Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Barış Şehri: Yeruşalayim

Gözde Pektaş

2017’nin son günlerinin ana gündem maddesi Kudüs. Arapça ismiyle Al-Quds ya da kutsal tapınak, İbranice ismiyle de Yeruşalayim yani Türkçesi, anlamı ile yaşadıkları zıtlaşan Barış şehri. Kudüs yeni yıla girerken 2017’nin son günlerinde, dünya ve ülke gündemini epeyce bir doldurdu. Özellikle attığı her adımın, söylediği her bir kelimenin sansasyonel ve ses getirici olmasını hesaplayan ve buna göre hareket eden Amerika Birleşik Devletleri(ABD) başkanı Donald Trump’ın aldığı karar yine istediği gibi oldu ve dünya gündeminde bomba etkisi yaptı.


Kudüs’ün tarihine baktığımızda şehir, birçok kez istilaya uğramış ve tarih içinde çeşitli devletler tarafından ele geçirilmiştir. Kudüs'ün tarihi, bilinene göre milattan önce 2000'lere kadar uzanmaktadır. Tarihi boyunca iki kez yok olma kaderini tadan şehir, 23 işgale, 52 saldırıya tanıklık etmiştir. (1)  Tarih boyunca Kudüs’e, Pers İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu, Emeviler, Abbasiler, Fatımiler, Eyyubiler, Memlukler ve Osmanlılar hamilik etmiştir.(2) Kudüs’ün bu kadar geniş çaplı öneminin olmasının arkasındaki neden ise, üç semavi din olan Müslümanlık, Yahudilik ve Hristiyanlık için taşıdığı manevi değer.


Müslümanlar için en kutsal yerlerden biri kabul edilen Mescid-i Aksa ve Kubbet'üs Sahra'nın bulunduğu Harem-üş-Şerif, Doğu Kudüs'te yer alıyor. Mescid’i Aksa ile Kubbet-üs Sahra karşılıklı olarak aynı avlu içinde yer alırlar. Muhammed Peygamber'in buradan göğe yükseldiğine inanılıyor. "En uzak noktadaki mescit" anlamına gelen Mescid-i Aksa, pek çok peygamberin gelip geçtiği, epeyce bir kısmının da içerisinde metfun(gömülü) bulunduğu, miraç yolculuğunda Hz. Peygamberin uğradığı ve de Hicretten yaklaşık on yedi ay sonrasına kadar Müslümanlar'a kıble olan bir mekan olmasından dolayı Müslümanlar nezdinde ayrı bir değere sahip olan kutsal bir mekandır. Hz. Muhammed'in, Miraç gecesinde Kudüs’e gelerek Mescid-i Aksâ’da namaz kıldığı rivayet edilir.(3) Üstü altın kaplı olan Kubbet-üs Sahra ise Kudüs’ün her yerinden görülür. Halife Abdülmelik (685-705) 691 yılında Kudüs’ün Müslümanlar için kutsallığını güçlendirmek için, Peygamberin Miraç sırasında ayağını bastığına inanılan taşın üstüne Kubbetü’s Sahra’yı inşa ettirmiştir. Bir dönem Kubbet-üs Sahra’yı ele geçiren Haçlılar, burayı kiliseye çevirmişlerdir. Daha sonra Selahaddin Eyyubi, Kudüs’ü fethettikten sonra burayı kilise olmaktan çıkararak, cami olarak ziyarete açmıştır. Bugünkü görünümüne ise Osmanlı padişahları tarafından birçok kez yapılan tamirat ve eklemelerle kavuşturulmuştur. Yüzündeki Çiniler tamamen Osmanlı ürünüdür.(4)


Yahudiler’in kutsal mekanıysa, Mescid-i Aksa'nın hemen altında yer alan ve Süleyman döneminde yapılan tapınağa ait olduğuna inanılan Ağlama Duvarıdır. Yahudiler burayı inançlarının en kutsal mekanı olarak kabul ediyor. Tevrat'ta Kudüs şairane ifadelerle anlatılır. Yahudi inancına göre Tanrı dünyayı yarattığı sırada tahtının altındaki bir taşı boşluğa fırlatmış, bu taş inip hareket ederek yeryüzünü oluşturmuş. Dünyanın merkezi olarak kabul edilen bu taşa ‘Even Şatiah’ yani ‘Nirengi Taşı’ demiş Yahudiler. Yine inanışa göre koca bir kaya kitlesi olan bu taşın üzerinde İbrahim oğlu İshak’ı kurban etmek istemiş, Yakup merdiven rüyasını burada görmüş, Davut Tapınak’ı burada inşa etmeyi tasarlamıştı. Davud’un ömrü vefa etmeyince onun bu hayalini Süleyman gerçekleştirmişti. Tapınağın inşa edildiği bu yer Kudüs yakınlarındaki Moriah Dağı idi. Bazıları bu tepenin bugün Sion Tepesi denilen yer olduğunu, bazıları başka bir tepe olduğunu düşünüyor.(5) Romalılar döneminde ele geçirilen ve istilaya uğrayan şehirde, Sülayman tapınağından geriye kalan ise bu ağlama duvarıdır. Ağlama Duvan’nı Hz. Süleyman ’ın yaptırdığı mabedden bir kalıntı olarak kabul ettiklerinden dolayı, burayı kutsal bir mekan sayan Yahudiler, mabedin yıkılış yıl dönümü, özel günler, kutsal tarihler gibi çeşitli vesilelerle burada dua etmektedirler. Yahudilerin amaçlarından biri, bu mabedin eski ölçülerine göre yeniden yapılmasıdır. Buda bugünkü Kubbett-üs Sahra ve Mescid-i Aksa’nın yıkılması gerektiği anlamına gelmektedir. Bu tapınağın Yahudiler için önemli olmasının bir diğer nedeni ise Tanrının Hz. Musa’ya göndermiş olduğu on emirin yazılı olduğu taş levhaların ve Hz. Harun’dan kalan emanetlerin bulunduğu Ahit Sandığının kimi Yahudilerce bu tapınağın altında gömülü olduğuna dair inancı.


Hristiyanlar için ise Kudüs'te bulunan Kutsal Kabir Kilisesi, İsa Peygamber'in çarmıha gerildiği ve kabrine konulduğu yer olarak düşünülen kilise önem arz etmektedir. Kutsal Kabir veya Yeniden Doğuş Kilisesi olarak da adlandırılan bu kilise, Hristiyanlar tarafından Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği, göğe yükseldiği, kabrinin olduğu ve tekrar dirileceği yer olarak kabul edilmektedir.


Kutsal mekanlarla çevrili olan bu şehir, devlet adamları için gücü ve itibarı temsil ettiği gibi, üç semavi dine inanan toplumlar içinse manevi değeri ve Tanrıya olan inancı temsil etmektedir. Son olarak Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması ve bu nedenle elçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı aldığını söylemesiyle, tekrar bir ateş çemberinin fitili ateşlenmiş oldu. Züccaciye dükkanına giren fil misali, Trump, şehirde protesto ve gösteriler sonucunda meydana gelen kargaşayı da başlatmış oldu.


Kudüs İsrail için ‘bölünmez başkent’, Filistin hükümeti için ise ‘ebedi başkent’ olarak ifade edilmektedir. Kudüs’ün konumu ile ilgili herhangi bir bağlayıcılığı olmasa da İsrail devletinin kuruluşundan bugüne çeşitli kararlar alan Birleşmiş Milletler'de son olarak ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nde veto ettiği Kudüs tasarısını, Türkiye'nin çabalarıyla BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada 9'a karşı 128 oyla kabul etti. Kararda, Kudüs'ün statüsünü, karakterini veya demografik yapısını değiştirme niyetindeki kararların yasal bir etkisi olmadığı belirtiliyor ve nihai statüsüne BM kararları çerçevesinde yürütülecek müzakereler sonucunda karar verilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca BM'ye üye tüm devletlere "Kudüs'te diplomatik misyon kurmaktan kaçınma" çağrısı yapılıyor. (6)


Donald Trump’ın vermiş olduğu karar sonucu, sonsuza kadar ona minnet duyacaklarını ve ağlama duvarındaki bir tren istasyonuna Trump’ın ismini vereceklerini açıklayan İsrail, ABD’nin yapmış olduğu bu hamleyle en sıkı müttefikinin yanında olmasının memnuniyetini yaşamaktadır. Alınan bu kararın yaratmış olduğu karmaşadan da rahatsız değildir. Nitekim kuruluşundan bu yana devamlı olarak istila, savaş, kan ve gözyaşı gibi kavramlarla aynı cümlede yer alan ve bunlara sebep olan İsrail Devleti için yaşanan isyanlar pek de bir anlam ifade etmemektedir.


Reza Zarrab davası, Man adasında kurulduğu iddia edilen ve aksi ispat edilmeyen şirket belgeleri, hapishanedeki gazeteciler, bitmek bilmeyen olağanüstü hal ve onun sonucunda çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle devlet mekanizmasının işletilmesi. Tüm bunlar ve daha çok sıralayabileceğimiz hak, hukuk, demokrasiden yoksun olarak alınan kararlar ve gündemler içinden sıyrılarak kendi devlet mekanizmasının zayıflığının gücü ile Ortadoğu lideri konumuna gelmeye çalışan bir ülke. Kurulduğu tarihten beri hiçbir yaptırıma sahip olamayan ve kınama ve tasarı maiyetinde alınan kararlar ile Filistin’in yarasına merhem olacağını sanan veya öyle göstermeye çalışan bir teşkilat, İslam İşbirliği Teşkilatı. Ve dönem başkanlığı nedeniyle sorumluluk bilincini kendinde olduğunu hisseden devlet başkanımız ve beraberindekiler kalıntılardan oluşan Filistin devletine başkent tanıyorlar ve bütün mesele çözülüyor.


Ne yazık ki yine aynı sonuca varıyoruz. Çimler ve filler meselesi üzerinde dönüp dolaşıyoruz. Filler tepiniyor, çimler eziliyor geriye kalanlar ise izliyor. Bundan ötesine de gidileceğe benzemiyor. Ortadoğu, çıkarların, oyunların, güç savaşının, kan ve gözyaşının merkezi. Bir türlü yenilemeyen makus talihiyle yeni bir yıla daha giriyor…





  1. http://www.hurriyet.com.tr/kudus-nerede-ve-onemi-nedir-40669299

  2. http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/ayse-sucu/kudus-inanclarin-baskentidir-2126620/

  3. http://www.radikal.com.tr/dunya/mescid-i-aks-nerede-mescid-i-aks-neden-kutsal-sayiliyor-1225123/

  4. http://www.sozcu.com.tr/2017/dunya/mescidi-aksa-nerede-mescidi-aksa-kudus-muslumanlar-icin-neden-onemli-2121342/

  5. http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse-hur/kudus-mescid-i-aksa-ve-zeytin-1227033/

  6. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42440136





01/01/2018



Yazarın diğer yazıları

Resmin Arka Yüzü (01/12/2018)
Hikayenin Anlamlandırılması (01/11/2018)
Göz Görüyor Gönül Katlanamıyor (01/10/2018)
An’ı Sevmek (01/09/2018)
Kabullenmemek (01/08/2018)
Başka Bir Türkiye Mümkün (01/07/2018)
Vaatler (01/06/2018)
Sistemde Çürümek (01/05/2018)
Yaşamaya Dair (01/04/2018)
Küçük Bedenlere Yüklenen Ağır Yükler (01/03/2018)
Bağımsızlık… (01/02/2018)
Vicdan (01/12/2017)
Yaşam ve Mutluluk (01/10/2017)
Gökyüzüne Bakalım… (01/09/2017)
İz Bırakmak (01/08/2017)
Bayram Günleri (01/07/2017)
İnsanca Olmalı (01/06/2017)
Dönemeç (01/05/2017)
Zamanın İçinde (01/04/2017)
Üniversite Amfileri (01/03/2017)
Oku (01/02/2017)
Eğitimde PISA Etkisi (01/01/2017)
Karmaşada Yaşamak (01/12/2016)
CEBİMİZDEKİ UMUTLAR (30/06/2016)
ALIŞMANIN ZEHİRİ (01/06/2016)
ONULMAZ YARALAR (01/04/2016)
DÖNEMEÇ (01/03/2016)
Umut İnsanda (01/02/2016)
Yaşam Çıkmazı (01/01/2016)
Aydınlığa Kavuşması Gereken Karanlık (01/12/2015)
Karanlıktaki Işığın Umudu İle Yaşamak (01/11/2015)
Silinen Hayatlar (01/10/2015)
Tesadüfi Yaşamlar (01/09/2015)
Yarım Bırakılan Hayatlar (01/08/2015)
Makbul Olmak (01/07/2015)
Haziran Umudu (01/06/2015)
Sessiz ve Sadık Dost (01/05/2015)
Umuda Uyanış (01/04/2015)
Kadın Olmak (01/03/2015)
Görünmez Eller (01/02/2015)
Aksayan Eğitim Sistemi (01/01/2015)
Çirkin Hayatlar ve Ölümler (01/12/2014)
Bedava Hayatlar (01/10/2014)
Fütursuzca Yaşamak (01/08/2014)
Ortadoğu’nun Makus Talihi (01/07/2014)
İnsan Olmanın Gereği (01/06/2014)
Masum ve Güçsüz Olmanın Diğer Adı: Çocukluk (01/05/2014)
Düşünceden Korkmak (01/04/2014)
Umudu Yitirmemek (01/03/2014)
Öteki Olmak (01/02/2014)
Yeni Türkiye Düzeni (01/01/2014)
Ters Giden Şeyler (01/12/2013)
Modern Kölelik (01/11/2013)
Bir Tutam Yaşam (01/10/2013)
Birleşemeyen Milletler (01/09/2013)
Gelin Canlar Bir Olalım (01/08/2013)
Ağacın Gölgesindekiler (01/07/2013)
Ortadoğu Çıkmazı (01/06/2013)
Ekilen Umutlar (01/05/2013)
Farklılıklarla Bütünleşmek (01/03/2013)
Birlik Olmanın Bedeli (01/02/2013)
Belki Bir Umut Doğar (01/12/2012)