Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Büyükerşen’e Bile Bu Yapılırsa

Suat Çağlayan


Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, AKP hükümetinin saldırısına uğrayıp da, Yılmaz Hoca’nın yakın çalışma arkadaşları gözaltına alınınca aklıma Hoca’dan dinlediklerim geldi.İki ay kadar önce, İzmir’de düzenlenen ‘Yerel Yönetimler Paneli’nde konuşan Yılmaz Büyükerşen, AKP iktidarının kendilerine yaptığı zulümden söz ederken şunları söylemişti: «Beni çalıştırmamak ve başarısız göstermek için ellerinden geleni yapıyorlar. Projelerimizi hem siyasi ve hem de bürokratik yollarla engelliyorlar. Sadece bu kadarla kalsalar iyi, neredeyse her gün gönderdikleri müfettişlerle bizi bıktırmaya ve çalışmalarımızı engellemeye çalışıyorlar.” Hoca, gelen müfettişlerle ilgili olarak da şunları söylemişti: «Müfettişlere, belediyenin içindeki en konforlu odayı tahsis ettik. Kendi adamlarımıza başka binalarda yer bulduk. Bir gün gönderilen müfettiş arkadaşlara şunu söylemiştim: Bari sizin buraya tayininizi çıkarsınlar. Hem devlet sizlere harcırah vermekten kurtulur, hem de aileleriniz yanınıza gelmiş olur.”
****
İktidar, kendinden olmayan belediyelere kan kusturmaya devam ediyor. İzmir, Bodrum, Balıkesir, Edremit gibi birçok belediyeye, AKP müfettişler göndererek; ürkütme-engelleme-çalıştırmama baskısı oluşturdu. Yeterince korku veremediklerine inanmış olacaklar ki, bu kentlerde devreye polisi, savcıyı ve mahkemeleri soktu. Başkanları ve belediye çalışanlarını üzdüler, onların ruhlarına ve bedenlerine zarar verdiler, ailelerine büyük üzüntü yaşattılar... Ancak bütün gayretlerine rağmen amaçlarına ulaşamadılar:
Çünkü, hiçbirini itibarsızlaştıramadılar...
****
Yıllardır aynı baskıyı Yılmaz Hoca da görmekteydi. Yerel seçimler yaklaşmış olduğundan, artık zamanın geldiğini düşünmüş olacaklar ki, Eskişehir’de de atağa geçtiler. Tek amaçları var; Yılmaz Hoca’yı itibarsızlaştırmak. Bunu sağlamanın ilk hamlesi de, onun çalışma arkadaşlarını yolsuzlukla suçlamak. Ancak bir sorun var ortada... Yılmaz Büyükerşen’i itibarsızlaştırmak isteyenler, itibarın ne olduğu konusunda bir idrak sorunu içinde görünüyorlar. Çünkü onun sahip olduğu itibar, ona çamur atanların anlayabileceği türden değil. Yani Hoca’nınki, ‘niteliksiz ve geçici’ bir itibar değil.
Onun itibarı, yaşamının her döneminde Türkiye ve Eskişehir için ürettikleri nedeniyle gördüğü; sevgi, saygı ve hayranlıkla yoğrulmuş ‘nitelikli ve kalıcı’ bir itibar...
****
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde bir operasyonla Yılmaz Hoca’nın yakın çalışma arkadaşlarını gözaltına alanlar Hoca’yı psikolojik olarak yıkacaklarını da sanmasınlar. Şunu biliyorum ki, ona bu muameleyi layık görenler, onun bu haksızlık karşısında nasıl diklendiğini, arkadaşlarına nasıl sahip çıktığını görünce telaşa kapılmışlardır bile... Hele de- her zamanki güler yüzüyle- arkadaşlarının arkasında olduğunu, Ankara’ya duyurmak istercesine, bağırarak söylemesi yok mu!..
Eminim, hemen AKP’li yöneten ve yönetilenler(!) arasında bir telefon trafiği başlamıştır; «Aman sakın Büyükerşen’e dokunmayın, yoksa tüm Türkiye’ye rezil oluruz” mesajları ulaşmıştır ilgili yerlere...
****
Yılmaz Hoca, çöl ortasında bir vaha yaratırcasına çağdaş bir Eskişehir yaratmış insandır. Ülkemizde yıllar önce kurduğu ‘Açık Öğretim’ sistemiyle milyonlarca öğrencinin üniversite mezunu olmasını sağlayan büyük bir eğitimcidir. Havacılığı, güzel sanatları, edebiyatı, tiyatroyu, müzeciliği (balmumu heykel) ve daha sayılamayacak kadar çok çağdaşlığı Eskişehir’e taşımış bir bilim ve yönetim ustasıdır o...
Sanatçılığı ile dünyanın en önemli müzelerinden olan Madam Tussaud’ya danışman olacak kadar uluslararası tanınmışlığa ulaşmış bir kişidir Yılmaz Hoca... Şimdi siz gelin de, böylesi bir insanın başına çöreklenin, onu baskı altına alarak çalıştırmayın, eziyet edin, bıktırmak ve itibarsızlaştırmak için de arkadaşlarını içeri tıkmaya çalışın...
****
Beyler yapın yapacağınızı...
Ayıp mayıp dinlemeyin... Vicdanınıza da boşverin...
Ancak şunu bilin ki, Büyükerşen’in kapısında size ekmek yok...
Hem sonra şunu da unutmayın; ‘keser döner, sap döner...’


Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, AKP hükümetinin saldırısına uğrayıp da, Yılmaz Hoca’nın yakın çalışma arkadaşları gözaltına alınınca aklıma Hoca’dan dinlediklerim geldi.İki ay kadar önce, İzmir’de düzenlenen ‘Yerel Yönetimler Paneli’nde konuşan Yılmaz Büyükerşen, AKP iktidarının kendilerine yaptığı zulümden söz ederken şunları söylemişti: «Beni çalıştırmamak ve başarısız göstermek için ellerinden geleni yapıyorlar. Projelerimizi hem siyasi ve hem de bürokratik yollarla engelliyorlar. Sadece bu kadarla kalsalar iyi, neredeyse her gün gönderdikleri müfettişlerle bizi bıktırmaya ve çalışmalarımızı engellemeye çalışıyorlar.” Hoca, gelen müfettişlerle ilgili olarak da şunları söylemişti: «Müfettişlere, belediyenin içindeki en konforlu odayı tahsis ettik. Kendi adamlarımıza başka binalarda yer bulduk. Bir gün gönderilen müfettiş arkadaşlara şunu söylemiştim: Bari sizin buraya tayininizi çıkarsınlar. Hem devlet sizlere harcırah vermekten kurtulur, hem de aileleriniz yanınıza gelmiş olur.”


****


İktidar, kendinden olmayan belediyelere kan kusturmaya devam ediyor. İzmir, Bodrum, Balıkesir, Edremit gibi birçok belediyeye, AKP müfettişler göndererek; ürkütme-engelleme-çalıştırmama baskısı oluşturdu. Yeterince korku veremediklerine inanmış olacaklar ki, bu kentlerde devreye polisi, savcıyı ve mahkemeleri soktu. Başkanları ve belediye çalışanlarını üzdüler, onların ruhlarına ve bedenlerine zarar verdiler, ailelerine büyük üzüntü yaşattılar... Ancak bütün gayretlerine rağmen amaçlarına ulaşamadılar:


Çünkü, hiçbirini itibarsızlaştıramadılar...


****


Yıllardır aynı baskıyı Yılmaz Hoca da görmekteydi. Yerel seçimler yaklaşmış olduğundan, artık zamanın geldiğini düşünmüş olacaklar ki, Eskişehir’de de atağa geçtiler. Tek amaçları var; Yılmaz Hoca’yı itibarsızlaştırmak. Bunu sağlamanın ilk hamlesi de, onun çalışma arkadaşlarını yolsuzlukla suçlamak. Ancak bir sorun var ortada... Yılmaz Büyükerşen’i itibarsızlaştırmak isteyenler, itibarın ne olduğu konusunda bir idrak sorunu içinde görünüyorlar. Çünkü onun sahip olduğu itibar, ona çamur atanların anlayabileceği türden değil. Yani Hoca’nınki, ‘niteliksiz ve geçici’ bir itibar değil.


Onun itibarı, yaşamının her döneminde Türkiye ve Eskişehir için ürettikleri nedeniyle gördüğü; sevgi, saygı ve hayranlıkla yoğrulmuş ‘nitelikli ve kalıcı’ bir itibar...


****


Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde bir operasyonla Yılmaz Hoca’nın yakın çalışma arkadaşlarını gözaltına alanlar Hoca’yı psikolojik olarak yıkacaklarını da sanmasınlar. Şunu biliyorum ki, ona bu muameleyi layık görenler, onun bu haksızlık karşısında nasıl diklendiğini, arkadaşlarına nasıl sahip çıktığını görünce telaşa kapılmışlardır bile... Hele de- her zamanki güler yüzüyle- arkadaşlarının arkasında olduğunu, Ankara’ya duyurmak istercesine, bağırarak söylemesi yok mu!..


Eminim, hemen AKP’li yöneten ve yönetilenler(!) arasında bir telefon trafiği başlamıştır; «Aman sakın Büyükerşen’e dokunmayın, yoksa tüm Türkiye’ye rezil oluruz” mesajları ulaşmıştır ilgili yerlere...


****


Yılmaz Hoca, çöl ortasında bir vaha yaratırcasına çağdaş bir Eskişehir yaratmış insandır. Ülkemizde yıllar önce kurduğu ‘Açık Öğretim’ sistemiyle milyonlarca öğrencinin üniversite mezunu olmasını sağlayan büyük bir eğitimcidir. Havacılığı, güzel sanatları, edebiyatı, tiyatroyu, müzeciliği (balmumu heykel) ve daha sayılamayacak kadar çok çağdaşlığı Eskişehir’e taşımış bir bilim ve yönetim ustasıdır o...


Sanatçılığı ile dünyanın en önemli müzelerinden olan Madam Tussaud’ya danışman olacak kadar uluslararası tanınmışlığa ulaşmış bir kişidir Yılmaz Hoca... Şimdi siz gelin de, böylesi bir insanın başına çöreklenin, onu baskı altına alarak çalıştırmayın, eziyet edin, bıktırmak ve itibarsızlaştırmak için de arkadaşlarını içeri tıkmaya çalışın...


****


Beyler yapın yapacağınızı...


Ayıp mayıp dinlemeyin... Vicdanınıza da boşverin...


Ancak şunu bilin ki, Büyükerşen’in kapısında size ekmek yok...


Hem sonra şunu da unutmayın; ‘keser döner, sap döner...’





01/02/2013



Yazarın diğer yazıları

Ecevit'e Dil Uzatmanın Hafifliği (01/11/2017)
İYİ Parti'nin kuruluşuna neden katıldım (01/11/2017)
Neden Meral Akşener Hareketi (01/10/2017)
Popülizm Yapanlar Hastaları Vuruyor! (01/09/2017)
İbretlik Bir Öykü (01/08/2017)
Biraz da Futbol (01/07/2017)
Zeytinlikler (01/06/2017)
Referandum Sonrası Bir Analiz (01/05/2017)
Fethullah’ın Kadim Dostları Şimdi Düşman mı? (01/04/2017)
Burhan Özfatura’ya Kulak Verelim! (01/03/2017)
Charlie Chaplin’in “Büyük Diktatör” Filmi ve Bizdeki Versiyonu (01/02/2017)
Paşam, Keşke İşgal Edilen 16 Adadan Birine Çıkabilseydiniz! (01/02/2017)
Diktatörlerin Ruh Sağlığı (01/01/2017)
Yılmaz Büyükerşen’e De Bu Yapılırsa! (01/12/2016)
Gıda Emperyalizmine Karşı Bir Savaşçı: Osman Nuri Koçtürk (01/11/2016)
Durum Ciddi; Sokaklar Kadınlara Zindan Edilecek (01/10/2016)
At İzinin İt İzine Karıştığı Bir Ülkede… (01/09/2016)
Bir Darbe Analizi (01/08/2016)
APTAL PUMA SENDROMU/ PUMA KADIN (30/06/2016)
Herkes MHP'deki umut veren muhalefeti konuşuyor… Peki ya CHP! (01/06/2016)
SANATA TÜKÜRENLERİN YÖNETTİĞİ BİR ÜLKE (01/05/2016)
DOKTORLARIN KRİTİK SEÇİMİ NİSAN’DA (01/04/2016)
 ÖFKE NEREYE GÖTÜRÜR? (01/03/2016)
HP ve TSK Güven Vermek Zorundadır! (01/02/2016)
Biri Nobel’ini Atatürk’e Sunuyor, Diğeri İse… (01/01/2016)
Kurultay Her Zaman Sürpriz Yapabilir! (01/12/2015)
Bu Siyasetçiler Hemen Ayrılmalı ...
Hitler Örneği Akıldan Çıkarılmamalı...
(01/11/2015)
Potamya Kalıntıları İş Başında… (01/10/2015)
Keşke Bu Kadar AKP’ci Olmasaydım! Diyormudur Acaba (01/09/2015)
PKK ile Tahtarevalli Oyunu (01/08/2015)
Koalisyon Denince Akla Önce Saygı Gelmelidir! (01/07/2015)
Seçimlerle İlgili Bir Analiz (01/06/2015)
Ermeni Soykırımı Yalanı Karşısında (Yeni) CHP’yi Yönetenler Neden Tavırsız? (01/05/2015)
“Kozmik” Bilgileri Taşırmanın Günahı Kimlerde? (01/04/2015)
CHP’li Belediyenin Farklı Bir “Gemicik” Öyküsü (01/03/2015)
Gözyaşı Fışkırır, Yağ Yerine Zeytin İçinden (01/02/2015)
CHP’de Tavan, Tabanı Ürkütüyor (01/01/2015)
Emine Ülker Tarhan’ın İstifasının Anlamı (01/12/2014)
CHP Umut Olmalı! (01/11/2014)
CHP’de Umutsuzluk (01/10/2014)
CHP Bu Duruma Nasıl Düşürüldü? (01/09/2014)
Bu “Yaş” ta, Gözyaşı mı? (02/08/2014)
Zeytinliklere ve Zeytinciye Yazık Olacak (01/07/2014)
SOMA’da, 19 Yaşında Ölmenin Sakıncası Yok! (01/06/2014)
Sanatın ve Sanatçının Ölüm Fermanı:TÜSAK (01/05/2014)
Despot, Çöküntüyle Keskinleşir (01/04/2014)
Sadece Hırsızlık mı,Kleptomani mi? (05/03/2014)
Gerçek Kütüphaneci Olabilmek Zor İştir! (01/03/2014)
Grip Aşısı Sömürüsü (01/02/2014)
“Terörizme Destek Veren Ülke” Olmaya Doğru… (01/01/2014)
Zeytinyağı’na Suriye Darbesi (01/01/2014)
Gavat Açılımı (01/12/2013)
AKP ve Çocuk Felci! (01/12/2013)
“Onur ve Arkadaşlık” İstifaları (01/11/2013)
CHP’nin Mazlum/Mağdur Sıkıntısı (01/10/2013)
Şizofren Dış Politika (01/09/2013)
Emine Ülker Tarhan ve Gezi Gençliği (01/08/2013)
Görsel Bir Şölendir Ayvalık (12/07/2013)
Mustafa Kemal Rahat Uyuyabilir: (01/07/2013)
PKK’nın Çekilmesi İyi Analiz Edilmeli… (01/06/2013)
Müze/Kilise Ayasofya’yı (Trabzon) Camiye Çevirmenin Dayanılmaz Yanlışlığı (01/05/2013)
Suriye´deki Dinci Teröristlerin “Muta Nikahlı” Tecavüzleri (01/04/2013)
Tayyip Erdoğan Korkmasın! ABD Ondan İyisini Bulamaz! (01/03/2013)
E.Ü. İçine Güzel Sanatlar Fakültesi ve Beklentiler (01/02/2013)
Yargıya Güvenin Olmadığı Yerde Osman Özgüven Neden Kalsın Ki? (01/01/2013)
Bir Meslek Örgütü Kendi Ülkesine Karşı Olabilir mi? (01/12/2012)
Cumhuriyet Ne Kadar Tehlikede (01/11/2012)
Türkiye´yi Bölme Görevi (01/10/2012)
Öldürdüler Almina’yı (03/09/2012)
İçerde: Din Sömürüsü ve Kin... Dışarda: Emir Kulu... (01/08/2012)
Kürtaj Yasağı En Çok Yoksul Kadını Vuracak (01/07/2012)
Artık ‘İçimiz’ değil ‘dışımız’ Yansın Belki Uyanırız! (01/06/2012)
Semah’ın Gücü... İzmir’in Kırılganlığı… (01/05/2012)
Afganistan’daki Helikopter Kazası (01/04/2012)
ABD Kafkasya’yı da Karıştırır mı? (01/03/2012)
Sıkıyönetim Mahkemeleri Daha mı İyiydi? (01/02/2012)
Rauf Denktaş´ın Arkasından Sahte Gözyaşları... (17/01/2012)
Cumhuriyet mi, Yoksa Demokrasi mi? (01/01/2012)
İzmir Belediye Baskını ya da Arturo Ui´nin Önlenebilir Yükselişi (01/12/2011)
Pkk’yı Siyasi Yollarla Yok Edemezsin! (01/11/2011)
İki Farklı ‘KALE’, İki Farklı Duyarlılık (01/10/2011)
Terör Örgütünün İki Kolu: PKK ve PKK Holdingi (01/09/2011)
“İnsan Hakları” Bu Ülkelerin Ağzına Yakışmıyor (01/08/2011)
Hukuk Mu Dedin? Hadi Canım Sen De! (01/07/2011)
Üç ‘F’ (Fado, Fatıma, Futbol) ve AKP (01/06/2011)
Onların Demokrasisi Bizi ‘Götürür’ Abi! (01/05/2011)
“Kırk Katır Mı, Kırk Satır Mı?” (01/04/2011)
Ecevit’i Ergenekon İçin Kullanmaya Çalışmasınlar! (01/03/2011)
Tükürün Bu ‘Ucube’ Heykellere! (01/02/2011)
Kılıçdaroğlu Artık Çok Rahat (01/01/2011)
Füze Kalkanı ve Türkiye (03/12/2010)
Rektör Olma Hayali Var, Mantık Yok... (01/11/2010)
Hanefi Avcı´nın Kitabı (01/10/2010)
“Bir Buçuk Cumhuriyetçiler” ve Referandum (01/09/2010)
Yaşasın! Tanzanya ile Vize Kalktı (01/08/2010)
Sevgili Hamas´a Sitemimizdir... (01/07/2010)
Güçlenen CHP Siyaseti Altüst Ediyor (01/06/2010)
Mayıs: Hüzünle Mutluluğun Kol Kola Gezdiği Ay (02/05/2010)
İki İsim, İki Öykü (01/04/2010)
Bakan Yanında ‘Ezik’ Vali (01/03/2010)
Özgürlük mü Dediniz(!) (01/02/2010)