Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

12 Haziran Seçimleri ve CHP

Yücel Bozdağlıoğlu

12 Haziran’da yapılan genel seçimlerin ardından CHP’de sular durulmak bilmiyor. Halihazırda CHP’li muhalifler olağanüstü kurultay için imza kampanyası başlattılar. Muhaliflere göre, yeni genel başkanla ilk kez seçimlere giren CHP’nin aldığı yüzde 25.9’luk oy oranı tam bir hezimet. Ancak, CHP’li muhaliflerden hiçbirisi şu soruları sormuyor: Acaba CHP’deki bu tartışma ve kargaşa ortamı halk tarafından nasıl algılanıyor? Ergenekon davasından tutuklu bulunan iki CHP’li vekilin tahliye isteklerinin reddi ve sonrasında gelişen olaylar buna eklendiğinde nasıl bir CHP imajı ortaya çıkıyor? Fakat muhalif kanadın buna aldırdığı yok gibi. Varsa yoksa o taraf bu taraf. Cumhuriyetin en köklü partisinin içine düştüğü bu durum aslında seçimlerde CHP’nin başarısızlığının da en önemli sebeplerinden birisi.

Demokrasi Mi Kargaşa Mı?

CHP’deki muhalifler her seferinde parti içi demokrasi kavramını kullanarak yönetime yüklenmeyi bir marifet sayıyorlar. Fakat parti içi demokrasi kavramı diğer partilerde olduğu gibi CHP’de de içi boş bir kavram. Yürürlükteki Siyasi Partiler Kanunu’na göre de Türkiye’deki hiçbir partinin demokratik olarak yönetildiğini söyleyemeyiz. Ancak CHP dışındaki tüm partiler, kendi içlerinde muhalif gruplar barındırmalarına rağmen, parti içi sorunlarını, CHP’liler kadar medya malzemesi yapmıyorlar. Onlara göre parti sanki kendi malları. Parti yönetiminde görev almaları ve birkaç dönem milletvekilliği yapmaları onlara bu hakkı veriyor. Ya da bu dönem milletvekili olmadıkları için böyle saldırganlaşıyorlar. Ama kimse, CHP’ye oy verenlerin aslında CHP’nin savunduğu ilkelere, savunduğu siyasi, sosyal ve ekonomik düzene oy verdiği gerçeğini görmüyor. Muhalifler buna da bir kılıf bulmuşa benziyorlar. Onlara göre CHP’nin yeni yönetimi CHP’nin asıl ideallerinden saptığını savunmakta. Bu tartışılır, ancak bu tartışılırken, CHP’nin önceki dönemlerde yüzde 20’nin üstüne çıkamadığını ve hatta bir keresinde barajı bile aşamayıp Meclis dışında kaldığı da gözden kaçırılmamalı. Yıllarca her konuda statükocu bir politika izleyerek aslında CHP’nin tek derdinin muhalefette kalmak olduğuna inanmış halkta, tekrar güven sağlamak yeni yönetimin yaptığı en başarılı işlerden birisidir. Yüzde 6 oranında bir seçmeni çok kısa bir süre içinde ikna etmek hiç de azımsanacak bir şey değildir. Fakat seçim sonrası CHP’de kopan gürültü ve ortaya çıkan kargaşa, CHP’nin bu kitleyi de kaybetmesine yol açabilir.

CHP Bir Halk Partisidir

CHP kim ne derse desin bir halk partisidir ve öyle kalmalıdır. CHP’nin savunduğu ilkeleri savunan herkesin yapması gereken de her düzeyde partiye katkı sağlamaktır. Bu da yönetimden ayrılanların tekrar yönetime gelmesiyle gerçekleştirilecek bir şey değildir. Milletvekilliği ya da parti üst yönetiminde görev yapmak partiyi sahiplenmek anlamına gelmez. Yapılması gereken öncelikle yapılmış hataların neler olduğunu çözüm önerileri ile birlikte parti yönetimine iletmektir. Ve bunu yapan pek çok gönüllünün varlığı CHP’nin gelecekte daha başarılı olacağının işaretlerini veriyor. Bu tür gönüllü kuruluşların başında, CHP İzmir İl Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ve içinde pek çok işadamı ve her branştan akademisyen barındıran Bilim, Kültür ve Yönetim Platformu gelmektedir. Platform, çok kısa bir süre önce kurulmasına rağmen hem 12 Eylül referandumunda hem de 12 Haziran seçimlerinde canla başla çalışmış ve ulaşımdan dış politikaya kadar pek çok konuda projeler üreterek genel merkeze iletmiştir. Çok büyük zaman ve emek isteyen bu çalışmalar tamamen gönüllülük esasına göre yürütülmüş, çalışanlardan hiçbirisi de bu konuda yönetimden karşılık beklememiştir. Eski yönetimden hiç kimsenin Platformu ziyaret ederek çalışmalardan bilgi aldığını hatırlamıyorum. Bu tür gönüllülük esasına dayalı kurumların yaygınlaştırılması CHP’nin öncelikli hedefi olmalıdır. Yönetimde olmayan muhalifler de kendi bölgelerindeki bu tür platformlarda görev alarak CHP’ye daha çok katkıda bulunabilirler. Tek derdi yönetimde sandalye kapmak olan ve dışarıdan yaygara kopararak bunu sağlamaya çalışanlar CHP’ye ancak zarar verirler.



01/07/2011



Yazarın diğer yazıları

Şangay İşbirliği Örgütü mü Avrupa Birliği mi? Türkiye’nin Seçimi Geleceğini de Belirleyecek (01/02/2013)
ODTÜ Olayları ve Üniversiteler (04/01/2013)
Türkiye Neden Bir Mısır Olamaz? (04/12/2012)
Cumhuriyet Kutlamaları (02/11/2012)
Toplum Mühendisliği (01/10/2012)
İntikam Kültürü (04/07/2012)
Fransız Seçimleri ve Türkiye (08/05/2012)
Şimdi Ne Değişti? (01/04/2012)
21. Yüzyılda Türkiye’de Siyaset ve Eğitim (08/03/2012)
Soykırım Yasası, Hrant Dink ve Post-Kemalizm Tartışmaları (01/02/2012)
Fransa ve Ermeni Soykırımı Tasarısı (01/01/2012)
Türkiye´nin Tehlikeli Orta Doğu Politikası (01/12/2011)
Terör ve Bölgesel Güç Dengesi (01/11/2011)
Türkiye’nin Yeni Dış Politika Stratejisi Ve İsrail’le İlişkiler (01/10/2011)
Suriye’ye Müdahale Ve Türkiye’nin Rolü (01/09/2011)
Refah Devleti ve Terörizm (01/08/2011)
Demokrasi ve Yerel Yönetimlerin Özerkliği (01/06/2011)
CHP Dönek ve Faşist Bir Parti Mi? (01/05/2011)
STRATEJİK DERİNLİĞİN SONU… (01/04/2011)
Yasemin Devrimi’nin Ardından (01/03/2011)
Yasemin Devriminden Çıkarılacak Dersler (01/02/2011)
Demokratik Özerklik Belgesi Üzerine (01/01/2011)
Din ve Demokrasi: Endonezya Örneği (04/12/2010)
İran, Irak ve Ortadoğu´da Yeni Dengeler (04/11/2010)
İsrail ve PKK (01/10/2010)
Amerika Irak´tan Çekilirken (01/09/2010)
12 Eylül ve Anayasa Değişikliği (01/08/2010)
Türkiye, İsrail ve ABD (01/07/2010)
Kıbrıs Seçimlerinin Düşündürdükleri (01/06/2010)
Polonya, ABD Hegemonyası Ve Küresel Güç Mücadeleleri (01/06/2010)
Globalleşme, Kimlik Politikaları ve Ermeni Meselesi (01/04/2010)
Türkiye - Ermenistan İlişkileri ve Kıbrıs (01/03/2010)
Türk Dış Politikasında Yeni Yönelimler: Türkiye-İsrail Krizinin Düşündürdükleri (01/02/2010)