Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Askeri Doktorluğu Yok Edenlere Lanet Olsun

Suat Çağlayan

Bir yandan, bütün komşularınla kanlı bıçaklı olacaksın…

Diğer yandan, düşman güçlerle çatışma içinde olan askerlerinin en büyük güvencesi olan askeri hekimliği yok edeceksin!

Her gün şehit ve yaralı haberleriyle yüreklerimiz yanarken, dile getiremediğimiz bir soru da içimizi kemiriyor:

Acaba, GATA’nın ve askeri hastanelerin kapatılması nedeniyle savaş cerrahından yoksun kalan askerlerimiz yaralandıklarında, bu eksiklik duyuluyor mu?

Elbette bu soruya sert karşı çıkışlar olacaktır, ama GATA’da yıllarca harp cerrahisi ile uğraşmaktayken, askeri hastaneleri kapatılarak ve  “siz başka işe bakın”denilerek kapının önüne konulan çok değerli askeri doktorların büyük kaygıları var!

ASKERİ DOKTOR GÜVENCEDİR 

Osmanlı’dan bugüne kadar, ülkemizin girdiği düzenli savaşlarda olsun, sınırlarımızın içinde veya ötesinde yapılmış olan  "terörist temizleme harekatlarında"  olsu n, askerimizin en büyük güvencesi yanı başındaki askeri doktordur.

Çatışma alanında veya askeri hastanede bulunan askeri doktorlar, düşman unsurlarla çatışmakta olan askerler için en büyük psikolojik destektir...

Çünkü çatışma alanında bulunan asker bilir ki; şehit olmadığı takdirde hemen yanındaki askeri doktor kendisine müdahale edebilecek ve onu en kısa zamanda bir askeri hastaneye götürerek -askeri doktor olan- bir harp cerrahisi uzmanına teslim edecektir.

ASKERİ DOKTORUN GÖREVİNİ SİVİL DOKTOR YAPAMAZ

Askeri doktorluk, hele de savaş cerrahisi çok ayrıcalıklı bir meslektir.

Askeri doktorun görevini sivil doktora yaptırabileceğini sananlar, büyük bir yanılgı içindedirler. Çünkü;

1-  Askeri doktor, sadece klasik tıp eğitimi alan bir insan değildir. Tıp eğitiminin yanı sıra savaş koşullarındaki tıp eğitimi, askeri psikoloji, savaş psikolojisi ve askeri yönetim konularında da eğitim alarak donanımlı hale gelir.

Oysa sivil doktorların eğitiminde bunlar yoktur.  Sivil doktorları, bugün askerimizin yaşamakta olduğu çatışma alanlarına gönderemeyeceğiniz gibi, savruk dış politikalar nedeniyle, her an başımıza açılabilecek büyük bir savaş durumunda da cepheye gönderemezsiniz.

2-  Askeri doktorun farklılığı daha birliklerin göreve sevki sırasında başlar. Yanlarında; askeri doktoru, sağlık astsubayını ve askeri hemşireyi gören asker, kendini güvende hisseder. Çatışma alanı yakınındaki sağlık karargahı da askerimize aynı duyguları verir.

3-  Cephede yaralanan askerlerin Triage denilen sınıflandırılması çok önemlidir.

Ağır yaralanan askerler için dakikaların bile önemli olduğu düşünüldüğünde, yaralıya; kimin, nasıl ve hangi koşullarda müdahale edeceğini, hasta naklinin nasıl yapılacağını, yolda olabilecek sıkıntılarda neler yapılacağını en iyi askeri doktorlar bilir.

Çünkü askeri doktorlar, hizmet içi eğitimlerle ve seyyar cerrahi hastanelerdeki tatbikatlarla, uygulamalı bir biçimde harp atmosferine alışmışlardır. 

Oysa,  sivil hekimlerin deneyimleri bu konuda yetersiz olduğu için; ne çatışmalı alanlara girebilir ne de böylesi bir sınıflamayı yapmakta yeterli olabilir!

Ayrıca, sınır ötesi harekatlara -yaşanabilecek uluslararası sıkıntılar nedeniyle- sivil hekimlerin gönderilmesi zor olabilir.

4-  AKP, KHK ile sadece GATA’yı ve askeri hastaneleri yok etmemiş, PKK’nın başımıza bela olması nedeniyle, 30 yılı aşkın sürede askeri hekimliğimizin kazandığı  "Savaş Cerrahisi"  deneyimini de yok etmiştir.

Ordudan ayrılmak zorunda kalan bir arkadaşım şöyle diyor;

Güneydoğu’dan, yaralı taşıyan uçaklar Etimesgut’a indiğinde, GATA’da tüm cerrahi branşlar bekler, ameliyathaneler hüzünlü bir sessizlik içinde günlerce tıkır tıkır çalışırdı. Bu deneyime 30 yılda ulaşıldı.

5-  Askeri doktorlar, çatışma ya da savaş koşullarında gerektiğinde silah kullanma ya da -gerektiğinde- başka bir komutanın yerine birliklere komuta etme yeteneğine sahiptirler.

KUZEY SURİYE HAREKATINDA KORKULAR

Hepimizin yüreği, Güney hudutlarımızın ötesinde, ülkemizin güvenliği açısından teröristleri temizlemeye çalışan kahraman askerlerimizde…

Onların her başarısı gururumuzu okşuyor ama aldığımız her acı haberle de yüreğimiz parçalanıyor…

İnanın, bu acıyı duyanların en başında, GATA ve askeri hastaneler kapatılıncaya kadar askeri hekimliğin her alanında çalışmış olanlar geliyor. Harekat çok haklı ve gerekli olsa da, her acı haberi bir askeri doktor mantığı ile sorguluyorlar…

Sordukları sorular şunlar:

Her ne kadar, harekata katılan birliklerde -eskiden kalan, ordudan atılmamış veya ayrılmamış- askeri doktorlar varsa da, bunlar; hem sayısal olarak ve hem de işlevsel olarak yeterli midir?

Askeri doktorların başına gelen bunca olaydan sonra, görevlerini sürdürmekte olanların yaşadıkları psikolojik yıkım, bu görevlerini sürdürmekte sıkıntı yaratmakta mıdır?

Yaralılarımızın transportu sağlıklı olarak yapılıyor mu? Sınır ötesinden getirilen hastalarımız, müdahale yapılacağı hastanelere ulaştırılıncaya kadar ve getirildikleri hastanelerde sıkıntı yaşıyorlar mı?

Savaş cerrahlarının mahareti hiç kimsede bulunamayacağına göre, müdahalelerde olumsuzluklar oluyor mu?

Bir askeri doktor arkadaşım, savaş yaralanmaları konusunda şunları söylüyor;

“Savaş alanındaki yaralanma, günlük rastlanan kurşun yaralanmasına benzemez. Savaş silahının mermi ya da parçaları, dokuları parçalar geçer! Bunun hakkından ancak- 30 yıllık deneyime sahip askeri savaş cerrahları gelir!”

Özetle; AKP, GATA’yı ve askeri hastaneleri kapatarak, askeri hekimliğin 30 yıllık “Savaş Cerrahisi”  deneyimini de yok etmiş oldu.

Dileriz bunun acısını yavrularımız çekmiyordur.

01/03/2018



Yazarın diğer yazıları

Bunu Yapmaya Ömürleri Yetmeyecek! (01/06/2018)
Pazar Günü Türkiye'de Neler Oldu, Farkında mısınız? (01/05/2018)
2019 SEÇİMLERİ; CUMHURİYETİN ÖLÜM-KALIMI (01/04/2018)
Sit Alanlarına Saldırılar Giderek Artıyor (01/02/2018)
Büyük Arazi Vurgunu Başlarken… (01/01/2018)
NATO'da Çalışan Türk Asıllılar Kimin Adamı? (01/12/2017)
Ecevit'e Dil Uzatmanın Hafifliği (01/11/2017)
İYİ Parti'nin kuruluşuna neden katıldım (01/11/2017)
Neden Meral Akşener Hareketi (01/10/2017)
Popülizm Yapanlar Hastaları Vuruyor! (01/09/2017)
İbretlik Bir Öykü (01/08/2017)
Biraz da Futbol (01/07/2017)
Zeytinlikler (01/06/2017)
Referandum Sonrası Bir Analiz (01/05/2017)
Fethullah’ın Kadim Dostları Şimdi Düşman mı? (01/04/2017)
Burhan Özfatura’ya Kulak Verelim! (01/03/2017)
Charlie Chaplin’in “Büyük Diktatör” Filmi ve Bizdeki Versiyonu (01/02/2017)
Paşam, Keşke İşgal Edilen 16 Adadan Birine Çıkabilseydiniz! (01/02/2017)
Diktatörlerin Ruh Sağlığı (01/01/2017)
Yılmaz Büyükerşen’e De Bu Yapılırsa! (01/12/2016)
Gıda Emperyalizmine Karşı Bir Savaşçı: Osman Nuri Koçtürk (01/11/2016)
Durum Ciddi; Sokaklar Kadınlara Zindan Edilecek (01/10/2016)
At İzinin İt İzine Karıştığı Bir Ülkede… (01/09/2016)
Bir Darbe Analizi (01/08/2016)
APTAL PUMA SENDROMU/ PUMA KADIN (30/06/2016)
Herkes MHP'deki umut veren muhalefeti konuşuyor… Peki ya CHP! (01/06/2016)
SANATA TÜKÜRENLERİN YÖNETTİĞİ BİR ÜLKE (01/05/2016)
DOKTORLARIN KRİTİK SEÇİMİ NİSAN’DA (01/04/2016)
 ÖFKE NEREYE GÖTÜRÜR? (01/03/2016)
HP ve TSK Güven Vermek Zorundadır! (01/02/2016)
Biri Nobel’ini Atatürk’e Sunuyor, Diğeri İse… (01/01/2016)
Kurultay Her Zaman Sürpriz Yapabilir! (01/12/2015)
Bu Siyasetçiler Hemen Ayrılmalı ...
Hitler Örneği Akıldan Çıkarılmamalı...
(01/11/2015)
Potamya Kalıntıları İş Başında… (01/10/2015)
Keşke Bu Kadar AKP’ci Olmasaydım! Diyormudur Acaba (01/09/2015)
PKK ile Tahtarevalli Oyunu (01/08/2015)
Koalisyon Denince Akla Önce Saygı Gelmelidir! (01/07/2015)
Seçimlerle İlgili Bir Analiz (01/06/2015)
Ermeni Soykırımı Yalanı Karşısında (Yeni) CHP’yi Yönetenler Neden Tavırsız? (01/05/2015)
“Kozmik” Bilgileri Taşırmanın Günahı Kimlerde? (01/04/2015)
CHP’li Belediyenin Farklı Bir “Gemicik” Öyküsü (01/03/2015)
Gözyaşı Fışkırır, Yağ Yerine Zeytin İçinden (01/02/2015)
CHP’de Tavan, Tabanı Ürkütüyor (01/01/2015)
Emine Ülker Tarhan’ın İstifasının Anlamı (01/12/2014)
CHP Umut Olmalı! (01/11/2014)
CHP’de Umutsuzluk (01/10/2014)
CHP Bu Duruma Nasıl Düşürüldü? (01/09/2014)
Bu “Yaş” ta, Gözyaşı mı? (02/08/2014)
Zeytinliklere ve Zeytinciye Yazık Olacak (01/07/2014)
SOMA’da, 19 Yaşında Ölmenin Sakıncası Yok! (01/06/2014)
Sanatın ve Sanatçının Ölüm Fermanı:TÜSAK (01/05/2014)
Despot, Çöküntüyle Keskinleşir (01/04/2014)
Sadece Hırsızlık mı,Kleptomani mi? (05/03/2014)
Gerçek Kütüphaneci Olabilmek Zor İştir! (01/03/2014)
Grip Aşısı Sömürüsü (01/02/2014)
“Terörizme Destek Veren Ülke” Olmaya Doğru… (01/01/2014)
Zeytinyağı’na Suriye Darbesi (01/01/2014)
Gavat Açılımı (01/12/2013)
AKP ve Çocuk Felci! (01/12/2013)
“Onur ve Arkadaşlık” İstifaları (01/11/2013)
CHP’nin Mazlum/Mağdur Sıkıntısı (01/10/2013)
Şizofren Dış Politika (01/09/2013)
Emine Ülker Tarhan ve Gezi Gençliği (01/08/2013)
Görsel Bir Şölendir Ayvalık (12/07/2013)
Mustafa Kemal Rahat Uyuyabilir: (01/07/2013)
PKK’nın Çekilmesi İyi Analiz Edilmeli… (01/06/2013)
Müze/Kilise Ayasofya’yı (Trabzon) Camiye Çevirmenin Dayanılmaz Yanlışlığı (01/05/2013)
Suriye´deki Dinci Teröristlerin “Muta Nikahlı” Tecavüzleri (01/04/2013)
Tayyip Erdoğan Korkmasın! ABD Ondan İyisini Bulamaz! (01/03/2013)
Büyükerşen’e Bile Bu Yapılırsa (01/02/2013)
E.Ü. İçine Güzel Sanatlar Fakültesi ve Beklentiler (01/02/2013)
Yargıya Güvenin Olmadığı Yerde Osman Özgüven Neden Kalsın Ki? (01/01/2013)
Bir Meslek Örgütü Kendi Ülkesine Karşı Olabilir mi? (01/12/2012)
Cumhuriyet Ne Kadar Tehlikede (01/11/2012)
Türkiye´yi Bölme Görevi (01/10/2012)
Öldürdüler Almina’yı (03/09/2012)
İçerde: Din Sömürüsü ve Kin... Dışarda: Emir Kulu... (01/08/2012)
Kürtaj Yasağı En Çok Yoksul Kadını Vuracak (01/07/2012)
Artık ‘İçimiz’ değil ‘dışımız’ Yansın Belki Uyanırız! (01/06/2012)
Semah’ın Gücü... İzmir’in Kırılganlığı… (01/05/2012)
Afganistan’daki Helikopter Kazası (01/04/2012)
ABD Kafkasya’yı da Karıştırır mı? (01/03/2012)
Sıkıyönetim Mahkemeleri Daha mı İyiydi? (01/02/2012)
Rauf Denktaş´ın Arkasından Sahte Gözyaşları... (17/01/2012)
Cumhuriyet mi, Yoksa Demokrasi mi? (01/01/2012)
İzmir Belediye Baskını ya da Arturo Ui´nin Önlenebilir Yükselişi (01/12/2011)
Pkk’yı Siyasi Yollarla Yok Edemezsin! (01/11/2011)
İki Farklı ‘KALE’, İki Farklı Duyarlılık (01/10/2011)
Terör Örgütünün İki Kolu: PKK ve PKK Holdingi (01/09/2011)
“İnsan Hakları” Bu Ülkelerin Ağzına Yakışmıyor (01/08/2011)
Hukuk Mu Dedin? Hadi Canım Sen De! (01/07/2011)
Üç ‘F’ (Fado, Fatıma, Futbol) ve AKP (01/06/2011)
Onların Demokrasisi Bizi ‘Götürür’ Abi! (01/05/2011)
“Kırk Katır Mı, Kırk Satır Mı?” (01/04/2011)
Ecevit’i Ergenekon İçin Kullanmaya Çalışmasınlar! (01/03/2011)
Tükürün Bu ‘Ucube’ Heykellere! (01/02/2011)
Kılıçdaroğlu Artık Çok Rahat (01/01/2011)
Füze Kalkanı ve Türkiye (03/12/2010)
Rektör Olma Hayali Var, Mantık Yok... (01/11/2010)
Hanefi Avcı´nın Kitabı (01/10/2010)
“Bir Buçuk Cumhuriyetçiler” ve Referandum (01/09/2010)
Yaşasın! Tanzanya ile Vize Kalktı (01/08/2010)
Sevgili Hamas´a Sitemimizdir... (01/07/2010)
Güçlenen CHP Siyaseti Altüst Ediyor (01/06/2010)
Mayıs: Hüzünle Mutluluğun Kol Kola Gezdiği Ay (02/05/2010)
İki İsim, İki Öykü (01/04/2010)
Bakan Yanında ‘Ezik’ Vali (01/03/2010)
Özgürlük mü Dediniz(!) (01/02/2010)