta tutmayı seçtim. Bu isimler Tablo 2 de yer almaktadır.

Tablo 2 de yer alan bazı isimlerle, örneğin Pythagoras, Euclid daha lise yıllarında tanışmıştık. Yine bu isimlerden bazılarının tiyatro eserlerini sahnelerimizde izlemiştik. Ayrıca bu isimlerden bazıları değerli ve saygın Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in ülkemize kazandırdığı dünya klasikler serisinde de yayınlanmıştır.

Bu noktada hemen altını çizmek gerekir ki bu gibi listelere, Antik Çağ Yunan görkemli mimarisinin mimarları, mühendisleri ile ünlü heykellerini yapan sanatçıların isimleri dahil değildir. Bu isimlere ve aynı dönemde yaşamış diğer düşün ve yazın insanlarına, mimarlarına, mühendislerine ve heykeltıraşlarına bakıldığında, insanın aklına doğal olarak şu sual geliyor; «Tanrı yetenekleri kadınlar-erkekler, coğrafyalar, uluslararasında ve zaman dilimleri itibariyle adaletsiz mi dağıtıyor?” Sorunun yanıtı bana göre, hayır, Tanrı ne kadın-erkek, ne coğrafya, ne ırk ve ne de zaman dilimi bakımından ayırımcılık yapmıyor. O, yetenekleri tüm insanlara, coğrafya, ırk ve zaman dilimi ayırımı yapmaksızın eşit ve adil olarak dağıtıyor. O zaman insanın aklına diğer sual geliyor; neden diğer uluslar benzeri sayıda yeteneği yetiştirip insanlığın hizmetine sunamıyor?Bunun yanıtı da bana göre tümüyle eğitim sistemlerinin yeteneklerin filizlenip, gelişmesine izin verip vermediği ile ilgilidir. Aşağıdaki listede Sparta devletinde yetişmiş bir isim yok! Bu benim isimlerini yazmamamdan kaynaklanmıyor. İki şehir devletinin eğitim sistemlerinin doğal sonucudur.

İsim

Ünü

Yaşadığıyıllar

İsim

Ünü

Yaşadığıyıllar

Solon

Devletadamı

638-559

Sappho

Kadınşair

612-???

Pythagoras

Matematikçive fizikçi

582-500

Xeno-phanes

Filozof

570-475

Anacreon

Şair

570-480

Heraclitus

Filozof

540-480

Themis-tocles

Devlet adamı

528-462

Aeschylus

Şair vedramatist

525-456

Pindar

Şair

518-438

Sophocles

Trajediyazarı

495-406

Euripides

Trajik şair

485-406

Heredotus

Tarihçi

485-425

Protagoras

Sofistfilozof

485-410

Hippo-crates

Doktor

460-377

Socrates

Filozof

469-399

Democritus

Filozof

460-370

Thucydides

Tarihçi

460-400

Aristo-phanes

Şair veKomediyazarı

450-385

Plato

Filozof

428-348

Aristotle

Filozof veİskender’inöğretmeni

384-322

Euclid

Geometribilimci

300 ler

Archi-medes

Matematikve fizikçi

287-212

Sparta dışında kalan başta Atina olmak üzere Yunan ve İonia kent devletleri kadınların sahip olduğu yetenek potansiyelinden yararlanmaksızın bu değerli insanların ortaya çıkabilmesine eğitim modelleri ile zemin hazırlamıştır. O potansiyelden kadınlar da yararlanabilmiş olsa idi, sonuç insanlık açısından şüphesiz çok daha muhteşem olabilirdi.

Roma medeniyeti, Antik Çağ Yunan medeniyetini geniş ölçüde benimsemiş ve onun üzerine kendi yeteneklerini yetiştirmiştir. Onların isimlerini de burada ayrıca saymayacağım. Bu noktada anılmaya değer bir bilgi de Antik ve Klasik Çağ’da Çin’de de çok saygın filozofların yaşayıp insanlık mirasına dahil olduklarıdır. Bunların en bilinenleri ise filozof ve Taocu felsefenin kurucularından kabul edilen Lao-Tzu (604-531), filozof Konfüçyüs (541-479) ve Taocu felsefenin diğer kurucusu olarak kabul edilen Chuang-Tzu(369-286) dur. Bunlara birçok isim daha eklemek mümkündür.



Kaynaklar

10] Athenian Education System, wikipedia.

[11] Eflatun, «Sokrates’in Savunması”, Şule Yayınları 3. Baskı 1999, sayfa 53.

[12] Eflatun, sayfa 56-57.

[13] Russel Bertrand, «A History of Western Philosohy”, A Clarion Book 13 üncü Paperback Basımı 1967, sayfa 82.

[14] Eflatun,sayfa 88-89 ve Russell, sayfa 88-89.

[15] Lloyd Llewellyn-Jones, «Aphrodite’s Tortoise- The Veiled Women of Ancient Greece”, The Classical Press of Wales 2010 Paperback edition.

[16] Homeros, «İlyada”, Arkadaş Yayınları 4. Baskı sayfa 281.

[17] Russell, sayfa 94.

[18] Russell, aynı sayfa.

[19] «Education in Ancient Greece”





01/03/2013



Yazarın diğer yazıları

Çatı Adayı İçin İmza Vermeyen CHP Milletvekillerine Birkaç Söz (01/09/2014)
İnsanın Petrolle Tanışması (01/09/2013)
21. Yüzyıl İçin İnsan ve Planlama (01/08/2013)
Çağdaş Laik Eğitime Giden Yol ve Ödenen Bedeller (6) (01/07/2013)
Çağdaş Laik Eğitime Giden Yol ve Ödenen Bedeller (5) (01/06/2013)
Çağdaş Laik Eğitime Giden Yol ve Ödenen Bedeller (4) (01/05/2013)
Çağdaş Laik Eğitime Giden Yol ve Ödenen Bedeller (3) (02/04/2013)
Çağdaş Laik Eğitime Giden Uzun Yol ve Ödenen Bedeller -1 (01/02/2013)
YÖK Bir Yazı İle Yabancı Öğrencilere Ayrıcalık Tanıyabilir mi? (01/01/2013)
On Senedir Siz Niye Açmadınız? (01/10/2012)