Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Analiz (11)

Enis Musluoğlu

Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen G-20 Zirvesi ve ondan önce yapılan IMF (Uluslararası Para Fonu)-Dünya Bankası yıllık toplantısı sonuçları bizlere açıkça gösteriyor ki, dünya kaotik bir sürece doğru hızlıca ilerlemektedir.
Döviz savaşları, korumacılık eğilimleri, sermaye kontrolleri, yeni bir resesyon olasılığı, küreselleşmenin sonu bu süreci hızlandıran nedenlerdir. ABD’nin dünya ekonomisi üzerinde zayıflayan hegemonyasınından bir yenisine yumuşak geçiş yapılamazsa, küreselleşme sert biçimde tersine dönmeye başlar ve tekrar 1930’lar ve II.Dünya Savaşı sürecini yaşayabiliriz.
ABD Merkez Bankası gelecek yıl Haziran ayına kadar 600 milyar ABD Doları basacağını açıkladı. ABD bu dolarlarla piyasadan bono satın alarak uzun dönemli faizleri düşürmeye, dolayısıyla yatırımları teşvik etmeye çalışacak. Ama bu arada doların diğer dövizler karşısındaki değerini düşürecek. Bu hem ABD’li ihracatçıların rekabet gücünü arttıracak, hem de doların değer kaybetmesine paralel olarak ABD dış borcunun bir kısmını siliyor olacak.
Yani ABD diyor ki; «yükselen piyasalar, kendi ticaret kurallarıyla oynamalarına izin verilemeyecek kadar büyük ve önemli hale geldiler. Siz iç piyasalarınızı ve yatırım alanlarınızı yabancı sermayeye açınız. Sizin dünya ekonomisine kendi koşullarınıza uygun yeni kurallar getirmenize izin veremeyiz. Yoksa...”
Tarih, siyasette büyük düş kırıklıklarının büyük savrulmalara yol açtığını gösteriyor. 2 Kasım’da ABD’de yapılan temsilciler meclisi ve senato seçimleri sonuçları da bize ABD’de çok tehlikeli bir siyasi savrulmanın şekillenmeye başladığını düşündürtüyor. Seçim sonuçları, ABD’nin Orta Doğu’daki hareket alanını kısıtlayan İran’ın etkisinin kaldırılmasının önemini; hem stratejik bölgeleri denetim altında tutmak, hem de ABD’nin askeri gücüne güveni restore etmek açısından arttırıyor.
Büyük krizler, dünya pazarlarını paylaşmış büyük sermayeler arasında bir yeniden paylaşım kavgasıdır aynı zamanda. Başlarda ticari savaş biçiminde başlayan itiş kakışın sonradan iki dünya savaşı felaketi ile sonuçlandığını unutmayalım.
Derin bir çöküşün ardından uzun bir durgunluğa dönüşen büyük kriz yeni dengelere gebe.
Kriz öncesinin imparatoru ABD, yaşamakta olduğu talep eksikliğini, büyük işsizliği aşmanın arayışında. Diğer egemen blok AB de büyük bütçe açıkları verme pahasına, devlet müdahaleleri ile yatıştırılan krizin enkazını, yeniden büyüme ivmesi yakalayarak aşma çabasında.
Finans krizi yaşayan bu iki blokun şu an hedefi, krizde küçülme bir yana büyüme yaşayan gelişmekte olan ülkelerin pazarlarına dolmak, oralara mal ve sermaye ihracı gerçekleştirerek kuyudan çıkmak. Otuz dolayındaki ülkeye bu nedenle saldırıyorlar. Ama direnenler var. Hangileri? Çin, Hindistan gibi iki dev Pazar başta geliyor. Yanı sıra Asya’da Güney Kore, Endonezya, Tayvan ve Güney Amerika’da Brezilya.
Bu 6 yükselen ülkeye IMF aracılığıyla da yapılan bir telkin var. «Pazarlarınızı ABD’ye AB’nin merkez üyelerine açın, açın ki ihracat yaparak çarklarını döndürebilsinler. Sizlerin kriz öncesinden döviz fazlanız var. İthalat yapabilirsiniz, böylece ihracat ihtiyacı olan ABD ve merkez AB’yi kuyudan yukarı çekebilirsiniz...”
Kendisini sıcak paraya karşı koruyanlar, sıcak paranın yerli paraları aşırı değerlendirerek, ihracat yerine ithalatı cazip kılıp üretim eşiklerini aşındırdığını, birçok yerli firmanın yıkıcı ithalat karşısında piyasaya havlu attığını ve işsizliği büyüttüğünü bildikleri için direniyorlar.
Bir de direnmeyip sıcak paranın tahripkar etkisine aldırış etmeyen, günü kurtarmak için sıcak paraya ardına kadar kapıları açanlar, teslim olanlar var kı, başı Türkiye çekiyor.
Açık olan şu ki; Türkiye, emperyalizmin sıcak para ile teslim almak istediği ancak direnişle karşılaştığı ülkeler arasında değil. Sinik, sünepe teslimiyetçiler arasında, bunun bedelini de tüm topluma ödetiyor, ödetecek...
Not: 24 Kasım Öğretmenler Günü itibariyle; yüreğinde Atatürk devrimlerini ve Türkiye Cumhuriyeti sevgisini taşıyan bütün öğretmenlerimizin bu anlamlı gününü kutlarım. Onlara çok ama her zamankinden de çok ihtiyacımız var.



03/12/2010



Yazarın diğer yazıları

Analiz 94 (01/11/2017)
Analiz 95 (01/11/2017)
Analiz 93 (01/10/2017)
Analiz 92 (01/09/2017)
Analiz 91 (01/08/2017)
Analiz 90 (01/07/2017)
Analiz 89 (01/06/2017)
Analiz 1 * (01/05/2017)
Analiz 87 (01/04/2017)
Analiz 86 (01/03/2017)
Analiz 85 (01/02/2017)
Analiz 84 (01/01/2017)
Analiz 83 (01/12/2016)
Analiz 82 (01/11/2016)
Analiz 81 (01/10/2016)
Analiz 80 (01/09/2016)
Analiz 79 (01/08/2016)
Analiz 78 (30/06/2016)
Analiz 77 (01/06/2016)
Analiz 76 (01/05/2016)
Analiz 75 (01/04/2016)
Analiz 74 (01/03/2016)
Analiz 73 (01/02/2016)
Analiz 72 (01/01/2016)
Analiz 71 (01/12/2015)
Analiz 70 (01/11/2015)
Analiz 69 (01/10/2015)
Analiz 68 (02/09/2015)
Analiz 67 (01/08/2015)
Analiz 66 (01/07/2015)
Analiz 65 (01/06/2015)
Analiz 64 (01/05/2015)
Analiz 63 (01/04/2015)
Analiz 62 (01/03/2015)
Analiz 61 (01/02/2015)
Analiz 60 (01/01/2015)
Analiz 59 (01/12/2014)
Analiz 58 (01/11/2014)
Analiz 57 (01/10/2014)
Analiz 56 (01/09/2014)
Analiz 55 (01/08/2014)
Analiz 54 (01/07/2014)
Analiz 53 (01/06/2014)
Analiz 52 (01/05/2014)
Analiz 51 (01/04/2014)
Analiz 50 (01/03/2014)
Analiz 49 (01/02/2014)
Analiz 48 (01/01/2014)
Analiz 47 (01/12/2013)
Analiz 46 (01/11/2013)
29 Ekim Mesajı (27/10/2013)
Analiz 45 (01/10/2013)
Analiz 44 (01/09/2013)
Analiz 43 (01/08/2013)
Analiz 42 (01/07/2013)
Analiz 41 (01/06/2013)
Analiz 40 (01/05/2013)
Analiz 39 (01/04/2013)
Analiz 38 (01/03/2013)
Analiz 37 (01/02/2013)
Analiz 36 (01/01/2013)
Analiz 35 (01/12/2012)
Analiz 34 (01/11/2012)
Analiz 33 (01/10/2012)
Analiz 32 (01/09/2012)
Analiz (31) (01/08/2012)
Analiz (30) (01/07/2012)
Analiz 29 (01/06/2012)
Analiz 28 (01/05/2012)
Analiz 27 (01/04/2012)
Analiz 26 (01/03/2012)
Avro Bölgesinde Ekonomik Gelişmeler – Şubat (01/03/2012)
Analiz 25 (01/02/2012)
Dağarcık Türkiye 2 Yaşında… (01/02/2012)
Analiz 24 (01/01/2012)
ANALİZ 23 (01/12/2011)
Analiz 22 (01/11/2011)
Analiz 21 (01/10/2011)
ANALİZ 20 (01/09/2011)
Analiz 19 (01/08/2011)
Analiz 18 (01/07/2011)
Analiz 17 (01/06/2011)
Analiz 16 (01/05/2011)
Analiz 15 (01/04/2011)
Analiz 14 (01/03/2011)
Analiz 13 (01/02/2011)
24 Ocak Kararları’ndan 12 Eylül Darbesi’ne (17/01/2011)
Analiz(12) (01/01/2011)
Analiz(10) (01/11/2010)
Analiz (9) (01/10/2010)
Analiz (8) (01/09/2010)
Analiz(7) (01/08/2010)
Analiz(6) (01/07/2010)
Analiz(5) (01/06/2010)
Analiz(4) (02/05/2010)
Analiz (3) (01/04/2010)
Analiz (2) (01/03/2010)
Analiz (01/02/2010)