Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Beş günlük savaştan beş yıl sonra: Rusya ve Gürcistan barışıyor

Can Perinçek

Rusya´daki dükkanlarda tekrardan Gürcü malı şaraplar ve mineral suları satılmaya başlandı. 2008´de Güney Osetya´da yaşanan savaştan önce şaşırtıcı olmayan bu durum iki ülke arasındaki ilişkilerin kopuk olduğu bugün için şaşırtıcı bir nitelik taşıyor.

Bu durum sadece ticaret ve iş dünyasında geçerli değil. Rus ve Gürcü yetkililer temkinli ama hevesli bir şekilde ortak bir zemin oluşturmak ve iki ülke arasındaki vizeleri kaldırmak derecesinde radikal uygulamalar düşünüyorlar, henüz Moskova ve Tiflis´te elçilikler olmamasına rağmen.

Gözle görülür değişiklikler var. Ancak yenilgiye uğramış ve katı bir Gürcistan bile hatalarını itiraf edip uzlaşmaya yaklaşırken, aynı isteklilik uluslararası kamuoyunda ve ana akım medyanın tutumunda mevcut mu?

Sert başlangıç

2008´deki savaş aniden başlamıştı (işaretleri olmasına rağmen birçok insan açıktan bir savaş ihtimaline inanmamayı tercih etmişti) ve Batı´nın çatışmaların başlangıcında korkunç derecede taraflı olan yayınları, savaşın daha da hızlı kızışmasına yol açtı.

8 Ağustos 2008 günü erken saatlerde Gürcü Ordusu Güney Osetya´nın başkenti Şinvali´yi top ve çok atışlı füze sistemleriyle bombalamaya başladı. Bu saldırı daha önce yapılan ateşkes anlaşmasını ihlal ediyordu. Saldırının hedefleri arasında Rus arabulucuların merkezleri ve şehrin yerleşim yerleri de vardı. Güney Osetyalı yetkililere göre bu saldırı sonucu 1.500-2.000 arasında sivil hayatını kaybetti.

Aynı günün öğlen saatlerinde Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev orduya «Gürcistan´ı barışa zorlayacak bir operasyon” başlatılması emrini verdi. Rus uçakları Gürcü askeri üslerini ve hava meydanlarını bombalarken, Rus tanklarının Gürcü kuvvetlerini hızla Gürcistan´ın içlerine doğru sürmesinin ardından başkent Tiflis´e az bir mesafe kala ilerleyişini durdurdu. Arkasından piyade ve paraşütçü birlikleri de kara güvenliğini sağlamak üzere harekete geçti. 12 Ağustos tarihine gelindiğinde operasyonun askeri kısmı sona ermişti.

Rus tarafının askeri kayıpları 70´e yakın ölüyken, Gürcü ordusu 150 askerinin hayatını kaybettiğini ifade etmişti.

16 Ağustos´ta daha önce Gürcistan, Abhazya ve Güney Osetya´nın imzaladığı barış yapılmasına yönelik bir plan Medvedev tarafından da imzalandı.

Önde gelen İngiliz ve Amerikan haber ajansları, televizyon kanalları ve gazetelerinin manşetleri Rusya´yı komşu ülkesini işgal etmekle suçlarken Güney Osetya´dan tartışılmaz bir Gürcü toprağı olarak bahsediyordu.

CNN, «Rusya Gürcistan´ı istila etti”, «Rusya komşusuna saldırıyor” ve «Gürcistan Rusya´nın hışmına uğradı” gibi alt başlıklar geçerken, ağır Gürcü saldırısı altında olan Güney Osetya´nın başkentinden görüntüler gösteriyordu.

Diğer basın kuruluşları ise gelişmeleri «Gürcistan Rus birlikleri tarafından geniş çapta istilaya uğruyor” (Daily Mail), «Gürcistan’ın telefon dinlemelerine takılan konuşmalar Rusya´nın savaş başlattığını gösteriyor” (Reuters) gibi benzer başlıklarla veriyordu.

Dahası WikiLeaks sayesinde ulaşabildiğimiz diplomatik yazışmalar, Amerikan ve İngiliz elçiliklerinin bile kendi Dışişleri Bakanlıklarına gerçek durumun ve olası sonuçların tahlilini barındırmayan medya raporları hazırladıklarını gösteriyor.

Değişikliklerin başlaması uzun zaman ve çaba gerektirdi. Ancak Avrupa Birliği komisyonunun yürüttüğü özel bir araştırmanın sonuçları yayınlandıktan sonra ana akım medya gerçekten olan biteni kabul etmeye zorlandı. Olan biten Gürcistan´ın ilk olarak saldırdığı, sivil insanları ve arabulucuları öldürdüğü, Rusya´nın ise bölgede barışı korumak adına bir misillemeye mecbur kaldığıydı.

Yeni gelen Gürcü liderler uzlaşma yanlısı

Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili ve devlet erkanı savaşın bütün günahlarını Rus tarafına yüklemeye devam etti. O günlerde bu tutum Saakaşvili´ye bir şey kaybettirmeyecek gibi gözüküyordu. Rusya ve Gürcistan arasında ipler kopmuştu. Rus liderler açıkça gelecekte saldırgan taraflarla masaya oturma ihtimallerinin olmadığını ifade ediyorlardı. Saakaşvili ise seçmenlerin milliyetçi duygularından yararlanmak adına bu agresif tutumu sonuçlarından korkmadan sürdürebilirdi.

Saakaşvili’nin bu «milliyetçi duygulardan yararlanma” tutumu 2011´de milyarder işadamı Bidzina İvanişvili´nin karşılıklı çıkar çerçevesinde ülkenin kuzey komşularıyla yaşadığı bu saflaşmayı durdurmak ve barış sağlamaya çalışmak vaadiyle siyasete girmesine kadar devam etti.

2012´de İvanişvili´nin Gürcü Rüyası Partisi genel seçimleri kazanarak, Saakaşvili´nin siyasi hayatına etkili bir biçimde son verdi. Ayrıca Saakaşvili cezai ihmal suçlamasıyla bir soruşturmaya konu oldu ve ceza alabilme ihtimali doğdu.

İvanişvili kısmen milliyetçi tutumu sürdürerek Güney Osetya ve Abhazya’yı bağımsız devletler olarak tanımaktan kaçınıyor -zaten aksi bir tutum fazlasıyla gururlu ve komşusundan ağır bir yenilgi almış bir ülkede siyasi intihar anlamına gelirdi- ama bu uzlaşmaya yönelik atılan temkinli adımlar bile üst düzey Rus yetkililer tarafından olumlu karşılanıyordu.

Hafta başında Gürcistan’ın Rusya’yla ilişkiler konusunda tam yetkili olan temsilcisi Zurab Abaşidze komşu ülkelerle sadece diplomatik ilişkileri normalleştirmeyi değil karşılıklı olarak vizeleri de kaldırmayı umduklarını dile getirdi. Abaşidze, ülkelerin ilk aşamayı tamamlamış durumda olduklarını; ticaret, ulaşım ve diğer ekonomik meseleler gibi pratik sorunların çözümüne dair aşamaya geçtiklerini söyledi.

Temmuz ayının sonlarında Başbakan İvanişvili bizzat basına yaptığı açıklamada diplomatik ilişkileri normalleştirme taraftarı olduğunu ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşmeyi umduğunu ifade etmişti. Gürcü lider ticari ilişkilerin yeniden kurulmasından duyduğu sevinci ifade ederken Rusya ve Gürcistan’ın arasında doğrudan uçuşlar ve karşılıklı olarak kolaylaştırılmış vize uygulamasının planlandığını sözlerine ekledi. İvanişvili, karşılıklı ilişkilerin adım adım düzeltileceğine vurgu yaparken bu ifadelerin Gürcistan’ın bölgedeki sorunları askeri güç kullanarak çözmeye yeltenmeyeceğinin kesin bir göstergesi olduğu söyleniyor.

Rusya dostluk ve fayda çerçevesinde ilişkileri destekliyor

Rusya Başbakanı Dmitry Medvedev, Russia Today televizyonuna hafta başında verdiği röportajda Gürcü yetkililerinin iki ülke adına karşılıklı fayda çerçevesindeki tutumunu onaylarken, Gürcü diplomatların tekrar Moskova’ya dönüşünü olumlu karşılayacaklarını duyurdu.

Aynı günlerde Gürcü televizyon kanalı Rustavi’ye konuşan Medvedev, olumlu ifadelerini yineleyerek halka her zaman karşılıklı ilişkilerin normalleşebileceğinin güvencesini verdi.

Ancak Medvedev tek bir şart öne sürdü: Gürcistan 2008’de olanları tanımalı ve kabul etmeli.

Medvedev Rustavi’ye verdiği röportajda: «Geçtiğimiz yıllar ilişkilerimiz açısından en utanç verici yıllar oldu. Ancak Saakaşvili ve bazı diğer insanların siyaset sahnesinden silinmesiyle de beraber bu yılları geride bırakacağız.”

Ama Gürcistan ve Rusya temiz bir sayfa açmak adına bu önemli adımları atarken ana akım medya bu girişimlere yer vermiyor. Bölgeden verilen haberler seyahat notlarıyla ve nadiren de geçtiğimiz Haziran ayında NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’in bölgeyle ilgili yaptığı açıklamalar gibi haberlerle sınırlı kalıyor.

Osetya’ya Amerikan bakışı

Güney Osetya bağlantıları olan ve 2008‘deki savaşa tanıklık etmiş Amerikan vatandaşı Joe Mestas, 2008’deki savaşla ilgili dünyayı bilgilendirmek adına bir kampanya yürütüyor. Mestas savaşın yıldönümünde düşüncelerini Russia Today’le paylaştı:

RT: 2008‘deki savaşla ilgili hem kamuoyunun görüşlerinde hem de ana akım medyanın söyleminde bir değişiklik görüyor musunuz? Görüyorsanız tutumlarındaki bu değişiklik sizce ne zaman başladı?

Joe Mestas: Amerika’da artık bu konuyla ilgili haber yapmıyorlar. Onun yerine daha çok John McCain gibi politikacıların söylediklerini aktarıyorlar. McCain’in şu an söylediklerinin savaşın hemen ardından söyledikleriyle hiçbir farkı yok. McCain koyu bir Saakaşvili destekçisi, Gürcistan’ı NATO’ya girmesi için teşvik ediyor ve ona göre bu ne kadar çabuk olursa o kadar iyi.

RT: Yakın zamandaki Libya ve Suriye’deki çatışmaları ele aldığımızda, Batı ana akım medyasının 2008’deki savaşla ilgili yaptığı haberlerle bu çatışmalarla ilgili yaptığı haberlerde ortak bir tarz var mı?

JM: Evet, bu tarzın adı çifte standart tarzı. Neden Batı ülkeleri Arap ülkelerindeki ayaklanmalara yardım ettiğinde Batı medyası sorun yokmuş gibi gösteriyor da Rusya, Güney Osetya ve Abhazya’ya dış müdahalelere karşı koymaları için onlara yardım ettiğinde eleştiriyorlar, anlayamıyorum.

RT: 2008‘deki savaşla ilgili yaptığı haberlerden dolayı pişman olmuş bir gazeteci biliyor musunuz? Hiç değilse kısmen pişman olan veya bire bir konuşmalarda bunu ifade eden yok mu?

JM: Hayır. Pişman olan veya kendini düzelten birini hiç duymadım ve bu çok üzücü. Ana akım medyanın haberlerinin dışında yapılan haberler susturuluyor ve Saakaşvili sadece ana akım medyaya demeç vererek hala bütün suçu Rusya’nın üzerine atıyor.

RT: Sizce insanları bu konuyla ilgili bilgilendirmeye yönelik kampanyanız başarılı oldu mu? Batı kamuoyunun görüşlerini kökten değiştirmesini sağlamak mümkün mü? Yaşananlarla ilgili algının değiştirilebilmesine katkı sağlamak için ne yapılması gerekiyor?

JM: İnanıyorum ki benim bu girişimim bir şeyleri değiştirdi. Bildiğim şu ki yüzbinlerce insan benim haberlerimi ve röportajlarımı okudu. Hiç geri dönüş almadım ama yine de tek başına okumalarının bile önemli olduğunu düşünüyorum. Görevim sona ermedi. Benim savaşım ABD Güney Osetya’yı ve Abhazya’yı resmen tanıyana kadar devam edecek.

Tarafgirlikten tarafsızlığa

Rusya, Gürcistan ve Güney Osetya’daki uzlaşma taraftarı olan sıradan insanlar ve politikacılar için Batılı yetkililer ve gazetecilerin bölgede yaşananları dikkate değer bulmaması şaşırtıcı olabilir. Bu durumun nedeni olabilecek bir açıklama Dmitry Medvedev’den geldi. Medvedev Rustavi televizyonuna verdiği röportajda: «Yabancı stratejik ortaklarımızla bütün bu konuları konuştuk. Özel sohbetlerde söyledikleri ortak tek bir şey var: ‘daha önce askeri bir gerginlik oldu, bunu anlıyoruz. Bunun hakkında söyleyecek bir şeyimiz yok ancak meseleyi aranızda çözün ve düşmanınızı yatıştırmaya çalışın, kimsenin canının yanmadığı bir ortam sağlayalım.’” diyor.

Batı’nın olaya yaklaşımı daha önce böyle değildi. Ancak Gürcü hükümetinde yaşanan kökten değişikliklerin, Batı’nın yaklaşımının daha çekingen bir hal almasına yol açtığı görülüyor. Ama dünyanın bu soruna yaklaşımını değiştirmesi ve bölgenin istikrarına katkıda bulunması için hala zamana ihtiyaç var.

Kaynak: http://rt.com

Yazının Özgün Başlığı: 5 years after 5-Day War: Russia and Georgia bury the hatchet



01/09/2013



Yazarın diğer yazıları

Sunuş Yazısı (01/11/2014)
Afro-Amerikalılar Polis Şiddeti Karşısında Otobüsün Arkasına İtilmeyi Reddediyor (01/09/2014)
Rusya, Suriye ve Amerika’nın Egemenliğinin Sonu (01/11/2013)
Türkiye, NATO ve Savaşa Giden Yol (01/10/2013)