Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Antik DNA Üzerindeki Çalışmalar Minosluların ve Mikenlilerin, Anadolulu Göçmenlerin Soyundan Geldiğine İşaret Ediyor

Ali Berk İdil

Kaynak : http://www.sci-news.com

Haber Başlığı: Minoans and Mycenaeans Descended from Anatolian Migrants, Ancient DNA Study Suggests

Yazar : Haber Ekibi

Bağlantı : http://www.sci-news.com/genetics/minoans-mycenaeans-anatolian-migrants-05100.html

Araştırmacılar, 3.000 ila 5.000 yıl önce yaşamış olan ve Avrupa’nın ilk uygar insanlarından olan antik Minoslu ve Mikenlilerden genom dizileri elde ettiler ve bunları incelediler. Söz konusu inceleme, Minoslu ve Mikenlilerin soylarının en azından dörtte üçünün ilk Neolitik çiftçilerden gelecek şekilde kalıtsal olarak benzer olduklarını ileri sürüyor. Bu ilk çiftçiler muhtemelen Bronz Çağından binlerce yıl önce Anadolu’dan göç ettiler.

Geç dönem 1800’lerde Girit’te ve Yunanistan anakarasında Minos ve Miken uygarlıklarının keşfedilmesi modern arkeolojiyi doğurmuş ve Avrupa Bronz Çağını doğrudan inceleme fırsatı yaratmıştı.

Aşağı yukarı M.Ö. 3100 ila 1050 arasında Girit’te bulunan Minoslular denizcilikle yakından ilgili ve gelişkin saraylara sahip bir halktı, hatta bu saraylardan biri öylesine büyük ve karmaşıktı ki Minotor denilen yaratığın evi olan Labyrinth [Labirent] hakkındaki efsanelerin tarihi kaynağı olmuş olabilir.

Minoslular sanatsal ve teknolojik bakımdan hayret verecek derecede ileriydiler. Minoslular aynı zamanda Avrupa’nın ilk okuryazar halkıydı.

M.Ö. 1700 ila 1100 arasında ve Yunanistan anakarasında bulunan ve sonunda Minosluları fetheden Mikenliler ise becerikli mühendisler ve azılı savaşçılardı. Yunancanın erken dönem bir biçimi olan Linear B [Çizgisel B] yazısını kullanıyorlardı.

Kültürlerinin adı, Yunanlara Truva Savaşı’nda liderlik eden meşhur Kral Agamemnon’un mesken tuttuğu müstahkem sarayın bulunduğu Miken mevziisinden geliyor.

Fakat Minos ve Miken halklarının kökeni bir yüzyılı aşkın süredir bilim insanlarının kafasını karıştırmıştı.

Şimdi, Minos ve Miken’e ait iyi korunmuş DNA analizleri pek çok yanıt ve içgörü sağlamakta.

Uluslararası araştırmacılardan oluşan bir ekip, 19 antik insandan genom çapında veri üretti.

Antik DNA, 10 Minoslu, dört Mikenli, üç güneybatı Anadoluluyu (Türkiye), adaya Mikenlilerin varışından sonraki Girit’ten bir kişiyi ve Yunan medeniyetlerinin ortaya çıkışından önceye denk gelen Neolitik dönemden bir örneği (M.Ö. 5.400) içeriyor.

Biliminsanları daha sonra, yeni DNA örneklerini önceden verisi belirlenmiş daha başka 332 antik kişi, Kıbrıs’tan 28 çağdaş Yunan da dâhil olmak üzere günümüzde yaşayan 2.614 kişi Yunanistan’dan ve günümüzde yaşayan 2 Giritli ile karşılaştırıldı. Çalışmanın sonuçları, Minosluların ve Mikenlilerin, aynı olmamakla birlikte kalıtsal olarak birbirlerine oldukça benzer olduklarını ve çağdaş Yunanların bu nüfusların soyundan gelmekte olduğunu gösteriyor.

Minoslular ve Mikenliler büyük oranda Bronz Çağı’ndan binlerce yıl önce Anadolu’dan göç etmiş olan erken dönem çiftçilerin soyundan geliyor.

Araştırmanın başyazarlarından olan ve Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak bulunan Dr. Iosif Lazaridis, “Minoslular, Mikenliler ve çağdaş Yunanlar’ın Kafkas, Ermenistan ve İran’daki antik toplumlarla da bağlantılı soyları bulunmaktaydı,” diye belirtiyor. “Bu bulgu en erken dönem çiftçilerden sonra Ege’ye ve güneybatı Anadolu’ya daha doğudan bazı göçler olduğunu gösteriyor.”

Minoslular ve Mikenlilerin ikisinde de “erken dönem çiftçi” ve “doğulu” kalıtsal köken bulunurken, Mikenlilerin atalarının izinde ise ufak bir ek bileşen olarak Doğu Avrupa ve Avrasya’nın kuzeyindeki antik halklar da yer almakta.

Bu tipteki Antik Kuzey Avrasya kökeni, çağdaş Yunanlarda da bulunan, günümüz Avrupası’nın üç ata nüfusundan bir tanesi.

Bir önemli nokta ise, bulgular Mikenlilerin Ege’de yabancı bir nüfus olduğu ve Minoslularla alakası olmadığını öne süren ve yaygın olarak kabul gören kuramı çürüttü.

Sonuçlar ayrıca, çağdaş Yunanların, Mikenliler ve geç dönem antik Yunanlardan gelmediği konusundaki kuramı yanlışlamış oldu.

Çalışma, kaba hatlarıyla söylenecek olursa, Ege Bölgesi’nde erken dönem çiftçilerin zamanından bugünkü Yunanistan’a uzanan, ama dışa kapalı da olmayan, bir kalıtsal süreklilik olduğunu göstermiş oldu.

Yunanistan anakarasında bulunan insanlar Mikenliler ve Minoslulardan hem önce hem de sonra, Antik Kuzey Avrasyalılar ve Doğu Avrupa steplerinin insanlarıyla da karışmışlar; bu da Yunanca konuşanların Avrupa ve Asya’nın başka yerlerindeki dilsel akrabalıklarını açıklamakta yardımcı oluyor.

Dr. Lazaridis, “İlk Avrupalı çiftçilerin Yunanistan’da ve güney Avrupa’nın diğer bölgelerindeki atalık bağlarının bu denli kuvvetli olması dikkate değer ancak bu, o nüfusların tamamen dışa kapalı olduğu anlamına gelmiyor,” diye ekliyor. “Minos ve Miken’den önce Ege’de en azından iki tane daha göç hareketi ve sonrasında başka karışımlar da oldu. Yunanlar, göç katmanlarının, Bronz Çağı insanlarından gelen kalıtsal mirasına bir şeyler eklediği ancak bir şeyler kaybettirmediği hep “yapım aşamasında bulunan” bir çalışma oldular.”

Kendisi de Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden olan, başyazarlardan Profesör David Reich, “Araştırma bu antik Yunan uygarlıklarının kökenine ışık tutsa da, bazı sorular hala mevcut.” diyor. “Örneğin, hem Minos hem de Mikenlilerin ortak “doğulu” atalarının Ege Bölgesi’ne ne zaman geldikleri halen bilinmiyor.”

“Sadece Mikenlilerde bulunan “kuzeyli” atalığına özgü ayrıntılar için hala daha fazla şeyin ortaya çıkarılması gerekiyor, örneğin bu katkının tek ve hızlı bir göçle mi olduğu yoksa uzun bir zamana yayılan tek tük dalgalar aracılığıyla mı olduğu sorusu gibi.”

Söz konusu araştırma Nature dergisinde yayımlandı.



01/10/2017



Önceki yazılar

Siber-Suçtan Sakınmak (01/09/2017)
Işıkla Etkinleştirilen Bakteriler Fareleri Kalp Krizinden Koruyor (01/08/2017)
Fetüsün kendisini yabancı vücutlara karşı savunması gerekir – peki, o zaman annesine saldırmaktan nasıl kaçınır? (01/07/2017)