Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Aşkın ve Erkek Egemenliğinin Gölgede Bıraktığı Deha: Clara Schumann

Alp Hamuroğlu

Geride bıraktığımız 2019 yılı birçok Avrupalının yuvarlak yıllar olarak doğum ya da ölüm yıldönümüydü. Bunlar arasında bir tanesi, çok önemli olmakla birlikte yeterli ölçüde öne çıkamamış bir dehanın acıklı sayılabilecek hayat öyküsünün konusuydu. Zamanında besteci olarak öne çıkamamıştı, ama bu öne çıkamamışlık ne yazık ki kendini hayatı boyunca göstermeye devam etmiş, yakın zamanlara kadar sürmüştü. Clara Schumann (Clara Josephine Wieck; 1819-96) kadın oluşunun müzik dünyasındaki geride kalmanın belki de birinci derecedeki bir örneğiydi. Clara’nın bağlandığı insan, onun hem değer vermesi ve hem de kendini ona adayarak onu öne çıkarmasıyla hakkı teslim edilecek şekilde bugüne geldi. Ama kendisi gölgede kaldı. En önemli özelliklerinden bazıları bugün bile yaygın olarak fazla bilinmiyor, örneğin, besteciliği.

Ünlü piyano öğretmeni Friedrich Wieck (1785-1873), döneminde bazı virtüöz ve bestecilerin gelişmesine ve tanınmasına vesile olduğu gibi, kendi kızını da yetiştirmişti. Adı Clara olan bu yetenekli kız daha on yaşındayken konserler vermekte, orkestralarda konçertolar çalmaktadır. Küçük yaşında ünlü bir piyanist olmuştu.


Büyük Bir Aşk: Clara’nın Hayatına Giren Robert

Clara’nın babasının öğrencilerinden olan Robert Schumann (1810-1856), Saksonya’nın Zwickaus kentinde doğmuş ve orada yetişmiştir. Hukuk öğrenimi yaparken ondan vazgeçer müziğe yönelir. Yetkin bir piyanist olmaya çalışır (ancak sağ elinin bir parmağındaki sakatlık yüzünden piyanoya devam edemeyecek, bestecilik yanı sıra müzik konusunda yazarlık yapacaktır). Bohemya’da yaşayan Wieck’in evinde kalmaktadır. Clara 16 yaşına geldiğinde, ki olağanüstü ölçülerde güzeldir, 1835’te ona aşık olur, onunla evlenmek ister. Clara da piyanist (sonra yazar) ve besteci bu donanımlı adama karşılık vermektedir. Ancak babası bu evlilik isteğini geri çevirir, bu evliliğe karşıdır, görüşmelerini de yasaklar. Zaten aralarında önemli bir yaş farkı da vardır. Öğrencisi olan Schumann’a Wieck öylesine karşıdır ki, bu yakınlaşmayı engellemek için kızını Schumann’dan kaçırır (1836), uzaklara götürür. Sonradan Viyana’ya yerleşecek olan Schumann ise vazgeçmek niyetinde değildir. Clara ile yazışmaları sonucunda evlenmeye karar verirler, ancak babanın hukuksal da olan önlemleri yüzünden 1840 yılına kadar bunu gerçekleştiremezler.1

Yargı organlarının kararı ile evlenmelerinden sonra Wieck dört yıl kadar kızı ve damadı ile görüşmeyecektir.

Bu evlilik Schumann’a çok yararlı olacaktır. Karısının verdiği esinle olsa gerek, evlendikleri yıl sayısı 150’yi bulan şarkı besteler. “Clara’yı anlatan Bir Kadının Yaşamı ve Aşkı başlıklı lied dizisini ve kendi aşkını anlatan Bir Şairin Aşkı adlı lied dizisini ortaya çıkarır. 1841 Schumann’ın daha büyük yapıdaki çalışmalarının, senfonilerinin yılıdır.”2 Aynı zamanda Clara’ya piyano ve orkestra için bir bölüm yazar. Clara da ona her bakımdan destek olmaktadır.

1842, Schumann’ın oda müziği yılı olur. Yaylı çalgılar için kuvartetler, piyanolu oda müzikleri besteler.”3

Bu sıralarda Clara, ünlü bir piyanist olarak konser turnelerini sürdürmektedir. Bestelerine karşın Schumann biraz da Clara’nın gölgesinde kalmaktadır. Dahası, karısının müzikteki varlığı ve olağanüstü başarıları onu rahatsız etmektedir. Beste yapacağı bahanesiyle Clara’nın turnelerine katılmaz, ancak yalnızlıklarında da bunalıma girmektedir. Sonra, Clara’nın Rusya’daki uzun gezisine katıldığı zaman ise gene büyük bunalımlar yaşayacaktır.

Clara’nın piyanist olarak müzik kariyeri, Londra konserlerinden sonra bütün Avrupa’da tanınmasını sağlayacaktır, “yüzyılın piyanisti”dir.

1845 yılı sonunda Clara, Schumann’ın piyano konçertosunun ilk seslendirilişini yapar.

Dresden’deki Schumannlar, 1848 Devriminin ateşli kentinden uzaklaşarak Düsseldorf’a gelirler. Robert, kent orkestrası şefliğini üstlenmiştir. Ancak bu çalışmada pek verimli olmaz ve başarılı görülmez.

Schumann artık sorunlu bir insandır, bunalımları ciddi sorunlar yaratmaktadır. 50’li yıllar sağlığının iyice bozulduğu yıllar olur. Çalışamaz hale gelir, yaşadıkları Düsseldorf’taki bir köprüden kendini Ren Nehrine atarak intihar girişiminde bulunur, kurtarıldıktan sonra akıl hastanesine yatırılır (1854) hayatını orada tamamlayacaktır.


Schumann Sonrasında Clara

Ölümüne kadar kırk yıl piyanist olarak Avrupa turneleri yapan Clara, Robert’in yapıtlarını çalarak ve neredeyse bütün eserlerini basılmasını sağlayarak onun tanınmasını sağlar. Schumann’ın bugüne ünlü bir Alman besteci olarak ulaşmasında onun rolüne değinen değerlendirmeler yapılmıştır. Hatta, “eşinin desteğiyle bir yerlere geldi”ği yorumuna birçok yerde rastlanır.4

Kendisi döneminin en önemli piyanistlerinden biri olarak, piyano tekniğinin “virtüozite gösterisine kaçmadan yapıtın derinliğinde yatan anlamı öne çıkartan bir teknik” olduğu belirtilir. Schumann’ınkiler yanı sıra Bach, Mozart, Beethoven, Chopin ve Brahms’ın yapıtlarını da çalar. Ancak “sonsuz bir yas tuttuğu” için sahneye hep kara giysilerle çıkacaktır.

Burada önemli olan noktalardan biri, Clara Schumann’ın piyano için çok sayıda bestesi olduğudur.

Clara’nın müzik değerlendirmesindeki yetkinliği meslektaşları arasında başvurulan kişi olmasına yol açmıştır. Yalnız yeni yetişen gençler değil, kendine güvenli tanınmış bestecilerden bile onun görüşlerini ve yorumlarını öğrenmek isteyenler vardır. Örneğin, 1853’te Düsseldorf’a gelen ve orada iş bulan Johannes Brahms (1833-1897), Schumann’la tanışır ve onlarla ilişki içine girer. Yalnız Robert’le değil, aynı zamanda Clara ile. Ondan on dört yaş büyük olan Clara’ya hayran olan titiz Brahms, oradayken yazdıklarını hep Clara’ya göstermiş, onun dediklerine göre hep değiştirmeler yapmıştır. Robert Schumann’ın sorunları ile ilgili olarak her zaman Clara’ya yardımcı olmaya çalışan Brahms, bu süreçte Clara’ya aşık olmuştur.5 Onun ölümüne kadar “romantik bir tutkuyla” onunla birlikte olmuş, ancak hiç ileri gitmemiş, duygularını yalnızlığına gömmüş, yaşam boyu dostluğunu sürdürmeyi seçmiştir. Bu platonik aşk Brahms’ın hiç evlenmemesine yol açtığı gibi, ölümü de Clara’nın ölümünden hemen sonradır.6

Doğumunun 200. yılında Clara Schumann

2019, yakın zamanlara kadar en ünlü besteciler arasında anılmamış olmakla birlikte Clara Schumann’ın müzik dünyasının büyükleri, eşsizleri arasında yer aldığı bir yıl oldu. Dünya çapında yansımaları fazla bilmiyoruz, ama Almanya kendi büyük dehasına karşı görevini yerine getirdi. Bu gecikmiş görevin, Robert Schumann’ın gölgesinde kalmış olmakla birlikte, yaşadığı zorlu hayatın bir sonucu da olduğu bilinmektedir. Ancak bunların yanı sıra 19. yüzyılın Avrupa müzik dünyasının bir kadın besteciyi kabule hazır olmadığı bugün rahatlıkla görülmektedir. Kadın yazarların o dönemlerde “kadın” adlarıyla kitap bastırma imkanına sahip olmadıkları düşünülürse, bunun pek de yadırganacak bir tarafı herhalde yoktur. Fransız edebiyatının kendi döneminde ünlenmiş kadın yazarı Amandine Aurore Lucile Dupine‘nin kitaplarındaki adı, bir erkek adı olarak George Sand’dır. Örnek tek değildir.

Eşitlikçi” Büyük Fransız Devrimi bile kadın ayrımcılığıyla, döneminde ve sonrasında “kadınlara kapalı” bir erkek devrimi olmuş, Devrimin bu olumsuz izleri kadınların yüzyıl boyunca mücadelelerini gerektirmişti.7

Clara Schumann’ın besteciliğinin üstü öylesine örtülmüştü ki, bu örtünün açılması için 20. yüzyılın sonlarına kadar beklenilmesi ve bu besteciliğin ayrıca keşfedilmesi gerekmişti.

Clara, kadınlara konulan bir engelin bugün artık belirli ölçülerde aşıldığını gösteriyor. Gene 20. yüzyılın sonundan başlayarak müzik dünyasına kadın orkestra şeflerinin gelmeye başlaması da gözden kaçırılmayacak bir olgudur.

Clara Schumann, 1919 yılı boyunca Almanya’nın çeşitli yerlerinde anısına yapılan konserlerle anıldı, hakkında yazılar yazıldı, kitaplar yayınlandı, toplantılar düzenlendi, konferanslar verildi.

Clara Schumann, doğum günü olan 13 Eylül 2019’da Türkiye’de de bir dinletide anıldı.8

Şimdiye kadar olduğu gibi, şimdi de hala sadece bir “piyanist” olduğunu yazanlar ve söyleyenler varsa da Clara Schumann büyük bir besteciydi.9

Besteci Clara Schumann, iyi ki bir Alman dehası olarak 200 yaşındadır.

 

NOTLAR

1 Die Musik, s. 118.

2 İlyasoğlu, s. 96-97.

3 Aynı yerde ve Die Musik, s. 118.

4 Kaygısız, s. 211.

5 Yener, s . 43.

6 Die Musik, s. 130.

7 Bu konuda geniş bilgi için bkz. Alp Hamuroğlu, “Büyük Fransız Devrimi ve Kadınlar”, Bilim ve Ütopya sayı 262, Nisan 2016, s. 43-51.

8 Piyano eğitimine Birsen Ulucan ile başlayan İzem Gürer, halen Madrid Kraliçe Sofia Müzik Yüksek Okulu’nda efsane piyanist Dmitri Bashkirov’un öğrencisi olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Sanatçı 2015 yılında Hacettepe Ulusal Piyano Yarışması ile 2018’de Santander/Arnuero’da Uluslararası Ecoparque de Trasmiera Oda Müziği Yarışması’nda birincilik ve 2019’da Faruk Erengül Ulusal Piyano Yarışması’nda üçüncülük kazanmıştır. Bkz. https://www.nouvart.net/clara-schumann-200-yasinda/.

9 Clara Schumann’ın besteleri konusunda bkz. https://www.google.com/search?q=clara+ssschumann%27%C4%B1n+besteleri&tbm=isch&source=univ&client=firefox-b-d&sa=X&ved=2ahUKEwipk8D95NjmAhWGbFAKHZpYCi4QsAR6BAgHEAE&biw=1600&bih=786.



KAYNAKLAR

Sidney Finkelstein, Müzik Neyi Anlatır, Kaynak Yayınları, İstanbul 1996.

Evin İlyasoğlu, Zaman İçinde Müzik / Başlangıcından Günümüze Örneklerle Batı Müziğinin Evrimi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 1996.

Mehmet Kaygısız, Müzik Tarihi / Başlangıcından Günümüze Müziğin Evrimi, Kaynak Yayınları, İstanbul 1999.

Die Musik / Menschen, Instrumente und Ereignisse in Bildern und Dokumenten, Unipart-Verlag, Stuttgart 1983.

Leylâ Pamir, Müzikte Geniş Soluklar, Ada Yayınları, İstanbul 1989.

Faruk Yener, Başkadır Şu Müzik Dünyası, Cem Yayınevi, İstanbul 1992.




01/01/2020



Yazarın diğer yazıları

Olası İstanbul Depremi Dolayısıyla Doğal Afetler ve Uygarlık (01/01/2020)
İlk Dünya Savaşı Ne Zaman Oldu? (01/12/2019)
Greta’nın Küresel Isınmaya Karşı Savaşı ve Küresel Masallar! (01/11/2019)
Neden Dolayı Çok Büyük? O Kadar Çok Yönlü Ki, Neden Dolayı Büyük Olduğu Belli Değil: Alexander von Humbold (01/10/2019)
Analar ve Oğullar (01/10/2019)
Ölümünün 350. Yılında Bir Işık-Karanlık Ustası: Rembrandt (01/09/2019)
Temmuz Olayları, Anmaları ve Anlamları (01/08/2019)
S-400’ler Alınacak Mı, Alınmayacak Mı? Alınsın Mı, Alınmasın Mı? (01/07/2019)
Avrupa Tarihinde Kadın Korkusu, Nefreti Ve Düşmanlığı (01/06/2019)
Neden “24 Nisan”? Ve “Lobiler” “24 Nisan”ın Neresinde? (01/05/2019)
NATO 70 Yaşında: Onu Nasıl Bilirdiniz? (01/05/2019)
Ekoloji Ne Kadar Biliniyor? (01/04/2019)
Tarih Yeniden Yazılacak: Göbeklitepe (01/03/2019)
Edebiyat Meraklıların Dikkatinden Kaçmasın Türkoloji Camiasından Bir Yıldız Kaydı Beatrix Caner (01/03/2019)
Uğur Mumcu’yu Andık, Ama Katil Kim? (01/02/2019)
“Benmerkezci Batı’nın Seçeneği Benmerkezci Doğu Olamaz!” (01/02/2019)
Yeni Yıla Nasıl Girdik? ve “Yılbaşı Sevinci”! (01/01/2019)
2018: “Türkiye 68” i 52 Yaşında! (01/12/2018)
Demokrasi? Demokrasiyi Sevmeli Miyiz? (01/11/2018)
Emperyalizm Ne, Antiemperyalizm Ne? (01/10/2018)
Avrupamerkezciliğin Baş Düşmanı: Samir Amin (01/09/2018)
Romantizm İyi Midir? (01/08/2018)
Korkuyorum, Siz de Korkun! (01/07/2018)
“Eva Luna” Yerine; Adaylarda “Kabul Edilemez” Olanlar? (01/06/2018)
Bilim Dışı Aile Sosyolojisi Sohbetleri - 1 Mutsuz Evlilikler Uyumlu ve Yararlı Olamaz mı (01/05/2018)
K. Marx 200 Yaşında Marx, Devrimler, Sömürgecilik ve Emperyalizm (01/05/2018)
Tarih Nasıl Yol Gösterir? Ya da 21. Yüzyılın Haçlı Seferi: „Suriye Savaşı“! (01/04/2018)
Küreselleşmeye Bir de Böyle Bakalım! (01/03/2018)
“ABD”yi Yenmek, ama ya İçimizdeki “AMERİKA”? (01/02/2018)
“Kudüs Başkenttir!” (01/01/2018)
Bu Yıl Cumhuriyet Mutluluk Oldu! (01/12/2017)
Nato Mu? Düşmanlığını Açığa Vurmaktan Çekinmeyen “DOST”! (01/12/2017)
Aşk Nerede? Ya Şiir? (01/11/2017)
Cumhuriyet’i Bilmek Lazım! (01/10/2017)
Bölgesel Birlik (01/09/2017)
Dostoyevski’nin Yetişkin Olmadan Evlenen Kız Çocuğu! (01/09/2017)
Monteverdi’yi Sever misiniz, Sevmez misiniz? (1567-1643) (01/08/2017)
Siyasetin Mevsimi Unutturduğu Ay: Haziran (01/07/2017)
Reformasyon, FETÖ, Bağımsızlık ve “Endüljans” (01/06/2017)
Uğurlu Ve Şanlı Mayıs ve Gölgeleri (01/05/2017)
Halkoylaması İçin Son Söz: (01/04/2017)
Avrupa Asya'nın İçindedir! Başta Almanya, Avrupa, Asya'ya Mecburdur! (01/03/2017)
Değişen Dünya, “Dünya”sını Arayan Türkiye (01/02/2017)
Kıbrıs Şimdi Çok Önemli! Yalnız Şimdi mi Önemliydi? (01/01/2017)
Trump’ı Destekliyorum! İyi ki O Seçildi! (01/12/2016)
Soğuk, “Sıcak”tan Daha mı İyidir? (01/11/2016)
Çin Donanmaları ve Filoları Orta Çağda Akdeniz’de? (01/10/2016)
"Fırat Kalkanı", Neye Karşı Kalkan? (01/09/2016)
Darbe, Demokrasi ve Sevgi (01/08/2016)
EN SONUNDA BİR “SERİ KATİLİMİZ” VAR; ÇOK ŞÜKÜR! (30/06/2016)
ALMAN MECLİSİ NEDEN VE NASIL SOYKIRIM KARARI ALABİLİYOR YA DA CUMHURİYET VE BAĞIMSIZLIK NE İŞE YARAR? (30/06/2016)
DİN, BİLİM, DEVRİM, CUMHURİYET (01/06/2016)
ANLAŞILDI, MİLLİ BAYRAMLARI SEVMİYORSUNUZ VE SEVMEYECEKSİNİZ! (01/05/2016)
“KANTON NE Kİ?” ve “KUDUZ KÖPEK BESLEMEK!” (01/04/2016)
“8 Mart” Dolayısıyla TÜRKLERDE KADIN, TÜRKİYE’DE KADIN (01/03/2016)
Şiddet, Terör, Siyaset ve Emperyalizm (01/02/2016)
Savaş mı Türkiye’ye, Türkiye mi Savaşa Giriyor? (01/01/2016)
“Barış Ütopyası” ve “Savaş”
Mayınlı Arazide Futbol Maçı: SURİYE
(01/12/2015)
Soykırım, Karşıdevrim, Emperyalizm (01/11/2015)
“SARAR İLKOKULU’NDAKİ "HAYALET"“ ve “YURT DIŞINDA CUMHURİYET BAYRAMLARI“ (01/10/2015)
Denizde Durdurmak! “Akdeniz Cinayetleri” (01/10/2015)
Türkiye’ye “Reform” Gerekmiyor mu? “Reform” İhtiyaç Değil mi? (02/09/2015)
“Yunanistan-AB” Didişmesi Neden Her Şeyin Önünde? (01/08/2015)
Seçim Sonuçları ve “Seçim Sonrası” Yerine “Devrimci Temmuz” (01/07/2015)
Haziran; Hem Genel Seçim, Hem de Gezi! (01/06/2015)
Arjantinli İtalyan Papanın Babası Ermeni mi? (01/05/2015)
Bekaret Kemeri Anahtarla mı Açılmalı? (01/04/2015)
Tarihimizin En Önemli Savaşı Hangi Savaş? (07/03/2015)
Kadın Cinayetleri Cumhuriyet Düşmanlığıdır (01/03/2015)
Faşizmi Mahkum Eden ve Çözen “R Formülü” (10/02/2015)
Ocak Ayının “Uğursuz” Son Haftası ve Uğur Mumcu (01/02/2015)
2015, " Soykırım " Yılı Mı? (13/01/2015)
2014 Bitiyor, Geçmişteki 14’lü Yüzyıllar: Ve 2014 Nelerin Yüzyıldönümü? (02/12/2014)
Atatürk ve Tarih (01/11/2014)
Cumhuriyet Nedir? Cumhuriyet Neden Saldırı Altındadır? (01/10/2014)
30 Ağustos 1922, İngiltere ve Fransa İçin Önemli Bir Gündür (01/09/2014)