Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Analiz 40

Enis Musluoğlu

Bölgedeki siyasi hava ısınırken, ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel boyutlarıyla devletlerarası yeni bir kriz mayalanıyor.

Ortadoğu’nun eko-politik sisteminin bozulmaya başlamasının arkasında, bölgede şekillenen bir iktidar boşluğu gözlemleniyor.

Bu iktidar boşluğu şu üç faktörden oluşuyor.

1-ABD’ de enerji alanında yaşanan gelişmeler bu ülkenin Ortadoğu kaynaklarına bağımlılığını azaltıyor.

2-ABD hegemonyası gerilirken Çin’in yükselme eğilimi, Batı merkezli dünya sisteminin sürdürülebilmesi açısından Uzakdoğu ve Pasifik havzasının, Afrika’nın önemini arttırıyor.

3-Afganistan ve Irak savaşlarının, son verilere göre altı trilyon dolara ulaşması beklenen faturası askeri sınai kompleksi beslemekle birlikte artık ABD devlet bütçesi açısından taşınamayan bir mali yük oluşturuyor.

Bu üç faktörde oluşan iktidar boşluğunun Ortadoğu jeopolitiğine getireceği yeni sistemi düşünürken çok dikkatli olmak gerekiyor.

ABD’nin bölgedeki jeopolitik gelişmeleri belirleme gücünün azalması, bu boşluğu başka bir ülkenin doldurabileceği anlamına gelmiyor. Diğer bir deyişle, ABD’nin bu boşluğu doldurmayı kabul edeceğini sanmak büyük bir yanılgı olur.

Tarihten öğrenilmiş klasik yöntem, çıkarken, geride boşluğun etrafında birbiriyle kavgalı siyasi, kültürel birimlerden oluşan bir yapılanma bırakmak, bu yapılanmanın unsurlarını birbirine karşı uzaktan dengeleyerek bölgede sonuç almaya çalışmaktır.

Bugün girift mali ilişkilerin, yaşam dünyalarına derinlemesine nüfuz etmiş iletişim ağlarının, insansız savaş uçakları gibi teknolojik gelişmelerin dünyasında bu yöntemin önceki dönemlere göre daha bir geçerliliği olduğu kolaylıkla söylenebilir.

ABD Ortadoğu’dan çekilirken oluşan iktidar boşluğunun etrafında yaşanan parçalanma süreci kaotik bir düzleme doğru tehlikeli bir biçimde ilerliyor.

Suriye’de geçen yıl üretimin yüzde 50, sermaye stokunun yüzde 43 gerilemesiyle, ekonominin de yüzde 18 daralmasıyla kendini gösteren ekonomik çöküş bu yıl daha da derinleşerek komşu ülkeleri de etkiliyor.

Bölgede siyasi yapısı, yeni bulunan gaz rezervleriyle ve stratejik konumuyla Lübnan çok önem taşımaktadır.

Lübnan, Suriye’ deki savaştan etkilenerek hızla yeni bir parçalanma ve iç savaş senaryosuna doğru ilerliyor. Suriyeden gelen sığınmacıların yarattığı ekonomik ve siyasi basınç, Sünni- Şii çatışmasının Kuzey Lübnan’ da yansımaları, ülke içindeki dini gruplar arası gerginliği çok tehlikeli boyutlara taşımıştır.

Dünyanın, GSMH oranına göre en borçlu ülkelerinden biri olan Lübnan’da bankaların Suriye’ deki yatırımlarından büyük kayıplar yaşadığı, çatışmaların Lübnan’a sıçramaya başlamasıyla yabancı yatırımcıların çekilmeye, yerli yatırımcıların paralarını dışarıya kaçırmaya başladığı da görülmektedir. Lübnan hızla yeni bir dağılma senaryosuna doğru itilmektedir.

Bu dengedeki Ortadoğu’da Obama’nın Türkiye ve İsrail’i barıştırmasının sonuçlarının neye hizmet edeceği çok önemlidir.

ABD’nin bu bölgede önce Irak’a, şimdi Suriye’ye müdahalelerinin en ağır maliyetini Türkiye ödemiştir. Ödemeye de devam etmektedir. Türkiye’nin daha hangi maliyetleri taşıyacağını ise hep birlikte göreceğiz. Bu süreçte Türkiye ekonomisinde de durgunlaşma başlamıştır.

Büyüme hedefi, cari açık hedefi ve öngörüler artık tutmuyor. 2013 Türkiye ekonomisinde neler olacağı belirsizdir. Yani parlak bir büyüme temposu yakalama olasılığı çok zayıf görünmektedir. Hükümet, devlet harcamalarını yüksek tutmaya çalışıyor, ancak ücretleri arttırarak değil de, kadroları doldurarak bunu yapmaya çalışıyor.

Böylece bir anlamda hem seçim yatırımı yapıyor hem de tabanını ayakta tutmaya çalışıyor.

Yavaşlayan birikim sürecini hızlandırmak için gittikçe daha fazla krediye dayanılması, gelecekte oluşacak değerleri, edinilecek geliri bugünden harcamak, hükümet eliyle geleceğin talan edilmesi anlamına geliyor.

Dünyada bir mali finansal balon büyüdükçe büyüyor, beklenen ekonomik büyüme gerçekleşemeyeceğinden bu mali finansal balon sonunda patlayacaktır.

İlkelliğe, sıradanlığa teslim olmanın gerçek anlamı ilkelleşmek, sıradanlaşmaktır. Bu sürecin en önemli özelliği sizi kendisine benzetmedeki inanılmaz becerisidir. İlkellik ve sıradanlık bulaşıcıdır. Bu süreci besleyen ve tetikleyen ise rahatına düşkünlük, konformizmdir. Bir de bakarsınız düşünce tarzınız usul usul değişmeye başlamış, değerlendirme irdeleme mekanizmalarınız çökmüş, yeni kelimelerle içi boşaltılmış yeni kavramlarla düşünmeye başlamışsınız.

Dünyadaki yeni oyunu, arka planını, senaryosunu, sahnelenmesini ve aktörlerini artık ülke olarak görmek durumundayız.

Sürekli olarak ağzından peynir düşüren aptal karga rolünü benimsemeyelim. Özgür olmanın, bağımsız olmanın, saygınlığı korumanın, kişilikli olmanın bir maliyeti vardır. Özveriyi gerektirir. Bu cesareti, onuru, çabayı gösteremeyen bir toplum, bırakınız atılımı, kendisine emanet edilen hiçbir değeri koruyamaz.

Emperyalizme karşı onurlu ve dik duruş sergileyen tüm emekçilerimizin İşçi Bayramını kutlar, aydınlık yarınlar dilerim.



01/05/2013



Yazarın diğer yazıları

Analiz 94 (01/11/2017)
Analiz 95 (01/11/2017)
Analiz 93 (01/10/2017)
Analiz 92 (01/09/2017)
Analiz 91 (01/08/2017)
Analiz 90 (01/07/2017)
Analiz 89 (01/06/2017)
Analiz 1 * (01/05/2017)
Analiz 87 (01/04/2017)
Analiz 86 (01/03/2017)
Analiz 85 (01/02/2017)
Analiz 84 (01/01/2017)
Analiz 83 (01/12/2016)
Analiz 82 (01/11/2016)
Analiz 81 (01/10/2016)
Analiz 80 (01/09/2016)
Analiz 79 (01/08/2016)
Analiz 78 (30/06/2016)
Analiz 77 (01/06/2016)
Analiz 76 (01/05/2016)
Analiz 75 (01/04/2016)
Analiz 74 (01/03/2016)
Analiz 73 (01/02/2016)
Analiz 72 (01/01/2016)
Analiz 71 (01/12/2015)
Analiz 70 (01/11/2015)
Analiz 69 (01/10/2015)
Analiz 68 (02/09/2015)
Analiz 67 (01/08/2015)
Analiz 66 (01/07/2015)
Analiz 65 (01/06/2015)
Analiz 64 (01/05/2015)
Analiz 63 (01/04/2015)
Analiz 62 (01/03/2015)
Analiz 61 (01/02/2015)
Analiz 60 (01/01/2015)
Analiz 59 (01/12/2014)
Analiz 58 (01/11/2014)
Analiz 57 (01/10/2014)
Analiz 56 (01/09/2014)
Analiz 55 (01/08/2014)
Analiz 54 (01/07/2014)
Analiz 53 (01/06/2014)
Analiz 52 (01/05/2014)
Analiz 51 (01/04/2014)
Analiz 50 (01/03/2014)
Analiz 49 (01/02/2014)
Analiz 48 (01/01/2014)
Analiz 47 (01/12/2013)
Analiz 46 (01/11/2013)
29 Ekim Mesajı (27/10/2013)
Analiz 45 (01/10/2013)
Analiz 44 (01/09/2013)
Analiz 43 (01/08/2013)
Analiz 42 (01/07/2013)
Analiz 41 (01/06/2013)
Analiz 39 (01/04/2013)
Analiz 38 (01/03/2013)
Analiz 37 (01/02/2013)
Analiz 36 (01/01/2013)
Analiz 35 (01/12/2012)
Analiz 34 (01/11/2012)
Analiz 33 (01/10/2012)
Analiz 32 (01/09/2012)
Analiz (31) (01/08/2012)
Analiz (30) (01/07/2012)
Analiz 29 (01/06/2012)
Analiz 28 (01/05/2012)
Analiz 27 (01/04/2012)
Analiz 26 (01/03/2012)
Avro Bölgesinde Ekonomik Gelişmeler – Şubat (01/03/2012)
Analiz 25 (01/02/2012)
Dağarcık Türkiye 2 Yaşında… (01/02/2012)
Analiz 24 (01/01/2012)
ANALİZ 23 (01/12/2011)
Analiz 22 (01/11/2011)
Analiz 21 (01/10/2011)
ANALİZ 20 (01/09/2011)
Analiz 19 (01/08/2011)
Analiz 18 (01/07/2011)
Analiz 17 (01/06/2011)
Analiz 16 (01/05/2011)
Analiz 15 (01/04/2011)
Analiz 14 (01/03/2011)
Analiz 13 (01/02/2011)
24 Ocak Kararları’ndan 12 Eylül Darbesi’ne (17/01/2011)
Analiz(12) (01/01/2011)
Analiz (11) (03/12/2010)
Analiz(10) (01/11/2010)
Analiz (9) (01/10/2010)
Analiz (8) (01/09/2010)
Analiz(7) (01/08/2010)
Analiz(6) (01/07/2010)
Analiz(5) (01/06/2010)
Analiz(4) (02/05/2010)
Analiz (3) (01/04/2010)
Analiz (2) (01/03/2010)
Analiz (01/02/2010)